var message="Sporx.com"; function clickIE4(){ if (event.button==2){ alert(message); return false; } } function clickNS4(e){ if (document.layers||document.getElementById&&!document.all){ if (e.which==2||e.which==3){ alert(message); return false; } } } if (document.layers){ document.captureEvents(Event.MOUSEDOWN); document.onmousedown=clickNS4; } else if (document.all&&!document.getElementById){ document.onmousedown=clickIE4; } document.oncontextmenu=new Function("return false") Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman, FB TV'de yayınlanan Teknik Analiz adlı programda takımın gidişatı ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sporx.com olarak canlı aktardığımız konuşmalarında Aykut Kocaman, Fenerbahçe taraftarına sitemlerini dile getirirken kendisi için yapılan 'çok koşma' konusundaki alaycı yorumlara da cevap verdi. Kocaman, takımın gidişatını olumlu gördüğünü ve Avrupa'daki birçok ekibi geride bırakacak seviyeye doğru gittiklerini ifade ederken kadroya alamadığı Özgür Çek ile ilgili de samimi bir itirafta bulundu.
İşte Aykut Kocaman'ın açıklamaları...
Taraftara sitem
"2 Temmuz öncesine gitmek için fırsat olan Spartak Moskova öncesinde, benim de içinde olduğum olaylar neticesinde maç ikinci planda kaldı. Bana çok sitem gönderildi ama ben de buradan Fenerbahçe ailesine sitem yolluyorum. En kritik maçımıza odaklanamadık. Dışarıdan gelen sorunlar olsa, içerideki sorunların öne çıkmasıyla birlikte takımın performansının düşmesine neden oldu. Bütün sıkıntılardan çıkıp toparlanmaya çalışırken ligdeki sonuçlar istediğimiz gibi gitmedi. En önemlisi tekrar özetlemek gerekirse; beklenmedik, omurgayı teşkil eden oyunculardaki sakatlıkları geri dönüşümüzü geciktirdi." Takımın geleceği "Ortalama 30 dakika top bizde kalıyordu. Son haftalarda bu ortalamayı artırıyoruz. Türkiye ortalamaları 23 dakika. Top oyunda kalmalı. Fenerbahçe taraftarı ve seyredenler açısında top oyunda kalmalı. Bu süreyi uzatmamız gerekiyor. O kadar çok oyunu soğutma adına taktikler geliştirildi ki ülkemizde, topun oyunda kalması düşüyor. Bu da bir tarafıyla seyircinin oyundan aldığı zevkten biraz çalma anlamına geliyor. Bunu sadece taktiğin değil, futbolun doğruluğu adına söylüyorum. Bizim de topu biraz daha fazla oyunda tutmamız gerekiyor."
"Dünyadaki bütün antrenörler oyuncuların daha hızlı bir şekilde oynamalarını ister. Buradan yola çıkarak 2 şeyin altını çizmek gerekiyor; topu tutuyorsun da ne oluyor diye basmakalıp bir düşünce var. Topu tutmayı başarmadan hiçbir şey olmaz. Sonra nasıl hızlanırız, sonra nasıl daha efektif oluruz. Fakat, temel olarak önce topu tutmalıyız. Oyunun ana noktası burası, buradan yola çıkmak zorundayız.
Oyun ne kadar sonuca yönelik hale gelse de oyunun özü hala topa sahip olmaktan geçiyor. Önce burası geçer. Sonra kaliteyi nasıl artırabileceğimizi araştırırız. Takım olarak biz geçen seneki ortalamalarımızın üstüne çıkacağız. Mental, fiziksel ve kalite olarak geçen senenin üzerindeyiz. Böyle gideceğiz, adım adım, tuğla tuğla üzerine koyarak inşa edeceğiz. Kaliteyi artırarak gideceğiz.
Top tutma rakamlarını artırdığımızda, rakip kaleye daha fazla şut atmaya başladık. Muhtemel kadromuz daha fazla sahada kaldığı müddetçe bu rakamalar daha da artacak.
Eleştirilere yanıt
Hakkımda alay edilen "çok koşma" mevzusuna gelecek olursak; ben 29 yıldır futbolun içindeyim. Futbolun içinden gelenler de böyle konuştuğu zaman ben kendi adıma utanıyorum. Elbette, futbol sadece koşmak değildir. Sürekli futbolu daha iyi nasıl oynarıza kafa yoruyorum. Bunu ne kadar başardığım ayrı bir tartışma konusudur. Fakat, iyi futbol oynamak istiyorsanız önce daha fazla koşmalısınız.
Teknik takım olsanız da, sizden kalite olarak daha aşağıda ama daha fazla koşan bir takım yavaş yavaş sizden topu alır ve sizin ne kadar teknik meknik olduğunuzun anlamı kalmaz. Futbolu iyi oynamak istiyorsanız önce çok koşacaksınız. Umarım 1 kişi daha bizimle aynı şeyi düşünmeye başlar."
Beklenilen koşu oranı "Öncelikle, total koşunuz çok önemli. Artık, fiziksel kalite açısından yarışmaya çalıştığımız Avrupa'nın 1. sınıf takımları kadar koşmamız gerekiyor. Onların ortalamalarına yaklaşamadığınız yarışma şansınız yok. Kaliteli oyuncularla ufak farkları kapatabilirsiniz. Yarışmak istediğimiz takımların bir çoğu bizimle hemen hemen aynı ya da daha fazla maddi imkanlara sahip. Daha güçlü, daha hızlı, daha teknik oyuncuları istihdam etme şansları var. Bu durumda, 10 maç yapsak bizim takımlarımız sadece Fenerbahçe değil bütün Türk takımları, onların minimum bizim maksimum olduğumuz bir günü arıyoruz ki galip gelebilelim. Koşu mesafaleri ve yüksek kollektiviteleri yüzünden, yarışmak istediğimiz takımlar 10 kişiyle 12 kişinin yükünü kaldırıyor. Biz, belki 9 kişinin kaldırabileceği yükü 10 kişiyle ancak kaldırabiliyoruz. Önce daha fazla koşabilelim. Bunu yapabiliriz. Bu halde yarışma şansımız da olabilir. Sonra hızlanırız. Bizim en sevindirici gelişmemiz koşu mesafesinde. Bizim ortalamalarımız 2 sene önce hayal edemediğimiz rakamlar var şu an. 120 km civarı koşuyoruz. Adım adım Avrupa'nın büyüklerinden daha fazla koşmaya başlayacağız. Daha sonra ufak detaylar, teknik taktik hadiseler mi kaldı, onlara bakarız. Bundan sonra ağızlarını bura bura "futbol koşmak değildir" demesinler lütfen. Ayıp çünkü!
Xabi Alonso 13 kilometre koşuyor. Dünyanın en iyi orta saha oyuncusu. Biz daha neyi konuşuyoruz! Sonra çıkmışlar "futbol koşmak mı?"
İşte Aykut Kocaman'ın açıklamaları...
Taraftara sitem
"2 Temmuz öncesine gitmek için fırsat olan Spartak Moskova öncesinde, benim de içinde olduğum olaylar neticesinde maç ikinci planda kaldı. Bana çok sitem gönderildi ama ben de buradan Fenerbahçe ailesine sitem yolluyorum. En kritik maçımıza odaklanamadık. Dışarıdan gelen sorunlar olsa, içerideki sorunların öne çıkmasıyla birlikte takımın performansının düşmesine neden oldu. Bütün sıkıntılardan çıkıp toparlanmaya çalışırken ligdeki sonuçlar istediğimiz gibi gitmedi. En önemlisi tekrar özetlemek gerekirse; beklenmedik, omurgayı teşkil eden oyunculardaki sakatlıkları geri dönüşümüzü geciktirdi." Takımın geleceği "Ortalama 30 dakika top bizde kalıyordu. Son haftalarda bu ortalamayı artırıyoruz. Türkiye ortalamaları 23 dakika. Top oyunda kalmalı. Fenerbahçe taraftarı ve seyredenler açısında top oyunda kalmalı. Bu süreyi uzatmamız gerekiyor. O kadar çok oyunu soğutma adına taktikler geliştirildi ki ülkemizde, topun oyunda kalması düşüyor. Bu da bir tarafıyla seyircinin oyundan aldığı zevkten biraz çalma anlamına geliyor. Bunu sadece taktiğin değil, futbolun doğruluğu adına söylüyorum. Bizim de topu biraz daha fazla oyunda tutmamız gerekiyor."
İdealindeki oyun
"Dünyadaki bütün antrenörler oyuncuların daha hızlı bir şekilde oynamalarını ister. Buradan yola çıkarak 2 şeyin altını çizmek gerekiyor; topu tutuyorsun da ne oluyor diye basmakalıp bir düşünce var. Topu tutmayı başarmadan hiçbir şey olmaz. Sonra nasıl hızlanırız, sonra nasıl daha efektif oluruz. Fakat, temel olarak önce topu tutmalıyız. Oyunun ana noktası burası, buradan yola çıkmak zorundayız.
Oyun ne kadar sonuca yönelik hale gelse de oyunun özü hala topa sahip olmaktan geçiyor. Önce burası geçer. Sonra kaliteyi nasıl artırabileceğimizi araştırırız. Takım olarak biz geçen seneki ortalamalarımızın üstüne çıkacağız. Mental, fiziksel ve kalite olarak geçen senenin üzerindeyiz. Böyle gideceğiz, adım adım, tuğla tuğla üzerine koyarak inşa edeceğiz. Kaliteyi artırarak gideceğiz.
Top tutma rakamlarını artırdığımızda, rakip kaleye daha fazla şut atmaya başladık. Muhtemel kadromuz daha fazla sahada kaldığı müddetçe bu rakamalar daha da artacak.
Eleştirilere yanıt
Hakkımda alay edilen "çok koşma" mevzusuna gelecek olursak; ben 29 yıldır futbolun içindeyim. Futbolun içinden gelenler de böyle konuştuğu zaman ben kendi adıma utanıyorum. Elbette, futbol sadece koşmak değildir. Sürekli futbolu daha iyi nasıl oynarıza kafa yoruyorum. Bunu ne kadar başardığım ayrı bir tartışma konusudur. Fakat, iyi futbol oynamak istiyorsanız önce daha fazla koşmalısınız.
Teknik takım olsanız da, sizden kalite olarak daha aşağıda ama daha fazla koşan bir takım yavaş yavaş sizden topu alır ve sizin ne kadar teknik meknik olduğunuzun anlamı kalmaz. Futbolu iyi oynamak istiyorsanız önce çok koşacaksınız. Umarım 1 kişi daha bizimle aynı şeyi düşünmeye başlar."
Beklenilen koşu oranı "Öncelikle, total koşunuz çok önemli. Artık, fiziksel kalite açısından yarışmaya çalıştığımız Avrupa'nın 1. sınıf takımları kadar koşmamız gerekiyor. Onların ortalamalarına yaklaşamadığınız yarışma şansınız yok. Kaliteli oyuncularla ufak farkları kapatabilirsiniz. Yarışmak istediğimiz takımların bir çoğu bizimle hemen hemen aynı ya da daha fazla maddi imkanlara sahip. Daha güçlü, daha hızlı, daha teknik oyuncuları istihdam etme şansları var. Bu durumda, 10 maç yapsak bizim takımlarımız sadece Fenerbahçe değil bütün Türk takımları, onların minimum bizim maksimum olduğumuz bir günü arıyoruz ki galip gelebilelim. Koşu mesafaleri ve yüksek kollektiviteleri yüzünden, yarışmak istediğimiz takımlar 10 kişiyle 12 kişinin yükünü kaldırıyor. Biz, belki 9 kişinin kaldırabileceği yükü 10 kişiyle ancak kaldırabiliyoruz. Önce daha fazla koşabilelim. Bunu yapabiliriz. Bu halde yarışma şansımız da olabilir. Sonra hızlanırız. Bizim en sevindirici gelişmemiz koşu mesafesinde. Bizim ortalamalarımız 2 sene önce hayal edemediğimiz rakamlar var şu an. 120 km civarı koşuyoruz. Adım adım Avrupa'nın büyüklerinden daha fazla koşmaya başlayacağız. Daha sonra ufak detaylar, teknik taktik hadiseler mi kaldı, onlara bakarız. Bundan sonra ağızlarını bura bura "futbol koşmak değildir" demesinler lütfen. Ayıp çünkü!
Xabi Alonso 13 kilometre koşuyor. Dünyanın en iyi orta saha oyuncusu. Biz daha neyi konuşuyoruz! Sonra çıkmışlar "futbol koşmak mı?"

