comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

Kadlec: "R.Carlos ve A.Cole bambaşka"

03 Mart 2014, Pazartesi 13:43

Fenerbahçe'nin Çek futbolcusu Michal Kadlec, Fenerbahçe dergisine bir röportaj verdi.

Sezon başında 3 yıllığına çubuklu formamız için el sıkışan Çek oyuncu Michal Kadlec, profesyonel bir futbolcu olmanın yanı sıra her anlamıyla bir sporsever.
 
Golf, buz hokeyi, atletizm, tenis, basketbol, voleybol severek takip ettiği ve fırsat buldukça yaptığı sporlar arasında. Küçük yaşlarda Bundesliga'da seyrettiği babasının izinden giden tecrübeli oyuncuyla, yabancı statüsündeki kurallar gereği yedeklik sürecinin kendisinde sıkıntı yaratıp yaratmadığı, Süper Lig izlenimlerini ve Fenerbahçe'deki mutlak hedefleri konuşuldu.
 
F.Bahçe dergisinin Mart sayısındaki röportaj şu şekilde;
 
"EN ÇOK ETKİLEYENLER ASHLEY COLE VE ROBERTO"

- Kadlec, babanın futbolcu olmasıyla belli ki futbolla iç içe bir çocukluk dönemi geçirdin. Futbol dışında aklını çelen başka bir gelecek planın var mıydı, ya da varsa yoksa futbol muydu her şey senin için?
 
"Çocukken birçok spor ile ilgileniyordum; buz hokeyi, atletizm ve tenis gibi branşlarla ilgilendim. Bu sporlar ilgimi fazlasıyla çekmesine karşın futbolcu oldum. Babam bana, hangi spor dalıyla uğraşırsam uğraşayım, hep destek olacağını söylerdi. Her zaman yanımda olduğunu hissettirirdi. Tabii ki futbolcu olmamda babamın da etkisi oldu ancak hiçbir baskıda bulunmadı, sadece her kararımın arkasında olduğunu söyledi ve ben de futbolcu olmayı istedim."
 
- Küçüklüğünde hayranı olduğun, kendine örnek aldığın futbolcular kimlerdi?

"Benim için en önemli örnek babam idi. Çünkü onun Bundesliga'da futbol oynadığı dönemdi ve ben de ona hayrandım. Benim için çok etkileyiciydi. Ben de ilk olarak orta sahada oynadım, sol bekte oynadım ve zaman zaman da stoper oynayabiliyorum. Oynadığım mevkiiler itibariyle de beni o dönem için en çok etkileyen oyuncular; başta babam olmak üzere Roberto Carlos ve Ashley Cole'dur. "
 
- Altyapın Alman ve Çek disiplinleri taşıyor. Bu 2 disiplinin farklılıklarını ve ortak yönlerini bizimle paylaşır mısın? O şartlarla eğitilmiş bir futbolcu olarak; senin karakteristik yapılarını sıralar mısın?

"Ben 6 yaşındayken Almanya'ya geldim ve 7 yıl Almanya'da yaşadım. Benim o dönem için Alman futbolunda gördüğüm, Alman futbolunun her yönüyle Çek futbolundan daha iyi olmasıydı. Bu belki Almanya'nın ekonomik anlamdaki gücünden de kaynaklanıyor olabilir. Almanya'daki futbol ortamı daha üst düzeydi. Çek Cumhuriyeti'ne geri döndüğümde ise sanki başka bir dünyadaymışım gibi hissettim. Bunun dışında sanırım iki ülke arasındaki bu farktan dolayı olsa gerek, Almanya'da Nike ve adidas gibi marklar tercih edilirdi ama Çek Cumhuriyeti'ne döndüğümde şunu çok açık bir şekilde söyleyebilirim ki adidas ayakkabısı olan tek oyuncu bendim. Çek Cumhuriyeti'ndeki kulüpler de her anlamda daha küçük kulüplerdi. İki ülke futbolu açısından ekonomik fark çok fazlaydı. Tabii bu da iyi bir tecrübeydi. Yalnız oyuncu kalitesi açısından bir fark olduğu söylenemez, son derece üst seviyede futbolcular da vardı. Çek Cumhuriyeti'nde oynadıktan sonra yeniden Almanya'ya döndüm ve bugünlere geldim."
 
- 3,5 sezon Sparta Prag ve 5 sezonluk Bayer Leverkusen'de takımlarınla birlikte birçok başarılar elde ettin. Aynı zamanda Çek milli takımındasın. Kariyerinin bu değişik episodlarından en zihnine kazınmış olan anıları bizimle paylaşır mısın?

"Kariyerimin her anı çok özel ve çok değerli. Çek Cumhuriyeti ve Almanya'da futbol oynadım ve benim için çok güzel deneyimler oldu. Hem profesyonel anlamda hem de Milli takımlarda görev aldığım maçlar benim için unutulmaz. Çünkü hepsi yaşanması gereken bir an ve çıkılması gereken bir basamak idi. Sparta Prag'dan Bayer Leverkusen'e ve oradan da Fenerbahçe'ye gelişim çok özel ve güzel şeyler. Bu nedenle futbolculuk kariyerim boyunca yaşadıklarımı birbirinden ayırmam çok zor."
 
- EURO 2016'da Türkiye ile Çek Cumhuriyeti'nin A Grubu'nda yer alıyor. Değerlendirmeni alabilir miyiz?

"Güçlü rakiplerimiz var. Gruptan Türkiye ile birlikte çıkmayı temenni ediyorum. Çok harika olur bizim için. Hollanda böyle turnuvalarda çok bulundu. Artık Türkiye ile biz beraber gidelim. Bunlar şaka tabi. Şu anda Fenerbahçe'deki işimize konsantreyiz."

"TÜRK FUTBOLCULARIN DAVRANIŞLARI FARKLI"

- Sezon başında Bayer Leverkusen'den transfer edilerek 3 yıllığına Fenerbahçe ile sözleşme imzaladın. Geçen bu süre zarfında, Bundesliga'nın ardından Süper Lig dengelerini nasıl yorumluyorsun?

"Aslında herkesin bana sorduğu sorulardan biri de bu; Bundesliga ve Süper Lig arasındaki fark…Türkiye Ligi'nde sahada ve tribünde olan şeylerin, Almanya'da olacağına inanmıyorum. Örnek vermek gerekirse; kırmızı kartlar ve futbolcuların saha içindeki davranışları Almanya'dakinden çok farklı. Belki de bu Türk futbol mantalitesinden kaynaklı… Ancak tribündeki atmosfer de çok özel."
 
- Transferin sonrası takıma kısa sürede adapte oldun ve senden beklenenleri gerçekleştirmek üzere Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarında yer aldın ancak Fenerbahçe daha sonra bu kulvardan men edildi. Avrupa arenasında mücadeleyi sürdürmeyi hedeflemiş Fenerbahçe için bu, ağır bir karar oldu. Ve senin için sonrasında yabancı statüsündeki kurallar gereği kadrodan kopuş dönemi de başladı, diyebiliriz. Bu durumu kendi kariyerin açısından nasıl değerlendiriyorsun?
 
"Öncelikle Avrupa'da neler oluyor onu değerlendirmek gerekirse, bu konuda neler yaşandığı ya da neler olduğuna ilişkin tam anlamıyla bir fikrim yok. Yalnız bir gün önce Avrupa'dan men edildik, bir gün sonra ise Avrupa'ya yeniden gideceğimiz açıklandı. Sonrasında ise yeniden men kararı açıklandı. Bu konu hakkında birçok söylemde bulunabiliriz ama yapılacak bir şey yok, çünkü verilmiş bir karar var. Bunun dışında yabancı statüsü ile ilgili konuda bir şeyler söylemek gerekirse de, onunla ilgili de bir karar var ve sahada oynayacak olan 6 yabancı oyuncuya Hocamız karar veriyor. En iyi çalışan ve performansının yüzde yüzünü sahaya yansıtan kimse o formayı alır. Bizler elimizden geleni yapalım, karar verecek olan Hocamızdır."
 
- Yine senin gibi çok önemli oyuncuların bulunduğu bir kadro zenginliği de var. Sakatlıklar, form düşüklükleri vb durumlarla kimsenin yeri de banko değil. Buradaki en önemli formül verilen şansı en iyi kullanmaktan mı geçiyor, neler düşünüyorsun?
 
"Verilen şansı en iyi şekilde değerlendirmek çok önemli. Fakat, bunun için bir maç yeterli değil diye düşünüyorum, çünkü uzun süre oynamayıp görev aldığınız ilk maçta hemen farklı bir şeyler yapabilmek kolay bir şey değil. Üst üste forma şansı bulup, ardından değerlendirilme yapılmalıdır diye düşünüyorum. Sonuç itibariyle futbolcu için bir form tutma söz konusu. Görev alınan ilk maçta mutlaka hatalar olacaktır ama onlara bakarak kesin bir hükümde bulunmak pek de doğru değil diye düşünüyorum. Ancak şu konuda bir ayrım yapılması gerektiğine inanıyorum, o da; antrenman ve maç performanslarının farklı olabileceği. Antrenman yapıyoruz ama maç oynamak çok daha farklı."
 
- Kadlec, Fethiye Kupa maçından sonraki bir ayrılığın ardından Sivas,Kasımpaşa ve Elazığ maçlarında ilk 11'de yer aldın. Sivas'ta hakem tarafından manipüle edilen bir maçın ardından Kasımpaşa ile tekrar 3 puanı getirdiniz. Elazığ'da ise puanları paylaştık. Oynadığın bu karşılaşmaları değerlendirir misin?
 
"Sivasspor maçını değerlendirerek başlamak istiyorum. Evet, hakem ile ilgili konuşmak gerekirse; hakemin başarılı olduğunu düşünmüyorum. Maçın 10. dakikası itibariyle bir penaltı pozisyonu oldu ve bu da evet penaltıydı. Ancak verilmeyen bir penaltı söz konusuydu. Bunu da değerlendirirken futbolun doğası gereği olan şeyler diye bakılmalıdır. Hakem kararları maça damga vurabiliyor. Sivasspor maçında hakemin o kararından sonra ben fazlasıyla o pozisyonu düşündüğümüze inanıyorum ve bu da konsantrasyonumuza yansıdı. Maçı kazanmak için 80 dakikamız vardı üstelik iyi de bir oyun sergiliyorduk ancak penaltı pozisyonunun zihinlerimizde yer etmesi bizi biraz oyundan düşürdü. Bizim için zor bir akşamdı. Kasımpaşa maçına dönecek olursak; o gece bizim için en önemli şey kazanmak idi. Nasıl kazandığımız ya da ortaya koyduğumuz oyun çok önemli olmasa da kazanmak bizim için fazlasıyla önemliydi. Belki de o gece çok da iyi bir futbol sergilemedik ve daha iyisini de yapabilirdik ama kazanmak biz çok mutlu etti.
 
2 hafta üst üste aldığımız iki mağlubiyet vardı ve Galatasaray ile aramızdaki puan farkı 4'e inmişti. Bu nedenle Kasımpaşa maçı bizim kesin kazanmamız gereken bir maçtı ve kazanmasını da bildik. Elazığspor maçında ise ilk dakikalarda pozisyonları gole çeviremedik ve sonrasında yine hakem hatalarıyla demotive olduk diyebilirim.
 
- Rakiplerle puan farkını koruyarak sezon sonu şampiyonluğu elde etmek takımın mutlak hedefi. Tüm Fenerbahçe camiasının da bu hedefe inancı ve destekleri tam. Takımın bugüne kadarki 2. yarı performansını ve sezon sonuna ilişkin senin mesajlarını alabilir miyiz?

"Hedefimiz, kuşkusuz şampiyon olmak. Herkesi de ortak bir paydada birleştiren şey bu. Ancak çok da erken konuşmamak gerekir diye düşünüyorum. Adım adım gitmeliyiz. Sonuç itibariyle Lig uzun bir maraton ve iniş çıkışlar yaşanabilir. Bizim amacımız performansımızı her zaman üst seviyede tutarak emin adımlarla şampiyonluğa ulaşmaktır. Biz oyuncuların hedefi Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya şampiyonluğu getirmektir."
 
- Fenerbahçe taraftarını nasıl buluyorsun?

"Taraftar hakkında tek kelimeyle söylenebilecek şey, harika olmalarıdır. Yer ve mekân ayırt etmeden bize destek olmaları bizim için çok özel ve güzel. Yani her koşulda takımına destek olan bir taraftara sahibiz, onlar bize gerçekten bir aile olduğumuz hissettiriyor. Futbol kariyerimde gördüğüm en iyi taraftar, Fenerbahçe taraftarıdır diyebilirim."
 
- Fenerbahçe'nin diğer branşlarını takip edebiliyor musun?

"Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımının, Fenerbahçe Ülker Sports Arena'daki maçlarına gidiyorum. Mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Aynı zamanda benim gibi Çek bir sporcu olan Aneta, benim arkadaşım ve bu sayede Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımımızın maçlarını da takip etmeye çalışıyorum. Fenerbahçe'nin büyük bir aile olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe'nin gücünü ve büyüklüğünü ortaya koyan şey de bu aile kavramıdır."
 
"KAFA DAĞITMAYA ÇALIŞIYORUM"

- Futbol dışında boş vakitlerinin nasıl değerlendiriyorsun?

"Boş vaktimiz olduğunda Hasan Ali ile dışarı çıkıyoruz. Aynı zamanda Golf ve PlayStation oynamayı seviyorum. Genelde evimde vakit geçirip, dinlenmeyi tercih ediyorum. Bu şekilde kafa dağıtmaya çalışıyorum. Bunların dışında küçük köpeklere olan bir sevgim de söz konusu."
 
- Türkiye'ye alıştın mı?
 
"Her futbolcu gibi 1 ya da 2 aylık dönem adaptasyon sürecidir ama ardından bu dönem aşılır. Şu an için kendimi tamamen Türkiye'ye adapte olmuş hissediyorum. İstanbul aynı zamanda güzel bir şehir ve gezmeyi seviyorum."

- Son olarak sarı lacivert formayla önümüzdeki 2 sezon daha birliktesin. Çubuklu formayla neler hedeflediğini paylaşır mısın?
 
"Benim hedefim; Fenerbahçe'nin başarılı olması için savaşmak. Fenerbahçe, her sezonda şampiyon olmak için mücadele eder ve ben de bu mücadeleye katkı sağlamak için buradayım. Evet, şu an için Avrupa'dan men edildik ama cezamız bittikten sonra da Avrupa'da da en iyi yere gelmek için mücadelemiz devam edecek. Fenerbahçe için elimden gelenin en iyisini yapmak benim temel hedefim. Kazanabildiğimiz kadar maç ve kupa kazanmak için bir aradayız."

Kaynak: Fenerbahçe Dergisi

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!