comScore

Galatasaray Galatasaray

Haftanın hakem değerlendirmesi! Sevdiğiniz deyimle erkek gibiydi

02 Eylül 2016, Cuma 11:26
Haftanın hakem değerlendirmesi! Sevdiğiniz deyimle erkek gibiydi

Süper Lig'den 2. haftanın hakem performanslarını eski hakem ve Lig TV yorumcusu Murat Fevzi Tanırlı değerlendirdi.

FutbolArena Analiz - Yeni sezonda yine haftalık hakem değerlendirmelerimizle bu köşemizde sizlerle birlikteyiz. Hem haftanın maçlarından ilginç bilgileri, hem de hakem performanslarını övgü veya eleştiri kapsamında sevgi, saygı içerisinde ve yaklaşım olarak bel üstü çerçeveden paylaşmaya, değerlendirmeye devam edeceğiz. Soru, yorum ve değerlendirmelerinizi twitter üzerinden paylaşabilirsiniz.
***

Görevden ayrılan MHK'nın yaptığı ve doğal olarak tartışmaları beraberinde getiren klasmanlarla sezona giren hakemlerimizin sezonun ilk 2 haftasındaki maçlara baktığımızda genel itibariyle gayet iyi başlangıç yaptığını söyleyebiliriz.
***

UNUTAMADIKLARIM
Sebepleri için her ne söylenirse söylensin, kamu vicdanında geçen sezonun Türkçe meali, “Trabzonspor maçlarında kritik hatalar yapan hakemlerin klasman düşürüldüğü sezon” olarak tarihe geçeceğidir. FIFA klasmanında olup, şu an Süper Lig'deki 22 hakem arasına giremeyen,PTT 1.Lig klasmanında yer alan Deniz Ateş Bitnel gibi bir hakemimiz olduğu trajikomikliği de 2015-2016 sezonuna damga vuran olaylar arasındaki yerini aldı hiç şüphesiz… Elbette Deniz Ateş nezdinde de plan-proje-zamanlama hatası vardı MHK'nın. Bu başka boyutu. İşte MHK yöneticiliğinin önemi de burada karşımıza çıkıyor. Hakemin her anlamda hazır olması, kişilik ve karakter olarak gelişmesi, nerede ne yaptığını idrak edebilecek seviyeye geldikten sonra bu tarz maçlarda görevlendirilmesi, psikolojik gelişimini tamamlayıp “Süper Lig'in üst seviye takımlarının seviyesinde maç yönetebilir” mührünü aldığına kanaat getirmek ilesadece 3-5 maçın iyi performansına bakıpbüyük maç vererek değerlendirilmemesi gerektiği arasındaki farkın da net göstergesidir.
***


Sadece geçen sezonun değil, Türk hakemlik tarihinin kara gecelerinden Trabzon'daki “alıkonma” skandalına bizzat olay yerindetepkisiz kalan bir MHK üyesinden camianın kurtulmuş olması bir nebze teselli iken;“sıfır” tepki ile kalarak “dernek” kavramının anlamını yitirmesine sebep olanların da makam koltuğu konusunda hassasiyetlerinin hala maksimum seviyede sürmesi de ancak “burası Türkiye” tanımıyla nihayetlendirilebilir.Özür! Başka bir Avni Aker mücadelesinde Volkan Bayarslan'ınyerde iken tekmelendiği 2. Trabzon vakasından sonraki hafta, bilmem kaç “buçuk dakika” geç çıkma tepkisini atlamışım. Dünya tarihinin en anlamlı(!), en ses getiren(!) tepkisiydi…
Verilen görevi, kapasitesi çerçevesinde her zaman en iyi şekilde yapmaya gayretli olduğu izlenimini hep kendisinden aldığım Çağatay Şahan'a yeni klasmanında başarılar…
***

Bu camianın muhasır medeniyet seviyesine çıkması safhasında, Cüneyt Çakır'ın dünya çapında markalaşması ve Türk hakemliğine önemli yol açması konusunda hem bireysel çalışmalarının, hem de Uilenberg'in Türkiye'de göreve başladığı süreç sonrasının büyük değeri, önemi ve anlamı var. Peki bu değerin yaratılmasında, UEFA Hakem Komitesi'nin kritik pozisyondaki adamı ile bizimkiler arasındaki köprünün süper kurulmuş olmasının ne kadar rolü ve katkısı var? Torbasında hem eğitmen, hem tercüman, hem tiyatrocu, hem yüksek IQ'lu, hem mühendislik mezunu rollerini üstlenip, bu kadar meziyeti bırakıp hayatını bu camianın gelişimine, Avrupa ve Dünya kanadına adayan halkanın gözükmeyen önemli parçası Burçin Keskin'i devre dışı bırakmak da yukarıdaki zihniyetin faaliyetlerinden olmalı ancak… Cüneyt Çakır'ın 2014 Dünya Kupası'na hazırlık aşamasında Türkiye sınırlarında Fatih Terim dahil olmak üzere yapılan ekip ve motivasyon çalışması ile 2016 Avrupa Şampiyonası öncesindeki arasında “ilgi” açısından bile 180 derece fark var!
***


NAPOLYON ETKİSİ Mİ?
Camiamızdan görüştüğüm değerli hakem/gözlemci büyüklerim ve arkadaşlarımın bir başka bakış açısı daartık hakem nezdinde bireysel tepki vermenin “zorlaştığı” savı.Sebebi ise “sözleşmeli hakemlik” kavramının “patron-işçi” evrenine geçilmesine yol açtığını, öyle işkembeden sallayarak “maça çıkmıyorum” veya “yarım saat geç çıkacağım” denemeyeceğini, ayda 20 bin ila 32 bin TL arası maaş ile çalışan, haftalık verilen görev sonunda da prim gibi adlandırılabilecek ekstra 6000 TL alınan bir statüye geçildiğinin de unutulmaması gerektiğini savundular. Bu sava katılmayı, tepkisiz bırakılma ile bağdaştırmak benim adıma çok zor.
***

HÜSEYİN GÖÇEK'TEN NE İSTİYORSUNUZ?
MHK'ların Hüseyin'e Karadeniz sendromu var sanırım. Geçen sezon yine bu köşede sizlerle paylaşmıştım. Bir Perşembe gecesi oynanan Liverpool-Dortmund maçında Cüneyt Çakır'a ilave yardımcılık görevi için Çarşamba günü Liverpool'a gittiğini, Cuma gününün ilk dakikalarındastadyumdan çıkıp, İngiltere yerel saatiyle 02.00 sularında uyuduğunu, Cuma sabahı tren ve ardından uçak seyahatiyle İstanbul'a akşamüstü inip, Cumartesi 13.30 maçında Rize'de düdük çalmak için iç hatlara geçtiğini, muhtemelen gecenin bir yarısı, maça 12 saat gibi bir süre kala Rize'de otele yerleşmiş olabileceğini hikaye gibi anlatmıştım. Aslında hikaye değil, hayatın hazin gerçeğiydi MHK tarafından izletilen.
***


Sezonun ilk maçında da benzer durum oldu. Perşembe günü Danimarka'da SonderjyskE           -Sparta Prag Avrupa Ligi maçına çıkan Hüseyin Göçek'in Karadeniz cezası anlaşılan sürüyordu. Hakemler açıklandı ve Cumartesi günkü Trabzon-Kasımpaşa maçına yol, Danimarka üzerinden gözüktü. Cuma yine öğleden sonra saatlerinde İstanbul'a döndü ve muhtemelen evine uğramadan Trabzon'a geçti. Her 2 MHK tarafından “Avrupa dönüşü eve uğramama” cezasına çarptırılmıştı sanırım. Geçen sezon Rize'dekinde doğal olarak kritik penaltı hatasıyla karşılaşıldığı unutulmamışken, bu sezon ne gerek vardı ilk haftadan Hüseyin'i yarış atına çevirme riskine girmeye. Tamam, fizik ve kimyası süper ama bir yandan da hem mantalite hem fizik olarak risk değil mi? Gerek var mıydı ilk haftadan?Yoksa durum “biz çalışanlar” gibi, iş dönüşü evimize tam gireceğimiz anda patronun tekrar arayıp “sorun çıktı, işe çabuk geri gel” cümlesindeki sav olarak belirtildiğini söylediğimNapolyon başlığındaki mantığı ile mi alakalı? Cüneyt Çakır'ın jet-lag ihtimalini düşünmeden Konya'ya atanmasında da bunu söyleyenler oldu… Sanmam… Belki de patronların acımasız tavrını kabullenemeyeceğim için bu ihtimali düşünmek istemiyorum.
***

EYÜP HOCAM BIRAKALIM TEMCİT PİLAVINI ARTIK…
Son saniyede Engin İpekoğlu ile yollar ayrıldı ve Adanaspor sezona teknik adamsız girdi. Antrenör Eyüp Arın yönetiminde 2 maçta bence güçleri ölçüsünde başarıyla tamamladılar.
Kasımpaşa'dan deplasmanda alınan 1 puan sonrasında mikrofonlar maçın değerlendirmesi için Eyüp Hoca'da: “Birkaç faulde hakemin hatası vardı, önemli faul hatalarıydı, çekmeler iki takıma farklı mı değerlendiriliyor” cümlelerini duydum ve gerisini dinlemeye dayanamadım ve kapattım artık… Sevgili Hocam, Adanaspor taraftarı ve biz futbolseverler maçı anlatmanı istiyoruz, oyuncularını ve Adanaspor'daki gelişmeleri değerlendirmeni bekliyoruz! Maçta abartı hakem hatası yok, hatta belki en son konuşulacak unsur. Hala Lig TV ekranlarında maç sonu röportajında bize klasik hakem teranesi anlatıyorsun. Aşalım değerli hocam, çapı bayağı bir genişletelim artık, sizin de gelecek kariyeriniz ve vizyonunuz için bırakalım bunları, usandık, bakış açısını %50'lere razı şekilde hakemden uzaklaştıralım 2. haftadan Allah aşkına!
***

ERKEK GİBİYDİ…
Günümüzün futbol gereklilikleri hiperaktiflik gerektiriyor… Bu meziyetinizde eksiklikler varsa, geçtiğimiz hafta sonu gazetelerin Pazar eklerinde tanımı yapılmaya başlanan “Alfa Çağı”çocuklarının yetişmeye başladığı çağımızda futbol ile ilgili bir işi icra etme şansınız yok denecek kadar az!… Aynı anda 3 platformda maçlar izleniyor olması farzın ilk maddesi.  TV-Tablet-Notebook-Mobil Telefon aygıtlarından aynı anda kesişen maçları izleyeceksiniz. Başarılı oluyorsanız, sonraki aşama sağ gözünüzle ekrana, sol gözünüzle diğer maçlara, bir yandan da sosyal medyaya bakmak zorundasınız. Bu da ikinci farz maddesi.
***


Fenerbahçe-Kayserispor maçı başladı ve misafir takım, ilk haftanın aksine Kadıköy'de sürprize imza atacak nitelikte oynuyordu. Öne geçmeleri de cabası oldu. 3 büyüklerin sahasında oynadıkları karşılaşmalarda, Anadolu takımlarına karşı yenik duruma düştükten sonraki dakikalar her hakem için yıllarca zor olmuştur. Bu süreci yönetmek ayrı bir meziyet istemektedir. Çünkü baskı çoğalır, hakeme itiraz şekli değişir, ses tonu değişir, kenarda teknik adam ve yedeklerin bakışı değişir, tribünün Türkçesi değişir, sözün özü her şey hem insani hem fair-play anlamında değişir kere değişir. İşte bu tabloda bir de büyük takımdan oyuncu da atmışsanız vay halinize! Bariz gol şansını engellediği içinFenerbahçe'liKjaer'in 38. dakikada ihraç edilmesi de işin tuzu biberi oldu hakemler adına. Pozisyonun doğal olarak kontra olması,  hakem Serkan Çınar'ın da pozisyonu değerlendirmesinde güçlüğü beraberinde getirdi. Biraz bekledikten sonra düdük çalmasında aşikar ki kıdemli yardımcı hakem Serkan Ok'tan almış olabileceği yardımın net izleri var. Bu konuda her 2 hakemi de kutlamak gerekiyor. Önemli karar verdiler ve tabii işin sonrası daha da zorlaştı.
***

Sosyal medyadaki büyük takım simsarları, istedikleri fırsatı yakalamış edasında sevinçle ellerini ovuşturarak naralar atıyorlardı: ”Kayserispor'a kırmızı kart sizce kaçıncı dakikada çıkacak?” eğlencesinde zevkli dakikalar geçiriyorlardı. Mutluydular çünkü rahat yüklenebilecekleri, bu sayede saatlerce ekranları doldurabilecekleri malzeme ihtimali doğmuştu. Genel hakemlik kariyeri boyunca belki de en önemli görüntüsü soğuk duruşu olan ve bu yüzden de zaman zaman “yahu ara sıra tebessüm et bari Serkan” diye eleştirdiğim Serkan Çınar, kalan sürede tüm zorluğa rağmen hem dimdik ayaktaydı, hem de gayet başarılı bir maç çıkardı. 3-3 berabere biten maçın heyecanında katkısı ekip olarak fazlasıyla vardı. Golden önceki pozisyonda bence Stoch'afaul yoktu ama elbette maçın genelinde ufak tefek faul hataları olduancak sosyal medyadakilerin diğer kanadının bu kez sevdiği deyim meydanlardaydı: “Erkek gibiydi”. Sonsuz tebrikler Serkan Çınar… Çınar gibi durduğun için... Bu arada şunu da dipnot belirtelim. Maçın ilk yarım saatindeki kart standardını hakemlik tekniği olarak tartışabiliriz. Maçın gidişatına ve oyuncuların niyetine göre hakem her maçta yönetim stratejisi belirler. Kitabi olarak “çok bariz pozisyonlar olmadığı sürece” kartını sakınmasını anlayabilirim. İlk yarım saatteki 11 tane Kayseri, 6 tane F.Bahçefaulünün kartsız kalmasını eleştirebilirsiniz. Kart çıkmalıydı denen pozisyonlar da olabilir veya “devamlı olarak oyun kurallarını ihlal etme” maddesinden de kart çıkmasını bekleyebilirsiniz. Bu başka bir noktadır, Serkan Çınar'ın Kadıköy'de eyyama attığı tokat başka bir noktadır, karıştırmayalım. Hakemin notu: 8.3
***

BAŞLANGIÇLAR SÜRPRİZLERİ SEVER
Kadıköy'deki 3-3'lük beraberlik sürprizinden bahsederken sizlerle bir istatistiği de paylaşayım. Sezon başları her zaman futbolun doğal süreci olarak sürprizlere gebedir. Yeni kurulan takım, yeni teknik adam, oyuncuların birbirine uyum süreci, hava ve saha şartları vb. Bu sadece bizim takımlarımız değil, dünya geneli için geçerli. Son 10 sezonun ilk 5 haftalarına baktığımızda Barcelona dahil bu süreçten etkilenmeyen takım neredeyse yok.

Ligimizin şampiyonluk yaşayan 5 takımının son 10 sezondaki ilk 5 hafta ortalama galibiyet başarısı aşağıda gibi. Yani neredeyse 5 maçtan yarısında puan kaybı var.
 
  TAKIM GALİBİYET BAŞARISI
1 FENERBAHÇE 64%
2 GALATASARAY 60%
3 BEŞİKTAŞ 56%
4 TRABZONSPOR 46%
5 BURSASPOR 46%
 
Sezonun İlk 5 Maçının Hepsini Kazananlar:
BURSASPOR: 2010-2011 SEZONU
F.BAHÇE ve G.SARAY: 2009-2010 SEZONU
Sezonun İlk 5 Maçında Hiç Kazanamayan
TRABZONSPOR: 2014-2015 SEZONU

***

HAFTANIN HAKEMLERİNDEN NOTLAR…
ATIKER KONYASPOR-BEŞİKTAŞ (Cüneyt Çakır)
Brezilya'daki olimpiyatlardan dönüşünün hemen ardından Konya'daki maçtaki performansındaki tek kusur Necip'in ilk yarıda atılmamasıydı.7.9

***

ALANYASPOR-ANTALYASPOR (Fırat Aydınus)

Ceza sahası çizgisine yakın bölgelerde hakem adına çok zor olan 2 kritik enstantane vardı. Defans oyuncusu ceza sahası içindeyken, rakibin ceza alanı dışındaki ayağına vurduğu pozisyondaki faul tespiti doğru karardı. İlk yarıdaki benzer pozisyonda ise oyunu devam ettirdi ancak faul vardı. Maçın sonlarında MBilla'nın çekildiği pozisyon penaltı olması gerekirdi.Yardımcı hakem Yusuf Bozdoğan gerek iptal ettirdiği ilk yarıdaki golde, gerek de Alanya'nın 2. golündeki ofsayt yorumları gayet başarılıydı. Not: 7.9

***

AKHİSAR BLD-GALATASARAY (Hüseyin Göçek)
Futbol oynama isteklisi ve hakemle uğraşmayan iki takım olunca hakeme de maçı iyi yönetmek kalmıştı. O da gayet başarılı yönetti.
Not: 8.4

***

BURSASPOR-BAŞAKŞEHİR (Mete Kalkavan)
Geçen sezon yılın hakemi seçtiğimiz Mete Kalkavan, Bursa'daki haftanın en zor maçlarından birinde başarılı bir 90 dakika çıkardı. Not:8.4
***

KARABÜKSPOR-Ç.RİZESPOR (Halil Umut Meler)
Hep MHK'ların mı prensleri olacak, Halil Umut da son 2 senedir benim prensim! Gayet başarılı bir 90 dakika daha çıkardı. Notu: 8.4
***

GAZİANTEPSPOR-TRABZONSPOR (Ali Palabıyık)
İlk haftaki başarılı yönetimin ardından bu hafta da şans buldu. Genel itibariyle gayet başarılıydı. Muhammet İldiz'in 2.sarıdan atıldığı pozisyonda, oyuncunun 2.kartı olduğunu incelemesinin ve yardımcılarla 4.hakemin muhtemel yardımından sonra ulaştı ama daha ilginç görüntü Muhammet İldiz'in “2.sarı kart ama ne yapsam acaba” şeklindeki ekranlara yansıyan şaşkın bakışları idi. Notu 8.4
***

KASIMPAŞA-ADANASPOR (Tolga Özkalfa)
Maçın genelinde iyi bir yönetim gösterdi. Notu: 8.3
***

OSMANLISPOR-GENÇLERBİRLİĞİ (Barış Şimşek)
Delarge'ın attığı ilk golde yardımcı hakem Mehmet Metin ofsaytı tespit edemedi. Barış Şimşek'in verdiği penaltı kararı doğruydu.
Hakemin Notu:8.3
***

Hayatınızdan sevgi ve hoşgörü eksik olmasın…
 
Murat Fevzi Tanırlı
Twitter: @mftanirli

FutbolArena akşam haberleri turu (16 Ekim 2018)


Canlı iddaa sonuçları için tıklayın.