comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

Süper Lig'de 4. haftanın panoraması

17 Eylül 2015, Perşembe 09:45
Süper Lig'de 4. haftanın panoraması

Rıdvan Aksu, Süper Lig'in 4. haftasında oynanan maçları yorumladı.

FutbolArena Analiz - Spor Toto Süper Lig'in 4. haftası geride kalırken, Fenerbahçe liderliğini sürdürdü. Beşiktaş, Başakşehir'i Mario Gomez'in golleriyle geçerken, Galatasaray sahasında Mersin İdmanyurdu ile 1-1 berabere kaldı.

Habertürk yazarı Rıdvan Aksu 4. haftanın maçlarını FutbolArena'ya değerlendirdi.
BURSASPOR 3-2 GENÇLERBİRLİĞİ
Bursaspor'un deplasmanda kaybettiği Başakşehir maçından beş değişiklik vardı. Sağ bekte Advincula, stoperde Sivok sakatlıkları, forvet arkasında da Josue cezası nedeniyle takımdaki yerini alamadı. Ön liberoda Bekir Yılmaz'ın yerine yeni transfer Faty tercih edilirken, kanatta Stoch'un yerine de Sercan Yıldırım ilk 11 çıktı. Gençlerbirliği'nde ise son maça kıyasla üç değişiklik vardı. Kale ve savunma aynı kalırken orta sahada Skulason'un yerine Doğa Kaya ilk 11'e girdi. Ancak maç öncesi ısınmada Dimitriadis sakatlanınca onun yerine Skulason ilk 11 çıktı. Sağ kanatta Spelmann'ın yerine yeni transfer Djalma oynarken, sol  tarafta ise sakatlanan Tomic'in yerine yeni iyileşen Guido Koçer forma giydi. Stancu'nun yokluğunda ise yine El Kabir forvetteydi.
 

 
Bursaspor maça iyi başlayan taraftı ama bunu gol pozisyonlarına dönüştürmekte zorlanıyordu. İlk 11'inde dokuz yeni transfer olan bir takım için bu durum çok şaşırtıcı değildi. Adaptasyon süreci devam eden yeşil-beyazlılarda uyum sorununu en az yaşayan isim ise Dzsudzsak'tı. Açılışı onun penaltı golü yaptı ama hakem Suat Arslanboğa'nın yardımcılarının büyük bir hatasına kurban gittiğini de söylemek lazım. Bursasporlu Jorquera'nın iki ayağının birbirine dolanıp yere düştüğü pozisyonda penaltı noktasınının gösterilmesi Bursaspor adına büyük bir şanstı. Son maçında Başakşehir karşısında hakem hatalarına kurban giden Bursaspor bu defa tam aksi bir durumla karşılaştı. Macar oyuncunun golüyle 1-0 öne geçen Bursaspor skor üstünlüğünü aldıktan sonra daha iyi oynadı. Gençlerbirliği hücumda El Kabir'in bireysel çabası dışında pozisyona giremedi. Bu pozisyonlarda da El Kabir'in elinden gelenin en iyisini yaptığını ve kaleci Mert'i birkaç önemli kurtarış yapmaya zorladığını belirteyim. 55. dakikada Sercan'ın güzel taşıdığı topta saniyelerce ellerini kaldırarak adeta zorla topu kendisine isteyen Dzsudzsak çok iyi kullandığı sol ayağıyla topa gelişine vurdu ve farkı ikiye çıkardı. Golden sonra korner bayrağını tekmelediği için sarı kart görmesi ise oldukça gereksiz bir hareketti. Bursaspor Stadı'nda golün anonsu daha yeni biterken Gençlerbirliği skoru 2-1 yaptı. İrfan Can'ın baskısı sonrası Serdar Aziz'in büyük hatasında top İrfan'ın önünde kaldı. İrfan çok iyi bir zamanlamayla topu Djalma'ya aktarırken arka direkte farkı 1'e indiren gol atıldı.
 
Bu noktadan sonra defansif oyun anlayışıyla bilinen Ertuğrul Sağlam'ın yapacağı oyuncu değişikliklerini merak ediyordum. 64'te günün etkisiz ismi De Sutter'i çıkarıp Necid'i, Jorquera'nın yerine de Stoch'u alarak amacının skoru korumak değil gol atmak olduğunu gösterdi. Nitekim 77'de Necid, Bursaspor formasıyla çıktığı ilk maçta bir kafa golü attı. Gençlerbirliği kalecisi Hopf'un da golde payı vardı. Direkten dönen top ona çarparak ağlarla buluştu. Kasımpaşa mücadelesinin kahramanı olan İsveç kaleci, Bursaspor önünde yediği ikinci golde de hatalıydı. Topu koltuğunun altından kaçırdı. Günün şanssız isimlerinden birisiydi. Gençlerbirliği maçın uzatma dakikalarında El Kabir ile skoru 3-2 yaptı. Bu golde de günün başarılı ismi Mert Günok çok büyük bir hata yaptı. Puana etki etmeyen bu gol Bursaspor adına düşündürücüydü çünkü yenilen iki golde Serdar Aziz ve Mert Günok gibi önemli oyuncuların yaptığı büyük hatalar vardı. İlk maçını 6 top çalmayla tamamlayan Faty'nin ön libero performansı ise taraftarı umutlandıran bir görüntüydü.
 
Ertuğrul Sağlam maçtan sonra yaptığı açıklamada ilk üç haftada hiç puan alamamış olmalarının hem taraftar, hem de oyuncular üzerinde yarattığı baskıdan bahsetti. Son maçta Başakşehir karşısında çok büyük hakem hataları yaşamışlardı ve Sağlam da mücadele sonrası haklı olarak bu duruma isyan etmişti. Aynı Ertuğrul Sağlam'ın Gençlerbirliği maçında kazanılan ve haksız olduğu herkes tarafından kabul edilen penaltıdan hiç bahsetmemesi ise onun profiline yakışmadı. Gençlerbirliği ise Mehmet Özdilek yönetiminde çıktığı ilk maçtan puansız ayrılmış oldu. Özdilek karşılaşma öncesinde herkes tarafından takdir edilen, güzel futbol oynayan bir Gençlerbirliği yaratmak istediklerini söylemişti. Kötü bir performans ortaya koymadılar ama hücumda Stancu'nun dönüşüne ya da Djalma'nın iyi performansına çok ihtiyaçları var. Şu anki durumda tüm yük El Kabir'in omzunda. El Kabir sezonun yıldızı olabilecek isimlerden birisi ama kanatta oynadığında daha verimli oluyor. Tek forvet olarak görev aldığında tüm savunmanın konsantrasyonu onun üzerinde oluyor, bu durum da işini zorlaştırıyor. Buna rağmen El Kabir'in ilk 4 hafta itibariyle oldukça etkili bir performans ortaya koyduğunu düşünüyorum. Çok daha iyisini yapabileceği de görülüyor.
 
AKHİSAR 0-0 GAZİANTEPSPOR
Geçen hafta Trabzonspor deplasmanında galibiyeti kaçıran Akhisar aynı ilk 11'le sahaya çıktı. Gaziantepspor'da ise üç değişiklik vardı. Cezası biten stoper Elyasa, Arokoyo'nun yerine ilk 11'deydi. PTT 1. Lig ekibi Karşıyaka'ya gönderilmesinden son anda takımdaki stoper eksikliği nedeniyle vazgeçilen Arokoyo, Elyasa'nın cezasında iki hafta ilk 11'de sahaya çıkmıştı. İkinci maçında Beşiktaş karşısında çok büyük hatalar yapmıştı. Akhisar mücadelesinde kadroya bile alınmadı. Beşiktaş maçının ilk 11'inde yer alan Abdülkadir Kayalı ile Demba Camara da yedekler arasındaydı. Onların yerine Erdem Şen ve Orkan Çınar ilk 11 çıktı.
 
Mücadeleye çok daha etkili başlayan taraf Gaziantepspor oldu. Özellikle Muhammet Demir kaleye uzaktan attığı şutlarla kaleci Lukac'ı zorladı. Bu bölümde Akhisar'ın Orhan Taşdelen ile direkten dönen bir topu vardı ama oyunun kontrolü konuk ekipteydi. İlk 20-25 dakikanın ardından Akhisar oyun üstünlüğünü eline aldı. Sağ kanatta oynayan Güray Vural'ın büyük gayreti ve etkili oyunuyla fırsatlar da yakalandı. Girilen pozisyonların birisinde sağ bek Ahmet Cebe önemli bir fırsatı değerlendiremedi. Maçın kırılma anı 58. dakika oldu. Akhisar'ın en iyi savunma oyuncusu Douglao ceza sahası içinde topun olmadığı bölgede Elyasa'ya ayağıyla vurdu. Hakem İlker Meral yardımcılarının kendisini uyarmasıyla bu pozisyonda kırmızı kart ve penaltı kararı verdi. Topun başına gelen Muhammet Demir oldukça gergingi ve penaltıyı da dışarı attı. Penaltıyı kaçırdıktan sonra kendini üzüntüden yere bırakan Muhammet'i ilk teselli eden 19 yaşındaki Orkan Çınar oldu. Yaşından büyük bir tecrübe gösteren Orkan takım arkadaşını derhal ayağa kaldırdı. Akhisar, Douglao'nun boşluğunu doldurmak için oyundan LuaLua'yı çıkarıp yedek stoper İsmail Konuk'u aldı. Kalan sürede Gaziantepspor oyunun hakimiydi ama Daniel Larsson gibi girdikleri pozisyon dışında net bir gol pozisyonu yaratamadılar. Akhisar ise 10 kişi oynamasına rağmen özellikle Güray ve Rodallega'nın sürüklediği kontrataklarla rakip kaleye yaklaştığı anlar yaşadı. 
 
Akhisar için lige zaten beklentilerin üstünde başlanması ve bu maçı 30 dakikadan fazla 10 kişi oynamaları sebebiyle beraberlik iyi bir sonuçtu. Gaziantepspor adına da deplasmanda alınan 1 puan başarılı bir netice. Kimsenin kazanmayı hak etmediği ortada bir mücadeleden adil bir skor çıktı.
 
ANTALYASPOR 2-0 ESKİŞEHİRSPOR
Fenerbahçe karşısında uzatmaların son dakikasında yediği golle mağlup olan Antalyaspor o maçtan sadece bir değişiklikle sahaya çıktı. O gün ilk 11'de yer alan ama sakatlığı nedeniyle ilk yarıda yerini Guilherme'ye bırakan Emre Akbaba henüz iyileşemediği için kadroya giremedi. Fenerbahçe maçında harika bir gol atan Brezilyalı futbolcu onun yerine sahaya çıktı. Her hafta kadroda değişiklikler yapan Eskişehirspor Teknik Direktörü Skibbe yine bazı değişimlerde bulundu. İyileşen orta saha oyuncusu Toko sağ bekteki pozisyonuna geri döndü. Burada Kamil Ahmet'in sezon başından beri devam eden sakatlığı bir şanssızlık ama yedek sağ bek Aytaç'ın TFF listesine alınmaması ise oldukça ilginç bir karar. Skibbe burada kaptan Sezgin'i de hiç düşünmüyor. Sezgin zaten sakat olduğundan bu maçta forma giyemedi. Stoperde Birol ile Emre Güngör oynarken geçen hafta sağ bek çıkan Anıl Karaer de asıl pozisyonu olan sol beke döndü. Orta sahada Causic-Lawal ikilisi ilk 11 başlarken ilk defa Emre Güral ve Gekas birlikte sahaya çıktı. Emre daha çok ikinci forvet gibi onun arkasında oynadı.

 
Ortada geçen maçın ilk yarısında Eto'o çok önemli bir gol pozisyonunda klasına yakışmayacak bir vuruş yaptı. 53'te ise Kamerunlu futbolcu ceza sahası dışından harika bir şutla takımını öne geçirdi. Bu golden sonra Guilherme'yi çıkarıp Sezer Badur'u alan Antalyaspor en iyi yaptığı iş olan kontratak futboluna döndü. Eskişehirspor'da Skibbe önce Defederico'yu, sonra da yeni transfer santrfor Pinto'yu oyuna alındı. Pinto'yu oyuna sokarken Lawal'ı çıkararak da büyük bir risk aldı. Diğer tarafta Yusuf Şimşek de Lazarevic'in yerine Serdar Özkan'ı soktu. 78'de de Zeki Yıldırım'ın yerine Jean Makoun girdi. Kamerunlu futbolcu Antalyaspo formasını ilk defa bu maçta giymiş oldu. Skibbe'nin ofansif değişiklikleri çok fazla fayda etmedi. İlk golü yedikleri 53. dakika ile maçın bitiş düdüğü arasında 40 dakikalık süre vardı. Bu 40 dakikada Eskişehirspor sadece iki defa rakip kalede tehlike yaratabildi. İkisinde de Pinto'nun payı vardı. Bursaspor formasıyla bu ligde iyi işler çıkaran Sebastian Pinto hiçbir zaman hızlı bir oyuncu olmadı ama son görüntüsü oldukça ağırdı. Onun en önemli yeteneği gol vuruşları. Ama zaten bu takımda onu çok iyi yapan bir Gekas var. Dolayısıyla bence Eskişehirspor'un ihtiyacı forvet hattına hız, atletizm katabilecek bir oyuncuydu. Pinto ile Gekas sadece birbirlerine alternatif olabilecek isimler gibi görünüyor. İkisi de gol vuruşunda üst düzey oyuncular ama aynı anda, özellikle de bir deplasman maçında sahada olmaları çok riskli görünüyor. İkisi de az koşan, rakip savunmaya çok baskı yapmayan ve geri dönmeyi pek sevmeyen oyuncular. Riskleri alan Eskişehirspor savunmada özellikle maçın son anlarında büyük boşluklar verdi. Bu pozisyonlardan birisinde Serdar Özkan topla ceza sahasına kadar girip penaltı yaptırdı. Penaltıda Birol Parlak'ın da büyük bir tecrübesizliği söz konusu. Penaltıda topun başına geçen Eto'o maçın skorunu ilan eden golü attı: 2-0.
 
Antalyaspor adına birçok olumlu nokta vardı. Çok iyi savunma yaptılar ve kontrataklarda yine oldukça başarılıydılar. Sol bek Kvesic'in performansını çok beğeniyorum. Ligin şampiyonluk adayları arasında yer alan birçok takımın yabancı sol beklerinden belki geride olabilir ama yerli sol bekinden daha faydalı olduğu kesin. Celustka-Diego ikilisi iyi bir görüntü veriyor. Diego bu maçta yıllarca forma giydiği Eskişehirspor'a karşı oldukça sağlam bir futbol sergiledi. Orta sahada Makoun'un ilk 11'e girişi Antalyaspor'un savunma direncini artıracaktır. Hücumda da çok alternatifleri var. Lamine Diarra ve geçen sezon PTT 1. Lig'de yıldızlaşan Ahmet Aras, Eskişehirspor karşısında süre bile alamadı. Yeni transfer kaleci M'Bolhi'nin de henüz hiç oynama şansı bulamadığını hatırlatayım. Eto'o ilk 4 haftada 5 gole ulaşarak Antalyaspor tarihine geçti. Daha önceki rekor 1995-1996 sezonunda ilk 4 maçta 4 defa rakip fileleri havalandıran Bülent Sevlü'ye aitti. Ligde şu ana kadar toplam 13 şut atan Eto'o bunların 11'inde kaleyi buldu, 5'inde gol attı. Öte yandan Serdar Özkan da oyuna sonradan girerek büyük katkı sağlıyor. İlk 4 maçta da kulübeden oyuna girdi. Dördünde de 20 ila 30 arasında bir süre aldı. İçerdeki Gençlerbirliği mücadelesinde 30 dakikada iki asist yapmıştı. Bu mücadelede de bir penaltı kazandırdı ama kazandırılan penaltılar asist olarak değerlendirilmediğinden bu durum istatistikleri işlemedi. Eskişehirspor cephesinde ise zayıf deplasman performansı devam etti. Skibbe'nin artık ideal 11'ini bulması gerekiyor. Bu takımın her şeye rağmen iç sahada başarılı olacağına inanıyorum ama deplasmanlarda iyi sonuçlar için Alman hoca da farklı hamleler yapması gerektiğini fark etmeli.

Galatasaray - Mersin İdmanyurdu maç özeti golleri

GALATASARAY 1-1 MERSİN İDMAN YURDU
Galatasaray karşılaşmaya sağ açıkta Yasin, ön liberoda Jose Rodriguez, sol bekte Olcan, stoperde Hakan Balta ile başladı. Yeni transfer Denayer kulübedeydi. Mersin İdman Yurdu'nda ise beklenmedik bir değişiklik vardı. Kalede Mihaylov'un yerine geçen sezon 3. kaleci konumundaki Muammer vardı. Stoperde de Servet Çetin'in ilk 11 çıkması beni çok şaşırttı. Kulüple sözleşme yenilemeyen ve yaz dönemini boş geçiren Servet daha iki hafta öncesine kadar sosyal medya hesabından tatil fotoğrafları paylaşıyordu. Servet ile birlikte imza atan Sinan Kaloğlu kadroya bile alınmazken, Servet ilk 11 çıkmıştı. Servet'in gelişiyle Sadiku ön liberoya geçerken Mersin İdman Yurdu ideal kadro yapısına dönmüş oldu.

Super Lig - 'Galatasaray v Mersin Idmanyurdu' : News Photo
 
Karşılaşmaya çok daha etkili ve istekli başlayan Mersin oldu. Geçen sezon bu sahadaki randevuda özellikle Telles'e zor anlar yaşatan Nakoulma yine atakların başrolündeydi. Hamza Hamzaoğlu, Yasin'i oynatmayış sebebi olarak savunmaya çok yardım etmemesini gösteriyordu. Bu maçta da Yasin'i çok fazla defansa dönerken görmedik. Buna Sneijder ve özellikle Podolski de eşlik edince Galatasaray birçok pozisyonda 6 kişiyle savunmada kaldı ve takım iki parçaya bölünmüş gibi göründü. İleride hücum dörtlüsü, arkada 6 kişilik savunma ve orta saha. Final toplarındaki hatalar nedeniyle bir türlü golü bulamayan Mersin'in hak ettiği gol 49'da geldi. Galatasaray'ın bu gole sadece 1 dakika sonra karşılık verebilmesi büyük şanstı çünkü mağlup durumda oldukları her an taraftarın büyük tepkisi olacaktı. 1-1'den sonra Galatasaray daha iyi oynadı ama Mesut Bakkal da yerinde oyuncu değişikleriyle takımına ivme kazandırdı. Khalili'nin kaçırdığı gol onlar adına belki de sezonun kırılma anı olacak çünkü buradan alınacak bir galibiyet Mersin'in çıkış fitilini ateşleyebilirdi. Khalili gibi bence birkaç sene içinde şampiyon takımlarda oynayabilecek yetenekte teknik bir oyuncunun o golü kaçırması da çok affedilir bir durum değildi. Diğer taraftan Galatasaray da rakip üzerinde büyük baskı kurdu ama bir türlü topu ağlarla buluşturamadı. Bitiricilik konusunda bu kadar zayıf olmasına rağmen bu kadar çok gol atmasını çözemediğim Burak Yılmaz yine saç, baş yoldurdu.
 
Maçın uzatma dakikalarında ise hakem Mete Kalkavan'ın faul düdüğünü bir türlü çalmadığı pozisyonda sinirlenen Selçuk, Tita'ya tekme attı ve kırmızı kart gördü. Karar doğruydu ama Mete Kalkavan'ın faulü çalmak için neden bu kadar beklediğini de kimse çözemedi. Selçuk'un yaptığının savunulur tarafı olmasa da ben ceza kurumlarının bu tür pozisyonlardaki özel durumları da göz önüne alması gerektiğini düşünüyorum. Selçuk'un tekmesi normal bir tekme değildi. Tita, Selçuk'un arkasından ısrarla formasını çekti, ardından fiziki temasla arkadan uzun süre sarıldı. Hakem düdüğü önceden çalmış olsa hiçbir problem yaşanmayacaktı ama o da ısrarla bekledi ve sonuçta düdüğe rağmen Selçuk o tekmeyi attı. Bence ceza kurulu bu durumu göz önüne alarak Selçuk'un cezasında en azından bir maçlık bir indirim yapmalı.
 
Sonuca bakıldığında ise Galatasaray evinde Osmanlıspor'dan sonra Mersin İdman Yurdu'nu da yenememiş oldu ama iki karşılaşmada da sayısız gol pozisyonuna girdi. Özellikle Burak Yılmaz'ın kaçırdığı gollerden sonra "Bu takımda Eto'o olsaydı kim bilir kaç gol atardı" diye düşünmeden edemiyor insan. Galatasaray'da Burak fiziksel olarak çok iyi durumda ama zihinsel olarak çökmeye yakın. Podolski ise tam tersi. Zihinsel anlamda çok iyi durumda fakat fiziksel olarak Süper Lig'i bile kaldırabilecek durumda değil. Alman futbolcuya bu kadar katlanmak artık takıma zarar veriyor. Podolski'nin oyunun hiçbir yönüne katkısı yok. Dört maçta iki gol attı ama takıma verdiği zarar çok büyük. Kaptırdığı toplardan sonra geriye dönmeye zahmet bile etmemesi diğer oyuncuları da etkiliyor. Sağ bek Sabri ligdeki en kötü maçını oynarken, Carole'ün yerine görev alan Olcan da vasatı aşamadı. Mersin ise Servet Çetin'li savunmasıyla önceki maçlara kıyasla daha iyi göründü. Hücumda Nakoulma yine formdaydı. Welliton gol attı fakat çok etkili bir oyun ortaya koyamadı. Mersin'in transfer yasağı devre arasında sona eriyor. Ben bu takımın devre arasına son 3 sırada gireceğini düşünüyorum ve Mesut Bakkal'ın da Ocak'ı göremeyeceğine inanıyorum. Galatasaray deplasmanı özel bir maç, özel bir performanstı. Bunu istikrarlı şekilde sahaya koyma ihtimallerini çok düşük görüyorum. 
 
RİZESPOR 1-1 SİVASSPOR
Rizespor'un kadrosunda iki değişiklik vardı. Koray'ın yerine yeni transfer Makiadi ön libero pozisyonunda başladı. Sercan Kaya'nın yerine de Sylvestre ilk 11'deydi. Sivasspor'da ise şaşırtan bir ilk 11 açıklanmıştı. Takımın yıldız ismi Cicinho yedekler arasındaydı. Üstelik onun bölgesinde atletik stoper John Boye oynuyordu. İbrahim Öztürk ve Ümit Kurt'un uyumuna güvenen Sergen Yalçın, Boye'u sağ bekte görevlendirdi. Sol bekte ise iyileşen Ziya Erdal formayı almıştı. Ön liberoda yeni Orhan Gülle'nin yerine yeni transfer Kone'yi oynatan Yalçın, Erkan Kaş'ı ise sol önde görevlendirdi. Değişiklikler bunlarla bitmedi. Burhan'ın sakatlığı nedeniyle kadroya giremediği karşılaşmada onun yerine Abalo görev alırken, santrfor pozisyonunda da Batuhan'ın yerine geçen sezonun Yunan Ligi gol kralı Barrales formayı kaptı. 
 
Ortada geçen maçın ilk yarısında Sivasspor kontratağında Aatıf'ın Boye'a aktardığı topu Ganalı futbolcu kötü kullandı. Asıl mevkisi stoper olan Boye'un hücumda ne kadar faydasız olduğunun anlaşıldığı bu pozisyon sırasınd Rizesporlu oyuncular geriye koşmakta biraz tembellik yaptı ve uzaklaştırılamayan topta Aatıf bu defa pası sol bekten hücuma çıkan Ziya Erdal'ın önüne bıraktı. Ziya'nın yerden sert şutunda top kaleci Itandje'ın ayağına çarparak ağlara gitti. Sivas doğumlu 27 yaşındaki Ziya da böylece bu sezon ligde oynadığı ilk maçta golle tanıştı. Önceki 5 sezonda toplam 2 gol atmış bir oyuncu için harika bir başlangıç. 
 
Sivasspor Teknik Direktörü Sergen Yalçın çıkarabileceği en defansif kadroyu sahaya sürmüştü. Öyle ki kulübede stoper ya da sol bek yoktu çünkü elindekilerin hepsini ilk 11'de oynatıyordu. Böyle bir takımın skor üstünlüğünü yakalaması büyük avantajdı. Rizespor Teknik Direktörü Hikmet Karaman 63. dakikada sağ bek Orhan'ı çıkarıp forvet oyuncusu Mehmet Akyüz'ü soktu. Sadece iki dakika sonra Rizesporlu Sylvestre kırmızı kartla oyundan atıldı. İpler tamamen Sivasspor'un eline geçmişken Sergen Yalçın kendisinden bu maça kadar pek görmediğimiz defansif oyun anlayışından ödün vermedi. 67'de Abalo'yu çıkarıp orta saha oyuncusu Hakan Özmert'i aldı. Ama 10 kişiyle oynamasına rağmen Rizespor oyun üstünlüğüne sahip olan taraftı. Kırmızı kart nedeniyle gerilen tribünlerin de agresifliğiyle Rizespor ataklar geliştirdi. Sergen Yalçın gidişatı terse çevirmek için Boye'u Cicinho'yla, Barrales'i de Batuhan'la değiştirdi ama son değişikliğinden sadece iki dakika sonra Kweuke'nin golü skora eşitliği getirdi. Sağ kanattan Sivasspor ceza sahasına top şişirildiğinde ceza alanında üç Sivassporlu ve üç Rizesporlu futbolcu vardı. Sivasspor 1-0 önde, rakip 10 kişi ve maçın normal süresinin bitmesine sadece 9 dakika vardı. Kırmızı-beyazlılar için kabul edilemez bir görüntüydü. Pozisyonun başlangıcında en başta Aatıf olmak üzere birçok futbolcunun sorumsuzluğu golü getirdi. 1-1'den sonra Aatıf hücumda sorumluluk aldı ama galibiyeti getirecek golü bulamadılar.
 
Rizespor 4. hafta sonunda yenilmezliğini sürdürdü ama son maçtan da 1-1'lik beraberliklerle ayrıldı. Kweuke 4 maçta 4 gole ulaştı. Şu ana kadar tüm karşılaşmalarda gol yediler ve rakip fileleri de boş geçmediler. Aynı istatistiğe sahip olan Sivasspor ise bu 4 maçtan galibiyet çıkaramadı. Osmanlıspor karşısındaki zayıf futboldan sonra önceliği savunmaya veren Sergen Yalçın'ın Cicinho'yu yedek bırakmak gibi flaş bir kararın arkasında durup, durmayacağını merak ediyorum. Üstelik Boye sağ bekte pek de faydalı görünmedi. Sol bekte Ziya'nın sakatlıktan golle dönmesi büyük moral oldu. Ön liberoda Kone ilk maçında etkili bir görüntü çizmedi. Bursaspor'un yeni ön liberosu Faty'nin ilk mücadelesinde yarattığı farkı ortaya koyamadı. Hücumda ise Abalo çok hareketliydi. Yunan Ligi gol kralı Barrales ise stil olarak iki sezon önce Sivasspor'da oynayan Djebbour'u hatırlattı. O da Yunan Ligi'nde çok gol atmış, güçlü bir santrfordu. Ama Sivasspor kariyeri başarısız geçmişti. Barrales'in Aatıf ile yakalayacağı uyum onun buradaki performansında belirleyici olacak.

Beşiktaş - Başakşehir maç özeti. Mario Gomez golleri
 
BEŞİKTAŞ 2-0 BAŞAKŞEHİR
Şenol Güneş cezası bitmesine rağmen Quaresma'yı ilk 11'e almadı ve Gaziantepspor deplasmanında 4-0 kazanan ilk 11'i bozmadı. O maçta oyuna sonradan girerek büyük etki yapan Cenk Tosun ise bu mücadelede yedekler arasındaydı ve oyuna hiç girmedi. Başakşehir'de ise iki değişklik vardı. Badji'nin yokluğunda Sedat Ağçay ilk 11 başladı. Abdullah Avcı nedense bu sezon yabancı oyuncuları fazla tercih etmiyor. Golcü Perbet'yi takımdan gönderdi, ön libero Rotman'ı uzun süre kadroya bile almadı. Bu maçta da Badji ile Emre Belözoğlu olmamasına rağmen Rotman hiç süre alamadı. Badji'nin yerine Sedat oynarken, Emre'nin yerine de Mossoro görev aldı.

Besiktas vs Medipol Basaksehir : Turkish Spor Toto Super League : News Photo
 
Maça daha iyi başlayan Beşiktaş'ta Mario Gomez'in ayak sesleri daha ilk dakikalarda duyulmaya başlandı. Kaleyi gördüğü yerden yoklayan Alman forvet 15. dakikada sol ayağıyla çok şık bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Gomez'in her iki ayağını da çok güçlü şekilde kullanabiliyor olması onu savunmayı oldukça zorlaştırıyor. Beşiktaş'ta Oğuzhan sakatlığı nedeniyle ikinci yarıya çıkamadı, yerine ön libero Necip girince Beşiktaş'ın yaratıcılık konusunda sıkıntı yaşayabileceği düşünüldü ama Kartal'ın hücum performansı artarak devam etti. 62. dakikada Gökhan Töre'nin asistinde Mario Gomez farkı ikiye çıkardı. Geçen sezon ligde 28 maçta 5 asist yapan Gökhan Töre bu sezon takım arkadaşlarını daha fazla düşünüyor ve bu sayede Beşiktaş'a daha faydalı oluyor. Bu sezon 4 maçta 4 asiste ulaştı. 2. golün ardından Sedat'ın yerine Cikalleshi, Uğur Uçar'un yerine Enver Cenk Şahin gibi çok ofansif değişiklikler yapan Abdullah Avcı bunun karşılığını topa daha fazla sahip olarak aldı ama savunmasında açıklar vermeye devam etti. Beşiktaşlı oyuncular birbirlerine gol ikram etmekten üçüncü golü atamadılar ama bu görüntü gelecek adına da umut vericiydi. Umut verici olmayan iki durum vardı. Birincisi müsait pozisyonda topa net bir vuruş yapmak yerine Trivela ile gol atmaya çalışan Quaresma'ydı. Portekizli futbolcu bu umursamazlığıyla devam ettiği sürece kulübede kalmayı sürdürecektir. Onun yerine oynayan Olcay Şahan hücum dörtlüsü arasında savunmaya en çok yardım eden futbolcu. Top ayağındayken de Quaresma gibi bireysel yeteneklerini göstermeye çalışmak yerine takım oyununa, pas oyununa katkı sağlamaya çalışıyor. İlk golde Gomez'e asisti yapan da Olcay'dı. Quaresma ise tabela yapmak yerine trivela yapmayı tercih ediyor. Halbuki ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu arka direkte Gomez'e attığı pasla zaten herkes fark edebiliyor. Kafa vuruşları, ayakla attığı şutlardan daha iyi olan Hugo Almeida'ya böyle çok asist yapan Quaresma bir benzerini Alman forvete attırabilirdi ama top ağlarla buluşmadı. Beşiktaş adına diğer olumsuz nokta ise orta sahanın merkezindeki ikilinin hücuma destek verdiği anlarda atak sonlandırılmadığında savunmanın eksik yakalanması. Kaleci Tolga'yı saymazsak Başakşehir birkaç defa Beşiktaş'ı savunmada 4-5 oyuncuyla yakaladı. Bunlardan gol çıkarabilirdi.
 
Başakşehir ise hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Avrupa Ligi'nden elenerek başladıkları sezonda lide 4 maçta 3 mağlubiyet aldılar. Elde ettikleri tek galibiyette de Bursaspor karşısında büyük hakem hataları sayesinde bu 3 puana uzandılar. Abdullah Avcı ideal 11'ini hala bulamadı. Geçen sezon ligin en etkili hücum oyuncularından birisi olan Visca bu sezona aynı etkiyle başlayamadı. Başakşehir'in herkesten çok onun performans yükselişine ihtiyacı var. Öte yandan takım savunmasında da ciddi arızalar var. Volkan Babacan geçen sezonki formunda değil. 33 yaşına gelen Yalçın Ayhan geçen sezonki görüntüsünden uzak. Bekir İrtegün'le de pek uyumlu görünmüyorlar. Burada Epureanu'nun uzun süreli sakatlığı onları kötü etkiledi. Sağ bek Uğur Uçar ile sol bek Ferhat Öztorun'un en büyük avantajları Abdullah Avcı'yı uzun süredir tanıyor, onunla daha önce çalışmış olmaları. Futbolculuk yeteneği bakımından ise ben bu iki futbolcunun Süper Lig seviyesinin altında kaldığını düşünüyorum. Abdullah Avcı'nın artık bir noktadan sonra bu inadından vazgeçmesi gerekebilir. Sol bek için Musa Muhammed ve Alparslan Erdem gibi alternatiflere sahipler. Sağ bekte Cenk Ahmet en azından favori olunan maçlarda denenebilir. Cenk Ahmet son yıllarda Süper Lig seviyesinde sağ bek olarak birçok maçta forma giydi. Abdullah Avcı'nın kontrollü oyun anlayışında onun sağ bek oynaması riskli görülürse de burada Bekir İrtegün tercih edilebilir. Bekir'in hücum katkısı sınırlı olacaktır ama Uğur'un da hücumda çok katkı sağladığı söylenemez. Bekir'in yerine Mahmut Tekdemir ya da Badji stoperde kullanılabilir, uzun vadede Epureanu sakatlığından döndüğünde burada oynatılabilir. Hücumda ise Beşiktaş maçında olduğu gibi iki santrfor en azından skor aleyhte iken Cikalleshi ve Mehmet Batdal birlikte oynatılabilir. Abdullah Avcı bir önceki maç sonu röportajında "Geçen sezon da 3 hafta sonunda 3 puandaydık, bugün de öyleyiz." açıklamasını yapmıştı. Beşiktaş mücadelesinden sonra da "Geçen sezon 4 hafta sonunda 4 puandaydık, bu sezon sadece 1 puan arkasındayız." diye konuştu. Avcı'nın bu tarz konuşmalar yerine artık bazı değişikliklere gitmesi lazım.
 
OSMANLISPOR 1-2 KONYASPOR
Sivasspor deplasmanında hakem kurbanı olan Osmanlıspor'da teknik direktör Mustafa Reşit Akçay cezalıydı. Yerine yardımcı antrenör Hüseyin Çimşir takımı yönetti. Futbolculuğu döneminde de çok zeka parıltılı işlere imza atamyan Çimşir'in maç öncesi röportajındaki ifadeleri de antrenörlük bilgisi bakımından çok umut verici değildi. Osmanlıspor'da Reşit Akçay'a ek olarak genç yıldız Umar da cezalıydı. İyi haber ise geçen sezondan kalan 3 maçlık cezası biten Webo'nun dönüşüydü. Umar'ın yerinde Erdal Kılıçaslan forma giyerken Webo da ileri uçta Serdar Deliktaş'ın yerini aldı. Konyaspor'da ise farklı Galatasaray mağlubiyetine kıyasla dikkat çekici değişiklikler vardı. Aykut Kocaman orta sahadaki anlamsız Volkan Fındıklı tercihinden vazgeçerek yerine Holmen'i oynattı. Volkan Fındıklı ilk 18'de bile yoktu. Galatasaray önünde Ali Turan sağ bek, Ömer Ali sağ ön oyuncusuydu. Osmanlıspor karşısında Ömer Ali sağ beke döndü, sağ önde ise Sissoko görev aldı. Forvette Bajic'in yerine cezası biten Rangelov'u oynatan Aykut Kocaman forvet arkasında ise Vedat Bora'nın yerine Uğur İnceman'a şans tanıdı. Dikkat çekici bir başka değişiklik ise kalede yaşandı. Galatasaray maçında hatalı goller yiyen Kaya Tarakçı'nın yerine Serkan Kırıntılı ilk 11 çıktı. Kaya'nın sakatlığı bulunduğu şeklinde haberler çıktı. Kulübede yabancı kaleci Felgueiras bekliyordu. Rumen santrfor Marica ise yine kadroya alınmadı.
 
Maça daha iyi başlayan taraf Osmanlıspor'du. Bu artık Konyaspor maçlarının bir klasiği haline geldi. Konyaspor tüm karşılaşmalara temkinli, topu rakibe teslim ederek başlıyor ve rakipleri oyun üstünlüğünü kolayca elde ediyor. Konyaspor ligde çıktığı ilk 4 maçta da ilk golü yiyen takım oldu. Bence bu durum artık Aykut Kocaman'ın bu anlayışından vazgeçmesi gerektiğini gösteriyor. Osmanlıspor gol öncesinde de iyi ataklar geliştirmişti. Golde ise bu sezonun yıldız adaylarından Badou'nun şovu vardı. İlk transfer olduğunda profil olarak bir merkez orta saha oyuncusu olmasına rağmen attığı gol sayısının yüksekliğine şaşırmıştım. İskandinav futbolunu yakından takip eden Sercan Soykan'a onu sorduğumda ise oyun tarzının Eskişehirsporlu Lawal'a benzediğini ifade etmişti. 1990 doğumlu 1.79 boyundaki Senegalli futbolcu, Bodo'da 2013'te 12 gol, 2014'te ise 10 gol, 6 asistle oynadı. 2015'te de bizim ülkede tatil yapılırken o Norveç Ligi'nde top koşturuyordu. Son maçını 26 Temmuz'da oynadıktan sonra Osmanlıspor'a imza atan Badou 16 lig mücadelesinde 4 gol, 2 asistle mücadele etmişti. Konyaspor karşısında da enfes bir gole imza attı. Öyle bir goldü ki onunla birlikte ilk resmi maçını oynayan Webo da bu gole çok şaşırdı.
 
Devre arasında Aykut Kocaman kendisinden hiç beklenmeyen bir oyuncu değişikliği yaptı. Savunma futbolunu artık insanı bıktıracak kadar savunan Aykut Kocaman bu maçtan sadece birkaç gün önce verdiği bir röportajda yine savunma futbolunun önemi üzerinde durmuştu. Osmanlıspor karşısında 1-0 mağlupken devre arasında Uğur İnceman'ı çıkarıp santrfor Bajic'i almak belki bir başka teknik direktör tarafından yapılsa normal karşılanabilir ama Aykut Kocaman açısından bir devrim niteliği taşıyordu. Üstelik bunu Uğur İnceman orta sahanın merkezindeki üç oyuncu arasında hücuma en yakın oynayan isim olmasına rağmen söylüyorum. İkinci yarının daha 1. dakikası dolmadan rakibe yaptığı baskı sonuç veren Konyaspor, Meha'nın asistinde Sissoko ile eşitlik golünü kaydetti. Tabii bu golde topu ısrarla dışarı atmayan Osmanlıspor sağ beki Hakan Aslantaş'ın da, topun Hakan'dayken bir an için oyun alanı dışına çıktığını fark edemeyen hakemlerin de payı vardı. Konyaspor 61. dakikada Meha ile 2-1 öne geçti. Sürekli olarak başarısız sonuçların ardından insanlara savunma futbolu dersi vermeye çalışan Aykut Kocaman'ın kendisinin bu golden ders çıkarmasını umuyorum. İkinci yarıda dört hücum oyuncusuyla sahada mücadele eden Konyaspor'da 61. dakikada Sissoko pasıyla Bajic'i hareketlendirdi. Bajic'in savunmaya da çarpan ortasında Rangelov topa doğru yaptığı koşuyla kalecinin ve savunmanın dengesini bozdu. Arkadan koşan Meha bomboş pozisyonda golü yaptı. Aynı Konyaspor evindeki Akhisar maçına bile sadece iki hücum oyuncusuyla çıkmıştı. Deplasmandaki Kayserispor mücadelesinde bu sayı üçe çıkmıştı fakat mücadelenin devresinde Sissoko'yu oyuna almak için o ana kadar takımın en iyisi olan bir başka hücum silahı Traore çıkarılmıştı. Üçüncü haftada Galatasaray karşısında ise evlerinde 2-1 mağlup durumda olmalarına ve 10 kişi kalmasına rağmen kulübede Ömer Şişmanoğlu hiç kullanılmalı, Traore ise 83. dakikada oyuna girebildi. Holmen ve Halil İbrahim Sönmez gibi oyuncular, Traore'den önce oyuna dahil oldu. Bu değişiklikleri gerçekleştiren Aykut Kocaman herhalde bir özeleştiri yapmış olacak ki Osmanlıspor önünde risk aldı ve bu riskin karşılığında Konyaspor 16 dakikada 2 gol atarak 2-1 öne geçti. Yeşil-beyazlılar, 9 Kasım 2014'ten beri bir deplasman mücadelesinde ilk defa 1'den fazla gol atmış oldu. 
 
Golden iki dakika sonra ise Konyaspor büyük bir şok yaşadı. Stoper Dossa Junior rakibin kontratağını engellemek için arkadan rakibine müdahale etti ve ikinci sarı karttdan oyundan atıldı. Açıkçası beni hiç şaşırtmayan bir kart oldu. Hakkında yapılan olumlu eleştirileri şaşkınlıkla karşıladığım Dossa Junior'ın bu savruk görüntüsüyle ligi bu sezon bir kırmızı kartla tamamlaması kolay görünmüyor. Kırmızı karttan sonra Osmanlıspor ofansif değişiklikler yaparken, Konyaspor normal olarak savunmaya çekildi ama bu takım bu sezon defans yapmak istediğinde de başarısız oluyor. Yukarıda bahsettiğim gibi ligdeki dört maça da öncelikle oyunu tutma, savunma yapma anlayışıyla başladılar ve hepsinde ilk golü yiyen taraf oldular. Osmanlıspor baskısına karşı da Konyaspor'un iyi direndiğini söylemek çok zor. Bir topu direkten dönen Osmanlıspor kaleci Serkan Kırıntılı'nın sebep olduğu basit bir penaltıyla skoru eşitleme fırsatını yakaladı. Bu penaltıyı yaptıran ise ilk golü atan Badou'ydu. Topun başına geçen Torje'nin vuruşunu Serkan kurtarırken dönen topta Torje golü yapabilirdi ama Konyaspor savunmasında Vukovic araya girerek topu kornere attı. Bu noktada ciddi bir hakem hatası söz konusuydu. Öncelikle kaleci Serkan penaltı vuruşu yapılmadan fazla öne çıktı. Vuruş öncesinde de ceza sahası ihlali yapan çok sayıda oyuncu vardı. Dünyanın her yerinde bu durum yaşandığından bunun önüne geçmek zor. Ama bu penaltıda Torje kaleciden dönen topu gol yapabilirdi. Ceza sahası ihlali yapan oyunculardan Vukovic araya girerek golü engelledi. En azından böyle bir durum yaşandığında hakemlerin penaltıyı tekrarlatması gerektiğini düşünüyorum. Orta hakeme ek olarak çizgi hakemi ve yardımcı hakem var. Onlar bu tür detaylarla ilgilenebilirler. Sonuç olarak yediği ilk golde bir hakem hatası şanssızlığına uğrayan Konyaspor burada da hakem yardımı almış oldu. Maçı da 2-1'lik galibiyetle tamamladılar.
 
4 hafta sonunda 5 puanda kalan Osmanlıspor'un ligdeki tek galibiyetini Galatasaray deplasmanında almış olması dikkat çekici. Ama bu takım sergilediği futbolla daha fazlasını hak etti. Ben bu sezon ligi ilk 8'de bitirebileceklerine inanıyorum. Üstelik yeni transferlerin birçoğu daha ilk 11'e giremedi  ya da adapte olamadı. Artur, Szukala, Tiago Pinto, Seto, Rusescu ve Webo gibi isimlerin uyum sağlamasıyla çok daha güçlenecekler. Bunlara sakatlığı geçtikten sonra Tisdell de eklenecek. Kanatlarda Umar ile büyük tehlikeler yaratabilecekler. Diğer taraftan Konyaspor ligdeki ilk galibiyetini aldı. Meha 4 maç sonunda 2 gol, 2 asiste ulaştı. Bu maçta da çok uzak mesafeden müthiş bir frikik kullandı. Ligimizde birkaç tane dünya çapında frikikçi var. Onlardan birisi de Meha. Konyaspor'un hiçbir şey üretemediği anlarda bile ceza sahası dışından atacağı bir şut ya da kullanacağı bir duran topla skoru değiştirebiliyor. Konyaspor'un ikinci yarı başladıktan sonra 10 kişi kalana kadar dört hücum oyuncusuyla sergilediği futbol umut vericiydi ama Aykut Kocaman'ın bunu ne kadar tercih edeceği şüpheli. Bu takımın en iyi golcüsü olan Rumen forvet Marica'nın hala kadroya alınmaması da bir başka gariplik. Üstelik daha ellerinde Ömer Şişmanoğlu gibi bir silah daha var. Aykut Kocaman gereğinden fazla defansif oynattığı Konyaspor'u iplerini Osmanlıspor maçının ikinci yarısında olduğu gibi biraz bırakırsa bu takım izleyenlere de keyif verebilir. Aksi durumda ise kendi taraftarının bile ıslıklarını duymaya devam edecektir.
 
Kasımpaşa - Fenerbahçe maçının özeti

KASIMPAŞA 0-1 FENERBAHÇE
Kasımpaşa ligdeki son maçında Gençlerbirliği önüne mecburen sol beksiz çıkmıştı. Sol bek pozisyonunda ise sağ ayaklı orta saha oyuncusu Abdullah Durak görev almıştı. Takımın as sol beki Bozhikov sakat, yeni transfer Veigneau ise henüz oynayabilecek durumda değildi. Fenerbahçe maçında Veigneau sol beke geçti. Fransa 1. Ligi'nin orta sıra takımı Nantes'ta iki sezondur düzenli olarak forma giyen bir sol bekin kağıt üstünde Kasımpaşa'nın sol bek problemini çözmesini beklemek normal. Geçen sezona kadar bu bölgede Sancak Kaplan'la oynayan bir takım için Veigneau iyi bir transfer olarak değerlendirilebilir. Ön liberoda Donk-Andre Castro ikilisini bozmayan Rıza Çalımbay tek forvet oynayan Adem Büyük'ün arkasında taktiksel değişiklik yaptı. Hücumda yetersiz kalan Aydın Yılmaz'ın yerine merkez orta saha Hakan Arslan'ı oynatan Rıza Çalımbay, Scarione'yi sağ kanada çekti. Fenerbahçe'de ise en büyük değişim stoperde yaşandı. Kjaer, Alves ve Ba'nın sakatlıkları nedeniyle Pereira'nın 4. seçimi olan Kadlec ilk 11'e girdi. Onun yanında genç stoper Hakan Çinemre'yi tercih etmeyen Portekizli teknik adam, Mehmet Topal'ı stopere çekti. Orta sahada ise Mehmet'in yerine Ozan Tufan formayı kaptı. Diego Ribas'ın yokluğunda ise Meireles ilk 11'e girdi.

Kasimpasa vs Fenerbahce : Turkish Spor Toto Super League : News Photo
 
Hücum hattında yine Nani, Fernandao, Van Persie üçlüsünü gördük. Açıkçası ben bu noktada biraz şaşırdım. Çünkü Fenerbahçe'nin Rizespor deplasmanında yaşadığı en büyük problem kulübesinde bir forvet olmayışıydı. Fernandao ve Van Persie oyundan çıktıktan sonra sahada golcüsüz kaldılar. Fernandao o mücadelenin devre arasında etkisiz futbolu nedeniyle oyundan alınmıştı. İç saha maçlarında Fenerbahçe'nin en etkili oyuncusu olan Fernandao deplasmanlarda ise tam aksine takımı yavaşlatıyor. Belki zamanla bu durumu değiştirebilir ama şu ana kadar verdiği görüntü böyleydi. Bu durumda Kasımpaşa gibi sıkı bir deplasmanda Fernandao'yu yedek bırakıp kanatta Volkan Şen'i kullanmak da iyi bir tercih olabilirdi. Bence bu kararın getirebileceği üç avantaj var.
 
1- Bu ligin en iyi kanat oyuncularından birisi olan Volkan Şen'in gol ve asist becerilerinden faydalanabilmek. Volkan Şen tabii ki boş alan bulduğunda çok daha etkili oluyor ama bize geçen sezon dar alanda da başarılı işler çıkarabildiğini gösterdi. Fenerbahçe'de yıllardır kanat oyuncularının ya skor özelliği, ya da asist özelliği oluyor. Bu ikisini birlikte iyi yapabilen bir kanat oyuncusunu yıllardır izlemedi sarı-lacivertli ekibin taraftarları. Bu sezon Nani bu görevi görmeye başladı ama diğer kanatta da Türkiye Ligi'nin Nani'si Volkan Şen var. Volkan geçen sezon ligde 30 maçta 12 gol, 8 asistle oynamıştı.
 
2- Deplasmanlarda Fernandao'nun yerine Volkan Şen'i kullanmak Van Persie'yi de en sevdiği pozisyon olan merkez forvet bölgesine çekmek anlamı taşıyor. Van Persie kariyerinin bir döneminde kanat forvet olarak oynadı ama artık 32 yaşında ve sakatlıklar konusunda da güvenilir bir oyuncu değil. Van Persie'yi kanat oynattığınızda Hollandalı futbolcu yaşına rağmen sorumluluk bilinciyle hareket ediyor ve rakip savunma beki hücuma çıktığında onu takip ediyor. Van Persie'nin sık sık savunmaya yardım koşuları yapması takım savunması için faydalı ama onun geriye yaptığı her koşu hücumda yapacağı katkıyı azaltıyor. 32 yaşındaki oyuncunun enerjisi kanadını savunmakla harcanıyor. Van Persie forvetin ortasında oynadığında çok daha verimli olacaktır.
 
3- Fernandao'yu yedek bıraktığınızda onu tamamen silmiş olmuyorsunuz. Oyunun herhangi bir dakikasında ihtiyacınız olduğunda Brezilyalı santrforu oyuna sokabilirsiniz. Rizespor deplasmanında Fernandao yedek kalsaydı ve Van Persie ile başlansaydı oyunun ilerleyen dakikalarında bu iki futbolcu değiştirilebilirdi. Bu durumda Fenerbahçe o deplasmanda yediği golden sonra son 15 dakikada kurduğu baskıda sahada bir santrfora sahip olmanın avantajını yaşardı. Yani Fernandao'yu kulübede tutmak her an oyuna sokabileceğiniz bir yedek santrfora sahip olmak demek. Bu iki futbolcu aynı anda sahaya çıktığında ise artık hamle gücünüz kalmıyor. Fenerbahçe'nin transfer döneminde yaptığı akıl almaz bir hatadır yedek santrfor transfer edilmemesi. Bunun hiçbir izahı yok. Bu durumda alternatif planlar üzerinde durulmalı. Ben yukarıdaki seçenekleri Volkan Şen'in oynatılması üzerinden yazdım ama tabii ki Markovic ve hatta Diego, Alper gibi isimler de bu kanat bölgesi için alternatiftir. Fenerbahçe, Avrupa Ligi nedeniyle yoğun bir maç trafiği içinde olacak. Bir haftada üç karşılaşma oynamayı kaldıramayacaktır oyuncular. Özellikle Van Persie için bu durum çok zorlayıcı olabilir. Bunun önüne geçmek için de bazı iç saha maçlarında Van Persie yedek bırakılabilir.
 
Karşılaşmaya geçecek olursak Kayserispor-Trabzonspor mücadelesinden sonra haftanın en sıkıcı ikinci maçıydı. Tabii bu yorumu yapıyorsak Rıza Çalımbay'ın taktiği başarılı olmuş demektir. Geçen sezon Önder Özen'in dahi gol yeme sorununa çözüm bulamadığı bir Kasımpaşa vardı. 34 maçta 73 gol yiyerek ligin en çok gol yiyen takımı olmuşlardı. 18. Balıkesirspor bile 4 gol daha az yemişti. Rıza Çalımbay o Kasımpaşa'yı bu maç öncesine kadar ligin en az gol yiyen takımı haline getirdi. Fenerbahçe karşısında da çok mücadele eden, sıkı defans yapan, kontralarla sonuç arayan bir görüntüdeydiler. Hücum planları tamamen Del Valle'nin kanadından yapılacak ataklar üzerine kuruluydu. Ligin en etkili kanat oyuncularından birisi olacağına inandığım Del Valle'nin iki eksiği var. Birincisi takım savunmasına çok yardım etmiyor. İkincisi takım oyununa fazla katkısı yok. Pas oyununa katkısı yok, fazlasıyla bireysel oynuyor. Tabii bazen bireysel oynamak ile takım oyunu oynama becerisinden yoksun olmak karıştırılabiliyor. Örneğin ben Burak Yılmaz'ın ya da Fernandao'nun bencil oyuncular olduklarını düşünmüyorum. Bence onların pas vermeleri gereken birçok pozisyonda kaleyi düşünmelerinin sebebi öyle bir yeteneklerinin olmayışı. Del Valle için hangisi geçerli şu an için bunu bilemiyorum ama sürekli olarak kaleyi düşünmesi takımına bazen zarar verebiliyor. Fenerbahçe maçında da belki de yakaladıkları en önemli pozisyonda yine arkadaşlarına asist yapmak yerine kaleyi düşündü. Del Valle'nin en etkili olduğu anlar rakip savunma bekiyle bire bir kaldığı anlar. Bu tür durumlarda topu ceza sahası içine kadar taşıyıp iki ayağıyla da sert şutlar atabiliyor ama Fenerbahçe buna hiç izin vermedi. Del Valle'yi kilitleyen sarı-lacivertliler rakibin yüksek toplarını da kolay karşılayınca Mehmet Topal-Kadlec ikilisiyle oynamasına rağmen savunmada sorun yaşamadı. Fenerbahçe adına problem ise hücumdaki yaratıcılıktı. Meireles hücumdaki baskıda önemli rol oynadı fakat orada bir yaratıcılık gösteremedi. Josef de bu konuda çok etkili bir isim değil. En büyük beklenti Ozan Tufan'ın üzerindeydi ama o da beklenen hücum katkısını yapamadı. Tabii bu noktada skor 0-0'ken Ozan Tufan'ın Van Persie'ye attığı yaklaşık 40-50 metrelik muhteşem pası da gözardı etmemek gerekir. Pasın güzelliği nedeniyle sezonun en güzel golleri arasına girebilecek bir goldü ama Van Persie çok kötü bir vuruş yaptı. Sıkışan oyunda Fenerbahçe golü bir köşe atışından buldu. Korneri kazandıran Meireles'in hücumdaki baskısıydı. Fenerbahçe'de kornerleri genelde Diego kullanıyordu ama sakatlığı nedeniyle bu maçta yoktu. Geçmiş yıllarda Beşiktaş ve Galatasaray'a kıyasla kornerden çok sayıda gol atmasıyla bilinen Fenerbahçe'nin bu sezon Diego ile kullandığı sayısız kornerin bırakın golü, tehlike bile yaratamıyor oluşu eleştiri konusuydu. Kasımpaşa maçında ise toplam iki korner kullanıldı ve Nani bunlardan birisinde Josef'e asisti yaptı.
 
Golden sonra Hakan Arslan'ın yerine Aydın Yılmaz oyuna girdi. Fenerbahçe'de ise Vitor Pereira ilginç şekilde Alper Potuk ve Markovic'i oyuna aldı. Nani ve Van Persie'nin çıkması sürpriz değildi. İkisi de milli maç oynamıştı ve bu karşılaşmada etkisiz kalmıştı. Ama oyuna giren oyunculardan Alper Potuk bu sezon görev aldığı karşılaşmalarda hiçbir fayda sağlamayıp üstüne Rizespor deplasmanında yedirdiği gol gibi zarar verirken diğer taraftan Markovic de hazır değildi. Sırp futbolcunun oynayabileceği birçok maç varken böyle kritik bir deplasmanda skor 1-0'ken oyuna sokmak çok akıllıca bir tercih olarak görünmedi. Üstelik elinizde ligin en iyi kanat oyuncularından Volkan Şen varken. Vitor Pereira'nın kendi tanıdığı, bildiği oyunculara karşı bir pozitif ayrımcılığı var. Volkan Şen geçen sezonu Bursaspor'da değil de Sporting Lizbon'da geçirmiş olsaydı bu sezon Vitor Pereira'nın her maçta gözü kapalı oynattığı bir futbolcu olurdu. Ama bir türlü Portekizli hocanın gözüne giremedi. Diğer tarafta Kasımpaşa'da 68'de Del Valle çıktı, yerine Eren Derdiyok girdi. Adem Büyük kanada geçerken, Eren santrfor pozisyonuna geçti. Yenilen golde markaj hatası yapan Veysel Sarı 76. dakikada hakeme sözlü hakareti sonrası kırmızı kart gördü. Tabii bu noktada hakem Deniz Ateş Bitnel'e de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. PTT 1. Lig'de yönettiği cesur karşılaşmalarla dikkatimi çeken Bitnel, Süper Lig'de şampiyonluk yaşayan takımlardan birisinin maçını ilk defa yönetiyordu. Buna rağmen mücadele boyunca kontrolü hiç elden bırakmadı ve çok doğru kararlar verdi. Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir maç yönetti.
 
Kasımpaşa 10 kişi kaldıktan sonra hızlı bir oyuncu değişikliği yapmadı. Andre Castro sağ beke geçti, Donk orta sahanın merkezinde tek başına bırakıldı. Ama Kasımpaşa risk alan bir oyun sergilemedi. 10 kişi kalmaları biraz daha temkin oynamalarına sebebiyet verebilir fakat evinde 1-0 mağlup durumda olan bir takımın artık son 10-15 dakikayı 2. golü yemeyi düşünmeden risk alarak geçirmesi beklenebilirdi. Rıza Çalımbay bunu tercih etmedi. Tam aksi yönde bir tercihte bulunup savunmayı göz ardı ederek hücum etselerdi belki 1 puanı getirecek golü atabilirlerdi ama kalelerinde gol ya da goller görme ihtimalleri de yüksekti. Sanıyorum Rıza Çalımbay bu noktada bir tercih yaptı. Bu maçta alınması zor görünen 1 puanı zorlamak yerine 1-0 kaybetmeyi tercih etti. Geçen sezonun en çok gol yiyen takımını bu sezon pozisyon bile zor veren bir ekibe dönüştüren Rıza Çalımbay bu savunma alışkanlığının 10-15 dakikalığına bile bozulmasını istemedi. Bunun bir alışkanlık olduğunu düşünmüş olabilir. Bu maçta son 10-15 dakikada alınacak risklerle yenebilecek 1-2 golün önümüzdeki haftalarda da olumsuz etkileri olabileceğini düşünmüş olabilir. Bu nedenle tercihine saygı duyuyorum.
 
Sonuç olarak Kasımpaşa üst üste ikinci yenilgisini 1-0'lık skorla aldı. Hala Fenerbahçe ile birlikte ligin en az gol yiyen takımı konumundalar. Hatta bu 4 maçta rakipleri verdikleri gol pozisyonu sayısı bile sadece birkaç tane. Bu sebeple Rıza Çalımbay'ın kısa sürede oldukça iyi bir iş başardığı söylenebilir. 
 
Fenerbahçe cephesinde ise kazanmasına rağmen güven vermeyen, pozisyona girmekte dahi zorlanan bir takım var. Bugün oynanacak Molde maçının skoru önemli değil çünkü Avrupa Ligi ile Türkiye Ligi çok farklı dinamiklere sahip. Fenerbahçe, Atromitos karşısında sayısız gol pozisyonuna girip 3-0 kazandıktan 3 gün sonra ligde Antalyaspor'u 90+7. dakikadaki frikik golüyle mağlup edebildi. Vitor Pereira için başlarda çok umutluydum. Fenerbahçe taraftarının yıllarca hasret kaldığı, Ersun Yanal yönetiminde bir sezon büyük bir mutlulukla izlediği hücum futbolunu tekrar oynatmayı vaadetmişti. Hazırlık maçlarında da bunun sinyalleri verilmişti ama resmi karşılaşmalar başladığında işler tersine döndü. Vitor Pereira bundan önce Olympiakos ve Porto'da şampiyonluklar yaşadı. Her iki kulüpte de taraftarlar onun takıma sıkıcı futbol oynattığı eleştirisini yaptı. Bu eleştiri özellikle Olympiakos döneminde çok yapılmıştı ki Yunanistan ile Türkiye arasında insan karakteri bakımından çok fark yok. Dolayısıyla Vitor Pereira bu eleştirileri Türkiye'de de almaya başladı. Portekizli teknik adam basın toplantaılarında hala hücum futbolu üzerinde duruyor ama sahada ne yaptığını çok fazla bilmeyen bir takım var. Süper Lig seviyesinde bir teknik direktör olmadığına inandığım İsmail Kartal yönetimindeki Fenerbahçe bile daha ne oynadığı belli olan bir futbol sergiliyordu. Pereira sürekli olarak zaman istiyor. Tabii ki hiç kimse şık bir bina inşaatının 2-3 ayda bitirilmesini bekleyemez. Ama en azından aşama, aşama bir gelişme görürsünüz, yavaş yavaş tamamlanan katları görürsünüz. Fenerbahçe defansif anlamda iyi bir görüntü veriyor ama Vitor Pereira'nın vadettiği bu değildi. "100 gol barajını aşar mı?" diye yorumlar yapılan Fenerbahçe ilk 4 haftada toplam 6 gol atabildi. Ligin 16.'sı Gençlerbirliği de bu rakama ulaştı. Osmanlıspor ve Mersin maçlarında sayısız gol kaçıran Galatasaray buna rağmen 4 haftada 8 gole ulaştı. Fenerbahçe taraftarı sıkıcı futbolla gelen galibiyetlerden mutlu olsaydı Aykut Kocaman ve İsmail Kartal'ın arkasında dururdu. Bunu Vitor Pereira'nın da artık fark etmesi gerekiyor. Bir başka önemli nokta da kendi tanıdığı, bildiği oyunculara uyguladığı pozitif ayrımcılığı artık azaltmalı ve en başta Volkan Şen gibi ilk 11'i çok hak eden oyuncular oynamaya başlamalı.
 
Kayserispor - Trabzonspor maç özeti
 
KAYSERİSPOR 0-1 TRABZONSPOR 
Kayserispor maça tek bir değişiklikle çıktı. Mersin karşısında ilk 11'de olan Deniz Türüç'ün yerine cezası biten ön libero Samba Sow başladı. Tabii ki Sow, Deniz'in bölgesinde oynamadı. Orada Furkan Özçal görev alırken, Sow da İbrahim Dağaşan ile birlikte ön liberodaydı. Teknik direktör Tolunay Kafkas açısından hem futbolculuk, hem teknik direktörlük yaptığı Trabzonspor'a rakip olmak farklı bir duyguydu. İlk 11'de de 61 numarayı giyen Zeki Yavru ve Mustafa Akbaş gibi Trabzonspor'dan kiralanmış iki oyuncu vardı. Kaleci Hakan Arıkan da geçen sezonu kiralık olarak Karadeniz ekibinde geçiren, sezon başı kampına da onlarla başlayan ama daha sonra transfer gerçekleşmeyince Kayserispor'a dönen bir isimdi. Diğer tarafta Kayserispor'u çalıştıran Şota ile bu takımın sportif direktörlüğünü yapan Süleyman Hurma vardı. İlk 11'de de Kayserispor'dan alınan Alper Uludağ forma giyiyordu. Trabzonspor adına kilit değişim de bu oldu. Orta sahada Okay Yokuşlu'nun yerine Constant görev aldı. Constant iki bölgede de görev alabiliyor ama bu kadar sorumsuz bir oyuncuyu orta alanın merkezinde oynatmak çok daha büyük bir riskti. Üstelik bu durumda ne vereceği belirsiz olan Alper Uludağ da sol beke geçecekti. Halbuki Şota, Constant'ın sol bekteki yerini değiştirmeyip orta sahada Okay'ın yerine Özer ya da Mehmet Ekici'yi tercih edebilirdi. İkisi de daha önce Trabzonspor'da bu pozisyonda oynadılar. Zaten Marin oyuna girdikten sonra Mehmet Ekici bu pozisyona geçti, Constant da sol beke geri döndü.
 

 
Maça istediği başlangıcı yapamayan Trabzonspor'da bence en büyük problem Constant'ın merkezde oynamasıydı. Öyle ki sezonun yıldız isimlerinden Mbia'nın bile dengesini bozdu. Mbia bu sezonki en kötü performansını ortaya koydu. Ne defansı, ne de hücumu iyi yapabildi. Bu noktada bir özeleştiri yapmak istiyorum. Okay Yokuşlu temposuz oyunu nedeniyle Kayserispor'da ve ümit milli takımda hiç beğenmediğim bir oyuncuydu. Trabzonspor'da da Soner Aydoğdu'dan çok farklı bir kariyeri olacağını düşünmüyordum ama sezona harika başladı. Mbia'yla çok iyi ikili oldu ve onun forma giyememesi de en çok Mbia'yı etkiledi. Hücumda Mehmet Ekici varlık gösteremezken N'Doye da Cardozo'yu bile aratır zayıflıktaydı. Trabzonspor'un Cardozo ile deplasmanlarda başarılı olması imkansız. Mutlaka ondan daha hareketli bir santrfora ihtiyaçları vardı ve N'Doye bunu karşılayacak gibi görünüyordu. Beşiktaş maçında da bu sinyalleri vermişti ama Kayserispor önünde tam aksi bir görüntüdeydi. Açıkçası Trabzonsporlu oyuncuların motivasyon ve konsantrasyonlarını da biraz eksik buldum. Özellikle atağa çıkışlarda bazen öylesine kötü tercihler yaptılar ki bu kalitedeki futbolcuların böyle hatalar yapabilmesi sadece bununla açıklanabilir. Aynı oyuncuların Beşiktaş deplasmanında neler yaptığını da gördük. Maçın en etkisiz isimlerinden birisi Yusuf Erdoğan'dı. Tüm yeteneğine rağmen futbol alt yapısı eksiği çok net olarak görülen Yusuf yine zor işleri yaptı, en basit işleri yapamadı. Erkan Zengin her şeye rağmen sorumluluk almaya çalıştı. Bu sezon bu anlamda çok farklı bir Erkan izliyoruz. İşler ne zaman kötü giderse gitsin Erkan top istiyor, sorumluluk alıyor. Bunu Fenerbahçe'de de Nani, Rizespor deplasmanında göstermişti. İşler kötü giderken, oyuncular sahada bazen saklanırken bu tarz futbolcuların sahneye çıkması çok önemli. İlk yarının akılda kalan tek pozisyonu ise çok net bir gol fırsatıydı. Trabzonspor'dan kiralanan Mustafa Akbaş'ın hatalı pasında topu önünde bulan Mehmet Ekici çok rahat bir gol pozisyonunda olmasına rağmen ters ayağıyla zayıf bir şut çıkardı ve golü kaçırdı.
 
Oyun planı kontrataklar üzerine kurulu olan Kayserispor ceza sahasına girmek yerine uzaktan şutlarla kaleyi yokladı ve bunların birkaçında tehlike de yarattı. 56'da beklenen değişiklik geldi ve sol bek Alper'in yerine Marin oyuna girdi. Böylece Constant sol beke geçti, Mehmet Ekici onun orta sahadaki pozisyonunu doldururken Marin de forvet arkası olarak oynamaya başladı. Kısa süre sonra maçın en etkisiz ismi Yusuf'un yerine de Cardozo girdi. 74'te ise maçın bir başka etkisiz ismi Mehmet Ekici'nin yerine Özer girdi. Tabii bu değişikliklerden önce yaşanan geri pas hadisesinden bahsetmemek de olmaz. Kayserisporlu futbolcunun yaşadığı sakatlık nedeniyle Kayserisporlu oyuncular topu taca attılar. Trabzonspor futbolcu da tac atışını onlara doğru kullandı. Kayserisporlu Simic topu dizinde sektirdikten sonra kafasıyla kaleci Hakan'a attı. Hakan da bu topu eliyle tutunca endirekt serbest vuruş kararı verildi. Merkez Hakem Kurulu eski başkanı Mustafa Çulcu'ya göre bu pozisyonda hakemin kuralı yanlış yorumladığını, oyuncunun kafasıyla pas vermeden önce topu ayağıyla değil diziyle sektirdiği için geri pasta bir hata olmadığını ifade etti. Mücadelenin hakemi Hüseyin Göçek'in hatalı bir karar verdiğini söyledi. Maç içinde sorumluluk alan Erkan Zengin burada bir sorumluluk aldı çünkü Kayserisporlu oyuncuların yoğun itirazına rağmen bazı Trabzonsporlu futbolcular endirekt frikiğin kullanılması gerektiğini düşündüler. Erkan ise sorumluluk aldı ve topu rakibe verdi. 
 
Bu tartışmalı endirekt frikik hadisesi Trabzonsporlu oyuncuların zaten yüksek olmayan konsantrasyonunu daha da düşürdü. Oyun üstünlüğü Kayserispor'a geçerken Trabzonspor iki bireysel yetenekle 87. dakikada golü buldu. Marin sağ kanatta Özer'i topla buluşturduktan sonra koşusunu kesmedi. Özer'in sağ kanattan yaptığı bence kötü orta, bu koşuyu devam ettirdiği için Marin'in önüne düştü. O da topu Cardozo'ya aktardı ve deplasmanların eleştirilen santrforu golü yaptı. Böylece oyuna sonradan giren üç futbolcunun katkısıyla topu ağlarla buluşturdular. Golden kısa süre sonra Marin bu defa topu Cardozo'yla buluşturdu ve yine koşusunu kesmedi. Cardozo ise ona tekrar bakmaya ihtiyaç bile duymadan koşu yoluna muhteşem bir pas attı. Marin burada klasına yakışmayacak kötü bir vuruşla golü kaçırdı. Ancak yine de oyuna yaptığı etki çok dikkat çekiciydi. En önemli ise bu ligde pas verdikten sonra duran futbolcuları izlemeye alışkın olan bizlere farklı bir şeyler izlettirmiş olmasıydı. Trabzonspor kalan sürede skoru korudu ve 3 puanı aldı.
 
Kayserispor adına başarılı bir maç değildi ama rakibin gücü göz önüne alındığında beraberliği hak edecek bir oyun ortaya koyup puansız ayrılmaları talihsizlik olarak yorumlanabilir. Bence en büyük talihsizlikleri Benfica'dan aldıkları Derley'in performansı. Tek forvet oynayan Derley'nin çıktığı 4 maçta sadece 1 asistlik katkısı olması ve hiç gol atamaması Kayserispor'un hücum gücünü sekteye uğratıyor. Bu bölgeye yapılan Yakubu transferi ise kulübün finansal sorunlarını ortaya koyuyor. Osmanlıspor bu bölgeye Webo ve Rusescu gibi isimler alırken Kayserispor fazla kiloları nedeniyle güreşçi izlenimi veren Yakubu'yu alabiliyor. Yakubu bir dönem Premier Lig'in önemli forvetleri arasındaydı ama fiziksel anlamda son görüntüsü çok umut verici değildi. Buna rağmen Trabzonspor maçında oyuna sonradan girip kendisini gösterdiği 1-2 pozisyon oldu. Bunlardan birisinde takımına penaltı da kazandırabilirdi. Biraz kilo vermesi durumunda takıma Derley'den daha faydalı olabilir. 
 
Trabzonspor'da ise Okay'ın takım için önemi ve Constant'ın asla güvenilmeyecek bir oyuncu olduğu tekrar görüldü. Takım savunması başarılıydı ama bunda en büyük pay Cavanda'nındı. Medyada bu maçta Douglas'la ilgili olumlu yorumlar okuduğumda biraz şaşırdım çünkü Douglas hava toplarındaki üstünlüğü dışında iyi bir görüntü vermedi. Hatta bu lig için bile biraz ağır olduğunu düşünmeye başladım. Sağ bek oynayan Cavanda ise özellikle savunmada müthiş işler yaptı. Trabzonspor'un attığı golün kısa süre öncesinde de savunmada çok kritik bir hamle yapmıştı. Hücum katkısının sınırlı olduğunu düşünüyordum ama bu maçta hücumda da faydalı olabileceğini gösterdi. Oyuna sonradan giren Cardozo ve özellikle Marin performanslarıyla dikkat çekerken Mehmet Ekici'nin zayıf oyunu da gözlerden kaçmadı. Tabii bu onun bu sezon ligde ilk 11 çıktığı ilk maçtı.
 
Ben Trabzonspor'un bu sezon çok ciddi şekilde şampiyonluk adayı olduğuna inanıyorum. Bence 4. hafta sonundaki puan durumu yanıltıcı değil. Şu anda Fenerbahçe'den sonra ligdeki en büyük şampiyonluk adayının Trabzonspor olduğunu düşünüyorum. Bu noktada da Fenerbahçe eğer Avrupa Ligi'nde yarı finale kadar yükselirse ligin son haftalarına doğru Avrupa kupalarındaki kritik karşılaşmalar ile ligi bir arada götürmekte zorlanacağından şampiyonluk ibresi Karadeniz ekibine kayabilir. Trabzonspor bu sezon Avrupa Ligi'nden neredeyse bile bile elendi. Onlar da biliyordu ki sadece lige konsantre olmak şampiyonluk yolunda çok kritik. Trabzonspor'un şu anda Beşiktaş, Fenerabahçe ve Galatasaray'dan en büyük avantajı sadece lige odaklanabilmesi. Fenerbahçe'nin avantajı ise şu anda ligdeki en iyi kadroya sahip takım olması. Trabzonspor bu yarışı sonuna kadar götürebilir. Ama sanırım Trabzonspor taraftarı bunun çok farkında değil ya da buna inanmıyor. Çünkü hala Avni Aker'i tıklım tıklım doldurmayı başaramadılar. Trabzonspor son iç saha maçında Akhisar'a iki puan kaybetti. Geçen sezon Fenerbahçe'yi şampiyonluktan eden karşılaşmalardan birisiydi evinde Akhisar'a mağlup olduğu mücadele. Böyle karşılaşmaları kayıpsız atlatmak çok önemli. Akhisar, Trabzonspor deplasmanında penaltıdan gol atmıştı. Karar doğruydu ama hakem aynı kararı tıklım tıklım dolu bir Avni Aker'de vermekte zorlanırdı. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yıllardır şampiyonluk yarışındaki en büyük avantajı iç sahada tarafta baskısıyla hakem ve rakip futbolcular üzerinde kurdukları baskı. Trabzonspor taraftarı da stadı doldurup bu baskıyı kurarsa; bir başka deyişle futbol kuralları dahilinde Avni Aker'i bir cehenneme dönüştürmeyi başarırlarsa Trabzonspor da şampiyonluk yarışında en büyük adaylardan birisi olmaya devam eder.

Selen Yakıcı İle Top 5 (16 Kasım 2020)