Galatasaraylı yönetici Sedat Doğan Ünal Aysal'ın görevi bırakmasını beklemediğini hem içerden hem de dışardan camiaya çok büyük saldırılar olduğunu iddia etti.
‘Bu ayrılığı beklemiyordum'
‘Bu ayrılığı beklemiyordum'
Yoğun geçen 3 yıl oldu. Yaşamımızın büyük bölümü statta geçti. Görevi diğer arkadaşlar devralacaktır.
Böyle bir ayrılığı beklemiyordum. Ben istifa ettiğim zaman seçimlere 8 ay vardı. Ünal Beyin yıprandığını düşünmüyorum, çünkü kendisi iş adamı, pek çok zorluktan geçmiş, bu tip zorlukların da üstesinden gelebilecek bir insan. Ünal Bey'in bu şekilde bırakmasını beklemiyordum. Daha Galatasaray için hayalleri, yapmak istedikleri vardı. Ama kendi tercihi… Çok büyük saldırı olduğunu düşünüyorum hem içeriden hem dışarıdan, ama ben onun yerinde olsam bırakmazdım, bu noktaya da getirtmezdim olayları.
‘Bizde muhalefet olmaz'
Ayrılıklar hep hüzünlüdür. Ünal Bey Galatasaray Kongresi'yle kavgaya girmedi hiçbir zaman. Bir rahatsızlıkla karşı karşıya kalacağını da hiçbir zaman düşünmedim. Galatasaray'da her zaman sert eleştiriler olur, biz Batı'ya açılan pencereyiz diyoruz, bizde fikir zenginliğinden fayda çıkar diyoruz. Sizler, adına muhalefet diyorsunuz ama partilerdeki gibi karşıt bir muhalefet yoktur zaten Galatasaray'da. Bizde hep bayrak yarışı vardır.
‘Adaylara zaman tanınmadı'
Ünal Bey'in karşısında Divan'da çıkan 3-5 ağabeyimiz her zaman çıkıp konuşan insanlar. Bir bölümü Galatasaray'da son derece sıkıntılı ayrılmış insanlar. Galatasaray kongresiyle itişmiş insanlar. Ama kürsüde konuşmak serbest elbette. Bu yüzden 3-5 kişi eleştiride bulundu diye, Olağanüstü Divan Kurulu toplantısı yapıldı diye ‘Ben buradan ayrılıyorum' demek, ben olsam yapmazdım. Daha farklı bir yönetim kuruluyla çalışmak istediyse, Ocak ayında seçim kararı alması daha doğru olurdu ya da ben artık yoruldum diyebilir, hayat tecrübem daha yorucu, yıpratıcı oldu diyebilir. Ocak ayına kadar bir zaman olsaydı, hiç değilse diğer oluşumların da kendilerini hazırlayacak vakitleri olurdu. ‘Muhalefetim' diyenler açısından söylemiyorum. Kendilerini muhalefet diye nitelendiren kimselere varsa, onların her daim hazır olmaları lazım, muhalefetlik odur. Galatasaray'da bir görevi yerine getirmek isteyenlerin ise zaman ihtiyacı var. Ocak ayında olsa, Ünal Bey'in de üzerinden bu baskı kalkmış olurdu, o sürede biraz düşünme imkanı olurdu.
‘İyi ekipleri kısa sürede oluşturamazsınız'
Galatasaray'da yapılacak çok iş var. 10 yıl öncesi gibi değil. Eskiden 2-3 kişi çalışsa yetiyordu. İşlerin daha sofistike hale gelmesi nedeniyle söylüyorum. Şimdi daha fazla ihtisas var. Yönetim yapacaksanız, her türlü işe bakabilecek, maksimum işten sorumlu olacak, denetleyecek, yön verecek iş kollarını kollayacak kişilere ihtiyacı var. Bu kadar kısa bir sürede yine toplama bir yönetim olacak. Bütün kulüplerin mali sıkıntısı var, bunun üstesinden geleceksiniz. Galatasaray dışında forma reklamı olan yok. Beşiktaş çok önceden yapmıştı anlaşmayı, o yüzden var. Türkiye'de ciddi bir mali sıkıntı var. Hem bununla uğraşacaksınız hem takımlarınızı başarılı olmaya motive edeceksiniz hem kulüplerinizin iş kalemlerini ayağa kaldırmaya çalışacaksınız. İyi vergiciler, iyi hukukçular olacak. Böyle iyi ekipleri çok kısa sürede oluşturmak mümkün değil. Ekibi oluşturmak için, başarılı kişilere yönelip, bu kişilere zamanlarının yüzde 60-70'inin Galatasaray'a ayırması istenildiğinde, kişiler bunu bu kadar kısa sürede gerçekleştiremez ki.
‘Dışarıdan izleyeceğim'
Ünal Bey gazetelerden duyup söylüyor, ben şurada olurum, burada olurum demiyorum. Şu anki düşüncem, belli bir sürede dışarıdan izlemek… İyi kadro olmadığı zaman sıkıntı yaşanıyor. Geçmişte de bunu yaşadım.
Ben futboldan sorumlu değilim. Futbolcularımız profesyonel insanlar. O armaya hizmet ediyorlar. Aralarında ego yapacak kişiler de yoktur diye düşünüyorum. Aralarında armaya biraz daha fazla hizmet edenler vardır.
‘İstifa ettim, çünkü…'
Benim mutabık olmadığım konular vardı. Yönetimin içindeyken de bazı şeylerin düşüncelerim doğrultusunda olmadığımı ifade ettim. Belki de yönetim haklıdır. Ama mutabık olmadığım konularda Galatasaray'a bir katkım olmaz diye düşündüm. Yoksa herhangi bir kapris, zarar verecek amacıyla ayrılmadım. Zaten sustum, kimseye konuşmadım. Galatasaray'da bize öğretildiği gibi davrandım.
‘Listelere göre de karar verilebilir'
Adaylar ve listelerin belli olması lazım. Başkanların kişiliklerine bakılmıştır ama Galatasaray'da listelere de bakılarak kararlar verilmiştir. Daha ciddi, daha işin altından kalkabilecek gibi görünen bir ekip yapan başarılı olacaktır diye düşünüyorum. İyi bir planlama yaptığınızda, Galatasaray'ı ayağa kaldıracak, dünya çapında da başarı kazandıracak bir mali yapıyı kurmanız mümkün. Ama bunun için kafa yormak lazım, kulübün imkanlarını bilmek lazım. İş hayatını da bilen bir ekip varsa ah vah yapacak durum yok. Yıllardır nakit açığı veriliyor, ama bunun stratejisini yapmanız lazım. Gereğini yapmazsan daha kötüye gider.
‘Mektepli, mektepsiz ayrımına karşıyım'
Alp Bey Galatasaray Liseli değil, Adnan Polat da değil. Galatasaray'da bir fazla mektepçilik yapanların yarattığı rahatsızlık vardı, şimdi bir de mektebe düşman olan kişilerin varlığından söz edebiliriz. Bu Adnan Polat için geçerli değil. Onun yanında geçmişte yer almış bazı kişiler ‘Biz zenci Galatasaraylıyız' demişlerdi, bu kişilerin tekrar ortaya çıkmaması lazım. Tekrar ortaya çıkarlarsa, hepimiz bunlara karşı oluruz. Ben liseliyim, hayatım boyunca bu ayrıma karşı oldum. Bir bölüm liseliyle karşı karşıya da gelmiş olabilirim geçmişte. Kimse kimseden üstün olamaz, hepimiz Galatasaray'a gönül verip, hizmet ediyoruz. Alp Bey de liseli değildir ama babası liselidir ve asla liseli düşmanlığı yapmamıştır.
‘Prandelli profesyonel biri…'
Galatasaray'da devamlılık vardır. Ünal Bey ayrılmayıp, başka bir sebeple ayrılsaydı Prandelli devam etmeyecek miydi? Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ediyor. Bu akşam inşallah Arsenal'i tarihimizde olduğu gibi yeneceğiz. Olayları magazine çevirmemek lazım. Bunlar profesyonel insanlar. Başarılı olur devam eder, başarısız olur gider. Galatasaray bu tip düşünceleri olan kişileri göreve getirmez. Galatasaray'ın ne zaman ihtiyacı olursa hizmet vermeye devam edeceğim. Kim seçilirse seçilsin, ailemizin bir parçası.
‘Galatasaray'ın en büyük rakibinin de borcu var'
Galatasaray'ın vergileriyle ilgili konuşulduğu zaman çok net şunu söyledim, Galatasaray vergisini ödüyor, kanunun verdiği imkanları kullanarak taksitle ödüyor dedim. Vergi borcu var mı, var. Herkesin var. En büyük rakibinin de var. Hatta şu an uzlaşmada… Her ne kadar ‘bizim hiçbir vergi borcumuz yok' deseler de… Söylediklerimi çarpıtıyorlar, programınız aracılığıyla bunu duyurmuş oldum.
Haber: Yetkin ETKİN/ Lig Radyo

