Galatasaray'da 18-25 Ekim tarihinde yapılacak Olağanüstü Genel Kurul yaklaşırken seçim polemikleri her geçen gün tırmanıyor. Merhum Başkan Özhan Canaydın döneminde yöneticilik yapmış Özer Saraçoğlu Galatasaray'ın içinde bulunduğu seçim zirvesini değerlendirdi.
İşte Saraçoğlu'nun açıklamaları!
Ünal Ağabey'in ortaya koyduğu seçim sebeplerinden farklı görüşlerim var. Ünal Ağabey diyor ki, Divan Kurulu'nun bana çok ağır eleştirileri var, camiadaki desteğimi kaybettim vs. Benim görüşüm şu; Galatasaray Divan Kurulu'nun ortak bir açıklama deklarasyonu var. Bazı Divan Kurulu üyelerinin ağır eleştirileri var. Bu açıklamaları, farklı görüşleri çok dikkate alarak, seçime gidecek noktaya gelmek bence yanlış bir karar. Bu noktaya gelindiyse de, Sayın Başkan'ın eleştirilerin kendisinden çok, yönetimle ilgisinin olduğunu anlaması gerekiyor. Mevcut yönetimin içindeki kargaşa, birlikte olamama, hatta birbirini satmaya varan tarz ve durumları var. Dolayısıyla asıl hedeftekiler, üretimdekiler… Bence başkan mesajı şöyle almalıydı, ‘Yönetimle ilgili camiada sıkıntılar büyük. Ben de kendime hedefler koydum. Seçildiğim dönem içinde görevime devam etmek zorundayım, ancak yönetim değişikliğine gitmem gerektiği ortada. Ben de yönetimi değiştirmek için seçime gidiyorum' demesi gerekirdi bence. Sayın Başkan'ın Galatasaray camiasının önüne mutlaka bu alternatifi sunması lazımdı. ‘Ben de bırakıyorum' demesi kolaycılık olmuştur. Galatasaray Genel Kurulu'ndaki gerçek nabzı ölçmek için sandığa giderken, alternatif bir liste çıkarması gerekirdi. Seçilir seçilmez, Genel Kurul devam der, demez, o ayrı bir durumdur. Asıl o zaman Ünal Aysal Ağabeyimiz, Divan Kurulu'ndan aldığı gerçek dönüşün derecesini ölçecektir.
Dolayısıyla Sayın Başkan, alternatif bir yönetimle genel kurula gitmediği sürece, şu an ortaya koyduğu davranış, ‘Genel Kurul beni istemiyor' yaklaşımı eksik bir değerlendirmedir. Kolaycılığa kaçtığını düşünüyorum ve yanlış buluyorum. Aysal aday olursa, alternatif yönetim listesiyle seçime giderse, Galatasaray Genel Kurulu gerçek görüşünü ortaya koyar. Bunu görmeden, ‘Beni istemiyorlar, Divan Kurulu ağır eleştirdi' diyip çekilmesi kolaycılık oluyor. Sayın Aysal olmazsa, mutlaka yeni yönetim adayı çıkar, Galatasaray yolunu bulur, ama Aysal'ın Divan Kurulu önüne alternatif liste sunması, Aysal'ın şu andaki en büyük görevi.
‘Aday değilim'
Ben kesinlikle aday değilim, teklif gelmedi, gelse de maalesef kabul edemeyeceğim.
‘Ünal Aysal'a yöneltilen eleştiriler…'
Ünal Aysal'ın yaptığı değerlendirmeyi eksik buluyorum. Mevcut eleştirilerin çoğu Galatasaray'ın eksiklerini hedefe almaktadır. Ünal Aysal'ı hedef alan eleştiriler de azınlıktadır. Kendisine yöneltilen eleştiriler, “Sen bu yönetimle hedeflerine varamazsın, bu arkadaşlarla başarılı olamazsın, gel değişime git, alternatif listeyi ortaya koyarak seçime git” eleştirisiydi Ünal Ağabey'e yöneltilen…
‘Alp Yalman, boşluğa izin vermedi'
Alp Yalman çok özel biridir. Galatasaray'da ne öğrendiysem kendisinden öğrendim. Alp Ağabey bu çıkışıyla bence şunu göstermiştir; Galatasaray'da her zaman için Galatasaray'da başkan olabilecek sorumlulukta ve kabiliyette insanlar her zaman vardır. Alp Yalman da böyle bir boşluğa izin vermemek için hemen ortaya çıkmış adını koymuştur, önemli bir sorumluluk üstlenmiştir. Alp Ağabey'in yaptığı Galatasaray camiasına rahatlaması için verilmiş bir sinyaldir.
Benim gönlümden geçen, Faruk Süren ve Ali Dürüst'ten yanaydı. Ama Faruk Bey olumlu yaklaşmadı. Bundan sonra olur mu bilmem. Diğer tüm isimler aday olsa bile, Ünal Aysal'ın alternatif bir listeyle Genel Kurul önüne çıkması görevi, sorumluluğudur, bunu yapmazsa Galatasaray'a görevini yapmamıştır bana göre…
‘Burası Galatasaray'
Kimsenin endişeli olmasına gerek yok. Galatasaray büyük bir camia, kurumdur, kimsenin endişelenmesine gerek yoktur. Galatasaray'da devamlılık vardır. Galatasaray 3. yıldızı taktığında da böyle bir dönem yaşanmıştı. Aynı sıkıntılar, zorluklar vardı, üstelik o zamanlar para da yoktu. Galatasaray, Galatasaray olduğunu unutmazsa korkmasına gerek yok. Galatasaray yoluna devam eder, burası Galatasaray kardeşim.
‘Köstebeklerden arınması lazım'
Galatasaray'ın camia, sevgi birikimi, birlikteliği; gayrı menkul varlığı, bütün bunları aşacak bir birlikteliktir. Yeter ki Galatasaray'ın başındaki insanların inançları eksik olmasın. Mehmet Cansun ve Özhan Canaydın döneminde daha zorları atlatıldı. Şampiyonlar Ligi'nde ön eleme ve iki grup geçildi, çeyrek finalden dönüldü. Yeter ki Galatasaray'ın başına gelen kişi ve yönetim, Galatasaray'ın birlikteliğini, sevgisini ve birbirine olan saygısını sağlasın. Şu an Galatasaray'ın yönetimindeki durum, Galatasaray'daki bu birlikteliğe zarar veriyor. İçeriden çıkan insanlar, Galatasaray'daki yöneticilerin özel hayatlarıyla ilgili köstebeklik yapıyor, konuşuyor, birileriyle ilgili koltuk kavgası yapıyor. Bunlar Galatasaray'a zarar vermiştir, bunların temizlenmesi lazım. Egoları ağır basanların temizlenmesi lazım. Galatasaray'ı Galatasaray gibi yaşamak isteyenlerin öne çıkması lazım. Ünal Başkan böyle bir liste yaparsa, Genel Kurul buna mutlaka ‘olur' verecektir diye düşünüyorum. Galatasaray'ın geleceğinde karanlıklarla ilgili durumlar olmaz. Ekonomik sıkıntılar olacaktır, burası bir aile, elbette sorunlar olacaktır, iyi günü var, kötü günü var, ama aile olduğumuz unutulmasın.
‘Futbolcu da, taraftar da hatalı'
Türkiye'de her şey değişiyor, Galatasaray da bundan etkileniyor. Futbolcularımızın daha profesyonel olması lazım. Islık gibi şeylerden, eleştirilerden etkilenmemesi lazım. Hem futbolcu hem taraftar hatalı. İki taraf da kimliğini unutmamalı. Tribünler 40 milyona çıkınca gelen taraftarlar değişti. Eski taraftar kimliği gibi değil. Verdiği paranın karşılığını sahada görmek istiyor. Futbolcular büyük paralar kazanmaya başladı, genç, bu durumları hazmedememeye başladı. Profesyonel futbolcunun da daha profesyonel olması lazım. ‘Etkilendim' diyeceğine işini yapması lazım. Herkesin iğneyi kendine batırması lazım.
‘Sözde federasyon…'
Sözde bir futbol federasyonu var, ne yaptığı belli olmayan… Yabancı sınırlaması, Passolig… Bütün bunlar da ortalığı karıştırıyor, kimsenin kimseye inancı kalmış değil. Federasyon'un Galatasaray'a dostça davranmadığı ortada. Art niyet diyemeyiz, ama dostça davranmıyor. Üvey evlat gibi…
‘Galatasaray'a düşmanlık var'
Final maçında benim görüşüm, Galatasaray sahaya çıkmalıydı. Sahaya çıkar, aksi durumda terk ederdi, ama Sayın Başkan bu kararı vermişti, saygı duymamız gerekirdi. Bu durumdan Galatasaray'a fatura kesilmesi yanlış. Diğer camialar bunu doğru bulur ya da bulmaz. Sporun her dalında Galatasaray'a bir düşmanlık var, önce bunu aşması lazım Galatasaray'ın. Bunu düzeltmek için seçime gidiliyor, hayırlısı olsun.
Haber: Yetkin ETKİN/ Lig Radyo

