comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

'Amsterdam biletini ayırın'

12 Nisan 2013, Cuma 08:50

UEFA Avrupa Ligi çeyrek finalinde Lazio'yu toplamda 3-1'lik skorla safdışı bırakan Fenerbahçe, Türk spor otoriteleri tarafından oldukça başarılı bulundu ve sarı lacivertlilerin tarih yazdığı belirtildi.

Türk spor basınında Fenerbahçe'nin Lazio'ya karşı elde ettiği büyük zafer manşetlerde. Türk futbolunun en saygın köşe yazarları da gündemlerine Fenerbahçe'nin zaferini aldı. Fenerbahçe'nin Avrupa'da yarı final oynamasının büyük başarı olduğunu ve taktiksel olarak önemli bir sınavı geçtiğine değinen yazarlar, sarı lacivertlilerin tarih yazdığını belirtti.

OKAY KARACAN (ZAMAN): LAZIO'YA KATENAÇYO
Fenerbahçe inanılmaz bir sezon yaşıyor. Liginde şampiyonluğun iki güçlü adayından birisi, Türkiye Kupası'nın iki büyük favorisinden biri ve dün geceki Avrupa performansı ile UEFA kupasının yarı finalisti. Böyle bir parkuru stratejinizi sürekli oynayıp rakibe topla üstünlük sağlamak üzerine değil, rakibe göre planlar yaparak yürürsünüz. Kimi zaman Brezilya milli takımı gibi paslı-tempolu, kimi zaman bir İtalyan takımı savunarak oyun kurarsınız.. Tabii bunu yapmak için bireysel yetenekleri yüksek, oyun aklı olan ve pozisyon bilgisi olan kalitesi yüksek oyunculara ihtiyaç duyarsınız. İşte dün 60 dakika baskı altında kalan, gol yedikten sonra öne çıkıp golü bulan Fenerbahçe'yi ancak bu önerme üzerinden anlatabiliyoruz.

REHA ERUS (HÜRRİYET): LAZIO İNANMIYORDU

F.Bahçe savunmasının, özellikle Egemen ve Yobo'yla Lazio hücumcularının akınlarını durdurmasıyla F.Bahçe ilk yarıda istediğini aldı. İkinci yarıda Fenerbahçe orta alanda top döndürmeyi diğer maçlarda alışık olduğumuz gibi başaramayınca Lazio'yu umutlandıran gol geldi. Tek korku, F.Bahçe'nin paniğe kapılması olabilirdi ancak sarı lacivertliler yedikleri golden sonra nihayet gerçek hüviyetine büründü ve Caner'in golü de turu getirmiş oldu. Zaten gereken de ilk baştaki 2-0'lık avantajı Roma'da korumaktı ve bunu fazlasıyla başardı. İtalyanlar için hala elenmenin faturasını ilk maçın hakemi İskoç Collum'a çıkartıyor. F.Bahçe ise, bugün yarı finaldeki rakibini öğrenmek, için Roma'yı yakmadan, ateşe düşmeden İstanbul'un yolunu tuttu.

RIDVAN DİLMEN (SABAH): BÜYÜK FENERBAHÇE


Gerildik, strese girdik ama sonunda tarihi başarıyı gördük. Gruplar dahil olmak üzere gazozuna Mönchengladbach maçı hariç mağlubiyeti hiç yok Fenerbahçe'nin. Fransız takımı, Alman takımı, Çek, Belarus... Ve son olarak gerçekten iyi bir ekip olan İtalyan takımı. Bu maçlarda sadece bir mağlubiyet; o da bildiğiniz gibi çakma maçta!
Fenerbahçe, Aykut Kocaman'la Avrupa standartlarında bir takım oldu. Çok dengeli, savaşan ve organize bir takım. Sow'un olmaması kafamızda soru işaretiydi, hızlı kontratak bu tip maçlarda en büyük ihtiyaçtı. Olmadı, yapamadık. Diğer silahımız ve Avrupa'da en çok ihtiyaç olan yoğun pas trafiğini ise bölüm bölüm yapabildik. Hatta en iyi yaptığımız bölümde de golü bulduk zaten.

RÜŞTÜ REÇBER (VATAN): KOCAMAN BİR BRAVO


F.Bahçe ilk maçta elde ettiği 2-0'lık avantajla Roma'daydı. İlk maçı göz önüne alırsak Roma'da elenmesi de mucize gibiydi F.Bahçe'nin. Fakat futbol değişkenlik gösteren ve anlık bir oyun olduğu için her zaman dikkat edilmeliydi. F.Bahçe öncelikle agresif, sert, iyi savunma yapan, zaman zaman da oyunu soğutmaya yönelik hareketler içinde olmalıydı. Defans hattı çok başarılıydı F.Bahçe'nin. Özellikle Yobo-Egemen ikilisi, önlerinde Selçuk ve ileride de Kuyt, iyi bir oyun ortaya koydular. Caner'e ayrı bir parantez açalım. Futboluyla F.Bahçe'ye özellikle son maçlarda çok büyük katkı sağladı.

GÜRCAN BİLGİÇ (SABAH): TARİHİN RENGİ ARTIK DEĞİŞTİ


Sadece bir maç oynamak için değildi sahadakilerin amacı. Bir tarihi değiştirmeye, bir ilki başarmaya, kariyerlerine yeni bir satır eklemeye de gelmişlerdi. Stratejiler çok tartışılacaktır. Ama ilk maç bittiğinde, ikincisinde Fenerbahçe takımının nasıl düşüneceğini, nasıl oynayacağını biliyorduk. Oyuncu performanslarından uzaklaşan, takım halinde oyunu algılayıp, birlikte yürümeyi başaran bir ekip olmuşlardı. Haftalardır bu karakteri koruyor, tesadüfün ötesine geçerek istikrarı da ceplerinde taşıyorlardı. Lazio'nun isteği, dengeyi bozma arzusunu, düşüm tempolu, risk üstlenmeyen bir oyunla ilk 45'te en alta çektiler. Sadece bir pozisyon vererek bitirdiler devreyi. Pazartesi Roma derbisinden çıkmış rakiplerinin 60'dan sonra aşağıya kayacağının hesabını yapmışlardı belli ki. Bu planın daha iyi işlemesi, ön tarafın top tutmasıyla olurdu. Webo da başaramadı bunu, istediği desteği Caner ile Kuyt da veremedi. Cristian hiç meydanda yoktu; o ayrı!

ŞANSAL BÜYÜKA (AKŞAM): DEFANS GEÇİŞMEZ, F.BAHÇE ELENMEZ

Bu Fenerbahçe büyük takım... Yemin ediyorum çok büyük takım... Bu kadar sıkıntılarla geçen bir maçı, turu bırakmadan, hatta maçı kaybetmeden bitiriyorsa, helal olsun... Bu maç, sıkıntılarla geçen bir filmin mutlu sonla bitmesi gibi birşey... Unutmayalım, filmlerde sadece sonlar aklımızda kalır. Hüzünlü, dramatik bir son nokta, ya da "Mutlu son..." Fenerbahçe'nin mutlu sonunda bir tarih yatıyor, bir tarih yazıyor; "Avrupa Ligi'nde ilk dörde kalan ilk Türk takımı..." Aykut Hoca başta olmak üzere emeği geçen herkesi saygıyla, sevgiyle, alkışla kutluyorum... Ama "Defans geçilmez, Fenerbahçe elenmez" diye adeta yemin eden ve ölümüne mücadele eden Egemen'e, Yobo'ya, Gökhan'a, iki topu sektirmesine, iki topa da boşa çıkmasına rağmen kaleci Volkan'ı ayrı bir yere koyuyorum... Onlar sıkıntılarla geçen ve "Mutlu Son"la biten filmin başrol oyuncuları oldular... Kim ne yazarsa yazsın, hepsi hikaye... Fenerbahçe tarih yazdı... Önemli olan, geçerli olan bu değil mi...

UĞUR MELEKE (MİLLİYET): AMSTERDAM'A 33 GÜN KALDI


Fenerbahçe, 8 çeyrek finalist içinde Avrupa Ligi'nin en golcüsü olan Lazio'ya 180 dakikada sadece bir-iki kez çerçeveyi göstererek kupanın son dördüne kalmış durumda. 15 Mayıs'ta Amsterdam'daki finale çıkmak için sarı-lacivertlilerin önünde belki de birini kazanması yetecek yalnızca iki maç var. Fenerbahçe son dördün en iyi savunma yapan takımı gibi gözüküyor, üstelik kilitlenen maçları iyi korner organizasyonlarıyla, Gökhan'la, Bekir'le, Egemen'le çözebiliyor. Hem gururlu, hem de çok umutluyuz: Eğer büyük bir şanssızlık yaşamazsak 15 Mayıs'ta Amsterdam'da bir Türk takımını Avrupa Ligi finalinde izlemek için heyecanla bekliyoruz artık... Teşekkürler çocuklar, bize Avrupa'da Nisan sonunu gösterdiğiniz için. Teşekkürler çocuklar, bize Avrupa Ligi finali hayali kurdurduğunuz için...

ERSİN DÜZEN (VATAN): SIRADAKİ GELSİN...


F.Bahçe, Moskova'dan çıktığı Avrupa yolculuğunda adım adım Amsterdam'a yaklaşıyor. Artık mesafe kısaldı, sadece 2 maç var. Hayal kurmak güzel, ama sahadaki oyuncuların ortaya koyduğu mücadeleyi yerinde görüp, yüzlerindeki inanca şahit olmak daha güzel. Aykut Kocaman, belki de Türkiye'de en fazla eleştirilen teknik direktör. Başarılı olsa dahi, kimileri elenen takımların yetersizliğinden söz eder, kimileri ise oynanan futboldan şikayet eder. Ama tabloya bakarsanız 3 kulvarda yoluna devam eden tek hoca! Başta O'nun hakkını vermek, alkışlamak lazım. Sonra ise bazen kolay, bazen de dün akşamki gibi acı çekerek engelleri geçen ve sonunda milyonlarca taraftarını sevince boğan F.Bahçeli oyunculara teşekkür etmek gerekir. Hakemin son düdüğüyle birlikte Olimpiyat Stadı'ndaki fotoğrafın yanına final yakışır...

ARİF YALINKILIÇ (CUMHURİYET): AMSTERDAM BİLETİNİ AYIRIN

Sözün özü Romalılar ilgisizdi Kadıköy'ün rövanşına... Ama Lazio? Onlar umuda tutunmuşlardı, ‘neden olmasın'... İşte bu ihtimale karşın maçı kilitlemeye çalıştı Aykut hoca. Emniyet sübabı da Meireles - Selçuk ikilisiydi. İki bek Gökhan ve Ziegler de önce defans diyorlardı. Tüm önlemlere karşın Lazio, Hernanes ve Ederson'la fırsat buldu, Volkan deneyimini konuşturdu. Ne var ki ikinci bölümde bu gömülü futbol bir noktada açık verecekti ve korkulan başa geliverdi. Klose'nin katılımı ile dengesi bozulan savunma, arka direğe kesilen ortada Lulic'i unutunca Lazio umutlandı. Hata golüydü resmen! Ama bu gol Fenerbahçe'yi diriltecek genç Salih'in dinamizmi golü de getirecekti. Son vuruşa imzasını Caner atsa da Webo, Gökhan ve Salih de alkışı hak etmişlerdi. Sonrası bilinçsiz Lazio akınları, Volkan'ın direnişi... Evet, Fenerbahçe kupalarda yarı final yapan bir Türk takımı ve dün gece Sarı - Lacivertli aile için milattır. Bu milat belki Amsterdam'da taçlanacaktır. Bence yarı finalde Chelsea dışında kim gelirse gelsin alacağınız Hollanda biletinin son durağı Ajax Arena'dır... Ve son söz Aykut hocaya... Daha doğrusu ‘Kocaman' bir alkış ona. Yıpratıldı; ağzını açmadı, ıslıklandı; sustu ve Fenerbahçe'ye tarih yazdırdı. Elbette arkasında kaya gibi duran ‘yorgun mücadele adamı' Aziz Yıldırım da unutulmamalı...

BAĞIŞ ERTEN (RADİKAL): İŞTE BU KANARYA'NIN AYAK SESLERİ


Hani Fenerbahçeli bu sezon başında Avrupa'da yarı final oynayacaklrını öngörebilirdi ki? Sezon başını geçtik, neredeyse bir ay öncesine dek buna inanan kaç kişi vardı acaba? Hatta bu maçın devre arasında bile emin değillerdi. Geçen yılın kabusundan sonra, Alex'i gönderdikleri sezonda, başkanın hapisten çıkışının seneyi devriyesi gelmemişken, teknik direktörün istifa edip döneli birkaç ay olmuşken Avrupa'da buraları görmek... Anlaşıldı, söz konusu olan Fenerbahçe olduğunda herşey mümkünlerin kıyısında. Arada şu gerçeği de kaynatmamalı. Kiminle oynarsanız oynayın ve ister Chelsea olun, ister Barcelona Avrupa'nın hangi kupasında yarı finale çısanız bu büyük başarıdır. Ço kdeğil 20 sene önce bunun adına tarih yazdık derdik, unutmayın.

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!