comScore

Beşiktaş Beşiktaş

Slaven Bilic'in Rusya macerası

25 Haziran 2013, Salı 14:24

Beşiktaş ile anlaşan Slaven Bilic, Rusya'dan neden ayrıldı? Rusya futbolunu yakından takip eden yazarımız Barbaros Yıldızlı, Bilic'in Rusya macerasını kaleme aldı.

ANAHTAR KELİME: “SABIR”

Bu belki her teknik adam için geçerlidir. Neticede her yeni ve özellikle yabancı teknik direktörler bir kumardır ama özellikle Slaven Bilic gibi yaklaşık 8 yılını milli takımda geçirmiş ve kulüp yapısından uzak birisi için öncelikli ihtiyaç olacak. Geçen sezon büyük umutlarla gittiği Rusya'daki kariyerinin çabuk bitmesinin faktörlerinden biriydi çünkü.

RUSYA'DA NEDEN OLMADI?

Bu sorunun ilk cevabını yukarıdaki paragrafta verdim. Diğeri ve daha önemlisi ise kulüp yapısına olan uzaklığından ziyade Rusya Ligi'ne adaptasyonunun çok uzun sürmesiydi. Farklı, zor, kalitesi düşük, fizik gücüne dayalı ve en önemlisi kapalı kutu anlamında takım sayısının fazla olduğu bir lig çünkü. Aynı sezon Unai Emery'nin Spartak Moskova macerası daha çabuk bitti mesela. Üstelik Emery'nin elinde daha kuvvetli bir kadro, arkasında da her istediğine “evet” diyecek bir yönetim vardı. Bilic'in bu yönden dezavantajları olmasına rağmen ligi 9. sırada bitirecek kadar da kötü kadro yoktu elinde. Nihayetinde son dönemde hedeflerinden uzaklaşsa bile bir sezon önce Couceiro yönetiminde play-off'a kalan, Avrupa Ligi'nde de o yılın finalisti Bilbao'ya grup aşamasından sonra burun farkıyla kaybetmiş bir takımı devraldı.

- Esasında bütün bir sezon hem Lokomotiv Moskova başkanı Olga Smordskaya, hem de Devlet Demir Yollarının sahibi Yakunin Bilic'e destek vermişti. Ancak sezon sonu yollar ayrıldı.

TÜRKİYE LİGİ DE FARKLI DEĞİL

Bu kıyaslamayı sezon ortasında Hiddink de yapmıştı aslında. En azından belli boyutlarda. Rusya'da futbol oynamak için fazlasıyla profesyonelliğin gerektiğini ve mücadeleye dayalı bir lig olduğunu söylemişti. Türkiye Ligi de benzer özellikler taşıyor. Kalite ve tempo düşük. Sertlik üst düzeyde. Üstelik Rusya'ya nazaran medya baskısı hat safhada. Rusya'da bizdeki kadar anormal baskısı olmaz çünkü medyanın. Bilic'i Türkiye'de sıkıntıya sokacak diğer faktör de bu.

TARİHİNİN EN KÖTÜ DÖNEMİNİ YAŞATTI

Lokomotiv Moskova, 2007-2008 ve 2008-2009 sezonlarından sonra en kötü dönemini Bilic ile yaşadı. Hatta daha kötü derece oldu. Hırvat teknik adam, Moskova derbileri dışında Rubin, Anzhi ve Zenit gibi zirve takımlarıyla totalde oynanan 12 maçın 7'sini kaybederken, sadece 2 galibiyet (Rubin ve Spartak'a karşı) alabildi. Ancak kulübün birkaç sezondur şampiyonluk hedefinden uzaklaşmasından ötürü taraftarın radarında yönetim olduğu için Slaven Bilic, önceki hocalardan daha başarısız olmasına rağmen kulüp başkanı kadar tepki almadı seyircisinden.

 

ESKİ ÖĞRENCİSİNDEN BİLİC'E ELEŞTİRİ

Haberi için tıklayın

Bunu söyleyen de azbuz bir oyuncu değil. Milli takımda forma giyen ve bu sezon 8 milyon euro'ya Spartak Moskova'ya olan Glushakov. Üstelik Lokomotiv Moskova'da birçok hocayla çalışmasına rağmen ilk defa açık alanda bu tarz bir demeç verdi.

ARTILARI NELER?

1) GENÇLER İÇİN NİMET

Buraya kadar negatif tabloyu sunduk. Pek tabi Hırvatistan milli takımında başarılı olmuş birisinin artıları da olacak. İlk sıraya genç futbolculara verdiği önemi koyalım. Lokomotiv Moskova geçen sezon Rusya'da A ve genç milli takımlara 9'dan fazla “yerli” oyuncu gönderdi. Listenin 5'inde Capello'nun takımına giden oldu ve aralarında en dikkat çekeni Grigoriev'di. Onun dışında kamp dönemine çağırdığı birçok genci A takımda ilk 11'de oynatıp verim aldı Bilic. Bunlar arasında yine milli takımlara giden 17-18 yaş aralığındaki kaleci Lobantsev, Lystsov ve Miranchuk da var. Yani geçen sezon Beşiktaş'ta kamp döneminde dikkat çeken fakat A takımda forma şansı bulamayan gençler için bir şans olacaktır.

2) AŞIRI POZİTİF – PES ETMEYİ SEVMEZ

Rusya'da geçen sezon polemikten uzak, yönetim ve taraftarla uyumlu, sorun çıkarmayan ve daima işine bakan görünümdeydi. Eldeki her türlü imkanı denedi. Tek şikayeti 10 numara eksikliği oldu. Ancak pozitifliği zaman zaman aşırıya kaçabiliyor. Misal; Kaybettiği maçların ardından öz eleştiri yapmak yerine hep ilerisi için umutlu konuştuğundan bizim ülkemizde bu durum antipatik görünebilir. Ancak savaşçı kimliği de diğer yandan aynı oranda sevilir.

3) HIRSLI GELECEK

Çizdirdiği karizmayı yeniden toparlamak için gelecek Beşiktaş'a. Bu da mutlaka hırsına yansıyacaktır. Ayrıca geçen sezon iyi – kötü kulüp yapısında deneyimleri oldu. Hatalarını ve eksilerini gördü. Tecrübe kazandı.

TAKTİK BİLGİSİ ÜZERİNE (EKSİLERİNDEN)

Aşağı yukarı 8 senelik milli takım geçmişinden sonra geçen sezon ilk defa bir kulüp çalıştırdığı için bu konuda çuvalladığı dönemler çok oldu. Sezon başı kendi sistemini dayatmaya çalıştı Lokomotiv Moskova'ya. İyi de başladı ama fikstürün zorlaştığı ve kötü sonuçların alındığı dönemde çark edip kadroyu ve sistemi değiştirdi. Sonrasında da çuvalladı. Oyun içi strateji bilgisi çok iyi değildi. Doğaçlama kararlar verebiliyor. Hatta bazı dönemler kadroda hiç beklenmedik isimlere de kesik attığı oldu. Film kopunca da toparlaması zorlaştı. Yani bu konuda fazla başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Hırvatistan'daki gibi değildi. İki farklı yüz çıkardı çünkü ortaya. 2013'te N'Doye, Maicon, Obinna, Glushakov, Caicedo ve formsuz da olsa Pavlyuchenko'lu hücum hattının gol ortalaması yarı yarıya düştü. Hırvat hoca bu durumu kötü şans ve 10 numara eksikliğine bağladı –ki, ikinci hususta nispeten haklıydı. Ancak tabi kötü biten koca sezonun ve takımın 9. olmasının yeterli mazereti olamaz.

YÖNETİMİN İLK TERCİHLERİNDEN Mİ?

Bu hususta ancak tahmin yürütebilirim. Şöyle ki; Rusya Ligi 26 Mayıs'ta bitti. Slaven Bilic'in sözleşmesinin feshedildiğinin resmi açıklaması ise 18 Haziran'da yapıldı. Gecikme sebebi ise tazminat pazarlığı ve kulüp başkanı Olga'nın Bilic'ten ikinci yönetim kurulu toplantısında rapor istemesinden kaynaklandı. Bilic, takımın nasıl düzeleceğine dair bir rapor sundu fakat yönetim ve başkan bunu kabul etmedi. Akabinde de tazminat pazarlığı başladı ve yolların ayrılması fikri ağırlık kazandı. Sürecin uzaması da tazminat pazarlığından kaynaklandı. Sözleşmedeki 6 m€'luk tazminat 3.5 m€'ya düşürüldü çünkü. Yani 18 Haziran'daki resmi açıklamaya rağmen yönetim ve Slaven Bilic'in sözleşme feshi konusundaki ortak fikri daha önceden oluştu. Dolayısıyla Beşiktaş yönetiminin de her ne kadar “gündemimizde yok” açıklamasına rağmen bu süreçte Slaven Bilic ile temas kurma ihtimalinin olduğunu söyleyebiliriz.

SON NOKTA

Her şeyden önce hayırlı olsun Beşiktaş'a. Ancak yazımın ilk cümlelerinde söylediğim ve geçen sezonki izlenimlerime dayanarak söyleyebilirim ki; “Kısa vadeli düşünen bir takımın hocası değildir” Bilic. Zaten kendisi de Rusya'ya gittiği ilk gün ve sonraki dönemlerde “Buraya uzun vadede başarılı olmak için geldim” cümlesini tekrarladı hep. Sabır gerektiren eksileri var. Hırvatistan CV'si ve o günlerden kalan renkli kişiliği yanıltmasın. Türkiye'deki teknik adam kıyımı, medya baskısı ve erken gelen taraftar tepkisi malum. Bunlar hep handikap olacak kendisi için. Eğer yönetim tarafından aksi bir tutum izlenirse Hırvat teknik adamın Türkiye'deki macerası da Rusya'ya benzeyebilir.

Her ne kadar ligler arasında ciddi benzerlikler olsa da Bilic'in, Rusya'da başarısız oldu diye Beşiktaş'ta da aynı duruma düşeceği diye bir kaide yok. Ancak Rusya'da olduğu gibi Türkiye'deki rakipleri de çalıştırdığı kulüpten daha fazla para harcayan takımlar olacak. 

NOT: Bu yazı Slaven Bilic'in geçen sezon Rusya macerasındaki izlenimlere dayalı olarak kaleme alınmıştır.