Zaman gazetesi yazarı Ahmet Çakır 5 Mayıs 2013 tarihli yazısında bir okurunun mektubuna köşesinde yer verirken farkında olmadan yeni bir polemiği başlatmış oldu.
Futbolseverler geride bıraktığımız sezon sonrasında şimdi birbirleriyle hem rekabet hem de futbol eksenli tartışmalarında ana başlık olarak bu soruyu belirliyor; "Avrupa'da kim daha başarılı?"
Sizce kim? Görüşleriniz yazın yayınlayalım...
Yazı şu şekilde;
"Avrupa'da kim daha başarılı?
Bu tür anlamsız didişmeler benim işim değil fakat konuyla ilgili önemli bir okur mektubunu görmezden gelemem. Okurumuz Hasan Yarar ABD'den yazmış.
Kendisinin de geçmişte gazetecilik yaptığını belirtiyor. Ayrıca spor istatistikleri konusunda da merakı varmış. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Avrupa başarılarını kıyaslayan neredeyse bir kitapçık oluşturabilecek kadar uzun mektubunu özetleyerek aktarıyorum:
Fenerbahçe bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde gerçekten önemli bir başarı kazandı. Bunun ülke puanı açısından da büyük önemi var. Dolayısıyla Sarı Lacivertlileri hem kutlamalı hem de teşekkür etmeliyiz. Bunun yapılmadığını da söyleyemeyiz. Ancak biraz abartı ve bundan doğan haksızlık da oluyor. Kimi durumlarda düpedüz gerçekler çarpıtılıyor.
Sarı Lacivertlilerin 2007-2008'deki Şampiyonlar Ligi çeyrek final başarısından gelen puanlar önümüzdeki yıl 5 yılın dolması nedeniyle gözönüne alınmayacak. Dolayısıyla bu sezon kazandığı büyük puan yine de çok fazla işe yaramayacak. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne girebilirse yine grubun 4. kategori takımı olma durumu var. Şu andaki puanı grubun biçimlenmesine göre kılpayı 3. kategoriye çıkmasına yetebilir.
Sizin de belirttiğiniz gibi bugüne kadar yapılan yatırımlarla çok daha iyi bir durumda olunabilmeliydi. Sarı Lacivertliler şu anda 46.400 puanla UEFA sıralamasında 47.likte. Sezona başlarken 41.310 puanla 53. sıradaydı. Yani müthiş bir ilerleme filan kaydedilmedi, durumunu koruyup biraz da geliştirmiş oldu. Kıyaslama yapabilmek için yine sizin de değindiğiniz 2001-2002'de Galatasaray'ın 78 bin puanla 2. kategoriye yükselmiş olma durumunu herkese iyi anlatmak gerekiyor. Cim Bom şu anda da ezeli rakibinden önde.
Fenerbahçe'nin herhangi bir konuda Galatasaray'ı geçtiği yolundaki değerlendirmelerin gazeteciliğin ticareti açısından 'iyi para ettiğini' ben de biliyorum. Bunun için Sarı Kırmızılı takımın 2000'de UEFA Kupası'nı alırken 17 maç yaptığı, Fenerbahçe'ninse bu sezon 18 maçla onu geçtiği çokça tekrarlanıp 'rekor' lafı ediliyor. İyi de o maçların kimlerle oynandığına da bakmakta yarar yok mu? Daha önemlisi, Galatasaray'ın bugüne kadar Avrupa Kupalarında oynadığı maç sayısı 247, Fenerbahçe'ninse 186. Her alanda ezeli rakibini geçme iddiasındaki bir takım için bu kadar büyük bir fark nasıl olabilir?
Galatasaraylı Bülent Korkmaz 100'ün üzerinde Avrupa maçı oynadı, 90'lı, 80'li sayılarda bir yığın oyuncusu var. Hakan Şükür, Arif Erdem, Hasan Şaş, Ergün Penbe, Ümit Davala, Hakan Ünsal ve ötekiler... Fenerbahçeli oyuncuların rekortmeni henüz 60'lı sayılarda. Yani bu tür kıyaslamaların hepsinde Sarı Kırmızılılar açık ara önde. Hiç değilse bunlara saygı duyup ilgili haberlerin daha dengeli verilmesi gerekir.
Evet, Fenerbahçe medya için büyük bir tiraj ve reyting unsuru. Onun için gerçekler bir yana bırakılıp herşey Sarı Lacivertliler lehine abartılarak veriliyor. Oysa asıl yapılması gereken, bu tür anlamsız şişinmeleri bir yana bırakıp önümüzdeki sezonlarda da başarı kazanarak o alandaki eksikliği gidermek olmalı. Ayrıca, bu konulardaki gerçekleri gizleyebilmek de o kadar kolay değil, ne yapıp edip bir yerlerden ortaya çıkıyor. Ben de taa ABD'den size yazıp bu konuda katkıda bulunmak istedim.
Dediğim gibi okurumuz konuyla ilgili bütün bilgileri aktarmış, rakamları dökmüş, istatistikleri ortaya sermiş. Hepsini aktarmak mümkün değil... Her durumda birbirimizi yemeyi bir yana bırakıp başarıda yarışmayı öğrenebildiğimizde bunları daha iyi değerlendirebileceğiz. Şimdilik o günlerin mümkün olduğu kadar çabuk gelmesi için dua etmekten başka yapacak birşey yok."

