comScore

Galatasaray Galatasaray

'Mağlubiyet Konya karşısında başladı'

06 Kasım 2013, Çarşamba 10:37

Spor basınında dikkat çeken yorumcular, gazetelerinde yazdıkları köşe yazılarında Şampiyonlar Ligi B Grubu'nun 4. hafta maçı Kopenhag-Galatasaray maçını değerlendirdi.

Spor basınında dikkat çeken yorumcular, gazetelerinde yazdıkları köşe yazılarında Şampiyonlar Ligi B Grubu'nun 4. hafta maçı Kopenhag-Galatasaray karşılaşmasını yorumladı.

Galatasaray'ın ortaya koyduğu futbol konusunda farklı görüşlere rastlanırken, sarı kırmızılı takımın teknik direktörü Roberto Mancini'nin oyuncu tercihleri konusunda genelde eleştirildiği görüldü.

Kaleme alınan köşe yazıları genel bir bakış açısıyla ele alındığında şu ifadelere rastlandı:

Uğur Meleke (Milliyet): 
"Dün Galatasaray, Kopenhag'a karşı 90 dakika oynadı ve bu maçı kaybetti diye düşünürsek yanılırız, çünkü bu mağlubiyet, hafta sonu Arena'da Konya karşısında başladı. Mancini, sezonun en önemli maçı öncesi, iç sahada, 52 bin taraftar önünde, mütevazı Konya'ya karşı alternatif oyunculara şans veremediğinde, Riera'nın-Bruma'nın özgüvenini artıramadığında başladı bu mağlubiyet. Hatta daha da geriden başlatabiliriz bu yenilgiyi: Terim'in sezon başı yaptığı oyuncu listesinde var olan 10 savunmacının 5'inin yabancı (Muslera, Eboue, Dany, Chedjou, Riera), 4'ünün de yüzde yüz güvenilmeyen yerliler (Eray, Gökhan, Hakan, Sabri) olarak seçildiğinde başladı bu yenilgi... Liginde altı yabancı sınırı olan bir büyük takım, sezona güvendiği tek bir yerli savunmacı (Semih) ile girdiğinde start verdi, vasat Kopenhag'a yenilmeye... Dünkü 90 dakika, sadece sahaya yansımasıydı/televizyon gösterisiydi, bu 3 ay önce başlayan yenilginin. Göz göre göre, bağıra bağıra gelen yenilgiye son rötuşu yapan da Mancini oldu. Sezon ortasında göreve gelinen yeni bir takımda, üstelik elinizde 8-10 uluslararası yıldız yoksa fantastik denemeler çok riskliydi. O risklerin bedeli ağır ödendi.

Rıdvan Dilmen (Sabah): "Grupta ilk 3 hesaplanırken, ikincilik şansı matematik olarak vardı şimdi dördüncü olma durumu da doğdu. Galatasaray dün ilk 15 dakikalık Kopenhag baskısına dayanamadı. Golü yedi, pozisyon verdi, sonra 75 dakika ceza sahasının önünde bekleyen Kopenhag karşısında golü bulamadı. Sistem değişti, oyuncular değişti ama değişmeyen bir tek şey şuursuzluktu. Bilinçli ataklardan yoksun ve en önemlisi kapanan takımları açma konusunda iki ana silahı kullanamadı; kanatlardan gelmek ve ceza sahasına yakın bölgelerde şut atmak. Yapması gereken en önemli şey rakibin savunma dengesini bozmaktı. Bu denge çizgilere inip kanatlara çıkmak yani oyunu açmaktı. Kopenhag oyunu sıkıştırmak, kalabalığa sokmak isterken Mancini de yardımcı oldu. Kendi oyuncularını da o kalabalığa soktu. "Ya bu gol de kaçar mı" diyeceğimiz pozisyon bulamadık."

Mert Aydın (Fotomaç): "Kopenhag net bir şekilde Galatasaray'ın altında bir takım. Ama maçın büyük bölümünde istedikleri oldu. Geriye çekildikten sonra disiplinli bir şekilde beklediler. Galatasaray karşısında ilk 15 dakikada maçı koparabilirlerdi. Galatasaray, bu yenilgiyle büyük bir şansı yitirdi. Hem Kopenhag'ı da işin içine soktular hem de Real deplasmanına rahat gitme şansını kaybettiler. Mancini'nin özellikle takım savunmasındaki vurdumduymazlığa bile çare bulması gerek. Yoksa ligde de sıkıntı yaşanır."

Mehmet Demirkol (Fanatik): "İlk maçın tersine baskıyla başlayan Kopenhag'dı. Önce stoperlere top aldırıp öyle bastılar. 1-0 olduktan sonra ise stoperlere direkt baskı yaparak Eray'ı uzun oynamaya zorladılar. Sneijder'in yerine bir oyuncu koymak (ideal olarak Selçuk'u oraya çekmek) yerine iki kanat özellikli oyuncuyla ileriyi dörtlemişti Mancini. Bruma ve Aydın'ın maç eksiğinin de etkisi barizdi. Asıl önemlisi göbekte direkt pasla oyunu açan Hollandalı'nın yerini doldurmak başta zor oldu. İleride bariz bir şekilde eksik kaldılar. Melo ile Selçuk'un orta tandem olarak oynayışı da Selçuk'un ileri hatta yakınlığı konusunda eskiye oranla bir ilerleme sağlamadı. Drogba pas alışverişinde bulunabileceği sürekli bir eküriden mahrum kaldı böylece. Eksikliğe rağmen Galatasaray'in kalitesi net bir şekilde ağır geldi. Ama Solbakken ikinci yarıda bir duvar kurarak, Mancini'nin tüm hamlelerine karşın işi kotardı."

Güntekin Onay (Vatan): "Galatasaray, sadece ilk 10 dakikasını kötü oynadığı maçta, Kopenhag karşısında oyun üstünlüğünü ele geçirmesine rağmen golü bulamadı. Maça 4-4-2 düzeninde başlayan Mancini, ikinci yarının başından itibaren takımın kurgusunda değişiklikler yaptı. 4-2-3-1'e dönen İtalyan teknik adam, Burak'ı sola, Bruma'yı ise Drogba'nın arkasında merkeze aldı. Ancak çift santrforlu düzenden tek santrfora geçince Kopenhag stoperleri Drogba'yı daha rahat kontrol etme imkanı buldu ve baskılı oyuna rağmen pozisyonlar gelmedi. Daha sonra Ceyhun'u oyuna alıp forvet arkasına Selçuk'u çeken Mancini, Bruma'yı tekrar kanada aldı. Ancak yine beklenilen olmayınca bu kez Ceyhun'u stopere çekip Selçuk'u eski pozisyonuna döndürdü. Formda bir Wesley Sneijder'in yokluğu çok hissedilirken bir diğer sakat oyuncu Fernando Muslera'nın yokluğu farkedilmedi. Galatasaray kalitesinde bir takım, bu kadar iyi oynadığı bir maçta sahadan en kötü 1 puanla ayrılmalıydı."

Ahmet Çakar (Sabah): "Galatasaray, yakaladığı pozisyonları atsa, rahat kazanacağı bir maçı kaybetti. Galatasaray'ın yediği golden çok kaçırdıklarını incelemek lazım. Mesela Bruma pas şiddetini iyi ayarlasa, Burak golü bulabilirdi. Yine Burak kafaları iyi vursa gol gelebilirdi. Drogba çaprazdan son vuruşu iyi yapsa da gol gelebilirdi. Melo'nun vurduğu top direkten dönmese Galatasaray pekala beraberliği yakalardı. İlk devre atılacak bir gol maçı farka götürebilecekken şimdi Galatasaray grubunda tekrar puan hesapları yapmaya başladı. İngiliz Atkinson mükemmele yakın maç yönetti. İki kritik pozisyon var. Galatasaray'ın penaltı beklediği el pozisyonu. Kopenhaglı oyuncunun kolu açık olsa da, top yakın mesafeden kola çarpıyor. Burada elle oynama yok. Diğer kritik pozisyon ise Aydın'ın penaltı beklediği hareket. Aydın ilerleyip gideceğine rakip atladı diye kendini yere bırakıyor. Burada da karar doğru."

Ali Ece (Akşam): "Kopenhag'ın Devler Ligi'ndeki iç saha-deplasman karnesi gece-gündüz çelişkisi barındırıyor. Kopenhag, Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi şampiyonu olduğu 2010-11'de bu sahada Katalan deviyle berabere kalmıştı. Ayrıca daha önce 2 kez katıldıkları Devler Ligi'nde Parken'de Manchester United, Celtic gibi takımları da yenmeyi başarmıştı. Danimarka ekibi bu sezonki 3. Devler Ligi macerasına da kendi sahasında Juventus beraberliğiyle başladı. Maalesef Galatasaray geri 4'lüsü yan top savunmasında Juventus'tan kötü olduğu için Kopenhag golü daha da erken buldu. Galatasaray, Parken'de Juve'nin düştüğü hatayı tekrarladı. İlk 60 dakikada sabırlı oynamak ile yavaş oynamayı, son 30'da ise hızlı oynamak ile telaşlı oynamayı birbirine karıştırdı. Juve, Kopenhag kalesini tutan 13 şut atıp, 1 gol bulabilmişti. Galatasaray 3 ayrı oyun planı denemesine rağmen 6 isabetli şutta kalınca çok önemli olabilecek 1 puanı da alamadı!"

Levent Tüzemen (Fotomaç): "Galatasaray'ın hiçbir Avrupa maçında bir rakibe karşı üstelik deplasmanda tek kale oynadığını ve yoğun baskı kurduğunu görmedim. Bu baskıyı 6. dakikada golü bulan Kopenhag yarattı. Ancak gol üretme konusunda Galatasaraylı oyuncular hem yeterince becerikli değildi hem de rakip ceza alanı içinde organize olamadı. Çünkü Galatasaraylı oyuncular zihinsel olarak maçı kazanmaya motive değildi. Kopenhag golü attı üstüne yattı. Özellikle Kopenhag takım olarak ikinci yarı "Kompakt" futbolun dışına çıkıp adeta kalesine yapıştı. Öyle ki: Mancini, Kopenhag Galatasaray'ın üzerine gelmediği için Semih'i bile savunmadan çıkarıp, Umut'u soktu."

Osman Şehner (Milliyet): "Galatasaray, Kopenhag karşısındaki futboluyla bizi hayal kırıklığına uğrattı. Şampiyonlar Ligi'nde Juventus ve İstanbul'da Kopenhag karşısında ortaya koyduğu futbolu bu kez oynayamadı. Bunun da tek nedeni Sneijder'in sakatlığından dolayı olmayışıydı. Cim-Bom'un takım bütünlüğü tamamen bozulmuş. Defans, orta saha, forvet, iki bekler... Karmakarışık olmuş. Sneijder olmayınca Melo ile Selçuk da yeteneklerini sahaya yansıtamadı. Sneijder'in en büyük özelliği takım hücuma kalktığı zaman harika final pasları atması. Ayrıca top kendisine geldiği zaman da rahatlıkla gol atabiliyor. Belki Mancini topu yerden oynatsaydı. Galatasaray'ın gol bulma şansı artabilirdi. Kopenhag, Galatasaray'ın her akınını rahatlıkla etkisiz hale getirdi. Sonuçta, bir üst tur için çok büyük avantaj varken bu avantaj kaybedildi. Şimdi Real Madrid'le İspanya'da, Juventus'la Arena'da iki maç oynanacak. Ve Galatasaray iyi sinyal vermiyor. Bu iki maçta bu futbolla puan alması mümkün değil..."

Serkan Korkmaz (Fotomaç): "Bence artık her şey çok zor. Çünkü; Galatasaray'ın 7 numarası olmak, Kopenhag'ı yenmekten daha kolay. Hem de; Galatasaray'ın kalecisi olmanın, Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkmaktan daha kolay olduğu kadar. Bu maçlık bir iki gol kurtaran Eray (hatta Muslera) ve bir iki pas veren Aydın'ı bu kadar eleştirmişken Semih'i de unutmayalım. Semih'i hiçbir zaman ne Şampiyonlar Ligi'ne, ne Milli Takım'a, ne de Galatasaray'a hazır bulmadım. Burak'ın ofsayda düşmemesi ve hatta ofsayt değilken bulduğu fırsatı gole çevirmesi Real'i Madrid'de, Juve'yi İstanbul'da yenmek kadar zor. Mancini'nin bu takımı, bu mantıkla bu gruptan çıkarması; en az Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yenmesi kadar zor."

Kadir Çetinçalı (Vatan): "Galatasaray kendisinden kalite olarak çok çok gerideki bir rakibine diş geçiremeyip yine kadro yapısındaki handikapından ötürü acı bir yenilgi ile karşı karşıya kaldı. Kopenhag ilk maçı kaybetmenin hırsı ve rövanş alma isteği ile hızlı başladı maça. 10 dakikalık coşkulu futbolu ile de golü bulup istediği sonucu aldı. Muslera'nın yokluğunda temkinli ve pısırık başlayan Galatasaray rakibinin başlangıç rüzgarını durduramamanın faturasını da maçı kaybederek ödedi. Galatasaray'ın birçok arızası var. Bunu her maç yaşıyoruz. Gol yedikten sonra da üretememe sıkıntısı var. Aydın ve Brumalı kanatlar rakibi çok rahatsız etmese de en azından birkaç isabetli orta yapabildi. Bana göre Aydın, Galatasaray'ın iyileri arasındaydı. Mancini'nin, Aydın'ı çıkarıp Ceyhun'u oyuna sürmesi bizler tarafından anlaşılır bir durum değildi. Mancini'nin değişikliklerini fazlasıyla yerdik ama Galatasaray, Kopenhag yenilgisi ile şansını azalttıysa, bunun asıl sorumlusu transfer döneminde kadrodaki eksik yönlere takviye yapamayan başkan, yönetim ve o dönemki teknik heyettir."

Cüneyt Tanman (Bügün): "Galatasaray maça kötü başladı. Aslında çıkardığı kadro ile zaten iyi başlaması zordu. Mancini herhalde “İtalyan çok defansif oynatıyor” eleştirilerine nazire yaptı. İlk 11, risk aldığınız dakikalarda, ikinci yarıda veya son yarım saatte olurdu! Ayrıca aylardır oynamayan Riera da riskli bir tercihti. Kopenhag'ı orta alanda bloke edebilirseniz; Drogba, Burak zaten mutlaka pozisyon bulurdu. Mancini ikinci yarıda değişikliklerde çok doğru tercihler yapmadı. Defanstan oyuncu çıkartıp Umut değişikliği daha önce olmalıydı. Kopenhag özellikle de sol kanadı etkili kullandı. Yenen gol evlere şenlik. Soldan Riera'nın tarafından başlayan atakta tüm defansın uyuması gole davetiye çıkardı. İki dakika sonra yan topta yine direkten dönen top! Açıkçası Galatasaraylı oyuncular rakibin sert oyunundan sindi. İkili mücadelelerde ayakta kalan Kopenhaglı oyunculardı. Dün en çok korkulan konu, Muslera'nın sakatlığıydı. Ama Eray üstüne düşeni en iyi şekilde yaptı. 42'de kurtardığı top mükemmeldi. Ancak, bu yenilgi sarı kırmızılıların gruptaki şansını zora soktu."

Güvenç Kurtar (Fotomaç): "İstanbul'da yendiğin ve orada ikinci yarıda ablukaya aldığın bir takıma gol atamayıp yeniliyorsun. İkili orta saha ile başlayınca Galatasaray maça tutuk başladı. Rakibin oyununa mahkum bir oyun tarzı oluştu sahada. Buna bir de gol eklenince ilk yarıda çok sıkıntı yaşadı Galatasaray. İkinci yarıda Mancini hatasını anlayıp Ceyhun'u oyuna alınca Selçuk ile Melo daha çok hücum varyasyonlarına katkı yapmaya başladılar. Galatasaray oyun kalitesini artırınca rakip geriye yaslandı. Rakibi ablukaya alan Galatasaray'ın son vuruşlarda etkili olamaması pisi pisine kaybedilen bir 90 dakikayı getirdi."

İlker Yağcıoğlu (Sabah): "Galatasaray dün geceki maçın sadece ilk 10 dakikasında kötü oynadı ve bu anlarda yaptığı hata sonucu kalelerinde golü gördüler ve maçı kaybettiler. Aslında dün gecenin en kısa özeti bu. Maça çok ürkek durgun ve temposuz başladılar. O kadar ki topla oynamada yüzde 70'e yüzde 30 Kopenhag'ın gerisinde kaldılar. 15. dakikadan sonra futbolcular silkinip kendilerine geldiler ve rakip Kopenhag'dan daha kaliteli bir takım olduklarını hatırlayıp maça ağırlıklarını koydular. İlk devrede Burak ve Drogba ile yüzde 100 goller kaçırıp Melo'nun kafasında da direğe takılıp beraberliği sağlayamadılar. Kopenhag'ın gol harici maçtaki en önemli pozisyonu 42. dakikada gerçekleşti. Ve genç Eray yüzde 100 golü kurtararak takımını oyunda tutan isim oldu. Sonuçta Galatasaray muhakkak puan alması gereken bir maçı kaybetti. Şu anda hala ikinci sırada ama gruptan çıkmak için şansı yok denecek kadar azaldı. İki maçın sonunda Avrupa'nın dışında kalma ihtimali de var."


ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!