comScore

Manchester United Manchester United

Alex Ferguson'un Manchester United'daki çileli yılları

14 Ekim 2019, Pazartesi 13:37
Alex Ferguson'un Manchester United'daki çileli yılları

FutbolArena TV'de yayınlanan Futbol Hikayeleri programında bu kez Sir Alex Ferguson'un Manchester United yıllarını ele aldık.

FutbolArena - Unutulmaz Futbol Hikayeleri'nde bu kez Sir Alex Ferguson'un çileli yıllarını ele aldık. Manchester United ile ilk şampiyonluğunu kazanana kadar 7 yıl sabretmek zorunda kalan Sir Alex Ferguson bu yıllarda neler yaşadı? Kırmızı Şeytanların başarı temellerini nasıl attı? Altyapı ve scouting ile ilgili nasıl çalışmalar yaptı? Kimleri transfer etti? Medya ve taraftarlardan nasıl tepkiler aldı?

Sir Alex Ferguson...
6 Kasım 1986 tarihinde Manchester United'ın başına geçen Alex Ferguson, selefi Ron Atkinson'dan; ligin dibine demir atmış, alkolik, yaşlı ve yeni bir savaş için oldukça yorgun bir takım devralmıştı...Lig şampiyonluğuna hasret geçen 19 yılda; ezeli rakip Liverpool ise 11 şampiyonluk kazanmıştı. George Best'li yıllardan ve 1968'deki Şampiyon Kulüpler Kupası zaferinden bu yana gerçek anlamda başarı elde edememiş bir kulübün teknik patronu olan Ferguson; radikal bir yeniden yapılanma gerekliliğinin farkındaydı. Takımın o dönemki lakabı, “İngiliz futbolunun en büyük pub'ı”ydı. İskoç teknik adam, alkolizm ile ciddi şekilde mücadele etmek zorunda kaldı.

Ferguson, takımının başındaki ilk maçına 8 Kasım 1986 tarihinde, Oxford United karşısında çıktı. Takım, bu maçı 2-0 kaybetti. Fergie'nin United'daki ilk galibiyeti için 14 gün sonraki Queens Park Rangers maçını beklemesi gerekti. Göreve gelir gelmez ciddi bir kondisyon yüklemesi yapan ve takım içerisindeki disiplin probleminin üstüne giden Ferguson; ilk 8 haftada 6 mağlubiyet alan United'ın başında çıktığı 29 maçta 11 galibiyet, 10 beraberlik ve 8 mağlubiyet aldı. 20. Sırada devraldığı takım, sezonu 11. sırada tamamlayabilmişti... 

1987-88 sezonu. “Temel”

Takımını ilk kez yeni bir sezona hazırlama fırsatı bulan Ferguson; alkol bağımlılığı ve disiplin sorunu yaşayan isimlerle yolları ayırırken; Steve Bruce, Viv Anderson ve Brian McClair gibi isimleri kadrosuna dahilederek;  takımdaki açlık ve liderlik açığını kapatmaya çalışmış ve idealindeki United'ın temellerini atmaya başlamıştı.


Aberdeen'de kazandığı başarıların yanı sıra gelecek nesillere yaptığı yatırım ve yetiştirdiği genç oyuncularla da dikkat çeken İskoç teknik adam, United'da da bundan vazgeçmedi. İlk iş olarak çok da iyi olmayan altyapı sistemi üzerine yoğunlaştı. Ülke'deki tüm gözlemcilerle bir araya geldi. Yapmak istediği şeyleri ve onlardan neler beklediğini anlattı. Kurulan bu yeni sistem sayesinde Dünya'nın her yerinden potansiyelli oyuncular United antrenmanlarına gelmeye başladı. Fergie, ekibiyle birlikte sürekli yeni oyuncular deniyor ve kulüp yönetimine de uzun vadeli planının; gençlere odaklı yeni bir futbol kulübü yaratmak olduğu mesajını veriyordu... O, bir futbol takımı değil, bir futbol kulübü yaratmak istiyordu...

O sezon sadece 5 yenilgi alan ve 81 puan toplayarak muhteşem bir performansa imza atan atan United; buna rağmen sezonu Liverpool'un ardından ikinci sırada tamamladı. Aradaki  9 puanlık fark ise hala yapılacak çok şey olduğunu gösteriyordu.İskoç teknik adam, şampiyonluk hasretini dindiremese de, Unitedlıları heyecanlandırmayı başarmıştı...

1988-89 sezonu “Dejavü”


Beklentilerin iyice yükseldiği 1988/89 sezonu ise hiçbir Unitedlının hatırlamak istemeyeceği kadar kötü geçti... Mark Hughes, Jim Leighton ve Lee Sharpe gibi isimleri kadrosuna katan Manchester United, sezon boyunca istikrarsız bir grafik çizdi. Ekim-Kasım periyodunda çıktığı 8 maçta galibiyet alamayan; Aralık-Şubat arası çıktığı 10 maçta ise 7 galibiyet alarak çıkışa geçen Fergie'nin öğrencileri, ligin son 14 maçındansadece 3 galibiyet çıkarabildiler ve sezonu 11. sırada tamamladılar... Dave Sexton ve Ron Atkinson dönemlerine benzer bir performans sergileyen takım, taraftarlarına adeta dejavu yaşatmıştı...

1989-90 sezonu “Go out Fergie!”

United yönetimi, hayal kırıklıklarıyla dolu sezonun ardından Ferguson'a 10 milyon sterlinlik bir transfer bütçesiayırdı. Fergie; Neil Webb, Paul Ince ve ileride yardımcılığını da yapacak olan Mike Phelan'ı kadroya kattı. Sezona 4-1'lik Arsenal galibiyetiyle başlayan United, çıktığı ilk 18 maçta ise sadece 4 galibiyet alabildi... 7. Haftada ezeli rakipleri Manchester City karşısında aldıkları 5-1'lik yenilgi ise taraftarları adeta çılgına çevirdi.. Ferguson, o günü şu sözlerle ifade ediyor; “Kariyerimin en utanç verici yenlgisi; 5-1'lik skorla katledildik. Oyundan sonra doğruca eve gittim, yatağa girdim ve yastığı başımın üstüne koydum. Suçluluk duygusu beni sardı”

Bu yenilgiye rağmen United yöneticileri Ferguson'a sahip çıktı ve kendisine 1992-93 yılına kadar sürecek yeni bir sözleşme teklif ettiler...

Başkan Martin Edwards ve Bobby Charlton, bu dönemde İskoç teknik adama büyük destek verseler de; United taraftarları ve İngiliz basını onlar kadar anlayışlı değildi... United tribünleri, 9Aralık tarihinde oynanan ve Crystal Palace'a 2-1 kaybettikleri maçta, sezon başından beri sergilenen berbat oyun için tek bir kişiyi suçluyordu... O maçta United tribünlerinde açılan pankart ise, unutulmazlar arasına girecekti;  “
3 yıllık mazeret ve döküntü bir takım... Hoşçakal Fergie

İngiliz basını da bu süreçte İskoç teknik adamı adeta topa tutmuştu. Sezonun büyük bir bölümünde attıkları “Fergie dışarı!” ve “Onu kovun” gibi manşetlerle İskoç menajeri hedef aldılar.

4. sezonuna gelindiğinde ortada sürdürülebilir bir ilerlemeye dair herhangi bir belirti yoktu. Artık herkes, Fergie'nin tıpkı selefleri gibi gönderileceğinden emindi.Bu rüzgarı tersine çevirerecek başarı ise 1990 yılında geldi... Fergie'nin öğrencileri, Crystal Palace'ı geçerek FA Cup'ı kazandılar.Fergie, bir efsane haline geleceği United'daki ilk zaferini böyle bir ortamda elde etmişti... Bu kupa ayrıca; yasağın sona erdiği sezonda United'a Avrupa Kupaları kapısının açılması demekti.

Sir Alex Ferguson, bu sezonla alakalı; “Futbol hayatımın en karanlık dönemi...” ifadelerinikullansa da;  bu sezon alınan bazı kararlar, United'ın Ferguson öderliğindeki zaferlerle dolu geleceğini şekillendirecekti...

1990-91 sezonu “Merhaba Avrupa!”

1985 yılında Heysel Stadyumu'nda yaşanan facia nedeniyle getirilen yasağın kaldırılmasının ardından İngiliz kulüpleri Avrupa'da yeniden boy göstermeye başlamıştı. Daha önce Aberdeen ile bu kupayı kazanan Ferguson, Manchester United'ın başında ilk kez Kupa Galipleri Kupası'nda boy gösterecekti...

Fergie'nin United'ı o sezon FA Cup'a erken veda etti. Deplasman maçlarında yaşadığı puan kayıplarıyla lige de havlu atmak zorunda kalan ve sezonu 6. Sırada tamamlayan İngiliz devinin elinde sadece Lig Kupası ve Avrupa mücadelesi kalmıştı... Lig Kupası'nda finale kadar yükselmelerine rağmen, Sheffield Wednesday'e kaybettiler. Avrupa'da ise bambaşka bir serüven vardı...

38 haftalık lig maratonunda sadece 5 deplasman galibiyeti alabilen Kırmızı Şeytanlar, Kupa Galipleri Kupası'nda ise çıktığı tüm deplasman maçlarını kazanmış ve finale kadar yükselerek tarih yazmışlardı. United ile Avrupa'daki ilk sezonunda final oynamayı başaran Fergie'nin bu maçtaki rakibi; Johan Cruyff ve onun yıldızlarla dolu Barcelonası'ydı...

Rotterdam'da oynanan final öncesi oldukça sakin ve kendinden emin bir tavırla konuşan Fergie, rakibi iyi analiz ettiklerini ve kazanacaklarını söylüyordu. Öyle de oldu... Maça damgasını vuran Mark Hughes, 7 dakika içerisinde kaydettiği 2 golle Manchester United'a zaferi getirmişti.
United tarihinin ilk, Ferguson'un ise Aberdeen'den sonra kazandığı ikinci Kupa Galipleri Kupası'ydı. Bir önceki sezon kazandığı FA Cup ile görevine tutunan Ferguson, yeni sezonda ise 6 yıllık yasağın ardından İngilizlere Avrupa'da kupa kazandıran ilk teknik adam olarak tarihe geçmişti. Bu başarı, yeni zaferlerin de habercisiydi...

1991-92 sezonu “Merhaba gelecek...”

1991 yılının kış ve yaz aylarında 15 oyuncuyla yollar ayrılmıştı. Yeni sezonda; scout ekibinin önerileri olan Peter Schmeichel, Andrey Kanchelskis ve Paul Parker gibi isimler kadroya dahil edildi. Ağustos ayından Ekim ayının ortasına kadar 12 lig maçına çıkan United, bu süreçte 8 galibiyet 4 beraberlik alarak taraftarlarını adeta mest etti.

38 haftada sadece 3 yenilgi alan Mnahcester United, ligin son 4 haftasında üst üste 3 yenilgi aldı ve lider olarak başladığı süreçte şampiyonluğu Leeds United'a kaptırdı...


1992-93 sezonu “İlk zafer...”

Şampiyonluk son haftalarda kaybedilse de, Ferguson'ın şampiyonluk için tüm rakiplerine meydan okuyabilecek seviyede bir takım yarattığı görülmüştü. Göreve geldiği ilk günden itibaren scout ekibinden altyapı antrenörlerine, antrenman tesislerinden rehabilitasyon merkezine kadar United'ı adeta yeniden inşa eden Alex Ferguson; artık26 yıllık şampiyonluk hasretini dindirmek ve “Premier Lig” adıyla oynanacak yeni lig formatının da ilk şampiyonu olmak istiyordu.

Bu doğrultuda çalışmalara başlayan ve yeni sezon öncesi kadrosuna bir golcü transfer etmek isteyen İskoç menajer; kendisinden Denis Irwin'i isteyen Leeds United yöneticilerine Eric Cantona'yı sormuştu. Yanıt olumluydu. Manchester United, Eric Cantona'yı 1.2 milyon pound karşılığında kadrosuna katmıştı. Aston Villa'dan Les Sealey, Cambridge United'dan Dion Dublin ve Portadown'dan Pat McGibbon'ın yanı sıra; U18 takımından Simon Davies ve Kevin Plkington da A Takıma katılan diğer isimlerdi.

United, herkesin büyük beklentiler içinde olduğu sezona korkunç bir başlangıç yaparken; ilk hafta Sheffield United'a deplasmanda 2-1; ikinci Hafta Old Trafford'da Everton'a 3-0 mağlup olmuş, 3. Haftada ise yine iç sahada Ipswich Town ile 1-1 berabere kalmıştı...

Şok başlangıcın arından 5 maçlık bir galibiyet serisi yakalasalar da, sonrasında çıktıkları 7 lig maçından galibiyet çıkaramamışlardı... Kırmızı Şeytanlar, ilk 15 haftanın ardından 10. Sırada yer alıyordu. Alınan istikrarsız sonuçlar taraftarları tedirgin etmişti. Fransız golcü Eric Cantona da henüz gol atamamıştı... Ekim ayında UEFA Kupası'na ilk turdan veda eden İngiliz devi, Lig Kupası'na 3. Tur'da, FA Cup'a ise 5. Turda veda ediyordu. Şubat ayına gelindiğinde Ferguson ve ekibinin önündeki tek hedef lig şampiyonluğuydu.

Ekim sonlarına doğru Premier Lig'de çıkışa geçen United, Mark Hughes, Eric Cantona ve Ryan Giggs'in yıldızlaştığı süreçte muhteşem bir performans sergiledi...

Ligin 37. Haftasına gelindiğinde, lider Aston Villa'nın 1 puan gerisinde olan Fergie'nin öğrencileri, 37. haftada Sheffield Wednesday'i konuk ettiler. Bitime 6 hafta kala oynanan bu unutulmaz maçın 64. dakikasında Sheridan'ın penaltı golüyle 1-0 geriye düşen United, şampiyonluk yolunda ağır bir yara almak üzereydi. Rakip kaleyi baskı altına almalarına rağmen bir türlü gol bulamıyorlardı. Bekledikleri fırsat, 86. Dakikada kazanılan köşe vuruşuyla geldi. KİMİN?Ortasına muhteşem bir kafa vuruşu yapan savunma oyuncusu Steve Bruce, takımını umutlandıran golü kaydetti. Baskısını iyice arttıran United, rakip kaleyi abluka altına almıştı. Uzatmaların son anlarında sahneye yine Steve Bruce çıktı ve 96. Dakikada kaydettiği 2. kafa golüyle takımına galibiyeti getirdi. Şampiyonluk yolunda unutulmaz maçlar arasında giren bu karşılaşma, sonrasında “Güzel günlerin başlangıcı” olarak nitelendirilecekti. Bu gollerin atıldığı dakika aralığı ise, “Fergie Time” olarak tarihe geçti...

Aston Villa'nın o hafta berabere kalmasıyla birlikte Manchester United, şampiyonluk yolunda ipleri eline aldı ve kalan 5 haftada çıktıkları tüm maçları kazanarak; takımın 26 yıllık şampiyonluk hasretini dindirdiler ve Premier Lig adlı yeni formatın da ilk şampiyonu oldular...

Alex Ferguson yönetimindeki Manchester ekibi; 13 Premier League şampiyonluğu, 5 Federasyon Kupası, 4 Lig Kupası, 10 Charity/Community Shield Kupası, 2 Şampiyonlar Ligi Kupası, 1 Kupa Galipleri Kupası, 1 UEFA Süper Kupa, 1 Intercontinental Cup ve 1 de FIFA Dünya Kulüpler Kupası kazandı. Efsane isim, Manchester'da geçirdiği 26 yıla 38 kupa sığdırdı... 1986 yılında oldukça zor bir görevi devralan Alex Ferguson; taraftar ve medya baskısına rağmen kendisine güvenenleri mahçup etmedi ve Manchester United'ın adeta küllerinden doğmasını sağladı...

Son olarak;sürdürülebilir başarının mimarı Alex Ferguson'ın vizyonunu ortaya koyduğu en önemli açıklamalarından biriyle sizlere veda edelim ve bu tavsiyenin özellikle Türk kulüplerinde çalışan yönetici ve antrenörlere örnek teşkil etmesini dileyelim;

“Futbol; sonuç odaklı bir endüstri olduğundan birçok teknik adam A takıma odaklanmak zorunda. Ben hiçbir zaman bunu yapmadım. Kulüp elbette başarılı olmak zorunda; ancak aynı zamanda uzun vadeli düşünüp alttan yetenekli oyuncu da getirmelisiniz. O yüzden A takımın alacağı sonuçlarla değil, kulübün temelleriyle ilgilendim. Hedefim bir futbol takımı değil, futbol kulübü yaratmaktı. Bu temel, genç oyuncular üzerine kurulmalıydı. Bobby Charlton ve başkan Martin Edwards gençlere yönelik yapmaya çalıştığımız her şeyde bize destek oldu. Yetiştirdiğimiz olağanüstü genç oyuncular da Manchester United tarihini yeniden yazdılar...”

Son dakika Manchester United Haberleri FutbolArena'da!

MAÇ GÜNÜ | Türkiye - İzlanda maçı canlı iddaa, uzman yorumlar ve istatistikler