comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

Murat Fevzi Tanırlı 28. haftanın hakemlerini değerlendirdi! 'Çölde vaha; Rıza, Aykut, Hamza'

13 Nisan 2016, Çarşamba 15:40
Murat Fevzi Tanırlı 28. haftanın hakemlerini değerlendirdi! 'Çölde vaha; Rıza, Aykut, Hamza'

Eski TFF hakemlerinden ve Lig TV yorumcusu Murat Fevzi Tanırlı, Süper Lig'de 28. haftaya damga vuran olayları değerlendirdi.

FutbolArena Analiz - Spor Toto Süper Lig'de 28. hafta maçları sona ererken hakem kararları yine çok tartışıldı. Lig TV yorumcusu eski hakem Murat Fevzi Tanırlı geçtiğimiz hafta öne çıkan gelişmeleri kaleme aldı.

İşte Murat Fevzi Tanırlı'nın 28. hafta değerlendirmeleri;
Şampiyonluk yarışındaki müthiş heyecan tüm hızıyla sürerken, malumunuz medyanın yazılı ve görsel tarafındakilerle kulüp mensuplarının “gerçek” zihniyetlerini ve kimliklerini sergileme operasyonları da yukarılara doğru tırmanıyor. Şampiyonluğa oynayan “takımlarının” rakiplerine dair mesaj verici yazılar, teknik direktörlerini hedef göstermeler, hakemlere sallamalar ve nihayetinde “hep bana hep bana, başkasına tukaka” sendromunun zirve günlerini ve şenliklerini izliyoruz.
***
Neden çünkü yurdum insanının yaşadığı, nefes aldığı her günün genetiğinde bir “gizli güç” ve “haksızlık” olduğuna dair inancı tavan durumunda. Gün geçmesin ki bunu desteklediğine inanılanbir olay peydahlanmaya görsün! Hal böyle olunca da güveni bir şekildetamamen sarsılmış durumdaki insanımızın senaryoları da futbol sahalarının içine şiddetle sirayet ediyor.
***
Şaşırıyor muyuz derseniz tabii ki hayır. Çünkü bu bir ritüel…Sezon sonlarında istenen bu, beklenen bu, olması gereken bu, kendilerine hak görünen bu, camiaları ve taraftarları tarafından da arzulanan bu! Dolayısıyla sözüm ona etkilediklerini düşündükleri veya “AHLAKLARINI” sorguladıkları insanlara karşı CELLATLIĞI üstlenmeyi de üzerlerine vazife sayan bir kısır döngü içerisindeyiz.
***

 
“Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır."diyen Atatürk'ün bu sözünden yola çıkarak, futbolculuk dönemlerindeki başarıları, efendilikleri, özdeşleştikleri camialarında yarattıkları saygıyla ve teknik adamlık dönemlerindeki kariyerleri ve efendilikleriyle yıllardır Türk futboluna hizmet eden Rıza Çalımbay, Aykut Kocaman, Hamza Hamzaoğlu'na yöneltilen eleştirilere, bel altı zihniyetten sürekli beslenen, ar damarı çatlamış insanlara en güzel cevapları duruşlarıyla ve sergiledikleri oyunla ve de elbette tabelaya yansıyan skorlarıyla verdiler. Rıza Hoca'nın Kasımpaşa'sı ile Aykut Hoca'nın Konya'sı 2-1'lik galibiyetlerle Beşiktaş ve Fenerbahçe'ye şampiyonluk yolunda en sert darbelerden birini vururken, Hamza Hoca ise Beşiktaş'ın yeni mabedinin açıldığı günde, tarihi bir müsabakada oynattığı futbol ve son ana kadar bırakmadıkları 90 dakikalık heyecan adına da yenilmesine rağmen takdiri haketti. “Normal” olanı, hatta olması gerekeni yaptı ama memleket takdirden değil, bel altı vurmaktan anladığı için biz yine de övgümüzü ve tebriğimizi gönderelim. Beşiktaş Başkanı sayın Fikret Orman'dan da yaptığı açıklamadan dolayı bu kapsamda Hamza Hamzaoğlu'na bir özürü de bekleyelim.
***
İyi ki sizler gibi genç nesil denilebilecek teknik adamlara sahibiz, iyi ki hem bireysel hem de kurumsal ahlaka sahip insanlarsınız. “Kişi karşısındakini kendisi gibi bilirmiş”ler sınıfından olmadığınız için de ayrıca teşekkürler… Sezon sonlarına doğru ayyuka çıkan bu tarz yaklaşımların hakim olduğu çölümüzde sizler gibi vahalara sahip olduğumuz için müteşekkirim ve mutluyum…
 
HANGİSİ GERÇEK PEREIRA?
Kadıköy'de Osmanlıspor maçının sonu… Golsüz biten maçın ardından takımın omurgası, yıllardır övgüyü ilk sırada hak eden oyuncusu Mehmet Topal'ın gözyaşları. Kalan haftalarda şampiyonluğun kaçırıldığını düşünmesi, finalin elden kaçtığı hissiyatı… Çok doğal ve insani bir tepki değil mi? Dünya üzerinde spor müsabakalarının yapıldığı her yerde finali kaybedenlerin veya çok kritik müsabakalardan istediği sonuçla ayrılamayan “insanoğlu”nun doğal bir üzüntüsü değil midir bu?
F.Bahçe'nin teknik direktörü Pereiramaç sonu röportajında bu konuya ilişkin olarak “Mehmet Topal'ın ve Türk oyuncuların duygusal olduğunu, bu hareketini doğru bulmadığını belirterek, profesyonel oyunculuk açısından da yanlış bulduğunu” belirtip küçümser jest ve mimiklerle durumu özetledi.
***

 
Peki bizler sayın Pereira için hangi profesyonellik sınıfından bahsedeceğiz?
Avrupa maçlarında takımının ve kendisinin kontrolünü sağlayamayıp tribüne 2 kez gönderilen, Konya'daki karşılaşmada iki oyuncu arasındaki basit bir tartışmaya müdahil olup, Konyalı oyuncunun karnına doğru topu yapıştıran Pereira'yı, acaba  Mehmet Topal'a “Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı” edasında mı değerlendireceğiz?
***
Yoksa şu soruyu mu soracağız: Bu nasıl bir kontrolsüzlük ve nasıl bir profesyonellik dışı yaklaşımdır? Türkiye'nin önde gelen kulüplerinden birindeteknik direktör olacaksınız, oyuncunuzu 1 hafta önce önce eleştirirken sanki dünyanın en önde gelen liglerinde görev yapmış edasında “profesyonellik” dersi vereceksiniz, ancak takımınızın size en çok ihtiyacı olan üst düzey maçlarda hakimiyetinizi kaybedip yenilgilerde baş sorumlu olacaksınız. Siz yokken de Fenerbahçe takımı Süper Lig'de neredeyse teknik direktöre ihtiyacı olmadığı rakiplerle oynadığı karşılaşmaları kazanmayı başarıyordu yıllarca…
Hangisi gerçek Pereira sayın hocam?
***
BURÇİN KESKİN!
Uzun süre FIFA ve Süper Lig hakemliği yapıp, ardından da MHK'da da bazı dönemlerde görev alan Muhittin Boşat ağabeyimizin yıllar önce söylediği bir sözle başlayalım: “Bizlerin zamanında FIFA hakemliği demek Kazakistan'da, Azerbaycan'da, Bulgaristan'da 3. Sınıf takımların Avrupa'daki ön eleme maçlarını yönetmekti. UEFA'dan bir yetkili geldiği zaman ağzının içine bakıyorduk. Bugün Cüneyt'lerin, Fırat'ların, Hüseyin'lerin, Bülent'lerin görev aldıkları maçlar Türk hakemliğinin Avrupa nezdinde geldiği noktaya dair en önemli başarıdır”.
***


Hakemlerimizin bireysel çabaları ve başarılarını başta Cüneyt Çakır özelinde tabii ki kutlamak gerek. Müthiş. Bu birinci nokta.
Uleinberg'in TFF bünyesinde göreve başladığı andan itibaren Avrupa'daki Türk hakemliğinin isminin her geçen gün artmasından dolayı kendisine de teşekkür etmek. Ciddi payı var kesinlikle. Bundan sonra da İtalyan eski hakem Rosetti önderliğinde yürüyecek. Bu ikinci nokta. TFF'nin böyle bir oluşuma gitme vizyonuna olumlu yaklaşıp onay verenlere de teşekkürler. Bu da üçüncü nokta.
***
Tüm bu unsurlar arasında bir katalizör görevi  mi dersiniz, ombudsman mı dersiniz, Uleinberg'in anlattıklarına ve yapmak istediklerine tercüman olan yegane adam mı dersiniz, mükemmel yabancı dili sayesinde FIFA ve UEFA nezdinde Hakem İşleri Müdürü olarak işleri yürüten mi dersiniz bilemem. Bildiğim şu ki, tek vücutta bu kadar meziyeti toplayıp, MHK ve TFF bünyesinde bu zor görevi barındırmak, hakemliğe hep üvey evlat olarak bakılan memlekette ancak böyle severek olur. Hakemlikten gelmesi dolayısıyla hakemler arasındaki arkadaşlığını yazmaya gerek bile yok. Futbol dünyasının sürekli eleştirilen, sürekli değişime uğrayan MHK yapısı kapsamında, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu olup, uzun süre alt liglerde hakemlik yapıp, sonrasında da kariyerini UEFA Hakem Koçluğu'na kadar yükselten Burçin Keskin'e, Türk hakemliğine hizmetlerinden dolayı teşekkürler. Hakemlik adına kaybının büyük olacağı aşikar. Kariyerinde ve yaşantısında daha güzel ve sağlıklı günler dileğiyle…
***
MHK'lardaki ya da hakemlikle ilgili kurullarda çalışanların değişmesi ya da değiştirilmesinin “istenmesi” ise zaten ülkemizin gelenekselleşmiş bir ritüeli… Olmazsa olmaz… Her sektörde koltuk kavgası yurdum insanının “dönemlere göre” en öncelikli işidir, eyvallah. Bugün Ali Ahmet gelir, yarın onlar gider, Veli Mehmet gelir, onlar gider, Ali'ler tekrar gelir, gider, Veliler tekrar gelir, gider… Tekerleme gibi oldu değil mi?  Kulüpler ister, birileri ister bir şeyler değişir… Değişenler bir daha değişir… Hakemliğimizin ve MHK'ların vazgeçilmezi bu döngüdür. Geçen hafta 31. kez teknik adam değişikliğine gidilen PTT 1.Lig gibi bir ligimiz var neticede. 1998'den bu yana “tekrar” kayıtlarını izliyorum… Sadece şu unutulmamalı. Her Süper Lig hakemi, MHK'da görev alabilecek kapasitededir diye sabit bir kural asla yoktur. Yöneticilik, özel vasıflar içeren, insan psikolojisinden ve adaletten anlayan ve bu konuda ihtiraslarını aşmış kapasitede kişilerin yapabileceği önemli bir iştir. Dolayısıyla MHK'lar oluşturulurken, veya TFF'de diğer kurullar oluşturulurken her ne kadar yurdum insanındaki ve kulüplerdeki nalıncı keseri zihniyet değişmiyor olsa da, dünya üzerinde hakemliğimiz saygınlığa ulaşmışken, okyanusu geçip “dere”de boğulmayalım,yapılandırmaları daha özenle yapalım. Amin.
***
HAFTANIN HAKEMLERİNDEN NOTLAR…

GAZİANTEPSPOR-SİVASSPOR (Ali Palabıyık)
Ligin ilk yarısı biterken önceki sezonlardaki iyi yönetimlerine istinaden, çabuk toparlanması ve 2.yarıda iyi maçlar çıkarmasını önerdiğimiz Ali Palabıyık, bu temennimize uygun 2.yarı geçiriyor ve gerçekten başarılı maçlar çıkarıyor genel olarak. Sivas'ı hayata döndüren maç da bu seviyedeydi. 8.4
***
OSMANLISPOR-ESKİŞEHİRSPOR (Halil Umut Meler)
Yorumlarımda torpil yaptığım hakem! Bu sene en beğendiğim genç! Maçın genelinde çok iyi yönetti yine ancak ilk yarıda bariz gol şansı tartışması olan sağ kanattan Osmanlıspor'un bir atağı var. Kartın rengi kırmızı olmalıydı. Siyahi oyuncu, Eskişehirspor'lu defansı geçse kaleciyle karşı karşıya kalacaktı. Bu pozisyonu atağın sağ kanattan ve çaprazdan gelişiyor gibi görmesinde ve topun biraz açıldığını düşünmesinden dolayı sadece sarı kart olarak değerlendirdiğini düşünüyorum. Onun dışında gayet iyiydi. Not: 8.0
***
G.SARAY-Ç.RİZESPOR (Bülent Yıldırım):Futbol adına olumlu bir şeyler yazmanın zor olduğu bir karşılaşma idi. Zaten haftalardır Kweuke'siz oynayan Rize'nin  asist kralı Eren Albayrak ve Deniz'den de yoksun olduğu maçta zaten hücum gücü iyice azalmıştı. Puan cetvelinde hala ciddi Avrupa iddiası olan ama sahaya baktığınızda ise bu iddiasına dair emare bulunmayan G.Saray ile birleşince, seyirci de zaten gitmeyince bizler de bitse de rahatlasak diye bekledik. Yapılan ortada Carole'un eline gelen topta Bülent Yıldırım'ın kararı penaltı olmalıydı.
Not: 8.0
***
T.KONYASPOR-FENERBAHÇE (Cüneyt Çakır):Şampiyonluk yarışında Aykut Kocaman'ın darbe vurduğu Fenerbahçe'de Pereira'nın her zamanki gibi kadro seçimleri yine tartışıldı ama daha önemlisi yukarıda bahsettiğimiz anlamsız adrenalini daha çok tartışıldı. Bakkal defterleri de açıldı elbette pek çok kişi tarafından. Kıdemli yardımcı hakem Bahattin Duran'ın pieroda “3 cm” çıkan ofsayt kararı nedeniyle “F.Bahçe ofsayttan gol yedi” çığırtkanlığı yapılsa da gerçekten buna anlam vermek zor. Çağdaş yardımcı hakemlik kavramında “şüpheliysen oynat” denen pozisyonlardaki “şüphe sınırı” bile 10 cm'den başlıyor emin olun. Sadece “üç” cm ofsaytı eleştirmeyi komik buluyorum. Gol öncesinde orta sahadayken,  topu elle düzelten Konyaspor'lu oyuncuyu hakem Cüneyt Çakır'ın atlamasını hatalı bulabiliriz ama bunu gole bağlamak gerçekten komik. Geçen sezon Konya-Beşiktaş maçıydı sanırım ve Çağatay Şahan'ın Konya sahasında verdiği yanlış taç kararının dönüp dolaşıp 1 dakika sonra Beşiktaş kalesinde gol olduğunu eleştirmek yanlışlığından bir farkı yok bu durumun. Birkaç el ve faul hatası dışında ekip olarak iyi maç çıkardılar. Sakatlanıp yerini Orkun Aktaş'a bırakan Bahattin Duran'a geçmiş olsun dileklerimizi iletelim.
Not:8.2
***
MERSİN İY-GBİRLİĞİ (Özgür Yankaya)
Pek çok sorunla mücadele eden ev sahibi adına son derece kritik karşılaşma idi. Bir hafta önce Rize-Kayseri maçında, Kayseri'nin bir penaltı isteği ve tartışması olmasına rağmen Hakan Kutlu tarafından ve de Rizespor tarafından övgüyle bahsedilen Özgür Yankaya, skor 1-0 G.Birliği lehineyken Mersin'li forvet Welinton'un kaleci Hopf tarafından düşürülüşüne seyirci kalmasını anlamak zor. Hem penaltı, hem kırmızı kart olacaktı ve elbette maçın seyri değişirdi. Sonrasındaki pozisyonların pek bir hükmü kalmıyor.
Notu: 7.8
***
KAYSERİSPOR-ANTALYASPOR (Alper Ulusoy)
Ligde kalmayı başarırsa Kayserispor adına sorun yok ama eğer sezon sonunda düşerlerse bu maçı sanırım unutamayacaklardır. Direkten dönen toplar, özellikle tek kale oynanan ilk 45 dakika ve kaçan fırsatlar. Üstüne de Alper Ulusoy'un penaltı olarak değerlendirmediği pozisyon. İki defans oyuncusunun arasından geçerken Kayserili oyuncunun ayağına net bir darbe var. Penaltı olmalıydı. Maçın hemen başında bir sakatlık geçirip, sonrasında tedavi edilip devam eden Alper Ulusoy'a da geçmiş olsun diliyoruz.
Notu 7.9
***
TRABZONSPOR-BAŞAKŞEHİR (Hüseyin Göçek)
Maç aslında önceki sezonda Trabzon'daki 90 dakika gibi bol gollü geçmeye adaydı. İlk 45'te neler kaçtı neler! Hele Özer Hurmacı'nın pozisyonu inanılmaz. Aytaç Kara ilk yarıda Emre'ye yaptığı faulle atılmalıydı ancak sarı kartla kurtardı. İkinci yarıdaki 2.kartı doğruydu. Avrupa Ligi'ne katılmayı yakından ilgilendiren maçta denge bozulmadı.
Notu: 8.00
***
BEŞİKTAŞ-BURSASPOR (Barış Şimşek): En çok tartışılan penaltı pozisyonu oldu. Olcay'ın ilerlemeye çalıştığı açıdan izlerseniz defansın müdahalesi yok gibi gözüküyor ancak ters açıdaki kamera kaval kemiğine darbeyi net gösteriyor. Penaltı bence doğru. Beşiktaş'ın golü öncesinde aut-korner tartışması olan pozisyonun golle sonuçlanan bir kornere dönüşmesini eleştirmek, aynı Konya'daki 3 cm'lik ofsaytla ve pozisyonun başındaki elele oynamayla eşdeğer. Bu tarz hava topu mücadelelerinde hakemlerin, yardımcı hakemlerin veya ilave yardımcıların yanılması doğaldır. Maçın sonlarındaki gerilim ise zaten “ben geliyorum” diyordu. Her 2 oyuncunun da maç sonrasında atılması doğru karardı.  Bursaspor teknik direktörü sevgili Hamza Hamzaoğlu'nun son haftalardaki heyecanı ve kazanma isteği gerilimini artırdı. Sadece Beşiktaş maçında değil, her maçta kenarda çok tepkili durmaya başladı. Akhisar Bld'yi çalıştırırken çok daha zor bir mücadele veriyordu ligde kalma adına. Her zamanki gibi hakem hataları da oluyordu ancak buna rağmen daha sakin kalmayı başarıyordu. Şu an basit bir taç atışındaki yanlışlığa bile tahammül edecek hali kalmamış gibi gözüküyor. Elbette Avrupa Ligi yarışı heyecanı sardı ama takımı kenarda yalnız bırakmak ve oyuncuların da motivasyonunu etkilememek adına daha sakin kalmakta fayda var.
Notu:8.2
***
AKİHSAR-KASIMPAŞA (Fırat Aydınus):Bir futbolcu “hocam lütfen beni kırmızı kartla oyundan at” diye nasıl bağırır sorusunun cevabını Vaz Te verdi. Maçın hemen başından itibaren aldatmaya yönelik hareketlere başlayan Vaz Te, sarı kart gördükten sonra bir de rakibini arkadan sarılarak düşürdü ve doğru kararla atıldı. Andre Castro'ya ceza alanı içinde yapılan hareket penaltıydı. Müdahalenin devamında sol çaprazdaki oyuncu net pozisyonda kaleciye nişanladı ama penaltı verilmesi daha doğru karar olurdu. Rodallega'nın nefis rövaşatasının gol olmaması futbol adına şanssızlıktı.
Notu: 8.0
***
Yeni haftada hakemlerimize başarılar…
Hakem şansları yanlarında olsun…
Hayatınızdan sevgi ve hoşgörü eksik olmasın…
 
Murat Fevzi Tanırlı
Twitter: @mftanirli

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!