Fenerbahçe'nin yeni teknik patronu İsmail Kartal, çocukluğunun geçtiği Anadolukavağı'nda mütevazi yaşantısını sürdürüyor. Kendine ait restoranı ve küçücük teknesi ile spor dünyasının şaşaalı görüntüsünün çok uzağında hayatı olan Kartal, futbolun sessiz bir emektarı. En büyük mutluluğu, kendi deyimiyle boş zamanlarında Anadolukavağı'nda geçirdiği zaman…
Şöyle diyor Kartal: “İş stresi sona erince kendimi Anadolukavağı'na atarım… Tekneme gider, boyasını yapar, motorunu tamir ederim… En büyük zevkim bu...”
KAVAK'IN GURURU
Anadolukavağı'nın gururu İsmail Kartal'ın babası da semtin en namlı balıkçılarından biriymiş… Lakabı Karadayı olan Muhittin Kartal, İsmail Kartal'ın yaşamında ayrı bir yere sahip… Hayatını balıkçılıkla kazanan yoksul bir ailenin çocuğu olan Kartal'ın futbola başlangıcı da klasik öykülerdeki gibi...
Onu mahalle maçlarında beğenen bir antrenör, boğazın diğer tarafındaki Sarıyer'e götürmüş. Oradan Gaziantep ve F.Bahçe serüveni başlamış… Sarı lacivertlilerin her şampiyonluğunda Anadolu Kavağı tamamen sarı lacivert renklere bürünürmüş…
FUTBOLLA YAŞIYOR
Kartal'ın F.Bahçe içindeki rolü de belki bu mütavazılığından kaynaklanıyor. Kendini hiçbir zaman ön plana çıkarmayan Kartal kamplarda futbolcuların en büyük sırdaşı olmuş. Her kamp dönemi oyuncuların odasına tek tek giderek onlarla sohbet etmesi ve sorunlarını dinlemesi, yardımcılığını yaptğıı teknik adamların işini hep kolaylaştırmış.
Kartal'ın sakin görüntüsünün altında sert de bir mizaç yatıyor. Yeri geldiği zaman bu sertliğini geçmişte sahada olduğu gibi bugün futbolculara karşı da Samandıra'da gösteriyor. Özetle İsmail Kartal, kelimenin tam anlamıyla, sakin bir güç...



