comScore

Leicester City Leicester City

'Çağlar Söyüncü'nün değeri 50 milyon sterlin'

19 Kasım 2020, Perşembe 14:00
'Çağlar Söyüncü'nün değeri 50 milyon sterlin'

Gazeteci Alp Ulagay, The Athletic'in Leicester City Muhabiri Rob Tanner ile FutbolArena için bir söyleşi gerçekleştirdi.

FutbolArena - Bu sezon Premier Lig'in ilk sekiz haftasının flaş takımı Leicester City. ‘Tilkiler' Manchester City, Arsenal ve Leeds United deplasmanlarındaki galibiyetlerle liderliğe yükseldiler. Vardy'nin golleriyle sürüklediği Leicester'ın bi özelliği de kadrosundaki iki Türk oyuncu Çağlar Söyüncü ve Cengiz Ünder. Çağlar geçen sezon harika bir performans çizerek PFA tarafından da yılın 11'ine seçilmişti. Cengiz ise yaklaşık 2 aydır İngiltere'de ve Vardy'ye attırdığı iki golle yavaş yavaş takımına ısındığını gösterdi. Leicester City'nin bu sezonki formunu, teknik direktör Rodgers'ın katkısını ve Türk oyuncuların takımdaki durumunu The Athletic'in Leicester City muhabiri Rob Tanner'la konuştuk. 

Geçen sezonla başlayalım: Leicester City sezona çok iyi başlamış ve sonunda biraz hayal kırıklığı yaşamıştı. Bu sezona girerken nasıl bir hava vardı takımda?
- Geçen yıl çok iyi bir başlangıç ​​yapmışlardı. Hatta şampiyon oldukları 2015-16 sezonundan daha iyi başladıklarını ve herkesin heyecanlandığını biliyorum. Uzun bir süre ligde ilk ikide kaldılar. Ancak sezona ara verilmesi ve seyircisiz olarak yeniden başlamasının ardından, Şampiyonlar Ligi için 14 puanlık farkın kapanmasına engel olamadılar. Bu yüzden sezon hayal kırıklığıyla bitti. Sonra transfer döneminde kadroyu yeterince güçlendirip güçlendirmedikleriyle ilgili bir soru işareti vardı. Çünkü Ben Chilwell Chelsea'ye satılmıştı ve teknik direktör Brendan Rodgers'ın istediği beş oyuncudan yalnızca üçüyle anlaşmışlardı. Hepimiz şöyle düşündük: Avrupa Ligi de var, bu yüzden yoğun bir sezonda daha fazla maç oynanacak, üstelik sezonu birkaç hafta kısaltıyorlar ve Leicester için bunu sürdürmek için gerçekten zor olacak. Ben de böyle düşünenlerden biriydim.
Premier Lig'deki takımların hemen hemen tamamı bu sezona geç başlamanın sıkıntısını yaşıyor. Çok kısa bir hazırlık dönemine rağmen Leicester City'nin sezona bu kadar iyi başlamasını nasıl açıklarsınız?
- Bu sezonu açıklamak çok zor. Şimdi, bu sezonun başlangıcı oldukça sıra dışı oldu çünkü sakatlıklarla ilgili pek çok zorluk yaşadılar. Mesela Ricardo Pereira, geçen sezona ara verilmeden hemen önce Aston Villa maçında ön çapraz bağlarından sakatlandı. Takım için gerçekten önemli bir oyuncuydu. Sağ bekte, sağ kanatta, hücuma da çıkan iyi bir oyuncu. Dediğim gibi, Chilwell ayrıldı, Jonny Evans gerçekten önemli bir savunmacı, cezalı olduğu için ilk üç maçta yoktu. Ama sonra üç yeni oyuncu hemen fark yarattı. Timothy Castagne bunlardan ilkiydi. Sonra Cengiz Ünder'in katkısını gördük, yedek gelip Jamie Vardy'ye iki gol attırdı. Sonra genç Fransız oyuncu Wesley Fofana geldi. Onun için 32 milyon Sterlin harcadılar. Hakkında hiçbir şey bilmiyorduk. Leicester onu almadan önce kendi takımında sadece 30 maç oynamıştı. Bir genç oyuncu için çok para diyorduk ama şimdiden gerçek bir kelepir gibi gözüküyor. Sadece 19 yaşında ve başladığı gibi devam ederse dünyanın en iyi savunma oyuncularından biri haline gelebilir.



Şu durumda Leicester'ın gayet bir futbol oynadığını söyleyebilir miyiz?
- Birisi bana takımın tıkır tıkır işleyen bir makine gibi olduğunu söyledi. Çünkü oyuncuların biri girip, biri çıkıyor ama Brendan'ın kurduğu sistemle her şey tıkır tıkır işliyor. Makine tıkır tıkır işliyor ama Ndidi ve Çağlar gibi birtakım önemli parçaları da eksik. Castagne ve Pereira da sakattı mesela. James Madison yakın zamanda kalça sakatlığından döndü. Yani gerçekten takımı böyle görmek bir sürpriz oldu, ama iyi mücadele ediyorlar.

Birçok antrenör hazırlık döneminin kısa olması nedeniyle takımlarının kondisyon seviyesi konusunda endişeliydi. Ancak bunun Leicester için bir sorun olmadığını görüyorum. Doğru mu?
- Leicester'ın oyunu açısından fitness kesinlikle hayati bir önem taşır. Oynadıkları oyun açısından açısından fizik kondisyon seviyesi gerçekten önemli çünkü hızlı futbol oynamayı seviyorlar. Böyle oynayabilmeleri için de rakiplerden daha fit olmaları gerekir. Rodgers da oyuncuları kısa hazırlık döneminde mümkün olduğunca daha güçlü ve hızlı hale getirmek için spor bilimi ve tıp ekibini bunu başarmaya zorladı. Çünkü çoğu zaman kontratak, geçiş oyunu oynuyorlar. Rakipleri üzerlerine çekmeyi ve ardından hızlı hücum etmeyi seviyorlar. Bu yüzden fitness konusunda çok ama çok çalışıyorlar. Son üç veya dört hafta içinde bu anlamda rakiplerden üstün olduklarını kesinlikle gördüğünüzü düşünüyorum. Leeds'te olağanüstüydüler, Wolves'la oynanan son maçta, ilk yarıda her yüzde 50-50'de pozisyonlarda daha hızlıydılar ve topu aldılar. Sanırım bu kadar çok penaltı kazanmalarının sebeplerinden biri de bu: İlk sekiz lig maçında sekiz penaltı aldılar. Topla daha hızlı oynadıkları için ceza alanına daha fazla oyuncu sokuyorlar. Savunmacılar ayaklarını uzatıyor ve o noktaya daha önce ulaşan oyuncu teması alıyor ve penaltı oluyor. Dolayısıyla, Bunu sezon boyunca devam ettirmek zor olacak çünkü yorgunluk başlayacak, sakatlıklar gelecek. Ancak oyuncuları bu seviyeye getirerek işin ilk kısmını yaptılar. Şimdi ikinci kısmı yapmaları gerekiyor.

Bu sezon şimdiye kadar en iyi performans gösteren oyuncular kimler?
- Jamie Vardy yine bu takımın uğuru. Bu yaşta bile takımın geri kalanı için havayı o belirliyor. Çok akıllı ve bence bu sezon oyun tarzını da biraz değiştirdi. Hepimiz biliyoruz ki, Vardy en gerideki savunma oyuncusunun arkasına koşu yapıp ara pası almayı sever. Ama bu sezon biraz daha geride oynayıp Cengiz, Dennis Praet ve Harvey Barnes'ın ileriye gitmesine izin veriyor. Bir tür bağlantı oyuncusu oldu. Mesela bunu Wolves karşısında gördük. Hâlâ çok önemli bir oyuncu, gol kralı. Ama çok iyi iş çıkaran başka oyuncular da var. Mesela iki Belçikalı Castagne ve Praet çok iyi iş çıkardı. Youri Tielemans'a gelince, orta sahada her şey ondan geçiyor. Daha önce 8 numara olarak oynamıştı. Şimdi daha çok geride oynayan bir oyun kurucu gibi oynuyor. Geride, Fofana zaten çok iyi iş çıkardı. Yine genç James Justin, sağ bek oynadı, sol bek oynadı, geri üçlünün solunda oynadı. Çok yönlü bir oyuncu. Yani iyi performans gösteren bir dizi oyuncu var.



Bazı sakatlıkların devam ettiğini söylediniz. Leicester City hâlâ Çağlar ve Ndidi'den yoksun, Castagne birkaç hafta oynamadı. Hepsi sağlıklı olduğunda bir taktik değişikliği bekliyor musunuz?
- Brendan ilk geldiğinde 4-1-4-1'i seviyordu. Buna göre geri dörtlü, önlerinde defansif orta saha olarak Ndidi, onun önünde Tielemans, Maddison, Barnes, Perez dörtlüsü ve Vardy'yle oynuyordu. Geçen sezon böyle başladı ve gerçekten işe yaradı. Ama bence transfer ettiği oyunculara bakıldığında, Pereira ve Castagne gibi kenar oyuncuları çok hızlı. Hücuma çıkmayı seviyorlar. Rodgers, sanırım üçlü savunmayı benimsedi. Herkes sağlam olduğunda, geri üçlünün Fofana, Evans ve Çağlar olacağını öngörebiliyorum ve kenarlarda Castagne ile Pereira'yı düşünüyorum. Sanırım orta sahada da Mendy, Tielemans ve önlerinde Maddison olacak. Ve de Vardy ile yanında herhangi biri. O son pozisyon açık. Ndidi sağlam olduğunda, kesinlikle Mendy'nin yerini alacaktır. Bence Ndidi sağlam olduğunda, Premier Lig'deki en iyi defansif orta saha oyuncularından biri. Ama dönmesi biraz daha zaman alabilir. Belki Noel'den sonra…

Haziran ayından bu yana tüm Premier Lig maçları boş tribünler önünde oynanıyor. Bunun oyuncular üzerinde bir etkisini hissediyor musunuz?
- Evet kesinlikle! O yoğunluk yok. Demek istediğim şu, oyunun dinamikleri değişti. Leicester bunun çok iyi bir örneği. Şu ana kadar deplasmanda yüzde 100 başarıyla oynuyorlar: Manchester City'ye gidip kazandılar, Arsenal'i yendiler. Çünkü deplasmanda artık korkutucu bir atmosfer yok. İç sahada oynamak bir avantaj olmaktan çıktı. Bazı oyuncularla konuştuğumda şunu diyorlar: “Ortam çok farklı. Taraftarları fena halde özlüyoruz.” Bazen öyle anlar olur ki taraftarlar futbolcuları fazladan bir metre koşturur, taraftarlar bağırdığı için oyuncular maça daha fazla asılır. Taraftarlar olmadığında bir antrenman maçı gibi değil ama eksik bir şeyler var, önemli bir şey.

Leicester şu anda ligin en tepesinde, ancak önlerinde daha uzun bir yol var. Sezon sonunda onları nerede görüyorsunuz?
- Söylemesi zor. Gerçekten öyle. Şampiyonluğu kazandıkları 2015-16 sezonunun başında ligi kazanmalarına 1'e 5000 veriliyordu. (Aynı zamanda Robb Tanner'ın kitabının da ismi – 5000/1: The Leicester City Story) Sezonun son birkaç ayına kadar kimse ligi kazanabileceklerini düşünmemişti. Bu yüzden şimdi bile, ‘asla asla deme' derim. Ama çok zor olacak. Hâlâ çok iyi iki takım olan Liverpool ve Manchester City'nin, çok iyi antrenörleri ve çok iyi oyuncuları var. Ligde bu takımlar varken Leicester'ın bunu tekrar başarması geçen seferden daha da zor olacak. Ama yine de geçen sezondan bir ileri gidip ilk dörde girerek tekrar Şampiyonlar Ligi'ne gidebileceklerini düşünüyorum.

Peki ya Avrupa Ligi? Yarı finale veya daha ileriye gitme şansı görüyor musunuz?
- Evet kesinlikle. Şimdiye kadar grupta gittikleri yol gayet iyi. Ben Braga'nın gruptaki en iyi takım olduğunu düşünmüştüm. Ancak onları paramparça ettiler. Braga ikinci yarıda pes etti. Leicester dört tane attı ve daha fazlası olabilirdi. Leicester'ın gruptan kolayca çıkacağını düşünüyorum. Böylece son bir veya iki maç için bazı oyuncuları dinlendirebilecekler. Ama eleme turlarında her şey açık. Orada çok iyi takımlar olduğunu biliyorum. Leicester'ın oynadığı oyunla ve Premier Lig'in zirvesinde olmasıyla pek çok takım kuradac onları çekmek istemeyecek. Bu turnuvada ileriye gitme şansları olduğunu düşünüyorum.



"ÇAĞLAR UZUN SÜRE PREMIER LİG'DE OYNAYACAK"

Leicester'daki iki Türk oyuncuyu da sorayım. Cengiz takımda oldukça yeni. Ama bu, Çağlar'ın üçüncü sezonu. İlk sezonunda pek sık oynamamıştı. Maguire'ın yerini böyle kolayca almasını bekliyor muydunuz?
- Ona Cags diyorlar, biliyorsun. Tüm takım arkadaşları ve Rodgers onu Çağs diye seslenir. İlk geldiğinde İngilizce bilmiyordu, bu onun için bir problemdi. Her zaman bir tercüman vardı yanında. Sanırım Freiburg'dan bir arkadaşı da yardım için gelip onunla birlikte yaşadı. Sahada ise harika bir atletti, güçlüydü, hızlıydı ama çok istekliydi. Forvetlerin hep önüne geçmek ve her topu kazanmak istiyordu. Bunu Premier Lig'de yapamazsınız. Forvetler sizi geçer veya size hataya zorlayarak serbest vuruş kazanır. Onu her izlediğimizde, büyük bir hata yapıyordu çünkü çok istekliydi. Bir örnek vereyim: Fulham maçı olmalı. İyi bir maç çıkarmıştı. Yine bir topu kapmaya çalışırken forvetin önüne kayarak daldı. Ama forvet topu kurtardı ve gol oldu. Hepimiz Maguire'ın Manchester United'a gideceğini biliyorduk. Soru onun yerini nasıl dolduracaklarıydı. James Tarkowski'yi almaya çalıştılar. Sanırım Brendan'da Çağlar'ın pek hazır olmadığı, biraz daha zamana ihtiyacı olacağı duygusu vardı. Tarkowski'yi alamadılar çünkü Burnley 50 milyon Sterlin istiyordu. Leicester sadece 30 milyon teklif etti. Bu sebeple Brendan “Çağlar'a bir bakalım, ne yapabiliyor” dedi. Çağlar da açıkçası hakkında söylenenleri dinledi ve ikinci sezon çok daha istikrarlı bir savunmacı oldu.

Çağlar'ın taraftarlarla arası nasıl?
- Taraftarlar onu kesinlikle seviyor. O bir kült kahraman. Onun hakkında pek burada söylenmeyecek bir şarkıları var, bu yüzden tekrar etmeyeceğim. Ama her zaman Maguire ve onun hakkında şunu duyarsınız: “Başka bir yere gidebilirsin Harry, çünkü bizde Soyuncu var.” Hem sahada hem de saha dışında çok popüler oldu. İngilizce bilmediğini söylemiştim. Birmingham'da İngilizce dersi alıyor. Ben de Birmingham bölgesindenim. Yani bir Birmingham aksanım vardı. Aynı zamanda Birmingham aksanıyla konuşan Marc Albrighton'dan da İngilizcesi konusunda yardım alıyor. İngilizce'yi düzgün konuştuğunu ilk duyduğumuzda Birmingham aksanı olacağını hayal edebiliyorum. Onunla İngilizce röportaj yapabileceğimiz günü dört gözle bekliyorum. Bu konuda kendine güvenini kazanması gerekiyor. Sanırım anahtar bu. Ama İngilizce'yi halledecek çünkü daha çok uzun süre Premier Lig'de kalacak.



Takım arkadaşlarıyla ilişkisi nasıl sizce?
- Takım arkadaşlarıyla çok farklı bir şekilde iletişim kurar. Fizik olarak güçlü. O yüzden elinizi fazla sıkmaktan hoşlanır. Takım arkadaşlarının omzundan yakalayıp sıkabilir. Ama takım içinde çok popüler. Sakatlanması da takım için büyük bir darbe oldu. Ndidi'yi kaybetmek gibi büyük bir darbe oldu. Umarım yakında dönecek ve sonra Fofana-Evans ve Çağlar'ı beraber izleyeceğiz.

"ONU ALMAK İSTERLERSE FİYATI 50 MİLYON STERLİNDEN YUKARI OLACAK"

Sanırım Çağlar'ın sözleşmesinin bitmesine iki yıl kaldı. Kulübün sözleşmeyi uzatacağını düşünüyor musunuz?
- Evet. James Maddison yeni kontratını müzakere ederken, Brendan Rodgers, Çağlar ile de aynı şeyi yapmak istediklerini söyledi. Tabii bazı teklifler olabilir. Avrupa'dan bazı kulüpler ve hatta büyük Premier Lig takımları devrede olabilir. Yaşı çok genç ve onun çok para ettiğini düşünebilir bu takımlar. Ama Leicester'ın yeni anlaşmayı istediğini biliyorum. Yeni bir kontratla onu takımda tutmak istiyorlar. Sanırım şu an sakat olduğu için bu konu beklemeye alındı, böylece sadece sahalara dönmeye konsantre olabilir. Çünkü Leicester'ın gelecek vaat eden genç oyuncularıyla yapmaktan hoşlandığı şey şudur: Uzun süreli sözleşmeler yaparak onları kadroda tutmak. Bu sebeple, bir yıl önce Manchester United'a gitmeden hemen önce Maguire ile böyle yaptılar. Bunu Chilwell ile de yaptılar. Bu durumda United ve Chelsea gibi takımlar geldiğinde “Bakın, bu size şimdi çok paraya mal olacak. Daha üç veya dört yıl kontratı var” diyebiliyorlar. Bu sayede Maguire için 80 milyon, Chilwell için 50 milyon Sterlin aldılar. Çağlar'ın neye mal olacağını Tanrı bilir. Ama onu almak isterlerse 50 milyon Sterlin ve fazlası olacak. Ama bence Leicester onu satmak istemeyecek. Onu tutmak ve geliştirmek isteyecekler. İşte bu sebeple şu anda Jonny Evans ile de yeni bir kontrat hakkında konuşuyorlar. Evans artık 30'lu yaşlarında ama tecrübeli ve Çağlar'a yardım ediyor. Evans ile birlikte oynamanın Çağlar'ı daha iyi bir oyuncu haline getirdiğine eminim.

"CENGİZ'İN SÜRATİNE SADECE VARDY YETİŞEBİLİYOR"

Şimdi de Cengiz'i sorayım. Daha 1,5 ay önce geldi. Şimdiye kadarki katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- İtalya'da oyun çok farklı olduğu için başlangıçta fizik kondisyon konusunda yardıma ihtiyacı oldu. Çünkü İtalya'da oyun çok yavaş, taktik ağırlıklı. Maçlar bölüm bölüm süratlenir. İngiltere'deyse, ilk düdükten son düdüğe saatte 100 km hızla oynanır. Yani kondisyonu üzerinde çalışması gerekiyordu, bu yüzden çok fazla maça ilk 11'de başlamadı. Yedek olarak girdi. Fizik kondisyonu arttıkça oyuna katkısının geliştiğini görmeye başladık. Takım oyununa alışıyor. Kendisinden istenene alışıyor. Harika bir hıza sahip ve bu da oyun için harika. Yani savunmanın arkasına kaçmak istiyor. Bunu birkaç kez yaptığını ve Vardy'ye pas verdiğini gördük. Cengiz'e sürat açısından yetişebilecek sadece Jamie Vardy var. İkisi birden arkaya kaçtığında, savunmacıların geri dönüp yakalaması çok zor. Bu sezon bundan iki gol geldi. Bunu sezon ilerledikçe daha fazla göreceğimizi umuyorum. Gerçekten heyecan verici bir ortaklık. Leicester'ın oynadığı tarza göre, sağda ve solda ters ayaklı bir kenar adamının oynaması ve içe kat etmesi lazım. Böylece boşalan alana da Castagne, Pereira, Justin, kim olursa olsun bindime yapabiliyor. Ama Cengiz'in sahip olduğu bir şey daha var: Bire birde defans oyuncusunu geçme becerisi. Takımda bunu yapabilecek çok fazla oyuncuları yok. Perez bunu yapamaz. Barnes yapabilir. Ancak Barnes'ınki tamamen güçle ilgili, doğrudan rakibin üzerine gider. Cengiz'in bazı numaraları var ve de akıllı. Bu sebeple, onu bu hızı daha çok kullanırken görmeyi umuyoruz. Vardy'ye attırdığı iki gol gerçekten iyiye işaret.



Leeds'e karşı o golü Vardy'ye attırmakla çok akıllı davrandı. Ona pas vererek golü garantilemeyi seçti…
- Evet. Kalecinin üstünden yaptığı küçük aşırtma çok akıllıydı çünkü kendi de atmaya çalışabilirdi. Leicester'da yapmanız gereken şey bu zaten: Takım için oynamalısın, kendin için değil. Ve Cengiz de bunu yapacak gibi görünüyor. Leicester'da Çağlar'ın da olmasıyla çok iyi uyum sağlayacağını tahmin ediyorum. İkisi çocukluktan beri iyi arkadaş değil mi? Anladığım kadarıyla, genç takımda birlikte oynayarak büyüdüler. Yani soyunma odasında gerçekten iyi bir kombinasyon olacaklar, birbirlerine yardım edecek, aynı zamanda diğer oyuncularla bütünleşecek ve büyük grubun parçası olacaklar.

Son olarak, Cengiz'i yakında ilk 11'de görür müyüz?
- Evet görebiliriz. Dediğim gibi, sağ tarafın açık olduğunu düşünüyorum. Ayose Perez bu rolü oynaması için transfer edildi. Gerçekten bazı iyi maçlar oynadı ancak istikrarsızlığı sebebiyle bazen oyundan düşüyor. Cengiz daha dinamik, daha hızlı, daha parlak. Sanırım takımda yer bulacak. Fiziksel olarak hızlandığında, sanırım Rodgers onu sağ tarafa koyacak. Sanırım Barnes, Cengiz ve Maddison'ın dar bir alanda oynadığını izleyeceğiz. Rodgers'a farklı seçenekler veriyorlar. Hepsi farklı tipte oyuncular.

"BRENDAN RODGERS MÜTHİŞ BİR İLETİŞİMCİ"

İki sezon önce orta sıralarda dolanan sıkıcı bir Leicester City takımı vardı. Teknik direktör Brendan Rodgers gelişinden bu yana neyi değiştirdi?
- Brendan Rodgers, Claude Puel'in yerine geçtiğinde, belirlediği ilk şey, oyuncuların onun istediği şekilde oynamaya yetecek kadar uygun olmadıklarıydı. Oyuncuları hızlandırmak biraz zaman aldı. Temelde tempoyu değiştirdi. Önceki teknik direktör Puel'in yaptığı çoğu şeyin iyi olduğunu söyleyenlerdenim. Pek çok genci takım getirdi. Maddison ile sözleşme yaptı. Pek çok genç oyuncuya fırsat verdi. Ancak fark idmanlardaydı. Claude'un bazen çift antrenmanları uzun ve çok taktik ağırlıklıydı. Yani bir şey yapmadan bekleyen birçok oyuncu vardı ve özelikle İngiliz oyuncular bundan pek hoşlanmaz. Onlar bir buçuk, iki saat sıkı çalışıp sonra eve gitmeyi severler. Rodgers geldi ve antrenmanları kısalttı. Şimdi çok daha yoğun, maç hızında antrenman yapıyorlar.



İletişim konusunda bir değişiklik oldu mu?
- Puel ve Rodgers arasındaki büyük fark şu: Rodgers'ın medyayla konuşma şekli, taraftarlarla iletişimi çok farklı. O parlak, çok parlak bir iletişimci. Ancak her şeyden önce oyuncuların gerçekten, bir maçtan önce oyunda ne yapmaları gerektiğine dair hiçbir şüpheleri kalmıyor. Rodgers, her maçtan önce soyunma odasında dolaşır ve her oyuncuya “Bugün ne yapman gerektiğini biliyor musun?” diye bir kez daha sorar. Yani iletişim önemli bir şey.

Antrenmandaki bu yoğunluğun dışında rejenerasyon ve spor bilimiyle ilgili herhangi bir yenilik getirdi mi?
- Bu aslında Nigel Pearson teknik direktör olduğundan beri Leicester City'de önemli bir olay. Aslında Pearson, taktik konusunda pek iyi olmayan tipik bir eski İngiliz antrenörü olarak görülürdü. Tıpkı bir okul müdürü gibi. Onunla her şey geleneksel İngiliz futbolundaki gibi yüzde 100 kan, ter ve gözyaşıydı. Ancak Pearson aslında bir yenilikçiydi. 2008'de ilk kez göreve geldiğinde, Leicester'da bir sürü aptalca sakatlık oluyordu ve neredeyse hiç spor bilimi personeli yoktu. Pearson kulübü spor bilimine, tedaviye ve oyuncuları uzun süre fit tutmaya çok daha fazla para harcamaya ikna etti. Oyuncu satın almak için çok bütçeniz yoksa, en iyi yöntem oyuncularınızı formda tutmaktır.

Sanıyorum yeni antrenman tesisine de önemli bir yatırım yaptılar değil mi?
- Avrupa'nın en iyilerinden biri olan yeni antrenman tesisine taşınmak üzereler. 100 milyon Sterlin'in üzerinde bir maliyeti var. Bu devasa bir yatırım. Covid olmasa bu sezon başı taşınacaklardı. Umarım çok yakında taşınacaklar. Eskiden 18 delikli golf sahasıydı. Bunun büyük bir kısmını kapalı sahaya da sahip bu son teknoloji ürünü tesise dönüştürdüler. Tüm rezerv ve kadın takımı maçları burada oynanacak. Oradaki yeniliklerden biri de yapay zeka. Potansiyel olarak ne yapabileceklerini deneyimlemek için IBM'e gittim. Gözlükleri ve eldivenleri takabilir ve son oynadığınız bir maça geri dönebilirsiniz. Mesela kaleci Kasper Schmeichel serbest vuruştan gol yediği bir maça geri dönebilir ve pozisyonunun iyi olup olmadığını görmek için bir bakabilir. “O an neyi görmedi? Herkes markaj altındayken bir rakibin ters taraftan geldiğini mi görmedi?” Ve hatalarından ders çıkarabilir tabiri caizse. Ben de denedim: Gözlükleri takıyorsun ve orada duruyorsun. Leicester'ın bir yıl önce Liverpool'a karşı yediği bir golü oynattılar. Bu yine bir serbest vuruştu. Kasper'ın bir direğin çok uzağında yakalandığını görebilirsiniz. Üzerinize gelen oyuncularla harika bir teknoloji. Bu kesinlikle gelecekte çok kullanılacak bir şey.

"KULÜP SAHİPLERİ ŞEHRİN PARÇASI OLDU"

Kitabınızda, Taylandlı Vichai 2010'da kulübü satın almak üzereyken taraftarların bazı endişelerinden bahsediyorsunuz. Sanırım o zamandan beri tüm şüpheler dağıldı değil mi?
- Taylandlı Srivaddhanaprabha ailesi ilk geldiğinde, onlar hakkında hiçbir şey bilmiyorduk, “Oh, hayır!” diye düşündük. Çünkü Cardiff'teki Vincent Tan gibi kötü örnekler vardı. İngiltere'de futbol geleneğine saygı göstermelisiniz çünkü bu oyun İngiltere'de 150 yıldan beri var ve çok fazla geleneğe sahip. Vichai ve ailesinin yaptığı en önemli şey futbol kulübüne ve taraftarlara saygı duymaktı. Maç günü açısından hiçbir şeyi değiştirmediler. Bence en önemli an, kulübe başlangıçta verdikleri 103 milyon Sterlin'di. Çünkü kulübün hiç parası yoktu. Sonra da “Kulübü satmak istemiyoruz, bu yüzden onu öz sermayeye çevireceğiz” dediler. İşte o zaman taraftarlar “Vay canına, bu adamlar gerçekten ciddi” dedi. Bu yüzden Vichai'yi 2018'de öldüren trajik helikopter kazası olduğunda benzersiz bir şey oldu. King Power Stadyumu dışında, hiçbir futbol kulübü sahibi için bu kadar büyük bir kederin ifade edildiğini gördünüz mü?

Çok iyi yönetilen bir kulüp olduğunu görüyorum ve muhtemelen son beş yılda net kâr elde eden sadece bir avuç kulüp var. Yanılmıyorsam, Leicester onlardan biri.
- Geçen yıla kadar böyleydi. Son mali sonuçlara göre 20 milyon Sterlin zarar var. Ancak bu, halen devam eden birçok yatırımdan kaynaklanıyor. Elde ettikleri tüm kârı yeniden kulübe yatırıyorlar çünkü sadece ilk 10'da yarışan bir takım olmaktan mutlu değiller. Şampiyonlar Ligi'ne gitmek istiyorlar.

Son dakika Premier Lig Haberleri FutbolArena'da!

Mert Nobre: "Atatürk sadece Türkiye değil dünya lideri"