Her bir stadyumda ortalama 30 bin seyirci ve toplamda 270 bine yakın seyirciyle coştukça coştuk. Allah'ım bu ne zerafet, bu ne güzellik, bu ne güzel bir ülke dedik. Premier Lig “halt etsin” bu ligin yanında dedik… Ekranımın büyük kısmında bir maç, küçük ekranda ikinci maç, bilgisayarımda 3. maç derken zevkten ne yapacağımı şaşırdım. Hatta totem yapasım geldi. Acaba zevkin bu kadar doruklarındayken maçlar hep “hafta içi” oynansa mı acaba diye düşünmeden edemedim. 1982'de Kütahya'nın ve pek çok ilçelerin en güzeli Simav'ımdan 5 saatlik yolculukla, İzmir Atatürk Stadı'nda Adem'li Necdet'li, Kovacevic'li Beşiktaş'ın Altay karşısında 0-0 biten 90 dakikasıyla başlayan ilk heyecanım geçen hafta Everest seviyesinde bir keyfe ulaştı. 41 yıllık yaşantımda böyle bir muhteşem futbol haftası yaşamadım. Ülkeme, tüm takımlarımıza, emeği geçenlere yazımın başında da sonsuz teşekkürler… İyi ki varsınız…
Öyle bir mutluluk ki bu tarifsiz… Düşüncesi bile fevkalade. Bir maç yönetiyorsunuz ve o maça kattığınız renk, aslında hep tribünde olması gereken ama bir türlü “özel işleri nedeniyle davete gelemeyeceğini faks ile bildiren” başkanının bile işlerini yarıda bıraktırıp, hakemi tüm kulüp yönetimiyle birlikte tebrik etmek için özel uçağıyla hemen intikal ettirecek kadar eşsiz!
Stadyumun koridorlarında tabiiki her zaman olması gerekenler yine kurallarına uygun şekilde yer alıyorlar ama rahat durmuyorlar ki! Federasyon'un Trabzon temsilcisinden tutun da, Trabzonspor'lu yöneticilere, kulüp yetkililerine polislere kadar bu coşkuyu nasıl kutlayacaklarını bilemeden illa herkes katılsın diye hakemler Çağatay'ı, Adil'i, Cevdet'i de halay çekmeye davet etmek için neredeyse kapısını kıracak kadar vuruyorlar. Dışarıya çıkarmak için ettikleri o tatlı ve tahrik edici sözlerin ise ucu bucağı yok. Hepsi “E hadisenize, gelsenize yahu” demek için. Heyecan, zevk bu derece büyük. Coşkuyu anlatacak kelime bulamıyorlar, bu nedenle elleriyle ayaklarıyla kapıyı yokluyorlar. Çıkmadıkça da Karadenizli misafirperverliğiyle “Vallahi başkanımız gelmeden bırakmayız, taaaa buralara kadar gelmişssiniz, mıhlama yemeden gitmek olmaz” diyorlar.
TFF yetkililileri heyecanın güzelliğinden ne yapacağını şaşırıyorlar. Tatlkı mı tatlı bir panik halindeler. Hayatlarında görmemişler çünkü, bir oraya bir buraya koşturuyorlar. Tebrik için telefon üstüne telefon alıyorlar. Sevinçten gözyaşlarını tutamadıklarını söylüyorlar.
Ya yüce MHK üyesinin bu büyük jestine ve zerafetine ne demeli! Maç öncesinde tüm misafirperverliğini gösterip hakemlere başarı dileyip koridorlarda gözükürken, muhtemelen “her zaman yanınızdaki abinizim koçlar” dedikten sonra çıkıp, maç sonunda o büyük coşkunun heyecanına kendisini kaptırıp, eğlencelere katıldığından olsa gerek maç sonunda bir daha haber alınamıyor olması.İleride hatıralarda canlanması adına belki güvenlik kameralarından etkinlikleri izlerken horon aşamasında rastlarsak ne mutlu…Herkese nasip olmaz böyle muhteşem tablo. Kaçırmamalıydı ve de kaçırmadı sanırım.
Ertesi sabah oldu, günler geçti, coşku yavaş yavaş yerini sakinliğe ve yaşanan hazzın hatıralarda mutlu mesut kalmasına başladı. Bu unutulmaz tablo “süreklilik arz etsin” diye isteyen Türkiye Futbol Federasyonu, saha dışı organizasyonlarda yaşanan bu prensipli, şık görüntülerin tekrarının sıkça olması adına emeği geçen tüm Trabzonlu yöneticilerden 1 yıllık organizasyon parasını tahsil etme yönünde karar aldı. Yöneticilerin hepsinden de protokolde yer almayıp, stadyum çevresindeki bu etkinlikleri ortalama 1-1.5 sene yürütmeleri konusunda ricacı oldu…
Akşam 23.30'dan gece yaklaşık 03.30'a kadar gösterdikleri büyük ve aziz görev anlayışı, onca coşkulu ve eğlenen kalabalığa hiç müdahale etmeyen, hoşgörülü güvenlik anlayışı ve tüm organizasyona büyük katkıları nedeniyle sayın Emniyet amirime ve ekibine;
Trabzonspor başkanının yeryüzündeki en büyük Fair-Play davranışlarından birine layık olduğu centilmenlik ve misafirperverlik kapsamındaki uygulamalarına yol vermek ve bu ödülü alması için destek olan sayın Trabzon valime sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı iletir, eğer yaşca benden çok büyük iseler, hepsinin ayrıca ellerinden öperim. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin. Bir başkadır benim memleketim!
KISA BİR ARA ve KÜÇÜK NOTLARLA HAFTANIN HAKEMLERİ…
Özür dilerim ama bu kadar muhteşem bir haftanın ardından hakemlerin maçta tek tek neler yaptıgını bu hafta paylaşmayacağım. Sadece yaptıklara hatalara istinaden belirledğim notları ve sonuca tesir edip etmediklerinipaylaşacağım. Affola çünkü ben de kutlamalara katılacağım.
Kayseri-Ç.Rizespor(Hakem Tolga Özkalfa)
Rizespor'un net penaltısı maçın başında verilmedi. Rizespor'un muhmemel 3 puanı gitti.
Hakemin Notu: 7.9
***
Bursaspor-Sivasspor (Hakem Deniz Ateş Bitnel)
Başarılı bir yönetimdi.
Hakemin Notu: 8.4
***
Trabzonspor-Gaziantepspor (Hakem Çağatay Şahan)
Her iki takıma da sonuca tesir edecek hatalar yaptı. Ev sahibi takımdan çift sarıdan atılması gereken oyuncu vardı. Trabzon'un bir golü bariz ofsayt. Maçın sonunda Trabzonspor'un değerlendirilemeyen net penaltısı var. Skor, her iki taraf adına da yapılan hatalara bakıldığında adil.
Hakemin Notu: 7.5
***
Mersin İY-Başakşehir(Hakem Özgüç Türkalp)
Başarılı yönetimdi.
Hakemin Notu: 8.4
***
Osmanlıspor-Fenerbahçe(Hakem Hüseyin Göçek)
Fernandao'nun kafa vuruşunda defans oyuncusuniki eli havada iken elle teması var ve net penaltı. F.Bahçe'nin 1-0 kazanması tartışmaların gereksiz uzamasını engelledi.
Hakemin Notu: 8.0
***
G.Saray-Eskişehirspor(Hakem Bülent Yıldırım)
Genel itibariyle başarılı bir yönetimdi.
Hakemin Notu: 8.3
***
Konyaspor-G.Birliği (Hakem Barış Şimşek)
Başarılı bir yönetimdi.
Hakemin Notu: 8.4
***
Akhisar Bld-Antalyaspor (Hakem Halis Özkahya)
Başarılı bir yönetimdi. Yardımcı hakem Süleyman Özay'ın çizgiyi geçen topa gol desteği haftanın dikkat çeken başarılı kararlarındandı.
Hakemin Notu: 8.4
***
Beşiktaş-Kasımpaşa (Hakem Cüneyt Çakır)
Son anlardaki penaltı pozisyonunda ilave yardımcı hakem Süleyman Abay'ın hakeme uyarısı sözkonusu. Pozisyonda topun Donk'un altından sekmesi sonucunda ele değip değmediği her kesim tarafından çok tartışıldı.
***
Bu pozisyondan daha komiği, eski dönemlerde MHK'larda da görev alan bazı sözümona “duayen” hakemlerin trajikomik şekilde “Aklı taç atışındaki hatalı kararda kaldı” gibi açıklamalarıydı. 1 dakika önce yapılan bir taç atışındaki hatalı olabilecek bir kararda “Cüneyt Çakır'ın aklının kalabileceğini” düşünüyorsunuz ya, hay siz bin yaşayın, biz de bu görüşlerinizle eğlenmeye devam edelim. Hakemlere bu kadar art niyetli yaklaşım varken bir de sizler sayesinde iyice komik duruma düşmeyelim rica ediyorum.
Hakemin Notu: 8.2
***
VE GERÇEKLER…. CESURLAR BİR KEZ, KORKAKLAR HER GÜN ÖLÜR - WİLLİAM SHAKESPEARE
İnsanların pek çok melekesi, işleri, hobileri olabilir. Taşıdıkları karpuzlar birbiriyle ETİK AÇIDAN veya ADALET açısından tezat oluşturmadığı sürece “Abuzer Kadayıf”taki Metin Akpınar olmak güzeldir. Hakim ve hakem gibi tarafsız ve objektiflik ana felsefesi olan kurumların temsilcilerinin de bu göreve layık olmaları ve hakkını vererek davranmaları beklenir. Malumunuz yurdumuzda iş konusunda ve spor konusunda sınırlar belirsizdir, yani yoktur. Karşılıklı girişkenlik seviyesi maksimum seviyededir. Hal böyle olunca, takdir edersiniz ki ancak ve ancak Reis-i Cumhur'umuzun bir telefonuyla sağılığına kavuşan spor mensuplarının olabildiği bir ülkenin havasını teneffüs ediyoruz.
***
Sosyal medya ya da internet sitesi gibi “klavye donkişotluğu”nun sökmeyeceği bir noktadayız. Hem TFF'nin hem de Türkiye Faal Futbol Hakem ve Gözlemcileri Derneği(TFFHGD)'nin bu hafta ve sonraki haftalarda tüm liglerde hakemlere geçen hafta yapılanlar için nasıl tepki göstereceğini merakla bekliyorum. Dernek sitesinden formalite mesaj yayınlama zamanı değil. Teknoloji tepkisi ya da beylik laflar değil, gerçekçi ve somut bir tepki bekliyoruz. Siyaset her ülkede önemli bir konu ise TFF ve TFFHGD içinde de bizzat siyasi güç yansıtabilecek başkanlar, üyeler var. Bekleyip göreceğiz cesaretlerini.
***
Sevgili Çağatay Hocam, çok iyi maçlar yönettiğin zamanlar da oldu, çok kötü yönettiklerin de oldu. Hepsini bu köşelerde paylaştık. Trabzon-G.Antep maçı çok kötü yönettiğin maçlar listesinde yer aldı. Deniz Çoban gibi yaptığı fahiş hataları maç sonunda hakemlik kurumuna karşı sorumluluk bilincinden uzak şekilde ve sonrasındaki günlerde şovmenliğe götürüp, kendi menfaatine çevirme yarışına girip demogoji yapmayacağını biliyoruz. Çok kereler hepimizin panzerlerle stadyumlardan çıktığı zamanlar oldu, olmaya da devam edecek bu ülkede. Devletin güvenliği bizleri sağ salim çıkarmayı başardı, STADYUMDA SAATLERCE MAHSUR BIRAKILMADIK. Telefonda edilen birkaç cümle söze mahkum edilmedik! Ama bu sıradışı bir durum. Herşeyden öte şu anki fırsat hem bireysel özgürlük anlamında hem de kurumsal saygı ve kimlik anlamında önemlidir. HAKEMLİK müessesinin menfaati ve insanların özgürlüğüne kast adına önemli bir göreve soyunabilecek durumdasın. Hiçbir futbol hakeminin, yönettiği bir 90 dakikanın ardından gecenin 4'üne kadar bir stadyumda tehdit edilmeye, herşeyden önce beşeri özgürlüğü kısıtlanmaya, devletin resmi makamları tarafından KORUNAMAMAYA maruz kalması affedilemez.Tarihe geçecek bir MİLAT OLABİLİRSİN. “Cesurlar Bir Kez, Korkaklar Her Gün Ölür” sevgili hocam.
***
Sonra maçlar nasıl mı oynanır?Topunuzualıp Amokachi ile Schillaci oynar, pas atar, goller atar. Biz de zevkle izleriz.
Murat Fevzi Tanırlı
Twitter: @mftanirli

