comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

Onun gibisi az gelir!

06 Ağustos 2013, Salı 11:47

Oyun tarzı olarak sakin, salına salona, rakibe kendine hisettirmeden geçmek gibi özelliklere sahipti.

Sırtınıza giydiğiniz her şeyin bir anlamı vardır. Yani giydiğiniz elbisenin rengi sizin karakterinizi bir nevi ele veren simgedir.

Siyah giymişseniz hafif matem zannedilebilir. Beyaz giymişseniz iç açıcı olarak nitelendirilebilirsiniz. Renkli ise eğer giydiğiniz, içiniz ışıl ışıl parlar dışarıdan bakıldığında. Ve bunlarla beraber yaptığınız işe ait bir elbise varsa, onun üzerinize tam uyması gerekir. Askerseniz şöyle omuzları dik olmalı apoletler için. Doktorsanız beyazlar içinde pırıl pırıl görünmeniz gerekir. Sporcuysanız ve bir takımı temsil ediyorsanız onun hakkını vermeniz gerekir.

Yani futbol içinde bir Rıdvan olacaksınız, çubuklu sarı-lacivertler içinde... Rıza iseniz siyah ile beyazı kaynaştıracaksınız... Hakan Şükür iseniz havada asılı kalarak sarı-kırmızı renkleri uçuracaksınız. İşte Selçuk Yula da çubuklu sarı-lacivertle hatırlanır. Sekiz sezon bu formayı terleterek ve iki defa gol kralı olarak tarihteki yerini almıştır bu büyük kulübün.

 

18'İN İÇİ SELÇUK'TAN SORULURDU

Takvim yaprakları 08 Kasım 1959'u gösterdiğinde Ankara'da dünyaya geldi Selçuk Yula.Futbolculuk kariyeri futbol literatürü açısından önemli olan kulüplerimizden birinde, Şekerspor'da başladı. Oradan transfer olduğu Fenerbahçe'de ise hem futbolculuğunu geliştirdi hem de Milli Takım'a yükseldi. Milli Takım'da çok forma şansı bulamadı ama Fenerbahçe ile oynadığı maçlar taraftarlarca hâlâ hayırlarla yâdediliyor. Bugün internet sitelerinde, forum sayfalarında “Onun gibisi az gelir” gibi cümleler oldukça sık telaffuz edilmekte.

Selçuk Yula oyun tarzı olarak sakin, salına salına, rakibe kendini hissettirmeden geçmek gibi özelliklere sahipti. Top sürüş tekniğindeki ustalıkla ceza sahasına
dalışlarının çoğunda top filelerle buluştu. 18'in içi ondan sorulurdu. Dedim ya, rakip defans oyuncuları onun nereden,nasıl geldiğini pek anlamazdı.Bir anda
orada biter ve tek bir hamleyle topu ağlara gönderiverirdi.

SELÇUK İÇİN GOL ATMAK SIRADAN BİR ŞEY

Ceza sahasında bu kadar usta olan bir futbolcu penaltı konusundada feriştah statüsünde olmalıydı doğal olarak; o da öyleydi zaten. Selçuk'a top geldiğinde rakip hızla basardı. Ve genelde dokuz kusurlu hareketten biriydi bu.(O zamanlar dokuz olan kusur daha sonraları büyüdü ve onyaşına değdi!)

Selçuk Yula Fenerbahçe'de oynadığı dönemde “Penaltıyı kim atacak?” tartışması hiç yaşanmadı. Topun başında Selçuk vardı çünkü. Hiç gerilmeden, sadece bir iki destek adımı ile yerden yuvarlayarak top göndermek Selçuk için sıradan bir şey, kaleci içinse ölümcül bir deneydi. Ve deney sonucu top ağlarla buluşur, taraftar sesiyle bir patlama meydana gelirdi. Bu kadar uzun lâf gol kelimesini açmak içindi. Çünkü top kaleye gidene kadar oldukça uzun bir zaman geçerdi. Netice itibariyle Platini' nin “ölü yaprak vuruşu” varsa, bizim Selçuk'umuzun da “ölü penaltı vuruşu” akıllara ziyandı.

Neyse, penaltılarla attığı 1981 ve 82 yıllarında 16 ve 19 golle iki defa gol kralı oldu Selçuk.

1985 BORDEAUX'YU KİM UNUTABİLDİ Kİ?

Selçuk ve gollerinden bahsederken 1985 yılında oynanan Bordeaux maçını unutmamak gerekir. 3-2 Fenerbahçe'nin üstünlüğü ile biten maçın kadrosunda kimler yoktu ki?

Kalede Yaşar, savunmada İsmail, Abdülkerim, Cem, Erdoğan, orta sahada Önder, Hüseyin(Pesiç), Müjdat, İlyas ve forvette Şenol'la Selçuk. Bu kadro bugünün 35-40'lı yaşları tarafından hâlâ takır takır sayılır. Zor geçmesi beklenen maçta Selçuk'la gelen ilk gol oldukça güzeldi. Yaklaşık sıfırdan atılan bu golde kalecinin afallaması unutulmayan enstantanelerdendi.

Uzun yıllar Fenerbahçe'de oynadıktan sonra bir yıllığına Blue Weiss 90 Berlin takımında bir yıl oynadı, istediğini bulamadı. Uzun süren sakatlıklar canına tak etmeye başlamış ve Selçuk da yavaş yavaş olgunluk yıllarına adım atmıştı. 1987-91 yılları arasında Sarıyer'de “Beyaz Martı” oldu. Sonra bir yıllığına Galatasaray'a gitti. Bana göre ise futbolculuk kariyeri açısından hayatının hatası oldu.

 

FORMAYA AKITILAN TER BU ALEMDE İNKAR EDİLMEZ

Çünkü inanın futbolun son yıllarında yapılan bu tür transferlerde kesinlikle doku tutmuyor. Bir sezonda doğru dürüst forma giymedi. Yıllarca sarı-lacivertli renklerle efsane olduktan sonra ezeli rakibe gidiş hayırlarla bitmedi. Selçuk, Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Erzurumspor ile yapılan bir dostluk maçıyla yeşil sahalara veda etti. Daha sonra Fenerbahçeli bir yazar olarak spor yazarlığı yapmaya başladı. Sözü Selçuk'un Bordeaux maçında attığı golle ilgili yaptığı yorumla bitirelim: “Saha o kadar güzeldi ki, sürdükçe süresim geldi ve sonucu gol oldu.”

Evet, sırtımıza giydiğimiz formaya akıtılan ter bu âlemde asla inkâr edilmiyor.

YAZI: ADNAN YAVUZ


ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!