
Kalenizi kapatma ve defansif oynama adına ne kadar üst düzey performans gösterirseniz gösterin, rakip yıldızların veya takımın günlük formu düşük olsa da, an gelir Messi, Ronaldo, Neymar gibi bir yıldız çıkar, bir şut çeker, golü atar ve “Çanakkale geçilmez” savunmanızdaki bir çuval incir 1-0'lık skorla berbat olur. Yıldız farkı, en kötü oyunda bile sizi son saniyede yıkabilir.
Hal böyleyken, Euro-2004'teki Yunanistan gibi gökyüzünün en yükseklerine ulaşmış dev kanatlı koruyucu bir meleğiniz olmadığı sürece binlerce yılda bir rastlanacak başarıya ulaşmanız çok zor bile değil, imkansız!
Avrupa'da bile son dönemdeki radikal değişimlere baktığımızda karşımıza çıkan en güzel örnek İzlanda. Yıllarca her maç öncesinde rakip takımların “5”lik kategorisinde gördüğü takım büyük turnuvaların eşiğinden play-off'ta elenerek dönmeyi başaran noktaya geldi. İsveç'i uzunca yıllar başarıyla çalıştıran Lars Lagerback önderliğinde “zihniyet devrimi”ne girmeleri bu başarıda önemli etkendi. İlerleyen yıllarda turnuvalara katılım göstermeleri, atılan tohumların meyvelerini toplama açısından taçlandıracaktır.
Dünya Kupası öncesinde yerkürenin futbolda dair sitelerinde beklenen 2 sürpriz çıkış Belçika ve Şili'dendi. Şili, net bir şekilde “sürpriz çıkışı” kanıtladı ve son Dünya Şampiyonu İspanya'yı evine gönderdi. Belçika ise her ne kadar futbol olarak henüz göze hoş gelen ve beklentileri karşılayan seviyede olmasa da kontrollü ve emin adımlarla ilerliyor.
Avustralya… Şili'ye kaybederek başladılar ama öyle bir Hollanda maçı oynadılar ki Cahill'in golü jenerikleri yıllarca süsleyecek nitelikte. Maçın son anına kadar heyecan üst düzeydeydi ve 3-2 kaybettiler. İspanya maçı ise formaliteydi, toplamda 3 atıp 9 yiyerek veda ettiler ama sahada bir “takım ve mücadele var” mesajını verdiler.

Hal böyleyken, Euro-2004'teki Yunanistan gibi gökyüzünün en yükseklerine ulaşmış dev kanatlı koruyucu bir meleğiniz olmadığı sürece binlerce yılda bir rastlanacak başarıya ulaşmanız çok zor bile değil, imkansız!
Avrupa'da bile son dönemdeki radikal değişimlere baktığımızda karşımıza çıkan en güzel örnek İzlanda. Yıllarca her maç öncesinde rakip takımların “5”lik kategorisinde gördüğü takım büyük turnuvaların eşiğinden play-off'ta elenerek dönmeyi başaran noktaya geldi. İsveç'i uzunca yıllar başarıyla çalıştıran Lars Lagerback önderliğinde “zihniyet devrimi”ne girmeleri bu başarıda önemli etkendi. İlerleyen yıllarda turnuvalara katılım göstermeleri, atılan tohumların meyvelerini toplama açısından taçlandıracaktır.
Dünya Kupası öncesinde yerkürenin futbolda dair sitelerinde beklenen 2 sürpriz çıkış Belçika ve Şili'dendi. Şili, net bir şekilde “sürpriz çıkışı” kanıtladı ve son Dünya Şampiyonu İspanya'yı evine gönderdi. Belçika ise her ne kadar futbol olarak henüz göze hoş gelen ve beklentileri karşılayan seviyede olmasa da kontrollü ve emin adımlarla ilerliyor.
Avustralya… Şili'ye kaybederek başladılar ama öyle bir Hollanda maçı oynadılar ki Cahill'in golü jenerikleri yıllarca süsleyecek nitelikte. Maçın son anına kadar heyecan üst düzeydeydi ve 3-2 kaybettiler. İspanya maçı ise formaliteydi, toplamda 3 atıp 9 yiyerek veda ettiler ama sahada bir “takım ve mücadele var” mesajını verdiler.

Japonya… 3 maçta sadece 1 beraberlik aldılar, ancak Zaccheroni önderliğinde keyifli ve heyecanlı maçlar izlettiler. Gol atmayı düşündüler. Turnuvanın bir maçta en çok şut çeken takımlar listesinin en başında yer aldılar Kolombiya'ya karşı çektikleri 23 şutla. Başaramadılar ama izlettiler, heyecan yaşattılar.
Honduras… Fransa ile start verdikleri ilk maçta dahi anti futbol niyetinde değildiler. Ta ki Brezilyalı hakem Ricci'nin Fransa lehine penaltı çaldığı andaki anlamsız 2.sarı karttan atılan oyuncuları olduğu ana dek. 1 gol atıp 8 gol yediler ancak özellikle Ekvador karşısında keyifli 90 dakika izlettiler.Son maçta da direnemediler.
Fildişi Sahili… Onca yıldız, onca yetenekli oyuncuya rağmen Yunanistan gibi bir takımın olduğu gruptan çıkamamaları iyi bir takım kimliği sergileyememelerinden kaynaklandı. Ancak heyecan katsayısı yüksek maçlar izlettikleri aşikar.
Bosna Hersek… Arjantin'in isminden korktukları ilk maç dışında turnuvanın belki de en bariz hakem kurbanı olan takımıydılar. İran'ı rahat geçtikleri maçın yanına bir de 0-0 iken bariz gollerinin iptal edildiği Nijerya maçından en az 1 puan eklemiş olsalardı sonraki turlar için avantajları sürebilirdi.

Honduras… Fransa ile start verdikleri ilk maçta dahi anti futbol niyetinde değildiler. Ta ki Brezilyalı hakem Ricci'nin Fransa lehine penaltı çaldığı andaki anlamsız 2.sarı karttan atılan oyuncuları olduğu ana dek. 1 gol atıp 8 gol yediler ancak özellikle Ekvador karşısında keyifli 90 dakika izlettiler.Son maçta da direnemediler.
Fildişi Sahili… Onca yıldız, onca yetenekli oyuncuya rağmen Yunanistan gibi bir takımın olduğu gruptan çıkamamaları iyi bir takım kimliği sergileyememelerinden kaynaklandı. Ancak heyecan katsayısı yüksek maçlar izlettikleri aşikar.
Bosna Hersek… Arjantin'in isminden korktukları ilk maç dışında turnuvanın belki de en bariz hakem kurbanı olan takımıydılar. İran'ı rahat geçtikleri maçın yanına bir de 0-0 iken bariz gollerinin iptal edildiği Nijerya maçından en az 1 puan eklemiş olsalardı sonraki turlar için avantajları sürebilirdi.

Gana… Elendiler belki ama Ayew kardeşler önderliğinde belki de turnuvanın en güzel 45 dakikasına Almanya karşısında şahitlik etmemize vesile oldular. Gollü ve hızlı maçlara imza attılar. Rakip kaleye sürekli gitmeyi düşündüler.
Kore… 4-2 kaybettikleri Cezayir maçının ilk yarısını 3-0 yenik kapatmalarına aldırış etmediler. İkinci yarıya golle başlayıp 45 dakika mücadelelerini sürdürdüler. Belçika'ya karşı çok iyi mücadele ettiler. Gol bulamamaları şanssızlıktı. Rusya'dan 1 puan kopardılar, akıllarda yer ettiler.
Kamerun… Turnuvaya pek çok sorunla geldiler. Hem ekonomik hem de oyuncu bazlı sıkıntılar yaşadılar belki ama futbolu çirkinleştirmeden, olduğu kadarını oynayıp, kalelerinde 9 olacak kadar bol gol izletip veda ettiler.
KOSTA RİKA ve CEZAYİR…
Yukarıda belirttiğim ve her ne şekilde olursa olsun Brezilya-2014'e renk katıp, hafızalarda yer edip giden ülkelerin yanında bir de makus talihlerini, dünya kamuoyunun bakışlarını yıkıp geçen 2 takım izledik gruplarda: Kosta Rika ve Cezayir.

Kore… 4-2 kaybettikleri Cezayir maçının ilk yarısını 3-0 yenik kapatmalarına aldırış etmediler. İkinci yarıya golle başlayıp 45 dakika mücadelelerini sürdürdüler. Belçika'ya karşı çok iyi mücadele ettiler. Gol bulamamaları şanssızlıktı. Rusya'dan 1 puan kopardılar, akıllarda yer ettiler.
Kamerun… Turnuvaya pek çok sorunla geldiler. Hem ekonomik hem de oyuncu bazlı sıkıntılar yaşadılar belki ama futbolu çirkinleştirmeden, olduğu kadarını oynayıp, kalelerinde 9 olacak kadar bol gol izletip veda ettiler.
KOSTA RİKA ve CEZAYİR…
Yukarıda belirttiğim ve her ne şekilde olursa olsun Brezilya-2014'e renk katıp, hafızalarda yer edip giden ülkelerin yanında bir de makus talihlerini, dünya kamuoyunun bakışlarını yıkıp geçen 2 takım izledik gruplarda: Kosta Rika ve Cezayir.

Kosta Rika… Uruguay önünde 1-0 yenik duruma düştüklerinde, 2.golü de yiyebilecekleri pozisyonlar da verdiler. Ancak Campbell önderliğinde gol için ne gerekiyorsa takım halinde yapmayı düşünen, iyi organize olan, müthiş mücadele örneği sergileyen ve bunları da futbolu çirkinleştirmeden yapan bir takım imajı çizdiler. Hak ettiklerini de İngiltere ve İtalya'yı evlerine göndererek turnuvanın en büyük sürprizine imza atarak aldılar.
Cezayir… Aslında ilk sinyali, turnuvada çıkış yapması beklenen Belçika gibi kontrollü futbolu benimseyen güçlü bir takıma karşı vermişlerdi. Penaltıyla öne geçtikleri maçta hızlı hücuma çıkan, iyi defans yapan takım kimliğindeydiler. Son anlarda gelen gole engel olamadılar. Asıl patlamayı Kore'ye karşı çok iyi oyun ve güzel hücum organizasyonları ile sergilediler. Çok güzel ve akıl dolu gollerle 4-2 kazandılar. Final maçında ise Rusya'ya karşı erken gol yemelerine rağmen, çevirmesini bilecek soğukkanlılıkta ve istekteydiler. Başardılar.

Cezayir… Aslında ilk sinyali, turnuvada çıkış yapması beklenen Belçika gibi kontrollü futbolu benimseyen güçlü bir takıma karşı vermişlerdi. Penaltıyla öne geçtikleri maçta hızlı hücuma çıkan, iyi defans yapan takım kimliğindeydiler. Son anlarda gelen gole engel olamadılar. Asıl patlamayı Kore'ye karşı çok iyi oyun ve güzel hücum organizasyonları ile sergilediler. Çok güzel ve akıl dolu gollerle 4-2 kazandılar. Final maçında ise Rusya'ya karşı erken gol yemelerine rağmen, çevirmesini bilecek soğukkanlılıkta ve istekteydiler. Başardılar.

Sonrasında ne mi oldu? 2.turda Kosta Rika, 10 kişi kalmasına rağmen Yunanistan'ı zor da olsa geçmeyi başardı. Cezayir ise bahis sektöründe Almanya'nın galibiyetine tam 80 milyon Euro yatıran dünyadaki bahisseverleri ve futbolseverleri 90 dakika sonunda yıkan sonuca imza attı:0-0. Almanya gibi futbol devi bir ülkeye karşı pozisyon vermemeye gayret eden, iyi mücadele eden, net pozisyonlar da bulan, maçın her anında olan bir 90 dakika çıkaran müthiş bir takım… Uzatmaların başında gelen tek gol, belki de güçlerinin tükendiği son saniyelerin de etkisiydi ama sahaya koydukları istek, çaba, oyun ile takdiri fazlasıyla hak ettiler.
PEKİ YA SİZ?
Yunanistan, İran ve Rusya… Sizden bahsediyorum…
2004'te Otto Rehhagel ile bin yılda bir olacak mucize sonrasında şampiyon oldunuz. Ya sonra? Sonrasındaki Avrupa ve Dünya Kupaları içeren 4 turnuvada koca bir hiç. Mantalite aynı, değişim yok. Futbol zevkine dair bir zerre ilerleme veya değişim yok. Zihniyet o kadar defolu ki, 2.tur maçında golü atan oyuncusu Sokratis Papastathopoulos evlenme tarihini 5 Temmuz'a alabilecek kadar “rüyasında çeyrek final” vizyonuna dahi sahip olmayan oyunculardan kurulu. “Nasıl olsa eleniriz”. Maçtan önceyi bırakın, turnuvaya gelirken zaten kaybetmişler. Kosta Rika 10 kişi kalmamış olsa bu zorunlu hücum etkinliğini de göremeyecektik.

İran… Tarihi bir fırsat yakalamışsın, Brezilya'ya gelmişsin. Euro 2004'ün Yunanistan'ı gibiydin maçlar boyunca. Hatta Yunanistan'ın 1-0'lık galibiyetlerini üretemeyecek kadar ileriye çıkmayı düşünmedin. 2.turda Fransa'ya kaybeden Nijerya, grubun ilk maçında neredeyse sahada yoktu. Onlara karşı bile kazanmayı düşünmeyeceksen Arjantin ve Bosna'yı mı yenecektin! Elde var sıfır imaj, sıfır hoş bir seda ve güle güle…
Rusya… Capello'nun turnuvanın en yüksek ücret alan teknik adamı olması bilgisi dışında, adından futboluyla hiç bahsettiremeden Brezilya'ya veda eden ve hayal kırıklığı yaratan takımların başında geldi. Tesellileri ya da yalancı baharları, ülkelerinde düzenlenecek olan Rusya 2018 Dünya Kupası için hazırlanıyor olmaları. Peki, mazeretiniz var, değişimdesiniz ancak Kore maçında skor 1-1, ortada oyun yok… Belçika'ya karşı son anlarda gelen yenilgi ve bir umut yok… Cezayir'e karşı erken gol bulmanıza rağmen yine Capello ve oyuncularından yeterli tepki yok…
İtalya, İngiltere, İspanya gibi dünya futbolunda söz sahibi ülkelerin gruplarda elendikleri bir turnuvada kendini gösteremiyorsan, göstermek için bir çaba veya zihniyet devrimi içinde değilsen, oynadığın futbolun tadı ve dev organizasyona kattığın heyecan sıfır ise yıllarca turistik Dünya Kupası turu yapmaya mahkumsun.
Büyük ihtimalle zaten gruplarda veda edeceksiniz, ama bu beklentiyi kırma adına futbolseverlere bir küçük mesaj bıraksanız, bir vizyon sergileseniz, hayal edip, bu hayale koşar bir mantalite gösterseniz çok mu zordu? Korktunuz ama yine öldünüz... Nasıl bilirdiniz? “Kimi, bir şey görmedik ki!”
İlk bölümde bahsettiğim takımlar da gruplardan çıkamadılar. Ellerinden gelenin en iyisini, üst düzeyde vermeye çalıştılar. Hafızalarda pek çok enstantane, pek çok pozisyon, mücadele, tat ve heyecan bıraktılar. Cesurdular, elendiler ama nasıl olsa bir kere öleceklerini bildikleri için son derece verimliydiler.
4 yılda bir oluyor... Korkunun ecele faydası yok... Gör, örnek al ve ayakta alkışla: Kosta Rika ve Cezayir… Sonsuz tebrikler…
Murat Fevzi Tanırlı
Twitter: @mftanirli
PEKİ YA SİZ?
Yunanistan, İran ve Rusya… Sizden bahsediyorum…
2004'te Otto Rehhagel ile bin yılda bir olacak mucize sonrasında şampiyon oldunuz. Ya sonra? Sonrasındaki Avrupa ve Dünya Kupaları içeren 4 turnuvada koca bir hiç. Mantalite aynı, değişim yok. Futbol zevkine dair bir zerre ilerleme veya değişim yok. Zihniyet o kadar defolu ki, 2.tur maçında golü atan oyuncusu Sokratis Papastathopoulos evlenme tarihini 5 Temmuz'a alabilecek kadar “rüyasında çeyrek final” vizyonuna dahi sahip olmayan oyunculardan kurulu. “Nasıl olsa eleniriz”. Maçtan önceyi bırakın, turnuvaya gelirken zaten kaybetmişler. Kosta Rika 10 kişi kalmamış olsa bu zorunlu hücum etkinliğini de göremeyecektik.

İran… Tarihi bir fırsat yakalamışsın, Brezilya'ya gelmişsin. Euro 2004'ün Yunanistan'ı gibiydin maçlar boyunca. Hatta Yunanistan'ın 1-0'lık galibiyetlerini üretemeyecek kadar ileriye çıkmayı düşünmedin. 2.turda Fransa'ya kaybeden Nijerya, grubun ilk maçında neredeyse sahada yoktu. Onlara karşı bile kazanmayı düşünmeyeceksen Arjantin ve Bosna'yı mı yenecektin! Elde var sıfır imaj, sıfır hoş bir seda ve güle güle…
Rusya… Capello'nun turnuvanın en yüksek ücret alan teknik adamı olması bilgisi dışında, adından futboluyla hiç bahsettiremeden Brezilya'ya veda eden ve hayal kırıklığı yaratan takımların başında geldi. Tesellileri ya da yalancı baharları, ülkelerinde düzenlenecek olan Rusya 2018 Dünya Kupası için hazırlanıyor olmaları. Peki, mazeretiniz var, değişimdesiniz ancak Kore maçında skor 1-1, ortada oyun yok… Belçika'ya karşı son anlarda gelen yenilgi ve bir umut yok… Cezayir'e karşı erken gol bulmanıza rağmen yine Capello ve oyuncularından yeterli tepki yok…
İtalya, İngiltere, İspanya gibi dünya futbolunda söz sahibi ülkelerin gruplarda elendikleri bir turnuvada kendini gösteremiyorsan, göstermek için bir çaba veya zihniyet devrimi içinde değilsen, oynadığın futbolun tadı ve dev organizasyona kattığın heyecan sıfır ise yıllarca turistik Dünya Kupası turu yapmaya mahkumsun.
Büyük ihtimalle zaten gruplarda veda edeceksiniz, ama bu beklentiyi kırma adına futbolseverlere bir küçük mesaj bıraksanız, bir vizyon sergileseniz, hayal edip, bu hayale koşar bir mantalite gösterseniz çok mu zordu? Korktunuz ama yine öldünüz... Nasıl bilirdiniz? “Kimi, bir şey görmedik ki!”
İlk bölümde bahsettiğim takımlar da gruplardan çıkamadılar. Ellerinden gelenin en iyisini, üst düzeyde vermeye çalıştılar. Hafızalarda pek çok enstantane, pek çok pozisyon, mücadele, tat ve heyecan bıraktılar. Cesurdular, elendiler ama nasıl olsa bir kere öleceklerini bildikleri için son derece verimliydiler.
4 yılda bir oluyor... Korkunun ecele faydası yok... Gör, örnek al ve ayakta alkışla: Kosta Rika ve Cezayir… Sonsuz tebrikler…
Murat Fevzi Tanırlı
Twitter: @mftanirli

