comScore

Galatasaray Galatasaray

Süper Lig'de 5. haftanın panoraması

23 Eylül 2015, Çarşamba 08:43
Süper Lig'de 5. haftanın panoraması

Süper Lig'in 5. haftasında oynanan maçların değerlendirmesi.

FutbolArena - Spor Toto Süper Lig'in 5. haftası geride kaldı. Fenerbahçe liderliğini sürdürürken, Beşiktaş deplasmanda Gençlerbirliği karşısında 2 puan kaybetti. Galatasaray ise zorlu Trabzonspor deplasmanından altın değerinde bir 3 puanla döndü.

Habertürk yazarı Rıdvan Aksu 5. haftanın maçlarını değerlendirdi.
BAŞAKŞEHİR 2-0 AKHİSAR
Sezona kötü bir giriş yapan Başakşehir'de Abdullah Avcı bu maç öncesi çok önemli değişikliklere gitti. Geçen hafta yaptığım değerlendirmede bu takımda önemli değişimler yaşanması gerektiğini ifade ederken özellikle kanat savunmacılarına dikkat çekmiştim. Abdullah Avcı uzun zamandır Uğur Uçar ve Ferhat Öztorun ile oynuyor ama PTT 1. Lig seviyesinde olan bu futbolcuların tek avantajları Avcı'nın kendilerinden ne istediğini ve onun sistemini biliyor olması. Takımın zayıf halkası olan bu ikili Akhisar maçında yedek kaldı. Sağ bekte Cenk Ahmet görev aldı ki son yıllarda Süper Lig'de bu pozisyonda oynamış bir oyuncu. Sol bekte ise iki alternatif vardı. Biri sezon başında transfer edilen genç oyuncu Musa Muhammed. Diğeri de Alparslan Erdem. Musa Muhammed bu sezon hiç kadroya alınmadı, bu karşılaşmada da ilk 18'de yoktu. Alparslan Erdem ise Ferhat Öztorun ile kıyaslandığında ofansif bir oyuncu. Zaten Abdullah Avcı onu birçok defa Doka'nın yerine oynatmıştı. Cenk Ahmet'in de aslında bir kanat oyuncusu olduğu göz önüne alındığında Başakşehir, Uğur ve Ferhat gibi hücumda az katkı veren savunma bekleri yerine iki ofansif oyuncuyla başlamıştı. Orta sahada Mahmut-Badji ikilisi tercih edilirken hücum hattında Mossoro bu sezon ilk defa üst üste iki maça ilk 11 çıktı. Dikkat çeken değişiklik sol kanatta Doka'nın yerine Enver Cenk Şahin'in tercih edilmesiydi. İlk hafta gol atmasına rağmen bir sonraki maçta yedek bırakılan Brezilyalı futbolcu bu sezon bir türlü Abdullah Avcı'nın gözüne giremedi. Takım oyununa fazla katkı sağlamaması ve mücadele yönünden eksik kalması onu yedek kulübesine itti. Forvette Cikalleshi'nin yerine yine Mehmet Batdal vardı. İlk hafta Antalyaspor karşısında 1 gol, 1 asistle oynamasına rağmen performansını hiç beğenmediğim Cikalleshi üç maçtır yedek kalıyor. Açıkçası bu oyuncunun gerçek mevkisinin ne olduğunu hala anlamadım. Transfer olduğunda ofansif orta saha, ikinci forvet gibi bir tanım yapılmıştı. Başakşehir'de Semih'in de sakatlığından doğan boşlukta santrfor çıktı ama performansı vasatın altındaydı. Takıma daha faydalı olan Mehmet Batdal 3. ve 4. hafta olduğu gibi 5. hafta mücadelesinde de ilk 11'de yer aldı. Beşiktaş karşısında sakatlığı nedeniyle görev alamayan Emre Belözoğlu yedekler arasındaydı. Akhisar'da ise çok kritik bir eksik vardı. Bu ligin en iyi savunma oyuncularından birisi olan Douglao kırmızı kart cezası nedeniyle yoktu. Uğur Demirok'u sattığından beri Douglao'nun yanında oynatacak oyuncu bulmakta zorlanan Akhisar'da Brezilyalı stoperin yokluğunun büyük sorun yaratması bekleniyordu zaten. Yerine oynayan İsmail Konuk iki yıl önce 2. Lig Kırmızı Grup'ta oynayan bir futbolcuydu. PTT 1. Lig görmeden Süper Lig'e gelen İsmail hiçbir maçta bu seviyenin oyuncusu olduğunu gösteremedi. Akhisar'da bu zorunlu değişiklik dışında tek farklılık hücum hattında LuaLua'nın yerine Onur Ayık'ın oynamasıydı. LuaLua iki maçtır ilk 11 çıkıyordu fakat hücumda katkısı yoktu, savunmada ise takımı bir kişi eksik oynatıyordu. Zaten iki karşılaşmada da oyundan alınmıştı. Yerine başlayan Onur Ayık ise bence PTT 1. Lig seviyesinde bir oyuncuydu.
 
Başakşehir karşılaşmaya daha iyi başladı. 14. dakikada Bekir İrtegün'ün topla yaptığı çıkış sonrasında sağ kanada aktarılan topu Visca ceza sahasına çok etkili kesti, Mossoro'nun indirdiği topta Mehmet Batdal zayıf bir vuruş yaptı ama Akhisar kalecisi Lukac büyük bir hatayla topu tutamadı. Bekir, Fenerbahçe'deyken de zaman zaman topla böyle çıkışlar yapıyordu. Başakşehir'de bu sezon bunu yaptığını pek görmemiştik, bu maçta golü getiren isimlerden birisi oldu. Tabii Rodallega ve onun arkasında oynayan Hasan Kabze'nin rakip stoperi bu kadar rahat çıkarması da dikkat çekiciydi.Golden sonra Başakşehir'in savunmaya çekilmesi beklenebilirdi ama tam aksi oldu. Başakşehir ön alan presini artırdı ve rakibi hataya zorladı. Kaptıkları toplarla 1-2 pasla rakip kaleye inen Başakşehir, Mossoro ve Mahmut Tekdemir ile iki net gol kaçırdı. Balıkesirspor performansıyla beğendiğim, bu sezon da Akhisar'da beklentilerin üzerinde başlayan teknik direktör Cihat Arslan eski takımı Başakşehir karşısında devre arasında iki değişiklik yaptı. Hasan Kabze'nin yerine mücadeleci orta saha oyuncusu N'Guemo, sol bek Orhan Taşdelen'in yerine ise kanat oyuncusu Halil Çolak girdi. Ama İkinci yarıda da oyun Başakşehir'in istediği gibi gitti. Akhisar, Rodallega'nın uzaktan çok etkili şutu dışında rakip kalede tehlike yaratamadı. 62. dakikada ise N'Guemo'nun kaptırdığı topta Visca skoru 2-0'a getiren golü attı. Bu golde de kaleci Lukac'ın hatası olduğu söylenebilir. Önceki maçlarda başarılı kurtarışlarıyla dikkat çeken Sırp kaleci bu defa takımını yakan hatalar yaptı. Kalan sürede Başakşehir skoru koruyarak 2-0'lık galibiyete imza attı.
 
Başakşehir yüzde 44 topla oynama yüzdesiyle maçı tamamladı. Kazandıkları bir diğer mücadele olan Bursaspor karşılaşmasında da rakipten daha az (yüzde 48) topla oynamışlardı. Kaybettikleri Antalyaspor ve Kasımpaşa mücadelelerinde ise topla oynama yüzdeleri rakipten fazlaydı. Tabii ki bu istatistiğe düz bir bakış açısıyla "Başakşehir'in kazanması için topa az sahip olması lazım" denemez. Başakşehir öne geçtiğinde topu rakibe bırakıp, zaman zaman yaptığı şok preslerle topu kazanıp hızlı bir şekilde gol arayan bir takım. Rakipleri öne geçtiğinde de onlar topu biraz daha Başakşehir'e bırakabiliyor ve dolayısıyla bu istatistiklerde bu durumun da payı vardır. Ama kesinlikle Başakşehir top daha fazla kendisiyken daha etkili bir oyun ortaya koyamıyor. Abdullah Avcı ile yıllarca çalışan ve şimdilerde Lig TV'de yorumculuk yapan Ekrem Ekşioğlu yeni sezon öncesi Avcı'nın sisteminin artık rakipler tarafından biliniyor olmasından ötürü hocanın bir taktik değişikliğine gidebileceğini söylemişti. Set oyununu da oynamak isteyen Abdullah Avcı bu futbolu oynamaya en uygun orta saha oyuncularından Emre Belözoğlu'nu transfer etti. Başakşehir sezona d bu anlayışla girdi ama önce Alkmaar maçlarında, daha sonra Antalyaspor karşılaşmasında bu sistemin başarılı olmadığı görüldü. Yavaş yavaş geçen sezonki sistemine dönen Başakşehir bu haliyle daha başarılı görünüyor. Semih Şentürk'ün sezon başında sakatlığı 40 gün olarak ifade edilmişti ama hala kadroya giremedi. Perbet gönderilmiş, Cikalleshi de sisteme henüz uyum sağlayamamışken Mehmet Batdal'ın performansı önemli. Şu ana kadar durumu iyi idare ettiğini söyleyebilirim. Hücum hattının en kritik ismi ise kuşkusuz Visca. Geçen sezon Sneijder'den sonra ligin en çok şut atan futbolcusu olan Boşnak futbolcu bence geçen sezonun ikinci yarısının yıldızlarından birisiydi. Bu maçta eski performansını hatırlatan bir görüntü çizdi.
 
Akhisar için geçen haftaki yazımda teknik direktör Cihat Arslan'ın ne kadar büyük bir iş başardığından bahsetmiştim. Çünkü bana göre bu kadroda, hatta ilk 11'de PTT 1. Lig seviyesinde çok futbolcu var. Bu maçta Douglao'nun yokluğunda puan almaları çok zordu ve beklenen bir mağlubiyet aldılar. Douglao üç maç ceza almıştı. İkincisini de hafta içinde kupada çekti. Eğer cezasında bir indirim olmazsa Gençlerbirliği önünde de forma giyemeyecek. Stancu, El Kabir, Djalma ve İrfan Can gibi hücum silahlarına sahip bir takıma karşı işleri zor olacak. Bu haftaya kadar çok iyi işler çıkaran kaleci Lukac'ın bu maçtaki performansı büyük hayal kırıklığıydı. Toparlanmazsa Akhisar'ın işi çok zor çünkü yedeği Emrah Tuncel, Süper Lig seviyesinde görünmüyor. Takım adına tek pozitif not ise Rodallega'nın bu maçta bile kendini gösterebilmesi oldu. Kolombiyalı futbolcu bu istekli ve etkili oyununu sürdürürse ligde 10 gol barajına ulaşacaktır. Bilal Kısa'nın yokluğunda takımın oyun kurucusu Hasan Kabze olmuştu. Son iki maçta LuaLua bu görevi aldı ama başarılı olamadı. Bu mücadelede yine Hasan Kabze forvet arkasındaydı. Bence Akhisar yeni Bilal Kısa'yı bulmak yerine daha farklı bir oyun planına adapte olmalı. Bu noktada Güray Vural'ın daha fazla sorumluluk alması ve takımını hücumda taşıması gerekiyor.
 
MERSİN İDMAN YURDU 0-4 OSMANLISPOR
Galatasaray deplasmanından puanla dönen Mersin için bu maçta tek seçenek galibiyet olarak gösteriliyordu. Karşılaşma öncesinde şok bir haber aldılar. Takımın yıldız santrforu Welliton sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecekti. Onun yokluğunda Futacs ileride başladı ama Futacs'ın Süper Lig'de bir takımı taşıyabilecek seviyede olmadığını zaten daha önceden görmüştük. Sol bekte ise cezalı Vederson'un yerine Nurullah Kaya ilk 11 çıktı. Bu bölge de Mersin adına zayıf noktalardan birisiydi. Galatasaray maçında eldivenleri takan ve başarılı olan Muammer yine kaledeydi. Evinde Konyaspor'a mağlup olan Osmanlıspor ise iki stoperini değiştirdi. Geçen sezon takım PTT 1. Lig'deyken de forma giyen Numan ve Soro'nun yerine iki yeni transfer Uğur Demirok ile Polonya Milli Takımı'nın stoperi Szukala başladı. Aminu Umar'ın cezası devam ederken geçen hafta olduğu gibi onun bölgesinde yine Erdal Kılıçaslan vardı.
 
Mersinli taraftarların çok az ilgi gösterdiği karşılaşmaya ev sahibi çok iyi başladı. Hatta ilk dakikalarda bir topu direkten döndü, aynı pozisyonda Servet de net bir gol fırsatını değerlendiremedi. Zamanla Osmanlıspor oyunu dengeledi ve ortada geçen bir mücadeleye dönüştü. Maçın kırılma anı 34. dakikaydı. Vederson'un cezası nedeniyle forma giyen sol bek Nurullah Kaya kaleciye geri pas vermek isterken topu kısa düştü. Tecrübeli forvet Webo araya girdi ve takımını öne geçirdi. Bu basit gol Mersin takımını oyundan düşürdü. Üst üste akınlar geliştiren Osmanlıspor, Webo'nun oyun becerisi ve aklıyla yaptığı asisti Badou Ndiaye'nin gole dönüştürmesiyle farkı ikiye çıkardı. Mersin ikinci yarıya Futacs-Oktay Delibalta değişiğiyle başladı ve ikinci yarının ilk dakikalarında Oktay net bir gol pozisyonundan yararlanamadı. Zaten ikinci 45 dakikada bu pozisyon haricinde rakip kalede pek tehlike yaratamadılar. İyi bir kontratak takımı olan
Osmanlıspor rakip savunmadaki boşlukları iyi değerlendirdi ama bir türlü üçüncü golü atamadı. Badou Ndiaye birçok defa gole yaklaştı ancak farkı artıramadı. 75. dakikada Webo'nun yerine hızlı bir forvet Serdar Deliktaş girdi. Son dakikalarda Osmanlıspor, Badou'nun golleriyle farkı dörde çıkardı ve maçtan 4-0'lık galibiyetle ayrıldı.
 
Karşılaşma sonrasında Mersinli taraftarlar Mesut Bakkal'ı istifaya davet etti, Bakkal da onların isteğini yerine getirdi. Mesut hocanın şanssız bir başlangıç yaptığına inanıyorum. 5 maçta 1 puandan daha fazlasını hak eden oyunlar ortaya koydular. Birçok maçta kırılma anları onların aleyine gelişti ve savunmadaki basit hatalar da başlarını yaktı. Galatasaray karşısında skor berabereyken Khalili golü atsa, bu maçta da ilk dakikalarda direkten dönen top ağlarla buluşsa belki de 6 puanlı bir Mersin'den bahsediyor olacaktık. Kayserispor maçında da 1-0 öndeyken bir geri pas hatasından gol yemişlerdi, son dakikalarda da uzaktan şutla yedikleri golle 2-1 mağlup olmuşlardı. 2. haftadaki Akhisar mücadelesinde de skor 0-0 devam ederken kaleci Mihaylov'un kısa düşen kaleci vuruşunda topla buluşan Rodallega golü atmıştı. İkinci golde de Efe Halil'in çok büyük hatası vardı ama zaten 1-0 mağlup durumda olduklarından onun üzerinde durmaya gerek yok. Sonuç olarak Mersin dört haftadır şanssız skorlar alıyordu ve bu durum Mesut Bakkal'ın istifasına sebep oldu. Yerine gelen Bülent Korkmaz, 2012'de Karabükspor'u kümede tuttuğu sezondan beri başarısız bir isim. Transfer yasağının bitmiş olacağı devre arasına kadar işleri çok zor görünüyor.
 
Osmanlıspor için geçen hafta evinde mağlup olduğu Konyaspor karşılaşmasının ardından bu takımın daha iyi skorları hak ettiğini ve ligi ilk 8'de bitirmesini beklediğimi ifade etmiştim. Dolayısıyla bu skor benim için şaşırtıcı olmadı. Benim için şaşırtıcı olan maça yaptıkları kötü başlangıçtı. Öne geçtikten sonra ise bu takımı tutmak çok zor. Ankara ekibiyle ilgili ısrarla üzerinde durduğum konu yaptıkları önemli transferlerin birçoğunun henüz ya ilk 11'e girmemesi ya da form tutamamasıydı. Bu oyunculardan Uğur ve Szukala ilk kez bu maçta oynadılar. Daha bu takıma kaleci Artur, sol bek Tiago Pinto ve forvet Rusescu adapte olacak. Onlara bir de sakatlığını atlatan hızlı kanat oyuncusu Tisdell eklenecek. Cezası biten Umar da dönüyor ki kendisini çok geliştirdi. Şu anda ligin rakibi eksiltme, adam geçme konusunda en başarılı futbolcularından birisi. Bu maçın yıldızı Badou Ndiaye'ye geçmeden önce Webo'ya ayrı bir parantez açmak lazım. İlk golde takipçiliğini konuşturdu. İkinci golde ise topu kontrolü , saha görüşü ve takım arkadaşına verdiği şık pas gerçekten bu ligde az sayıda santrforun yapabileceği işlerdi. Webo'nun yaklaşık 1.5 milyon Euro civarında olduğu söylenen yıllık maaşı bazı takımların ondan vazgeçmesine neden oldu. Bunlardan birisi Eskişehirspor'du. Ama Webo bu parayı hak ettiğini gösteriyor. Maçın yıldızı olan Badou Ndiaye için Süper Lig'in Lawal'ı ifadesinin çok hafif kaldığı artık net şekilde görülüyor. Bence onun için Süper Lig'in Yaya Toure'si diyebiliriz. 1 metre 79 santimlik boyuyla çok fizikli bir oyuncu gibi görünmüyor ama ayağından topu almak çok zor. Harika bir ayak içine sahip ki zaten bu ayak içi vuruşları Yaya Toure'ye çok benziyor. Topla iyi koşuyor, topsuz ise kendisinden beklenmeyecek derecede bir süratle hücuma destek veriyor. 5 maçta 5 gole ulaşan Badou'nun hücum performansı herkesin dilinde ama onu bence yıldız kategorisine sokan bu oyunu iki yönüyle de çok iyi oynuyor olması. Herkes Badou'nun Mersin'e 3 gol atmasını konuşuyor fakat Senegalli futbolcu bu maçta rakipten tam 7 defa top çaldı. Bu alanda en yakın rakipleri 3'er top çalan Musa Çağıran, Mitrovic ve Murat Ceylan oldu. Badou bu topları çaldığı gibi onları çok hızlı ve etkili şekilde kullanarak takımının kontratak futboluna büyük katkı sağlıyor. Bir önceki deplasman maçı olan Sivasspor karşılaşmasında takımının tek golünü atmıştı ve o mücadelede de rakipten en çok top kapan futbolcu Badou (5 kez) olmuştu. Appiah'tan beri Süper Lig'de böyle bir oyuncu izlememiştik. Üstelik hücum katkısı Appiah'tan çok daha fazla. Badou böyle giderse kısa sürede Avrupa futbolunda daha büyük kulüplerde forma giyebilir. 
 
SİVASSPOR 0-0 KONYASPOR
Rizespor deplasmanından puanla dönen Sivasspor'da o maçta sağ bekte Cicinho'nun yerine stoper John Boye başlamıştı. Bu karşılaşmada Boye sakatlığı nedeniyle yoktu, sağ bekte Cicinho oynadı. Hücumda Erkan Kaş'ın yerine ise sakatlığı geçen Burhan Eşer ilk 11 çıktı. Sivasspor'un kulübesi dikkat çekiciydi çünkü hiç savunma oyuncusu yoktu. Gerektiğinde stoper oynayabilen ön libero Yiğit İncedemir ile gerektiğinde sol bek oynayabilen kanat oyuncusu Erkan Kaş vardı. Yedek santrfor olarak ise yeni iyileşen Eneramo ilk 18'deydi. Kısa süre öncesine kadar milli takıma çağrılan Batuhan Karadeniz kadroya alınmamıştı. Konyaspor'da ise cezalı stoper Dossa Junior'ın yerine Ali Turan başladı. Taktiksel tek değişiklik Uğur İnceman'ın yerine Vedat'ın oynatılması oldu.
 
Konyaspor her zaman olduğu gibi topu rakibe bırakarak başladı. Bundan önce oynadığı ilk 4 maçta da ilk golü yiyen taraf olan yeşil-beyazlılar yine rakibin oynamasına izin verdi. İlk yarı 0-0'lık eşitlikle sonuçlandı. İkinci yarıda Sivasspor baskı kurmaya ve pozisyonlara girmeye başladı. Ama net bir gol pozisyonu yaratamadılar. 77. dakikada Arjantinli santrfor Barrales ikinci sarı karttan çok gereksiz bir kırmızı kart gördü. İlk sarı kartını da rakibine müdahale gerekçesiyle görmüştü. Sivasspor 10 kişi kaldıktan sonra Konyaspor rakip kalede önemli tehlikeler yarattı. Bu noktada Marica gibi önemli bir golcünün kadroda olmayışının eksikliği hissedildi ama Aykut Kocaman, Rumen forveti kadroya almama inadını sürdürüyor. Mücadeleci bir oyuncu olan Rangelov'u santrforda tercih ediyor. Bulgar hücum oyuncusu net pozisyonlarda başarısız son vuruşlar yaptı. Maç da 0-0'lık eşitlikle sonuçlandı.
 
Ligde 5. maçlar sonunda galibiyet alamayan iki takım var. Birisi Mersin, öteki Sivasspor. Tam 4 beraberlikleri bulunuyor. Bu maçın ardından taraftarın da tepkisi vardı. Galatasaray'a 2 gol atan Aatıf'ın sonraki 4 maçta golü yok, sadece 1 asisti var. Santrfor Barrales iyi başlamadı. Bu maçta net bir gol kaçıran Burhan Eşer bu takımın hücumda önemli bir ismi. Ligde son iki sezonda 23 gole katkıda bulundu (18 gol, 5 asist). Ama bu sezon ne gol, ne de asist katkısı oldu. Asist kralı Cicinho'nun da son 3 maçta gol pası yok. Sivasspor hafta içinde kupada evinde 3. lig takımı Diyarbekirspor'a 1-0 mağlup olarak elendi. Şanssız bir mağlubiyetti. Direkten dönen topları ve kaçan bir penaltı vardı. Takımın penaltıcısı Aatıf'ın yokluğunda topun başın geçen Batuhan Karadeniz'in sorumsuzca bir vuruş yapacağı zaten belli oluyordu. Rakibiyle alay edercesine hareketlerle topa vuran Batuhan penaltıyı kaçırdı. Ligdeki son maçın kadrosuna alınmayan bir oyuncunun bu hareketi takımı kadar kendisine de zarar verdi. Sergen Yalçın derhal onu oyundan aldı, Batuhan ise doğrudan soyunma odasına gitti. Maçtan sonra taraftarlar takıma büyük tepki gösterirken Sergen Yalçın için de istifa sesleri yükselmeye başladı. Sivasspor adına işlerin çok da yolunda gittiği söylenemez.
 
Konyaspor olumlu ve olumsuz iki ilki aynı maçta yaşadı. Hem bu sezon ilk defa bir maçı hem gol atamadan tamamladılar, hem de ilk defa kalelerini gole kapattılar. Tipik bir Konyaspor başlangıcıydı. Topu rakibe bıraktıkları, oyunu kendi yarı alanlarında kabul ettikleri. İkinci devre ise Sivasspor kurduğu baskıda golü atabilirdi. Barrales'in atılması da Konyaspor adına şans oldu. Yeşil-beyazlı ekip için bu maçtan alınan puan değerliydi. Ama oyun olarak bakıldığında bazı şeylerin değişmesi gerektiği şart. Konyaspor şu anda evinde galibiyetsiz, deplasmanda yenilgisiz bir takım. Bu maçın ardından Konyaspor Başkanı Ahmet Şan, Aykut Kocaman'ın futbolunun ne taraftarı ne de kendisini mutlu ettiğini söyledi. 4-1'lik Galatasaray yenilgisinin ardından üstü kapalı şekilde Kocaman'ı eleştirmişti. Bu defa daha açık ve net konuştu. Aykut Kocaman da bu açıklamaların etkisinde kalarak son haftalarda bir parça daha ofansif bir anlayışla takımını yönetiyor ama yılların alışkanlığını değiştirmesi çok zor. Açık.ası Konyaspor-Aykut Kocaman birlikteliğinin sezon sonuna kadar devam edeceğini düşünmüyorum. Ligde stadına en fazla taraftar çeken takımlardan birisi olan Konyaspor'da başkan Ahmet Şan muhtemelen daha ofansif bir futbol oynatacak bir teknik direktörü göreve getirmek isteyecektir.

RİZESPOR 5-1 ANTALYASPOR
Üst üste ikinci iç saha maçını oynayan Rizespor'da sağ bekte Orhan'ın yerine Robin Yalçın başladı. Gerçek mevkisi ön libero olan ve bundan önceki karşılaşmalarda orada oynayan Robin bu defa sağ bekte başladı. Sağ bek Koray Altınay ise Rizespor'da sıkça kullanıldığı gibi ön liberodaydı. Anahtar değişiklik Sylvestre'nin yerine Dhurgham Ismail'in başlaması oldu. Iraklı sol bek hücumun solunda başladı. Sylvestre'nin görev aldığı merkeze ise Deniz Kadah kaydırıldı. Kadro istikrarını koruyan Antalyaspor'da teknik direktör Yusuf Şimşek tek bir değişiklik yaptı. Bundan önce oyuna sonradan girdiği 4 maçta 2 asist yapıp bir de penaltı kazandıran Serdar Özkan, Lazarevic'in yerine ilk 11 çıktı. 
 
Rizespor maça golle başladı. 3. dakikada kornerde Eren'in ortasında Oboabona bomboş bir kafa vuruşuyla takımını öne geçirdi. 8. dakikada Emrah Başsan harika bir golle eşitliği getirdi ama 13. dakikada Rizespor yine bir duran top golüyle üstünlüğü yakaladı. Deniz Kadah 25 ve 49. dakikalarda iki kontratak golü attı. İlk golünün ardından Kweuke ile yaşadıkları gol sevinci dikkat çekiciydi. Bu iki futbolcu kısa süre öncesine kadar bir penaltı atışı konusunda büyük bir tartışma yaşamıştı. Aynı tartışmayı geçen sezon da yaşamışlardı. Antalyaspor maçında skoru 3-1 yapan golden sonra Kweuke'nin Deniz ile yaşadığı gol sevinci bu anlamda önemliydi. İkinci forvet gibi oynayan Deniz bu maçta Kweuke ile çok iyi anlaştı. Kamerunlu forvet gol ya da asist yapamadı ama yaptığı koşularla rakip stoperlerin pozisyonlarını bozdu, Deniz'e boş alanlar yarattı. Deniz de bu alanları üç gol atarak değerlendirdi. Topla oynama yüzdelerinde 64'e 36, toplam şutlarda 15'e 11, başarılı paslarda 350'ye 145, kornerlerde 8'e 4'lük üstünlük kuran Antalyaspor karşılaşmadan 5-1'lik yenilgiyle ayrıldı. Maçın anahtar rakamı Rizespor'unda 20'de 8'lik orta istatistiğiydi. Zaten üç golü bu şekilde attılar.
 
Ligdeki tüm maçlarında gol atan ve kalesine gol gören Rizespor'un bu istatistiği Antalyaspor önünde de devam etti. Deniz Kadah'ın yeni pozisyonundaki performansı fark yaratırken maçın kilidini açan bir başka isim de yaptığı üç asistle Eren Albayrak oldu. Eren toplam asist sayısını 4'e çıkararak bu alanda lider Gökhan Töre'yi de yakalamış oldu. Maça sol bek başlayan Eren'in kağıt üstünde sol ön oyuncusu olarak mücadeleye çıkan Dhurgham Ismail'den karşılaşma sonundaki ortalama pozisyonlarda daha önde çıkması da dikkat çekiciydi. Tabii bunda Dhurgham Ismail'in asıl mevkisinin sol bek olmasının da payı var. Iraklı oyuncu sürekli olarak defansına yardım etti. Savunma yardımı dışında bence takıma çok faydalı olmadı. Kendisini çok sık yere atması da onun adına olumsuz bir noktaydı. Rizespor adına bu maçta alınan skor ile oynanan futbolun örtüştüğünü düşünmüyorum. Karadeniz ekibinin neredeyse her atağı golle sonuçlandı. Skor bu anlamda biraz aldatıcı.
 
Antalyaspor ise sezonun ikinci yenilgisini de deplasmanda almış oldu. Henüz beraberlikleri yok. Bu maçta Eto'o gerçekten etkisiz kaldı fakat henüz 62. dakikada 5-1'e gelmiş bir maçta sahadaki neredeyse tüm Antalyasorlular kontrolünü kaybederken Kamerunlu futbolcu kontrolünü yitirmedi. Takım arkadaşları farklı skorun getirdiği moral bozukluğu ve sinirle acele paslar ve acele şutlar atarken Eto'o sürekli olarak onları sakinleştirmeye çalıştı, her zamanki oyunlarını oynamaları yönünde teşvik etti. Eto'o'nun bu mental kuvveti, liderliği ve tecrübesi Antalyaspor'a uzun vadede çok şey kazandıracaktır. 

Trabzonspor - Galatasaray maç özeti
 
TRABZONSPOR 0-1 GALATASARAY
Trabzonspor, Okay Yokuşlu'nun sakatlıktan dönmesiyle arka yedilide ideal kadrosuna kavuştu. Hücumda ise Şota değişiklikler yaptı. Mehmet Ekici ve Yusuf Erdoğan'ı yedek bırakıp Marin ile Özer'i ilk 11'de sahaya sürdü. İkisi de formsuzdu ama yine de Özer-Yusuf Erdoğan tercihi tartışılacak türdendi. Yusuf, Beşiktaş deplasmanında alınan galibiyette kritik bir role sahipti. Mersin maçından sonra Atletico Madrid'e mağlup olan moralsiz Galatasaray'da Denayer sağ bek başladı, Sabri kulübedeydi. Cezası biten Carole sol beke geçerken, Chedjou'nun yokluğunda Hakan Balta stoperdeydi. Defansın önünde Selçuk İnan'ın cezasında Bilal Kısa-Jose Rodriguez ikilisi vardı.
 
Trabzonspor maça daha iyi başlayan taraftı. Dolu statta  Erkan Zengin ve Marin'in başrolünde olduğu önemli ataklar geliştirdiler ama golü bulamadılar. N'Doye da ciddi bir gol fırsatını değerlendiremedi. Marin'in hareketli oyunu Galatasaray savunmasına çok zor anlar yaşattı ve Marin sık sık kendisini boşa çıkarmayı başardı. Ama çektiği şutlarda bir türlü golü bulamadı. Tabii Hakan Balta, Semih ve Muslera'nın da bunda payı vardı. Skor 0-0'ken Erkan Zengin çok net bir  pozisyonda kendi ifadesine göre top zeminde sektiği için golü kaçırdı. Bu pozisyonda dikkat çeken bir başka nokta N'Doye'un topu bomboş durumdaki Erkan yerine Marin'e oynamasıydı. N'Doye ile Erkan Zengin arasında bir iletişim kopukluğu var. Cardozo ile Erkan arasında da iyi bir iletişim olduğu söylenemez. N'Doye'la da bu durum yaşanıyor. N'Doye boş durumdaki Erkan'a vermek yerine defans arasına koşan Marin'e oynadı. Marin, Erkan'a harika bir pas çıkardı ama Erkan topu direğe nişanladı. Kaçan golden kısa bir süre sonra da Trabzonsporluların penaltı beklediği bir pozisyon yaşandı. Denayer'in refleks olarak eli topa gidiyor. Bu penaltı mıdır, değil midir onu hakem hocaları değerlendirir ancak Denayer'in bir-iki pozisyonda daha bu hareketi yaptığını fark ettim. Bu maçta bunun cezasını çekmedi ancak kolunu saklamayı öğrenemezse yakında bu durum Galatasaray'ın aleyhine olur. Sarı-kırmızılı ekipte 61. dakikada maçın en etkisiz isimlerinden Podolski'nin yerine Sinan Gümüş girmişti. 66'da ise Burak Yılmaz sakatlanınca yerini Umut'a bıraktı. Trabzonspor'da ise herkes Mehmet Ekici'yi beklerken Şota ilginç değişiklikler yaptı. Çok net bir gol kaçırmasına rağmen takımı Marin ile birlikte hücumda sürükleyen Erkan Zengin'i oyundan çıkarıp Yusuf Erdoğan'ı soktu. Kısa süre sonra Cardozo'nun yerine Özer, Constant'ın yerine de Salih Dursun girdi. Hepsi takıma ayrı ayrı zarar veren değişiklikler oldu. Erkan'ın çıkması hücumdaki etkinliği azalttı. Cardozo girdikten sonra N'Doye sağ kanada geçti. Çıkarılması gereken oyuncuların başında gelen N'Doye sağ kanada geçmişken onun arkasında oynayan Cavanda'nın da pozisyonu kısa süre sonra değişti. Anlamsız Salih Dursun hamlesiyle Salih sağ beke, Cavanda ise sol beke geçti. Bu hamle sonrası Trabzonspor'un sağ kanadı iflas etti, sol kanadı da hücuma çıkamaz oldu. Son 20 dakikada Sinan Gümüş'le bir topu direkten dönen Galatasaray duran topta bir şans golüyle öne geçti. Aynı şans golü Konyaspor deplasmanında da atılmıştı ve orada da Semih Kaya başroldeydi. Şota'nın oyuncu değişiklikleri nedeniyle kanadı, kolu kırılan Trabzonspor yediği gole reaksiyon gösteremedi. Galatasaray ikinci golü bulabileceği fırsatları değerlendiremeyince maç 1-0 bitti.
 
Trabzonspor'da sergilenen güzel oyun gelecek adına umut veriyor ama bence bu maçtan sonra Şota'nın tercihleri konuşulmazsa uzun vadede kaybeden bordo-mavili ekip olur. Trabzonspor iç sahada kaybedilmiş bir maçı sırf iyi oyun sergilendi diye kabullenecek bir takım olmamalı. Bu takım bu sezonun en güçlü şampiyonluk adaylarından birisi. Ancak birisi bunu Şota'ya da söylemeli. 78. dakikada yapılan Constant-Salih Dursun değişikliğinin hiçbir açıklaması olamaz. Futbolcu sadece mücadele etmek, her topa kafa-tekme sokmak olarak gören Salih Dursun'un sağ bek performansından nasıl bir hücum katkısı beklenebilir? Üstelik sezonun en formda sağ beki Cavanda'nın da pozisyonunu değiştiriyorsunuz. Sıkışan her maçta skoru değiştirmek için en büyük silah duran toplardır. Galatasaray da golü duran toptan buldu. Trabzonspor'un kulübesinde bir duran top ustası Mehmet Ekici vardı ama Şota onu oyuna sokmadı. Ekici sahada olsaydı sarı-kırmızılı ekibin attığı golün bir benzerini Trabzonspor atabilirdi.
 
Galatasaray için şanslı bir galibiyet oldu. Yine de Selçuk'un cezası, Chedjou'nun sakatlığı nedeniyle oynamadığı, Burak'ın oyundan çıkmak zorunda kaldığı bir Trabzonspor deplasmanında alınacak 3 puanı her ne şekilde olursa olsun tüm Galatasaraylılar memnuniyetle kabul eder. Podolski'nin hazırlık maçlarından beri devam eden etkisiz oyunu burada da sürdü. Burak'ın sakatlığında yakalayacağı forvet oynama şansını da iyi değerlendiremezse Burak döndüğünde ona kulübe yolu görünecektir. Sneijder, Burak ve Yasin iyi bir maç çıkarmadılar. Orta sahada ise Rodriguez-Bilal ikilisi harikaydı. Bilal çok top çaldı, Rodriguez birçok defa oyunu dikine oynadı ve takımının atak sürekliliği yakalaması için çabaladı. Sağ bekte Denayer'in performansının beğenilmesini şaşkınlıkla karşılıyorum. Savunmada iyi bir oyuncu ama şampiyonluğa oynayan takımların kanat savunmacılarının mutlaka hücumda katkı vermesi lazım. Denayer çok sık hücuma çıktı ama sadece pozisyon olarak o bölgelerde bulundu. Oyun içinde hücum etkinliği çok azdı. Pas ve orta tercihlerinin golle sonuçlanabileceği birkaç pozisyonda da zayıf kaldı. Chedjou iyileştiğinde Chedjou-Denayer stoper ikilisinin geçilmesi zor bir ikili olabileceğini düşünüyorum ama genç Belçikalı'dan sağ bek yaratmaya çalışmak bence çok faydalı bir hamle olmayacak. Sol bekte de Carole'ün hem Atletico Madrid hem de Trabzonspor mücadelelerinde çok iyi sinyaller verdikleri söylenemez. Galatasaray'ın 'orta' isabeti konusunda bu maçı 14'te 0 ile tamamlaması bence Carole ve Denayer'in bek performansları açısından üstünde durulması gereken bir rakam. Savunmanın yıldızları yine Hakan Balta ile Semih Kaya'ydı. Muslera da gereken yerlerde kendisinden beklenen kurtarışları yaptı.
 
ESKİŞEHİRSPOR 0-3 KASIMPAŞA
Antalyaspor deplasmanında mağlup olan Eskişehirspor'da teknik direktör Skibbe hücum hattında Emre Güral'ın yerine Defederico'ya şans tanıdı. Stoperde ise iyileşen kaptan Sezgin Coşkun, Emre Güngör'ün formasını aldı. Bu noktada Birol Parlak yerine Emre Güngör'ün yedek kalması da dikkat çekiciydi. Kasımpaşa'da sağ bek Veysel cezalı, yedeği Orhan Şam da sezon başından beri sakattı. Burada Erhan Kartal maça başladı. Diğer değişiklik ise Hakan Arslan'ın yerine Tunay'ın ilk 11 başlaması oldu. Bu durumda Scarione merkeze geçti.
 
Eskişehirspor maça daha iyi başlayan taraftı. Üst üste tehlikeler yarattılar, hatta bunlardan birisinde topu ağlarla buluşturdular. Gekas'ın vuruşunda kaleciden dönen topu Defederico ağlara gönderdi. Ancak ağlarla buluşan top faul gerekçesiyle gol değeri kazanmadı. Gekas pozisyonun başlangıcında rakip savunmacıyı itmişti, hakemin kararı doğruydu. Eskişehir'de 25. dakikada sakatlanan Causic'in yerine Alpaslan Öztürk girdi. Eski bir Kasımpaşa oyuncusu olan Alpaslan'ın Türkiye kariyeri oldukça kötü geçiyor. Bu maçta da Causic'in yerine onun girişi takımın oyun kalitesini düşürdü. Kasımpaşa zayıf bir futbol sergilediği maçın ilk yarısı biterken serbest vuruşta Tunay'ın ortasında Titi'nin güzel kafa vuruşuyla 1-0 öne geçti. İkinci yarının başında Eskişehirspor'da Onur Bayramoğlu sakatlığı nedeniyle çıkmak zorunda kaldı. Onur çıkarken Eskişehirspor taraftarı da kötü performansı nedeniyle onu ıslıkladı. Aslında burada asıl sorumlu Onur değil Skibbe. 2013-2014 sezonunda 2. ligde oynayan Onur'u geçen sezon kullanan Alman teknik adam bu sezon ligde tüm maçlarda ilk 11'e onun adını yazdı. Onur ise performansıyla değil ilk 11, kadroya bile zor girmesi gereken bir oyuncuydu. Taraftarın da tepkisi bunaydı. Onur'un yerine golcü Pinto'yu sokan Skibbe risk aldı. Böylece Kasımpaşa'nın en başarılı yaptığı iş olan kontrataklar için arkada daha fazla boşluk verilmeye başlandı. Bunlardan birisinde Scarione ceza sahası dışından golü bularak fişi çekti. Bu dakikadan sonra Eskişehirspor taraftarı uzun süre başkan Mesut Hoşcan aleyhinde tezahürat yaptı. Üçüncü golü bulabileceği kontratakları değerlendiremeyen Kasımpaşa 88. dakikada Eren Derdiyok'un muhteşem golüyle farkı üçe çıkardı ve bu gol maçın skorunu belirledi.
 
Eskişehirspor'da taraftarın tepkisi başkana ancak teknik direktör Skibbe de ilginç kadro tercihleri ve Onur Bayramoğlu ısrarıyla eleştirilmeyi hak ediyor. Yine de orta saha ve forvette alternatifli bir kadroya sahipler. Zamanla daha iyi olacaklarına inanıyorum. Skibbe'nin oyun anlayışıyla deplasmanda işleri zor ama iç sahada yine iyi skorlar almayı başarırlar. Tabii bunun için takımın kritik isimleri Lawal ve Gekas'ın da performanslarını artırmaları gerekiyor. Kanalatardan da yeteri destek alınmıyor. Bu noktada da Kaan Kanak'ın form tutmasına ihtiyaçları var.
 
Kasımpaşa ise üst üste aldığı 1-0'lık iki yenilginin ardından yine galibiyetle tanıştı. Bu sezon ligde kaybettikleri iki maçta da gol atamadılar, kazandıkları üç karşılaşmada ise gol yemediler. Eskişehirspor önünde de özellikle son 60 dakikada çok iyi savunma yaptılar. Titi-Omeruo ligin en uyumlu stoper ikililerinden birisi. Onlar adına olumsuz nokta Del Valle'nin takıma adapte olamaması ve santrfor eksikliği. Adem Büyük bu maçta etkiliydi ancak Gençlerbirliği ve Fenerbahçe mücadelelerinde etkisiz kaldı. Rıza Çalımbay, Malki'yi ilk 11 oyuncusu olarak görmüyor. Eren Derdiyok ise koca bir sezonu sakatlık nedeniyle oynayamayadan geçirdiği için onu da ilk 11'de düşünmüyor. Rıza hoca transferin son gününe kadar bir forvet transferi istedi ama bu gerçekleşmedi. Bu durumda Eren Derdiyok'un Eskişehirspor karşısında oyuna girip attığı harika gole en çok onun sevindiğini düşünüyorum. 5. hafta itibariyle Kasımpaşa ligin en az gol yiyen takımı ve kontrataklarda çok etkili bir ekip. Skor üstünlüğünü alana kadar hücumda zorlanan ama savunmada her zaman sağlam bir takım. Önemli sakatlık sorunları yaşanmazsa bu görüntüyü sürdürecekler gibi görünüyor.
 
GAZİANTEPSPOR 1-0 KAYSERİSPOR
Geçen hafta bir Lig TV çalışanı beni arayıp bir sebepten ötürü Süper Lig'de 5. hafta oynanacak 9 karşılaşmadan 1'ini izleyemeyeceğimi ama seçimin benim olduğunu söylese tereddüt etmeden bu mücadeleyi seçerdim. Geçen sezondan beri defansif futbol oynayan Gaziantepspor ile sıkıcı futbol oynatmasıyla bilinen Tolunay Kafkas'ın Kayserispor'unun maçının keyifli geçmesi beklenemezdi. Gaziantepspor Teknik Direktörü Mutlu Topçu, Akhisar'dan 0-0'la dönen ilk 11'i bozmadı. Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas da Trabzonspor karşılaşmasındaki 11'ini değiştirmedi.
 
Gaziantepspor maça şanssız bir başlangıç yaptı. 16. dakikada Sol bek Marçal sakatlandı ve yerine Mehmet Sedef girdi. Temposu düşük olan karşılaşmada Gaziantepspor, Muhammet Demir ile etkili olmaya çalıştı. Mücadelenin 62. dakikasında Kayserispor ceza sahasında sağ bek Zeki Yavru, Larsson'u düşürerek penaltıya sebep oldu. Akhisar karşısında penaltı kaçıran Muhammet Demir bu defa hata yapmadı ve topu ağlara gönderdi. Penaltıcılar genelde topa aynı koşu stiliyle gelirler. Muhammet ise iki haftada iki farklı penaltı koşusu yaptı. Akhisar karşısında hafif duraklamalı bir koşuyla kaleciyi yanıltmaya çalışıp topu kendi sol alt köşesine göndermişti ama top auta çıkmıştı. Kayserispor önünde ise temposunu bozmadan seri bir şekilde topa vurdu. Yine kendi sol alt köşesine vuruşu yaptı. Kaleci Hakan Arıkan köşeyi bildi ama penaltıyı kurtaramadı. Kayserispor'da 65. dakikada ön libero İbrahim Dağaşan'ın yerine Yakubu oyuna girdi. Yakubu'nun yüksek toplarda onları daha tehlikeli kıldı ama hücumda ritim yakalayamadılar. Asıl mevkisi stoper olan ama bir dönem Trabzonspor'da oynadığı gibi Kayserispor'da da sol bekte tercih edlen Mustafa Akbaş'ı oyundan çıkarmak için 85. dakika beklenmesini anlamlandıramadım. Geçen sezon Balıkesirspor formasıyla bu ligde fark yaratan Berkan Emir 85. dakikada oyuna girebildi. Gaziantepspor'da 59. dakikada oyuna giren Muhammed İldiz 87. dakikada çift sarı karttan oyundan atıldı. Kısa bir süre kalmasına rağmen bu dakikalarda Kayserispor büyük bir baskı kurdu, golü de bulabilirdi. Gaziantepspor bir şekilde pozisyonları savuşturdu ve galibiyete uzandı.
 
Keyifsiz geçen bu maçı bir tarafın kazanmayı hak ettiğini söylemek zor. Gaziantepspor'un elindeki kadro itibariyle daha fazlasını yapabilmesi de kolay görünmüyor. Bu yüzden Mutlu Topçu'yu eleştiremiyorum. Ama Tolunay Kafkas'ın elinde değişim imkanları var. Benfica'dan kiralanan Derley daha ilk haftadan Kafkas'ın oyun sisteminde 4-2-3-1'in tek forvetinde çok faydalı olamayacağını gösterdi. Yakubu eski yıllardaki fit görüntüsünde olmasa bile Derley'den daha faydalı olabilir ama Kafkas ısrarla Derley'i oynatıyor. Brezilyalı futbolcunun 4 maçtır gol ya da asist katkısı yok. Osmanlıspor mücadelesinde ilk 11 çıkan ofansif orta saha Diego Lopes o günden beri sürekli olarak yedek kulübesinde bekletiliyor. Bu maçta da oynatılmadı. Sol bekte de bu ligin hücumda en etkili beklerinden Berkan Emir en azından daha fazla süre alabilir. Berkan'ın savunma yönü çok başarılı olmasa da yaptığı ortalar ve kullandığı duran toplar takımının gol sorununa çözüm bulmasında faydalı olabilir.

Fenerbahçe - Bursaspor maç özeti

FENERBAHÇE 2-1 BURSASPOR
Kasımpaşa deplasmanında iyi oynamadan kazanan Fenerbahçe hafta içinde Molde önünde şok bir yenilgi almıştı. Bu mağlubiyet sonrasında Volkan Şen ve Van Persie gibi isimler yedeğe çekildi. Josef ve Diego'nun sakatlıklarında orta sahayı Mehmet Topal, Ozan Tufan ve Meireles oluşturdu. Savunmada ise Kjaer ve Ba'nın yokluklarında Bruno Alves ile Kadlec stoper ikilisiydi. En dikkat çeken değişiklik ise sol bekte sezonun formsuz isimlerinden Caner'in yerine Hasan Ali'nin başlamasıydı. Bursaspor'da yeni iyileşen Sivok kulübedeydi, stoperde Dany vardı. Sağ bekte Advincula bir hafta sonra formasını geri alırken, hücum hattında dikkat çeken değişiklikler vardı. Cezası biten Josue dönerken, sol kanatta Sercan'ın yerine Emre Taşdemir tercih edildi. Sol bekte ise Emre'nin yerinde Aziz Behich vardı. Forvette ise adaptasyon sorununu en fazla yaşayan isimlerden birisi olarak görülen De Sutter'in yerine geçen hafta Gençlerbirliği maçında sonradan girerek gol atan Necid vardı. Fenerbahçe'den kiralanan Stoch özel anlaşma gereği kadroda yoktu. 
 
Fenerbahçe'nin Molde yenilgisi bu karşılaşmaya mutlak etki etti. O mücadelede taraftarın ve yorumların en büyük eleştirisi mağlubiyetten ziyade takımın ortaya bir mücadele koymamasınaydı. Bursaspor maçında ise savunmada çok sert, dikkatli ve organize bir Fenerbahçe gördük. Mehmet Topal'ın ön libero performansı da bunda önemli bir etkendi. Josef ile birlikte sahada olduklarında Mehmet Topal bu oyunu sergilemekte zorlanıyor. Fenerbahçe 20. dakikada Markovic'in asistinde Nani ile golü buldu. Atağın başlangıcında Mehmet Topal'ın sağ kanada attığı uzun top rakip savunmanın dengesini bozdu. O dengeyi daha fazla bozan da Markovic'in topla hızlı koşusu oldu. Fenerbahçe'nin yıllardır topla yaptığı koşuyla rakip savunmanın dengesini bozan oyuncusu yoktu. Bunu Nani kısmen yaparken, Markovic daha fazla yapacak gibi görünüyor. Skor üstünlüğünü aldıktan sonra işin mücadele kısmına daha fazla önem veren Fenerbahçe, Meireles'in yerde kaldığı ve savunma konsantrasyonunun dağıldığı bir anda 63. dakikada kalesinde golü gördü. Josue'nin goldeki asisti ve Necid'in gol vuruşu çok başarılıydı. Golden sonra Fenerbahçe'de tribünlerin reaksiyonu takımı galibiyet için risk almaya itti. Bursaspor bu periyotta 1-2 kontratak fırsatı yakaladı ama kötü değerlendirdi. Bugüne kadar kadroya zor giren Aydın Karabulut'un böyle bir maçın 70. dakikasında oyuna girmesi de ilginç bir tercihti. Fenerbahçe'de 77. dakikada Van Persie oyuna girdi ve Hasan Ali'nin güzel asistinde golü attı. Herkes Hasan Ali'nin çalımını konuşurken, Van Persie'nin gol vuruşundan bahseden pek olmadı. Halbuki doğal olan Hasan Ali'nin yaptığı, farklı olan Van Persie'nin yaptığıydı. Ama Hasan Ali'nin bugüne kadar hücumdaki zayıf performansı nedeniyle Sercan'a attığı o çalımı kimse beklemiyordu. Aynı çalımı Caner atsaydı üzerinde bu kadar durulmazdı. Şampiyonluğa oynayan takımların kanat savunmacıları hücumda bu katkıyı veremeyecekse zaten o takımın ilk 11 oyuncusu olmamalı. Bu pozisyonda klas olan Van Persie'nin harika gol vuruşuydu. Rizespor deplasmanında daha zor bir pozisyonu gole çeviren Van Persie insanları bu klas şutlarına alıştırdığı için artık böyle zor golleri bile normal karşılanıyor. Maçın 88. dakikasında kulübede Alper Potuk ve Volkan Şen varken 20 yaşındaki Uygar'ın oyuna girmesi iki oyuncuya da verilen güçlü bir mesajdı. İkisi de Molde maçında skor aleyhteyken mücadeleyi bırakmıştı. Alper zaten sezon başından beri yedek kalmayı problem eden ve oyuna her girdiğinde faydadan çok zarar veren bir oyuncuydu. 
 
Fenerbahçe 5. hafta sonunda 13 puana ulaşarak liderliğini sürdürdü ama sergilenen futbolun tatmin edici olduğunu söylemek imkansız. Sezon öncesinde 103 gollü rekoru kırar mı diye konuşulan takım 5. hafta sonunda sadece 8 gol atabildi. Sadece oyunda değil oyuncularda da sorunlar var. Gökhan Gönül bu maçta 90 dakika kulübede bekledi. Eğer oynayabilecek durumda ise yorgunluğu her halinden belli olan ve her hafta performansı biraz daha düşen Şener'in yerine neden oynatılmadı? Eğer Gökhan oynayabilecek durumda değilse o zaman neden kadroya alındı? Savunmadaki eksikler sayesinde forma şansı bulan Kadlec bu karşılaşmada da yenilen golde pay sahibiydi. Birkaç metre yanındaki Necid çok rahat bir gol vuruşu yaptı, Kadlec oyuncunun vuruşunu bile zorlayamadı. Sol bekte Caner'in yerine oynayan Hasan Ali, Fenerbahçe kariyerinin hücum performansı bakımından en iyi maçlarından birisini oynadı. Yaptığı asiste attığı çalım beklenmiyordu. O pozisyonun başlangıcında Mehmet Topal ara pası atarken Hasan Ali'nin savunma arkasına yaptığı koşu bile beni şaşırttı çünkü Hasan Ali bu koşuları dahi çok nadir yapan bir oyuncuydu. Yine de savunmada daha güvenilir olsa da, pozisyon bilgisi yüksek olsa da Hasan Ali bu takımın ilk 11 oyuncusu olamaz. Yedek bırakılarak ders alması beklenen Caner ise bu dersi pek almış gibi görünmedi. Maç bittiğinde takım arkadaşları sahada kalıp taraftar ile galibiyeti kutlarken Caner mutsuz bir surat ifadesiyle doğrudan soyunma odasına gitti. Orta sahada Mehmet Topal ve Meireles harika bir maç çıkardılar. Josef sahada olmadığında Mehmet Topal'ın ön libero pozisyonunda ne kadar faydalı olabileceğini gördük. Meireles ise bu maçtaki gibi performansları genelde sezonda birkaç defa ortaya koyup daha sonra eski vasat performansına dönen bir oyuncu. Bu defa istikrarlı şekilde bunu sürdürecek mi göreceğiz. Ozan Tufan ise beklentilerin yine altında kaldı. Kaçırdığı gol pozisyonunda ise o golü kaçırmasından ziyade topla yaptığı işler büyül hayal kırıklığıydı. O anda kulübede Vitor Pereira'nın çıldırması da haksız değildi. Halbuki aynı maçta Nani benzer bir pozisyonda nasıl bir vuruş yapılabileceğini göstermişti. Bu sezon başında Bursaspor formasıyla çıktığı hazırlık maçında Lekhwiya'ya 35-40 metreden muhteşem bir aşırtma gol atan Ozan Tufan'ın o pozisyonda net bir gol vuruşu yapacak yeteneği vardı ama o topu ayağında gevelemeyi tercih etti.
 
Fenerbahçe'nin hücum performansında birçok ara başlık var. Markovic, Tuncay Şanlı tarzı oyun stiliyle taraftarı heyecanlandırdı. Oyun aklının Tuncay'dan daha fazla olduğu da ortada. Nani, Fenerbahçe'nin yıllardır ihtiyaç duyduğu golcü kanat oyuncusu. Penaltı kullanmadan 5 maçta 3 gol, 2 asiste ulaştı. Yani ortalama her karşılaşmada bir gole katkısı var. Bu sezonun gol kralı olacağını tahmin ettiğim Fernandao ise son dönemde hücumdan çok savunma katkısı veriyor. Ligdeki 5 maçta da ilk 11'de sahaya çıktı ancak son 4 karşılaşmada ne gol, ne de asist katkısı var. Geçen sezon Bursaspor'da üst üste 4 hafta gol atamadığı tek dönem ligin son 4 haftasıydı. Oyuna sonradan giren Van Persie hem kulübede Vitor Pereira ile yaşadığı tartışmayla hem de maçtan sonra yaptığı açıklamalarla gündeme oturdu. Terraneo'nun hafta içinde bu sorunu çözdüğü ifade ediliyor. Eğer bu problem çözülemezse başta Caner olmak üzere Pereira'nın birçok oyuncuyla yaşayabileceği sorunların fitilini ateşleyen bir durum oluşabilir.

Gençlerbirliği - Beşiktaş maç özeti
 
GENÇLERBİRLİĞİ 1-1 BEŞİKTAŞ
Yeni teknik direktörü Mehmet Özdilek yönetimindeki ilk maçta Bursaspor deplasmanında 3-2 mağlup olan Gençlerbirliği'nde Özdilek bu karşılaşmada stoperde sezona iyi bir giriş yapamayan Atta'nın yerine yeni transfer Kulusic'i tercih etti. Kulusic yeni transfer statüsünde ama senelerce bu takımda oynamış bir oyuncu. 2013-2014 sezonunda da stoperde Ahmet Çalık ile birlikte oynamıştı. Hücum hattında tek değişiklik Guido'nun yerine sakatlıktan dönen Stancu'nun forma giymesi oldu. Santrfor oynamasına alıştığımız Stancu maça sol önde başladı. Beşiktaş'ta Oğuzhan'ın yokluğunda Necip'in forma giymesi beklenirken Şenol Güneş herkesi şaşırtan bir kararla burada Sosa'yı oynattı. Forvet arkasında ise Quaresma görev aldı.
 
Beşiktaş maça çok üstün başladı. Oyunu rakip yarı alana yıkan siyah-beyazlılar topu da fazla rakibine vermedi ama Quaresma'nın sahadaki varlığının takıma negatif etki edeceği ilk dakikalardan belli olmuştu. Yine basit oynaması gereken pozisyonlarda ayağında gereksiz top tutan, anlamsız adam geçmeler deneyen ve topa normal vuruş yapması gereken gereken yerlerde trivela yapan Quaresma, Beşiktaş'ın el freni gibiydi. Sahadaki sorumsuz Quaresma, Gökhan Töre'yi de olumsuz etkiledi. Son haftalarda paylaşımcılığıyla alkış toplayan Gökhan Töre iki maçta üç asist yapmıştı. Ama Quaresma'nın futbolu onu da etkiledi. Sosa da pozisyon olarak arkada kalınca Beşiktaş haftalardır alıştığımız akıcı futbolunun çok uzağında kaldı. Oğuzhan'ın yokluğu fazlasıyla hissedildi. Tosic ve Beck'in de hücum katkısı zayıf olunca Beşiktaş hücumda zayıf kaldı.
 
Oyunu oldukça geride kabullenerek maça başlayhan Gençlerbirliği yavaş yavaş çıkmaya başladı. 23. dakikada yan toptan golü buldu. Beşiktaşlı Tosic geçen sezona kadar formasını giydiği takıma karşı kendi kalesine gol attı. Şenol Güneş devre arasında Quaresma ve Olcay'ı çıkarıp Necip ile Cenk Tosun'u oyuna aldı. 4-4-2 sisteminde kanatlarda Sosa ile Gökhan Töre'yi, ileride Cenk Tosun ve Gomez'i gördük. Cenk oyuna girer girmez etkinliğini hissettirdi. Beşiktaş rakibi üzerinde büyük bir baskı kurdu. Bu bölümde Gençlerbirliği'nin savunmaya gereğinden fazla çekildiğini gördük. Stancu, El Kabir, Djalma ve İrfan Can gibi harika bir hücum dörtlüsüne sahip takımına arkada bu kadar boş alan varken orta sahayı bile zor geçmesi kabul edilebilir bir durum değildi. Mehmet Özdilek 60. dakikada İrfan Can'ı çıkarıp Dimitriadis'i alarak zaten hücuma zor çıkan takımını iyice savunmaya çekti. Beşiktaş üstün futboluna rağmen gol bulmakta zorlanıyordu. O sırada dizilişte bir değişiklik oldu ve Cenk Tosun sağ kanada geçti. Bu andan itibaren Beşiktaş'ın etkinliği daha da arttı. Cenk, Gökhan Töre'ye de güzel bir asist yaptı. Kalan sürede Beşiktaş'ın galibiyet golünü bulamaması şanssızlıktı. Kaleci Hopf özellikle Mario Gomez'in kafa vuruşunu çok iyi kurtardı. İkinci yarıda giren Cenk Tosun 3'ü isabetli 6 şut çekti ve maçın en çok şut atan oyuncusu oldu. Gökhan Töre ise 5 şut attı ve tek isabetinde golü buldu. Gençlerbirliği maç boyunca 13'te 1'lik orta isabetiyle oynarken Beşiktaş'ta bu rakam 38'de 14'tü. Her ikisi de sezonun bu alanda en yüksek rakamlarıydı.
 
Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mehmet Özdilek zor bir fikstürle göreve başladı. Ama bir enkaz devralmamıştı. Aksine, iyi futbolunun karşılığını alamayan bir ekibin başına geçti. Stancu'nun dönmesiyle kritik bir eksikleri de kalmamışken bu takımın ikinci yarıda sergilediği mahkum oyunun mazereti olamaz. Gençlerbirliği bundan daha iyisini yapabilecek bir ekip. Sol bekte Latovlevici gibi bir isme sahipken muhtemelen İlhan Cavcav istediği için oynatılan Uğur Çiftçi'nin hücum katkısı yok denecek kadar az. Orta sahada da Doğa ile Skulason hücuma destek vermediği için top Gençlerbirliği'ndeyken takım sanki iki parçaya bölünmüş gibi görünüyor. Stancu'nun sakatlıktan dönüşü önemliydi ama onun neden sol kanatta oynadığını anlamadım. Maçta bu durumun bir faydasını da göremedim. El Kabir forvet pozisyonunda da etkili olan bir futbolcu fakat orada oynadığında defans oyuncularının baskısını çok daha fazla hissediyor, daha sıkı marke ediliyor. Kanatta oynadığında ise biraz daha özgürlük alanı bulabildiğine ve daha faydalı olduğuna inanıyorum. Bu maça sağ açık başlayan Djalma ise ligin önemli kanat oyuncularından birisi olmasına rağmen Beşiktaş'ın baskılı oyunu nedeniyle sağ bek sürekli defans yapmak zorunda kaldı. İrfan Can ise oyunda kaldığı süre içerisinde Gençlerbirliği'nin ayakta kalan ender hücum oyuncularındandı. Ama onun da Quaresmavari bir oyun şımarıklığı var ve bundan pek kurtulacak gibi görünmüyor. 
 
Beşiktaş için beklenmedik bir puan kaybı oldu demek iddialı bir yorum olur çünkü Ankara deplasmanında her takım Gençlerbirliği'ne puan verebilir. Ama Beşiktaş kazanabileceği bir mücadelede galibiyeti elde edemedi. Şenol Güneş'in Quaresma kumarı ters tepti. Oğuzhan'ın yerinde Necip bile oynadığında bu sistemin daha iyi devam edebildiğini gördü. Tabii Quaresma'nın bu kadar eleştirilmesine neden olan sadece kötü oynaması değil aynı zamanda sorumsuz hareketleri. Diğer tarafta Olcay Şahan da en az Quaresma kadar kötü oynadı fakat sorumsuzca davranmadı, takım savunmasına yardım etti, mücadeleyi bırakmadı. Siyah-beyazlılarda kanat savunmacıları Beck ile Tosic'in hücumdaki katkılarının yetersizliği de bu maçta görüldü. Tosic bu sezon bu anlamda umut veren birkaç iş yaptı fakat Beck geldiği ilk günden beri hiç o sinyalleri vermedi. Fenerbahçe'nin son maçında kulübesinde Gökhan Gönül ile Caner Erkin oturuyordu. Bu iki futbolcu Beşiktaş'ta olsaydı şu anda şampiyonluğun favorisi bence Beşiktaş olurdu. En büyük eksikliğin Beck ile Tosic'in hücumda yeterli katkıyı verememesi olduğunu düşünüyorum. Bu hafta Fenerbahçe ile oynanacak derbi Beşiktaş'ın bu sezonki kaderini çizebilir. Bilic yönetiminde hiç derbi kazanamayan takım eğer yine bir yenilgi alırsa mental anlamda büyük bir darbe yer. Ama tam aksi şekilde bir galibiyet alınırsa bütün camia şampiyonluk havasına şimdiden girmeye başlar. Bu bakımdan Fenerbahçe derbisi Beşiktaş için 3 puandan daha fazla bir anlam ifade ediyor.

Rıdvan Aksu

Selen Yakıcı İle Top 5 (16 Kasım 2020)