comScore

Liverpool Liverpool

Jürgen Klopp, Liverpool'u ateşledi

15 Ocak 2021, Cuma 15:42
Jürgen Klopp, Liverpool'u ateşledi

Gazeteci Alp Ulagay, The Times yazarı Paul Joyce ile FutbolArena için bir röportaj gerçekleştirdi.

FutbolArena - Son yıllarda pek alışmadığımız bir Liverpool izliyoruz son haftalarda. Hücumda hareketsiz ve verimsiz, orta sahada yeterince agresif olmayan ve savunmada titrek bir Liverpool. Adeta bir mini krizden geçiyorlar. Sonbaharda üst üste gelen sakatlıklarla sarsılmasına ragmen Premier Lig'de liderlik koltuğuna oturmayı başaran son şampiyon 2020'yi kötü kapadıktan sonra yeni yıla da pek parlak başlamadı. Son üç maçta kaybedilen 7 puanla beraber kötü oyun da moralleri bozdu. Bu ortamda Liverpool Pazar günü en büyük rakibi ve yeni lider Manchester United'ı ağırlıyor. İşte bu ortamda Liverpool'u, İngiliz The Times gazetesi spor yazarı Paul Joyce ile konuştuk.

Paul Joyce, The Times gazetesinin çok tecrübeli spor yazarı. Ağırlıkla Liverpool şehrinin iki takımı Liverpool ve Everton üzerine yazıyor. Özellikle şehrin kırmızı tarafını takip ederken sık sık Türkiye'ye de yolu düşmüş. İlki 2005'teki Şampiyonlar Ligi olmak üzere birçok kez İstanbul'a gelmiş. Son olarak 2019'daki UEFA Süper Kupa maçını Vodafone Park'ta takip etmiş.
Geçen marttan beri o da birçok meslektaşı gibi seyahatlerini azaltmak zorunda kalmış. Mesela son gittiği Avrupa Kupası maçı 2019 sonlarındaki Salzburg deplasmanı. Bir daha ne zaman kıta içi seyahatlere izin çıkar o da emin değil. İngiltere içinde de mecburen iç saha maçlarını yerinde takip ediyor.

Joyce ile Liverpool'u ele konuştuk. Son haftalardaki form düşüklüğünü, Salah'ın mutsuz olduğu yolundaki söylentilerini, sakatlanıp sezonu kapatan oyuncuları ele aldık. Bunun yanı sıra Jurgen Klopp'un kulübe getirdiklerine, Van Dijk'ın önemine ve mevcut kadronun kulüp tarihindeki yerine de değindik.



Mevcut sezonla başlayalım. Kuzeybatı İngiltere'de neler oluyor? Son haftalardaki bu hakem tartışmaları nereden çıktı?
- Jurgen Klopp'un bunu gündeme getirmesi ilginç. Bence Liverpool'un geçen yılı kötü bitirip bu yıla kötü başlamasıyla ilgili küçük hayal kırıklığına dair bir işaret bu. Southampton maçından önce arka arkaya beraberlikler aldılar, Southampton maçı da kötü geçti. Şimdi Liverpool, birkaç yıldır gerçekten pek bulunmadığı bir konumda. Sanki o eski takım gibi görünmüyorlar. Biz Liverpool'un bir makine gibi olmasına ve maç üstüne maç kazanmasına alışmıştık. Bu, birkaç yıldır gördüğümüz ilk küçük aksaklık. Bununla nasıl başa çıkacaklarını görmek ilginç olacak.

Neden böyle bir dönemden geçiyorlar?
- Geçen ay, Liverpool'un eskisi gibi olmadığını ve ritminden biraz yoksun kalmaya başladığını gördük. Bu benim kişisel görüşüm, ama bence bu, savunmadaki eksikliği doldurmak için orta saha oyuncularını kullanmak zorunda kalmanın bir sonucu. Savunmada tam olarak aynı hissi görmüyorsunuz, çünkü normalde orada oynayan oyuncular yok. Orta sahanız biraz daha az uyumlu hale geliyor çünkü Henderson ve Fabihno gibi önemli oyuncuları oranın dışında kullanıyorsunuz. Ayrıca hücumda biraz tereddüt var, orası da olması gerektiği gibi çalışmıyor. Birkaç kez de VAR konusunda şanssız olduklarını düşünüyorum. Mesela Everton maçında ve Brighton maçında son dakikada. O dört puanı almış olsalardı, muhtemelen herkes bu sezona biraz daha farklı bakacak ve takımı yine övecekti. Yani küçük şeylerden bahsediyoruz. Ama bence Klopp'u asıl endişelendirmesi gereken şey, Crystal Palace maçı hariç geçen bir aydaki performansların düzgün olmaması. Gerçekten Crystal Palace karşısındaki galibiyet başka bir sorunun da üzerini örttü. O maçın sabahında yayınlanan röportajda Salah mutsuz olduğunu söylüyordu. İspanya'da AS gazetesiyle böyle bir röportaj yapmasının çok yanlış olduğu kanaatindeyim. Bunun sorun yarattığını düşünüyorum.

SALAH GERÇEKTEN MUTSUZ MU?

Mo Salah. Gerçekten mutsuz mu Liverpool'da?
- Dürüst olmak gerekirse, kimse gerçekten bilmiyor. Çünkü bunu Klopp'a sorduk. Klopp her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Mutsuz olduğu hikâyeleri çıktı ve ardından Mo, Instagram'da Mısır'daki insanlarla gülümseyerek konuştuğu bir fotoğraf paylaştı. Yeni bir sözleşme talep ettiği ve Balon D'Or (Altın Top) gibi bireysel ödüller için kulübün kendisine destek vermesini istediği söyleniyor. Çok az röportaj yaptığı halde Salah'ın İspanyol basınına konuşması olayı çok ilginç bir hale getirdi. Sonuç olarak, kimse onun nasıl hissettiğini gerçekten bilmiyor. Crystal Palace'a karşı iki gol attı ama o maçtan bu yana performansı tıpkı takımın geri kalanı gibi, biraz zayıftı, biraz renksizdi. Bazen de sorun, ortada bir sorun olduğunu düşünmenizden kaynaklanır.



Geçen sezon Liverpool ilk 17 maçta 49 puan toplamıştı. Bu sezon 33 puandalar. Geçen sezon ile bu sezon arasındaki temel fark nedir sizce?
- Bence sadece sakatlıklar. Bakın, hazırlık döneminin yetersizliği açısından herkes için zaten zor bir sezon. Liverpool'un hazırlık süresinin Manchester City ve Manchester United'dan daha uzun olduğunu söyleyebilirim, çünkü onların bir de Avrupa maçları vardı. Sanırım her şeyin başı savunmadaki o sakatlıklara gidiyor. Yani Van Dijk takım için çok önemli bir oyuncuydu. Sadece savunmada yaptıkları değil, çünkü diğer tüm oyuncular arkalarına baktıklarında ve Van Dijk'ı gördüklerinde rahat bir nefes alıyordu. Özel bir oyuncuya sahip olduklarını biliyorlardı. Şimdi, olaya tersten bakarsanız, rakip takımlar da Van Dijk yokken muhtemelen daha iyi fırsatları olduğunu fark ediyorlar.

Savunmadaki üç sakat oyuncunun durumunu merak ediyorum. Ne zaman geri dönebilecekler?
- Van Dijk şu anda Dubai'de çalışıyor. Van Dijk ve Gomez'in dönmelerine hâlâ epey vakit olduğunu düşünüyorum. Çünkü ikisinin de çok ciddi sakatlıkları var. Spor salonunda ve egzersiz bisikletinde Van Dijk'in fotoğraflarını görüyoruz. Bunun üzerine, medyacılar ve taraftarlar hemen “Acaba yakında dönecek mi?” diye sormaya başladı. Ancak Klopp önceki hafta yaptığı açıklamada sahaya dönmelerine daha çok vakit olduğunu söyledi. Gomez de benzer durumda. İngiltere'de sakatlığı atlatabilmek için çalışıyor. Uzun bir rehabilitasyon olacak sanırım. Matip'in ise Manchester United maçı için dönmesi mümkün. Ama yine de beklememiz ve durumunu görmemiz gerekiyor.

Liverpool'un stoperleri hakkında sezon başı da bazı endişeler vardı. Demek istediğim şu: Üç as stoperleri vardı. Sezon öncesinde bir kişi daha transfer etmeleri gerekmez miydi?
- Lovren gittiğinden beri bu gerçekten büyük bir tartışma oldu. “Birini alsalar mı” diye bir soru işareti vardı. Liverpool, her şeyin stratejik ve planlı olduğu çok iyi bir transfer stratejisiyle başarıya ulaşmış bir kulüp. Herhangi bir hata yapmadıklarından emin olmak isterler. Beklenmedik bir şekilde iki oyuncuyu uzun süreli sakatlıklar sebebiyle belki de sezonun geri kalanı için kaybettiğinizde, kulübün dışındaki herkes, bu pozisyonu doldurmak için hemen birini satın almanız gerektiğini söyler. Ama bence Liverpool buna farklı bakıyor. Öyle bir oyuncuya hemen 20-30 milyon Sterlin harcayacak değiller. O oyuncu kadrodakilerden daha iyi olmayabilir. Sakat oyuncular geri geldiğinde bu kez kadroda şişme olur. Bunun yerine, kadro içinde çözüm bulmayı ve başka mevkideki oyuncuları kullanmayı denediler. Ama bence bunun zincirleme etkisi orta sahanın da iyi işlememesine sebep oldu. Sonuç olarak, hücumlar da genelde olduğu kadar akıcı değil. Savunmayla ve savunmadaki sakatlıklarla ilişkilendirebileceğiniz tüm bu küçük faktörler sebebiyle şu anda biraz zor bir dönemden geçiyorlar.

Ara transfer dönemine girdik. Sizce sezonun geri kalanı için bir stoper transferi yapılmalı mı?
- Burada otururken Liverpool'un bir oyuncuyla imzalaması gerektiğini söylemek çok kolay, hangi oyuncuyla anlaşması gerektiğini belirlemek daha zor. Bana “İşte, 50 milyon Sterlin. Gidip bir savunma oyuncusu için harcayın” deseniz yine de çok zor. Çünkü bu konuda tüm bilgilere ve istatistiklere sahip değilim. Kim sezon ortasında alabilir ve başarılı olacağı garanti edilebilirsiniz? Örneğin, bazıları RB Leipzig'den Upamecano'yu söyleyebilir. Genç ve gelişmeye açık ama muhtemelen pahalı. Leipzig'in Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool ile eşleşmesi de zorluğu artırıyor. Neden satsınlar? Liverpool'un onunla gerçekten ilgilenip ilgilenmediğini gerçekten bilmiyorum ama bu, işin ne kadar zor olduğuna dair bir örnek. Bizim için oturduğumuz yerden “Ah, bir stoperle anlaşmalılar” demek kolay.



VAN DIJK'SIZ SAVUNMA DAHA GERİDE KURULDU

Bu sezon, özellikle Van Dijk'ın yokluğunda saha içinde farklı bir yaklaşım gördünüz mü? Savunma hattını daha mı geride kuruyorlar mesela?
- Bence savunma hattını ellerinden geldiğince ileride kurmaya çalışarak oynuyorlar. Yine de Van Dijk ve Gomez'li maçlardaki kadar ileride olduğunu zannetmiyorum. Muhtemelen Van Dijk ile oynadıklarından biraz daha geride oynuyorlar. Çünkü ikisi çok iyi anlaşıyordu doğal olarak. Buna karşılık Henderson-Fabinho ikilisi galiba bu sezon takımın 17 lig maçında 10'uncu farklı stoper eşleşmesi oldu. Belli ki, buradaki devamlılık eksikliği takımın makine gibi işlemesine engel olacak. Sonuçta, Liverpool'da oyuncular daha birbirine daha fazla yaklaşıyor, böylece diğer takımlara da oynayabilecekleri biraz daha fazla alan açılıyor. Bunun geçen bir ayda sonuçlara yansıdığını gördük.

Takımın sahaya yayılışında bir değişiklik gözlüyor musunuz?
- Liverpool'un Van Dijk ve Gomez ile neredeyse 2-5-3 oynadığı zamanlar oldu, ileri çıkan iki bekin yanı sıra üç orta saha ve ileri üçlü. Bu yüzden hücumu çok düşünen bir takımdı. Bence değişen şeylerden biri, ki bu Klopp'un bahsettiği bir şeydi, Liverpool'un bek pozisyonlarında elde ettiği başarıydı: Tüm rakipler şimdi buna karşı tedbir alıyor. Artık kimsenin Trent Alexander-Arnold'un topla 30 saniye oynayıp orta yapmasına müsaade etmeyeceğini biliyoruz. Aynı şekilde Robertson için de böyle. Klopp'un, Trent ve Robertson'dan belki de bu sezon o kadar çok ileri gidip gelmemelerini istediğini söylediğini duyduk. Çünkü sürekli rakiplerden bir adım ileride olmak zorundalar. Bence Liverpool'da bu sezon farklılıklardan biri bu. Açıkçası Trent, üç parlak sezonun ardından şu anda biraz zorluk çekiyor. Ama bence bunu Trent'in sezon öncesi Covid'e yakalanmasına ve baldır sakatlığı geçirmesine de bağlayabilirsiniz. Sağında düzenli oynayan bir partnerin olmaması da, nasıl ileri çıkacağını de açıkça etkiliyor. Ayrıca, forvet oyuncuları da çok iyi değil ve orta sahadaki yaratıcılık yetersiz kalıyor.

Çok farklı bir Premier Lig sezonu izliyoruz çünkü normalde orta seviye takımlar olan Everton, Aston Villa, Leicester, Southampton çok daha iyi. Sezon sonunda Liverpool'u hem Premier Lig'de hem Şampiyonlar Ligi'nde nerede görüyorsunuz?
- İşte milyon dolarlık soru! Hafta başında ligde ilk 11 takım arasında yedi puan gibi bir fark vardı sadece. Liverpool, Newcastle ve West Brom'a karşı puan kaybetti, üst üste iki maç gol atamayan Southampton da Liverpool'u yendi. Eğer Matip sağlamsa, ki bu büyük bir ‘eğer', tekrar forma gireceklerini sanıyorum. Olağanüstü oyuncuları bulunduğunu ve birçok açıdan hâlâ en iyi takım olduklarını biliyoruz. Ama aynı zamanda, Premier Lig'de bu sezon çekişmenin son ana kadar süreceğini düşünüyorum. İlginç olan, bazı takımların yeniden ortaya çıkması. Mesela Manchester United iyi gidiyor, Manchester City'nin Chelsea'deki performansı yine çok iyiydi. Bu sebeple gerçekten ne olacağını söylemek çok, çok zor.

Peki, Liverpool için hangisi daha önemli? Şampiyonluk unvanını korumak mı yoksa Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak mı?
- Yapılması çok zor bir şey olduğu için PL'de unvanı korumak bence. Bu sezon, mevcut tüm sorunlar göz önüne alındığında, bu gerçek güçlerini göstermek olacaktır. Bence şampiyonluğu tekrar kazanmak onlar için daha önemli olacak. Açıkçası Liverpool'un Avrupa'daki çok büyük bir geleneği var. Aslında ikisini birden istediklerini söyleyebilirim. Klopp da ikisini birden istediğini söyleyecektir. Her iki turnuvanın çok ilginç geçeceğini düşünüyorum. Liverpool için gerçekten hangi zorluklar söz konusu? Ligde, City ve United çıkışa devam edebilecek mi? Avrupa sahnesinde Pochettino'nun PSG'de ne yapacağını görmek çok ilginç olacak. Oradaki yıldızları gerçek bir takım haline getirebilir mi? Bayern Münih'in hâlâ çok iyi olduğunu düşünüyorum. Şu anda söylemek zor. Mesele şu ki, yıllar geçtikçe Liverpool'u yok saymamayı öğrendim. Çünkü onlardan şüphe etmeye başladığınız anda büyük bir sonuç alma yetenekleri var.



Bir hafta içinde Manchester United'a karşı önce ligde sonra kupada iki maç birden oynayacaklar. Bu maçlar için nasıl bir öngörünüz var?
- Bu maçlara gelirken her iki tarafın üzerinde de biraz baskı var. United'ın ligin zirvesinde olması, art arda kaybettikleri dördüncü yarı final olan geçen hafta Lig Kupası yarı finalindeki Manchester City mağlubiyetini unutturdu. Ancak Pazar günü alacakları bir yenilgiyle beraber oyun anlayışlarına ilişkin sorular yeniden su yüzüne çıkacaktır. Kazanan bir takım haline gelmek için belli bir süreçten geçmeleri gerektiği düşünüldüğünde bu biraz acımasız, ama modern yöntem böyle işliyor. Bunu, Şampiyonlar Ligi'ni ve ardından Premier Lig'i kazanmadan önce arka arkaya beş final kaybeden Jurgen Klopp'tan daha iyi kimse bilemez. Liverpool yaklaşık bir aydır ışıltıdan yoksun ve bu Klopp'u endişelendirecektir. Aynı şekilde Liverpool da ihtiyaç duydukları anda hep iyi bir performans göstermeyi başarmıştı. Bu da Pazar günü onlar için bir sınav olacak. Acaba tüm savunma sorunlarıyla galibiyete ulaşabilirler mi?

KLOPP, TÜM KULÜBÜ ATEŞLEDİ

Biraz da Jurgen Klopp'u sorayım. 2015'te kulübe gelişinden bu yana ne kadar etkiliydi?
- Bence Liverpool'un bugün bulunduğu konumun arkasındaki en büyük sebep o. O göreve gelmeden Liverpool biraz oradan oraya sürükleniyordu. Mesela transfer komitesi açısından kulüpte herkes aynı noktada değildi. Taraftarlar da kulübün tam anlamıyla arkasında değildi. Sanırım yaptığı şey şuydu: Geldi ve her şeyden önce tüm kulübü ateşledi, herkesi aynı noktada buluşturdu. Taraftarları yine takımın arkasında birleştirdi. Ancak, bazen sadece Klopp'un taç çizgisindeki o hareketli halini ve heyecanlı motive edici halini görme eğilimindeyiz. Tüm bunlar onda var, ama aynı zamanda sonuçların ve kupaların söylediği şey, onun aynı zamanda çok iyi bir taktisyen ve çok iyi bir teknik direktör olduğudur. Onun oyun tarzı o dönemde Liverpool'a mükemmel uydu. Kulübü inşa ederken buraya özenle yeni oyuncular ekledi. Yani aynı zamanda kulübü baştan inşa etti. Sadece saha dışında yaptıklarıyla değil, aynı zamanda saha içinde yaptıklarıyla da. Gelip de Klopp'un yaptığını yapabilecek başka bir teknik direktör düşünmek imkansız. Bir takım kurucu, bir taktisyen, motivatör, düzenleyici.

Peki insani tarafı nasıl? Oyuncularla ilişkileri iyi mi?
- Bence evet. Bence çok sıcak bir anlayışa sahip, vefalı. Vefalı dedim ama bence o geldikten sonra kadroda yaptığı dönüşüm, sadece öyle olmak için de vefalı olmadığını gösteriyor. Çok fazla sayıda oyuncuyu yolladı. Vefalı derken kastettiğim şu: Sen her şeyini ortaya koyarsan o da seni daha iyi hale getirmek için her şeyinin verir. Transfer anlaşmalarında çok akıllı davranır. Sanırım şu anda Liverpool'da takımı yeniden kurmasının gerekebileceği bir döneme yaklaşıyor. Bence bunu görmek çok ilginç olacak çünkü kariyerine bakarsanız, Coutinho gitmek istediği için Coutinho'yu kaybetti. Lewandowski'yi kaybetti çünkü Lewandowski gitmek istedi. Götze gitmek istediği için Götze'yi kaybetti. Yani pek çok büyük oyuncuyla uğraşmaya alışkın, ancak şimdiki gibi, süperstar bir oyuncu hakkında bizzat karar vermesi gereken bir durumla henüz yüzleşmedi. İşte şimdi bir oyuncuyu gönderip yerine başka birini getirme zamanı.

Bazı oyuncuları değiştireceğini düşünüyor musunuz?
- Hâlâ harika bir Liverpool takımı var. Ancak önümüzdeki yıllarda yeniden harika bir takım oluşturması gerekecek. Bir noktada, yani önümüzdeki bir veya iki yıl içinde forvet oyuncularının yaşları nedeniyle “X oyuncu benim için gerçekten iyi iş çıkardı, ancak şimdi Y'yi getirmemiz gerekiyor” diyecek. Jota'nın alınmasıyla bunu zaten düşündüklerini görüyoruz. Curtis Jones'un oynamasıyla görüyoruz. Şimdi kiradaki diğer bir genç oyuncu Harvey Elliott'la görüyoruz. Bu bir sınav olacak. Çünkü bunu Guardiola'nın City'de arka arkaya şampiyonluklarında gördük. Takımı yeniden kurmaya ihtiyaçları vardı çünkü geçen sezon standartlarına göre kötüydüler. Arsenal ve Manchester United ile başarıyı sürdürmenin ne kadar zor olduğunu daha önce de gördük.



Sanırım Liverpool'un sahibi Amerikalı Fenway Sports Group (FSG), bir İngiliz kulübünün nasıl yönetileceğini 10 yılda öğrendi. Kulüp yönetimini nasıl buluyorsunuz?
- Bence de öğrenmeye açık iyi bir kulüp sahibi var. 10 yıldan biraz fazla süren patronluklarında, başlangıçta hatalar yaptılar. Örneğin birkaç kez teknik direktör değiştirdiler, futbol direktörü değiştirdiler. Ama zaman geçtikçe öğrendiklerini düşünüyorum. Bence saha dışında Liverpool zaten daha iyi durumdaydı. Ama sonra Klopp geldi ve bunu başka bir seviyeye taşıdı.

Sanırım Liverpool içinde bir görev dağılımı var. Klopp'un yetkileri ne kadar geniş? Mesela transfer harcamalarında söz sahibi mi?
- Bence kulüp içinde de bir rolü var çünkü tecrübeli ve pek çok konuda söz sahibi olmayı bileğinin hakkıyla kazandı. FSG'nin başkanı Mike Gordon ve spor direktörü Michael Edwards ile çok yakın çalıştığını düşünüyorum. Bence FSG, ne kadar para harcanabileceği konusunda son sözü söyleyecektir. Az önce konuştuğumuza dönüp Klopp'un niteliklerine bakarsak, onu diğer birçok teknik direktörden ayıran şey, eğer harcayacak para yoksa bile bu konuda kamuoyuna asla şikayet etmemiş olmasıdır. İçinde bulunduğu çerçeveyi çok iyi anlıyor. O da çok para harcadı. Bunu da unutmayalım. Ancak Liverpool, aynı zamanda Coutinho, Raheem Sterling gibi oyuncuları satarak para kazanmada da çok başarılı oldu. Bunlarla yaptıkları transferleri dengelediler. Klopp'un net transfer harcaması çok düşüktür.

Saha dışındaki konulara ne kadar müdahil olur mesela?
- Klopp'un etkisi kulüp geneline yayılıyor. Örneğin 50 milyon Sterlinlik yeni antrenman tesisi inşa edilirken, bu konuda çok söz sahibi oldu çünkü açıkçası burası onun işyeri ve tüm ince ayarların yapıldığı yer. İngiltere'de birçok teknik direktörün bir dizi alanda etkisi olduğunu düşünüyorum. Bence Klopp'un uzmanlığı da bunu hak ettiği anlamına geliyor. Klopp'un destek personeli de Liverpool'un son üç yılda kupalar kazanmasına yardımcı olan bir unsur.

Diyetisyen, psikolog, taç atma koçu gibi uzmanları mı kast ediyorsunuz?
- Açıkçası, Klopp'un ilk kadrosundan bu yana oyuncuların büyük bölümü değişti. Ancak, destek ekibinde de büyük bir değişiklik olduğunu ve Alman etkisi görürsünüz. Mesela Bayern Münih'ten diyetisyen Mona Nemmer geldi. Bayern Münih'ten kondisyon antrenörü geldi. Önceki hafta Liverpool, Klopp'un Dortmund'da birlikte çalıştığı bir rejenerasyon antrenörü getirdi: Andreas Schlumberger. Bu son işe almayı düşünürseniz, bir alanı geliştirmek istediğinizde patronların buna açık olduğunu fark edebilirsiniz. Covid yüzünden kısalan sezonda rejenerasyonun futbol kulüpleri için ne kadar önemli olacağı çok aşikâr. Uzun vadeli fizik kondisyonda oyuncular arasında köprü olacak bir uzmana sahip olarak herkesin önüne geçmeye çalışıyorlar. Bence bu da sürekli nasıl düşündüklerini ve bir adım önde olmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Klopp'un medyayla ilişkisi nasıl?
- Geçen Mart'tan beri, her şey Zoom üzerinden yapılıyor. O zamandan beri antrenman sahasına yakın olmamamız ya da kimseyle yüz yüze görüşmememiz çok kötü. Ama dürüst olmak gerekirse, iyi olduğunu söyleyebilirim. Mesela gazeteler için ayrı basın toplantıları yaptı. İngiltere'deki herkes bunu yapmıyor. Şu anda haftada kaç basın toplantısı yaptığını ve medyanın ne kadar çok vakit aldığını düşündüğünüzde, Liverpool'un medya için çok şey yapan bir kulüp olduğunu kabul etmemiz gerek. Yine de, Klopp'un soruları cevaplayacağını ve şampiyon olduktan sonra da taleplere yanıt vereceğini biliyorsun. Liverpool, medyaya erişim açısından Premier Lig'in en iyi kulüplerinden birisi, üstelik açıkçası bu zor zamanlarda da...



BU KADRO DA TARİHE GEÇENLER ARASINA GİRECEK

Son olarak bu Liverpool takımını kulüp tarihinde nereye koyardınız?
- Geçen sezon şampiyonluğu kazandıklarında, eski oyuncularla bunun hakkında konuştum. Böyle harika takımları sıralamak çok çok zor. Mesela Liverpool 1977'de ligi ve Avrupa Kupası'nı kazanmıştı, diğer diğer birçok sezonda da çok iyi işler yaptılar.

Mesela 1978, 1981, 1984…
- Evet. Genel olarak nerede durduklarını sıralamak çok zor. Eski oyunculardan Phil Thompson bir keresinde bana 1979 takımının şu anki Liverpool takımıyla yakın bir maç olacağını düşündüğünü söyledi. Ama bunun nedeni tüm 1979 takımının artık 60 ve 65 yaşında olması! Her eski oyuncu kendi oynadığı takım hakkında böyle hisseder. Mesela o Liverpool takımı ligde 16 gol yemişti. Sanırım Anfield'de bütün sezon sadece dört gol yediler. Bu yüzden farklı takımları sıralamak ve hangisinin daha iyi olduğunu söylemek çok zor. Bununla ilgili söyleyebileceğiniz şey, taraftarlara gurur vermeleridir. Bu kadroda tarihe de harika Liverpool takımlarından biri olarak geçecek. Bence harika bir Liverpool takımı olduklarını söylemelisiniz ve 2-3 yıl boyunca kesinlikle olağanüstü olan bir standart belirlediler.

Son dakika Premier Lig Haberleri FutbolArena'da!

Mert Nobre: "Atatürk sadece Türkiye değil dünya lideri"