comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

'F.Bahçe'de büyük değişim'

01 Eylül 2013, Pazar 11:04

Türk spor basınının usta yazarları, Fenerbahçe'nin Sivasspor'a karşı oynadığı oyunu ve aldığı skoru değerlendirdi.

Fenerbahçe'nin Spor Toto Süper Lig'in 3'üncü haftasında Sivasspor'a karşı elde ettiği 5-2'lik galibiyet ardından köşe yazarları, sarı lacivertli ekibe olumlu not verdi. Hakem Özgür Yankaya ise geçer not alamadı.

RIDVAN DİLMEN: "MEIRELES'IN EN İYİ MAÇI" (Sabah)

Fenerbahçe'nin teknik direktörü Ersun Yanal üç koşucuyu oynattı orta sahada. Ligin tartışmasız en çok koşanı Holmen'i Selçuk Şahin'le Raul Meireles'in önüne koydu. Bu ikili de iyi oynayınca ve mümkün olduğu kadar alan daraltınca bu üçlü maç sonuna kadar diri kaldı. Hem mücadelesi yüksek hem de kaliteli oyun oldu. Maçın en iyisi tartışmasız Raul Meireles'ti. Savunmada ve hücumda uzun zamandır oynadığı en iyi futbolu oynadı.

ERMAN TOROĞLU: "ABD'YE OBAMA OLURUM" (Hürriyet)

İyi güzel de sahaya çıkan insanlar tepeden tırnağa bu kadar hata yaparlarsa, sonra Avrupa'ya çıkınca rezil oluruz. Fenerbahçe taraftarı haklı olarak anormal bir ruh halinde. Ne yapacağını şaşırmış durumda.

Hakemin 90 dakikada verdiği tek doğru karar Alves'in attığı gol. Faul değildi. Fakat, maçın geneline baktığımda ve bu hakemin son iki yıldır idare ettiği maçlara baktığımda eğer bundan hakem olursa ben de ABD'ye Obama olurum. Bir hakem maçta topla bir defa çarpışırsa hakem değildir. İki defa çarpışırsa hakemliği bırakmalıdır!. Hakem tartışmasız açık ara sahanın en kötüsüydü.

ALAATTİN METİN: "ÇOK FARKLI BİR İTİCİ GÜÇ" (Akşam)

Ersun Yanal'ın “Biz hep sahada kalacağız” sözü vardı ya, o Sivas maçında gösterildi... Holmen'in oynaması, Webo'nun, Kuyt'un Emenike'nin ilerde basması, orta sahanın ileri çıkması, top kazanma mücadelesi ve istekli baskılı mücadele... Tabii bir de Sivas'ın açık futbolu ve kalecileri Milan Borjan'ın çok kötü gününde olması...

Mesela Alves'in kafa ile attığı topta uzun boyuna rağmen yaptığı hata... Alves'in geriden gelip muhteşem yükselişi karşısında etkisizliği, Kuyt'un çaprazdan attığı golde topa boş çıkışı gibi... Ama bunlarda olmazsa Fenerbahçe o istekli, hırslı futbolu ile yine kazanırdı.

Çünkü ileri ikili arkasında oynayan Holmen topta kazanan, hücuma da destek veren oyun anlayışı ile çok farklı bir itici güçtü... O iyi olunca hücumcular da çoştu... Emenike kenarda dar alanda kilitlenince Webo'nun yanına geldi... Sonra bu ikili çapraz koşularla rakip defansın balansını bozdular... Orta sahadan uzun toplar atılınca da boş alanda coştular. Bu maçta kötü olan bir kişi yoktu. Havaya giren Selçuk bile ayakta alkışlandı.

GÜNTEKİN ONAY: "HOLMEN FAKTÖRÜ" (Vatan)

Bundan önce oynadığı 7 resmi maçın hepsinin toplamında bu kadar pozisyona girmeyen, şut atmayan F.Bahçe henüz ilk yarıda maçı 3-0 yaptı daha da farklı olabilirdi.

Sonuçlar ne olursa olsun, Ersun Yanal göreve geldikten sonra beklenen, istenen oyun buydu. Ancak son derece uyuşuk, rakibe baskı yapmayan, hücumda üretemeyen ve pas bile yapmayan F.Bahçe dün gece ne oldu da bambaşka bir kimlik ile canavarlaştı?

1- Kötü sonuçların getirdiği açlık ve hırs: Tüm futbolcular Sivas maçını kazanamamaları halinde işin içinden çıkılmaz bir noktaya geleceğini biliyordu. “Biz bu değiliz” diyerek nihayet silkindiler.

2- Holmen Faktörü: Maç başına 13 km (hem de yüksek tempo ile) koşan İsveçli oyuncu modern futbolun emrettiği herşeyi yapıyor. Pası verdikten sonra yerinde durmaya devam etmiyor. Boş alanlara koşuyor. Rakibi durarak karşılamıyor. Pres yapıyor. Hücumlarda aktif ve hareketli.

3- Sivasspor'un yanlış oyunu : Roberto Carlos F.Bahçe'nin kötü halinden faydalanıp İstanbul'a kazanmaya gelmiş ama rakibi analiz etmeden, önlem almadan bu işler öyle kolay olmuyor. Yılların üst seviye futbol tecrübesine rağmen teknik adamlık ile futbolcular apayrı işler. Türkiye Liginde özellikle deplasmanda haddini bilmeden böyle oynamaya devam ederse Sivasspor bir anda kendini ligin dibinde bulur. Pozitif oyun düşüncesi iyi ama futbol realist bir oyun.

UĞUR MELEKE: "YEDİ AY ÖNCE, YEDİ AY SONRA" (Milliyet)

Yedi ay önceydi... Devrenin üçüncü maçında sıkıntılı Fenerbahçe, Kadıköy'de Sivasspor'u ağırlıyordu. Aykut Kocaman evindeki Sivas maçına sürpriz sol açık Sow'lu 4-2-1-3'le, sistem değişikliğiyle çıktı. İBB'den yeni transfer edilen Webo'yu da gelir gelmez 11'e koydu. O gün alınan kötü skora rağmen oynanan iyi oyun, Fenerbahçe'nin önündeki 4 aylık başarılı serinin başlangıcı anlamına gelecekti.

Yedi ay sonra... Devrenin üçüncü maçında sıkıntılı Fenerbahçe, Kadıköy'de Sivasspor'u ağırladı. Ersun Yanal evindeki Sivas maçına sürpriz sağ açık Emenike'li 4-2-1-3'le çıktı. İBB'den yeni transfer edilen Holmen'i de lisansı çıkar çıkmaz 11'e koydu. Oyun yine umut verici. Tarih tekrar eder mi, bilinmez...
Ama sanırım bilinen şu var: Son 1 yılda Fenerbahçe, “oyun kurucu orta saha” pozisyonunda ciddi bir dönüşüm yaşadı. Geçtiğimiz yıl The Guardian'da yayınlanan bir makaleden bahsetmiştim: On numaraların Kaka-Diego'lardan önce Özil'lere, sonra da Kroos'lara dönüşümü, futboldaki dönüşümün de habercisi. Kaka'nın işi sadece ofanstı, Özil'in aklının bir köşesinde savunma vardı, Kroos'sa en az hücum kadar defansı da düşünüyor. Galiba Fenerbahçe'deki dönüşüm de buna benziyor: Alex'in kafasında savunma yoktu. Cristian'ın aklının bir köşesi defanstaydı. Holmen'se hücum kadar savunmayı da düşünüyor. O yüzden de dün Fenerbahçe, Yanal'ın hissettiklerini sahaya daha fazla yansıtıyor.



ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!