Fenerbahçe derbisinden çok farklı bir 11'le sahaya çıkmak durumunda kalan Galatasaray'da oyuncular ve düzen ne kadar değişirse değişsin, deplasman fobisi gerçeği bir türlü değişmiyor. Sivas'ta da maç başla başlamaz iştahla saldıran ve bu saldırı karşısında panikleyerek sürekli hata yapan bir Galatasaray vardı. Yine çok sayıda pas hatası, top kaptırma ve acemice hareket izledik. Nitekim Sivasspor baskısı sonuç verdi ve Aatıf Muslera'nın bana göre yetersiz müdahalesi sonrası golü attı. Öncesinde ise ofsaytı bozan Telles oldu. Golün ardından dalga, dalga gelen ev sahibi işi ilk yarıda bitirebilirdi ama isabetsiz vuruşlar skoru 1-0'da tuttu. İlk yarı tek golle biter derken bizler nasıl seyrediyorsak Sivasspor savunması da aynen seyredince Yekta ceza sahasına rahatça girdi ve net bir vuruşla beklenmedik bir anda skoru 1-1'e getirdi. İlk yarıda Galatasaray'ın topla oynama oranı % 55 olsa da yine çoğunluğu kendi sahasında çevirdiği toplarla oluşan bir orandı. Diğer etken ise Sivas'ın ilk yarının sonlarına doğru sahasına çekilmesi oldu.
İkinci yarı, aynen ilk yarının tekrarı gibi başladı ve Sivasspor akın, akın gelmeye başladı. Galatasaray savunması her Sivas atağında alarm verirken Semih-Koray ikilisi hata üstüne hata yaptılar. Bu atakların ardından gol de zaten fazla gecikmedi ve bu defa Koray'ın ofsaytı bozması ile Utaka karşı karşıya kaldığı Muslera'yı çalımlayarak rahat bir gol attı. Yenen gol Galatasaray'ı moral olarak çökertti ve oyuncular daha fazla hata yapmaya başladılar. Sahadaki takım Galatasaray değil sanki alt sıralarda ligde kalma mücadelesi veren bir takım görüntüsünde idi. İlk yarının sonlarında kurulan baskı panik havasıyla ikinci yarının sonlarında gelmeyince kazanan taraf haklı bir şekilde Sivasspor oldu.
Beşiktaş Teknik Direktörü Biliç'in üzülmesine hiç gerek yok. Çünkü bu Galatasaray'ın deplâsmanda bu sezon maç kazanması mümkün değil.

