comScore

Manchester United Manchester United

'Manchester'a geldiğimde korku içindeydim'

21 Ekim 2013, Pazartesi 20:09

Sir Alex Ferguson, emekli olduktan beş ay sonra yeni hayatı ve Manchester United'daki çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu.
 

2012-2013 sezonunun sonunda sürpriz bir şekilde emeklilik kararını açıklayan ve 27 yıla yakın bir sürenin ardından Manchester United\'daki görevini bırakan Sir Alex Ferguson, Telegraph\'dan Paul Hayward\'a verdiği röportajda emeklilik hayatına ve Manchester United\'daki yeni görevine dair açıklamalarda bulundu. 27 yılın ardından kendisine benzer bir geçmişe sahip olan David Moyes\'i yerine seçen Ferguson kulübe geldiği günden, son maçında yaşadıklarına kadar çok sayıda soruya cevap verdi. Önümüzdeki günlerde Harvard Üniversitesi\'nde yönetim tekniklerine dair tecrübelerini öğrencilere aktarmaya hazırlanan İskoç teknik adamın röportajından öne çıkanlar şu şekilde:

"West Bromwich Albion ile oynadığımız ve 5-5 sona eren maçın ardından sabah uyandığımda aldığım karardan hiçbir pişmanlık duymadığımı hissettim. Kendim için en iyi kararı verdiğimi biliyordum. Benim zamanım geride kaldı. Emekli olduğumu insanlara söylemek çok zordu. Eve gittim ve kararı açıklamadan önce oldukça duygusaldım. Tek yapabileceğim her şeyi geride bırakmak ve kalan hayatımdan zevk almaktı. Aksi takdirde hiçbir şey olmamış gibi işinizi yapmaya devam ediyorsunuz. Acaba özleyecek miydim? Özleyeceğimi düşünmüyordum. Bırakma zamanım gelmişti. Doğru zamanda, doğru kararı aldım. Başarılar kafanızı karıştırıyor ve doğru şekilde düşünmenizi engelliyor. Benim başıma da bu geldi. Geçmişi unuttum. Bana bir yararı yok.
 
“Önemli olan konsantrasyon”

"Bazen yatağa uzandığımda aklıma ilginç fikirler gelirdi. Bir keresinde dedim ki \'sanırım 1000.maç önü konuşmamı yaptım\'. Eski oyunculardan Brian McClair döndü ve dedi ki, \'evet ve ben bu konuşmaların yarısında uyudum\'. Bir kulüpte uzun süre çalışmanın en büyük sıkıntısı kendinizi tekrar etmektir. Konuşmalarımın sonunda her zaman oyuncularımın konsantrasyonlarına yönelirdim. Onlara satranç oynamayı öğretmeyerek büyük bir hata yaptım çünkü konsantrasyon seviyesi çok önemli. Bryan Robson\'ı hatırlıyorum. Rakip frikik kullanıyordu ve gözleri cam gibiydi. Bir kozanın içindeydi sanki.

“En iyi konuşmam 3-0'dan 5-3 kazandığımız Tottenham maçının devresindeydi."

Sanırım en ilginç soyunma odası konuşmam Tottenham ile 2001 yılında oynadığımız karşılaşmanın devre arasındakiydi. Devre arasına 3-0 geride girmiştik ve oyuncularıma baktım, \'şimdi yapacağımız ilk golü atmak. Sonra neler olacağına bakarız\' dedim. Teddy Sheringham o sırada Tottenham\'ın kaptanıydı ve koridorda arkadaşlarına \'sakın erken gol bulmalarına izin vermeyin\' diyordu. İlk dakikada golü bulduk. İlk yarıda 3-0 geri düşmüştük ama kötü oynamıyorduk, sadece savunmada kötüydük. Tottenham deplasmanında ilk yarıyı 3-0 geride bitiriyorsunuz. Maçı 5-3 kazandık.
 
“Onları kırmadan eleştiriyordum”

"İki çeşit soyunma odası konuşması vardır. Birincisi kaybediyorsanız, ikincisi iyi gidiyorsanız. Maçı kazanıyorken detaylara daha fazla eğilirdim, oyuncularımın ayaklarının yere basmasını sağlamak için, rahatlamalarını engellemek için daha çok uyarı yapardım. Kaybediyorsanız işler değişir. Sorunun nedenini hızlı bir şekilde bulmanız gerekiyor. Neden kaybediyoruz? Kim aksıyor? Bunu yapabildiğiniz takdirde takımı yeniden motive edebilir ve işleri düzeltebilirsiniz. Bazı konuşmalarda rol yapmanız, bir hikaye anlatmanız gerekir. \'Paul seni izliyorum ve izlediğimin sen olmadığına eminim. Bundan daha iyi olduğunu biliyorum.\' Başka bir deyişle onları kırmadan eleştiri yapmanın, takımın performansını etkileyen kişi olduğunu anlatmanın bir yoludur bu.
 
“Oyunculardaki bazı özellikler çok ender bulunur”

"Bazen eleştirilerimde çok sert oldum. Ancak her zaman bu eleştiriyi kaldırabilecek kişilere karşı sert oldum ve diğerlerinin de bu konuşmadan gereken mesajı almalarını sağladım. İnsanlar Bryan Robson\'ı hiç eleştirmediğimi anlatır ve bu doğru. Bir keresinde onu da eleştirmiştim. Benzerini Aberdeen\'de çalışırken Willie Miller için de söylemişlerdi. Birincisi onlarda kendimi görebiliyorum. İkincisi sizi çok nadir yanıltır ve beklediğiniz performanstan azını verirlerdi. İstikrarlı oyunculardı, oynadıkları seviye muhteşemdi. Böyle oyuncular için her maç anlamlıdır, her maça konsantre olmayı başarırlar. Bu çok nadir görülen bir özelliktir, herkeste bulmanız mümkün değil.
 
“Benim için yanlış sadece sahadaydı”

"Benim için neyin yanlış gittiğine dair ipuçları her zaman sahada olmuştur. İşlerin yürümemesinin nedenleri vardır. Örneğin bir oyuncunun çocuğu bütün gece uyumamıştır ya da annesi babası hastadır. Genellikle birlikte çalıştığım futbolcular bu tip sorunlarını işlerine karıştırmadılar çünkü Manchester United\'da oynamanın çok önemli olduğunun farkındalardı.
 
“Tesislerdeki odamı toplamam tam bir kabustu”

"Tesislerdeki odamı toplamaya gittim. Tam bir kabustu. Arşivlediğim, sakladığım eşyalar, notlar, her yerdeydiler. Büyük bir kısmını evime götürdüm. 27 yıldan sonra masanızı toplamak oldukça ilginç. Bir şeyi elinize alıyorsunuz ve düşünüyorsunuz \'bu kitaba sahip olduğumu bilmiyordum\' diyorsunuz mesela. Kitaplar ve dosyalar. Bazılarına baktım ve \'acaba bunları David Moyes\'a bıraksam daha mı iyi olur? İlgilenir mi? İşine yarar mı?\' diye düşündüm. Bazılarını bıraktım. Birçoğu sağlıkla ilgiliydi örneğin. Bazı gözlemci raporları, genç oyuncu raporları. Bu işle birkaç gün uğraştım.
 
“Bir günlük tutmayı çok isterdim”

"Tüm not defterlerimi aldım. Manchester United\'da çalışmaya başladığım günden bu yana tuttuğum bütün not defterleri. Bazıları bir kutunun içinde, bazıları odanın bir yerinde, her yerdeydiler. Bir arkadaşım, Paul Doherty mektuplarımdan ve not defterlerimden kitap yapmak istediğini söyledi. Açıkçası o zamanlara dönüp bakmak pek ilgimi çekmiyor ama bazı insanların ilgisini çekebilir. Bir günlük tutmayı çok isterdim. Birçok konuda iyi bir hafızaya sahibim ama bir günlük tutmak fantastik olurdu. Her gün yarım saatinizi ayıracak ve neler olduğunu yazacak disipline sahip olmanız gerekiyor. Her gün. Bu çok can sıkıcı olabiliyor.
 
“Artık gazetelerde adımı görmemek başıma gelen en güzel şey”

"Manchester United\'daki görevim sürüyor. Bu kazanmaya devam etmek, onları kazanırken izlemekten keyif almayı sürdürmek anlamına geliyor. Artık hakem kararları, menajerler ya da basınla uğraşmam gerekmiyor. Şüphesi başıma gelen en güzel şey artık ismimi gazetelerde görmüyor olmak. Haftalık basın toplantıları sinirlerimi bozuyordu. Her hafta 20 dakika. Çıldırıyordum. Sinirlerimi bozuyordu. Artık bunun için endişelenmeme gerek yok. Sürekli televizyonlarda, gazetelerde isminizi görmemek insanı rahatlatıyor. Çok can sıkıcı bir durumdu.
 
“David Moyes çok, çok iyi”

"Manchester United taraftarıyım ancak sorumlulukları olan bir taraftarım. Kulüpte yönetici pozisyonundayım ve bu şekilde de katkı vermek istiyorum. Genç bir CEO\'muz var, Ed Woodward. Yardıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. David Gill görevini sürdürüyor ve onun da yardıma ihtiyacı var. Genç bir teknik direktörümüz var, en çok onun yardıma ihtiyacı var. David Moyes ile iyi bir diyaloğumuz var, son birkaç haftada sürekli görüştük ve o çok, çok iyi. Ne zaman yardım isterse yanında olduğumu biliyor.
 
“Üniversitede ders vermek harika bir şey”
"Harvard Üniversitesi benimle bir çalışma yapmak istediklerini söylemek için aradığında biraz mesafeli yaklaştım. Oğlum Jason\'a döndüm ve \'sence de bir sınıfın önüne dikilip kariyerinden bahsetmek fazla kibirli ve boş bir şey değil mi?\' diye sordum. Bana \'70 yaşındasın, nasıl boş olabilirsin?\' dedi. Doğru bir yaklaşım. Çok keyif aldığımı söylemem gerek. Gençlerin ilgilenmesi ve sordukları sorular çok hoşuma gitti. Bir dahaki sefere gittiğimde sınıfla daha çok iletişim halinde olacağım. Bu benim yeni sınavım. Futbol dışında bu tip yeni sınavlar vermek benim için iyi oluyor.
 
"Liderlik hakkında konuşuyorsunuz. Liderlik, teknik adamlık dönemimden bildiğim kadarıyla, farklı alanlarda ortaya çıkan bir olgu. Örneğin Tesco\'da benim kadar uzun çalışmayan Sir Terry Leahy, bildikleriyle ve sahip olduğu özelliklerle, tıpkı benim gibi, büyük bir grubu kontrol etti. İnsanlara öğretebileceği şeyler var. Futbol ya da bankacılık hiç önemli değil. Her işte başarılı olmak için bilinmeyenler var ve siz buna sahipsiniz, başkaları değil”
 
“Kişilik ve enerji çok önemli”

"İnsanlara ne önerebileceğimi, neler sunabileceğimi düşünmem gerekiyor. Örneğin, Harvard\'da sınıfa girdim. Nasıl başlayacağım? En başında neler yaptım? Hangi özellikler doğdum? Kariyerimi oluşturan elementler neler? Bana göre kişilik ve enerji. İnsanlar enerjiyi pek umursamazlar. Enerji son derece önemlidir çünkü çok yorucu bir işle uğraşıyorsunuz. Güçlü bir karaktere, kişiliğe sahip olmanız gerekiyor çünkü insanların egolarıyla uğraşıyorsunuz. Bazıları başarılı, bazıları ise başarılı değil ve yardımınıza ihtiyacı var.
 
“Hebrid Adaları'na gitmek hayalimdi”

"Bir bot kiralayıp Hebrid Adaları\'na gitmek hayalimdi. Glasgow\'da büyüdüm, Lomond gölüne 20 dakika uzaklıkta, ki burası Highlands\'in başladığı noktadır. Adalara en çok yaklaştığım zaman, Highlands\'in güneyinde yaptığımız bir yaz kampıydı. Ancak Hebrid Adaları\'nın içini sadece belgesellerde görebiliyorsunuz, harikalar. Bir bot kiraladık, iyi bir aşçı, iki mühendis, üç oğlum, kardeşim ve birkaç arkadaşımla birlikte adalara gittik. Deniz kartalları, foklar gördük, bir balinanın suya dalışını izledik, köpekbalıkları gördük, kutup martıları... Geziden sonra botu kiraladığımız şirketten bir kız aradı ve bir kutunun içinde altı şişe şarap bulduklarını, bununla ne yapmamı istediklerini söyledi. İçin dedim. Yatağın altında buldular sanırım. Çocukken böyle bir geziye yapabileceğimi asla düşünmezdim.
 
“Hobilerime yoğunlaştım”

"Hobilerime zaman ayırabiliyorum. Çalışırken sürekli telefondaydım ya da hep futbol hakkında düşünüyordum. ABD tarihine dair dökümanlara, geniş bir arşive sahibim. J.F Kennedy\'nin öldürülmesi ile ilgili bir sürü dökümana sahibim. Roberto Caro\'nun beş kitaplık Lyndon Johnson biyografisini bitirdim. Dördüncü kitap herkesin okumak istediği kitap çünkü Kennedy dönemi, onlarla ilişkisi, başkan yardımcılığı, suikast ve başkan oluşu anlatılıyor.
 
“Milli takım çalıştırmak kabus gibi”
"Futbolda ilginç bulduğumda, farkına vardığım şeylerden biri de şu; futbol aynı zamanda bir medya endüstrisi. Örneğin, hiçbir zaman medyanın İngiltere Milli Takımı\'nın maçlarını anlatma biçiminden rahatsız olmam. Milli takım teknik direktörünün görevinin kabus olduğunu biliyordum. Şimdi gazetelere daha rahat göz atabiliyorum. Ukrayna ile oynanacak maçtan önce Roy Hodgson hakkındaki görüşlerini, medyanın yaklaşımını merak ediyordum ve neredeyse medyada çıkan her şeyi okudum. Bazıları oldukça profesyonel, bazıları karşıt görüşler, bazıları orta yolcu. Roy\'un verdiği reaksiyon ilginçti. Roy çok tecrübeli bir teknik adam ancak Gary Lineker\'in sözlerine sinirlenmesine çok şaşırdım. Gary her zaman bu tip şeyleri söylemeyi sever. Buna sinirlenmesini gerçekten anlam veremedim.

"İngiltere Milli Takımı\'nı çalıştırmanın iyi bir iş olduğunu düşünmüyorum. Hatta berbat bir iş olduğunu söyleyebilirim. Mesela yeni federasyon başkanı Greg Dyke çıkıp 2022\'de Dünya Kupası\'nı kazanacaklarını söylüyor. Futbola dair bir şeyler biliyor olabilir, hatta daha fazlasını öğrenmeye çalıştığına eminim, ama altyapıdan zirveye bu işi gerçekleştirmek çok zor bir iş. Teknik adamlar medyayı yönetmek için değişik yollara başvurur. Ama 1966\'dan bu yana İngiltere\'nin Dünya Kupası\'nı ya da başka bir şeyi kazanamamış olması aynı şeylerin tekrarlanmasına sebep oluyor. Kazanamadığınız sürece, çok zor bir iş.
 
"Psikoloji ve insan yönetme becerilerimin iyi olduğuna katılıyorum. Aberdeen\'de çalıştığım dokuz yılda olgunlaşmıştım, başarılıydım ve kendime güveniyordum. Real Madrid\'i yenerek Kupa Galipleri Kupası\'nı kazanmıştık ve en iyiydik. Takımımı kaybederken düşünemiyordum. Harika bir başkanım vardı, Dick Donald, kendinize güvenmenizi sağlardı. Aberdeen\'de sıkıntılı günler geçirdiğim bir gün beni yanına çağırıp işlerin nasıl gittiğini sordu. Söylenerek cevap verdim. Bana dönüp, \'seni neden buraya getirdim?\' diye sordu. Ben de, \'bilmiyorum, eh, iyi olduğumu düşündüğünüz için mi?\' diye sordum. Döndü ve \'zamanımı harcıyorsun evlat\' dedi. Kısa ve net.
 
“Manchester'a geldiğimde korku içindeydim”

"Manchester United\'a geldiğimde çok fazla korku, telaş ve endişe vardı. Martin Edwards\'ın beni arayıp yedi oyuncunun sakat olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Aberdeen\'den uçağa bindim ve elimdeki takım hakkında düşünmeye başladım. Bir sürü soru işareti oluyor. Daha sonra Martin bana oyuncuların listesini verdi. Orta sahada oyuncumuzun olmadığını düşündüm. Kabus gibiydi.
 
"Bir teknik adam olarak her zaman şuna sahip olmalısınız: Takımı seçtiğinizde asla kazanamayacağınızı düşünmemelisiniz. Ne kadar sakat oyuncum olursa olsun, kimimle oynarsak oynayalım hepsini göz ardı ettim ve her zaman takımımın kazanacağını düşündüm. Çünkü bunların bana bir yararı yoktu. Bu bir özellik, bir kalite. Bir kere o formayı giydikleri zaman, her şey tamamdı."

Kaynak: Totemspor

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!