Olcay Şahan, Futbol Federasyonu Basın Departmanı tarafından hazırlanan TamSaha dergisine konuştu. İşte o röportaj:
Futbola ilgin nasıl başladı, bir kulübün altyapısına girmeden önce topla ilişkin nasıldı?
Futbola Fortuna Düsseldorf'ta abimin sayesinde başladım. O sırada 6 yaşındaydım. Kulüp abimi seçmelere davet etmişti ve ben de onunla gitmiştim. Kenarda kendi başıma topla oynuyordum. Abime "Bu çocuk kim?" diye sordular. "Kardeşim" cevabını verince, "Seni beğendik, kardeşini de öyle. İkiniz de burada futbol oynamaya başlayın" dediler. Böylece 6 yaşında futbola başladım. 9 yaşındayken Bayer Leverkusen'in altyapısına geçtim. Oradaki ilk senemde ayağım kırıldı. 1 yıldan uzun bir süre futbol oynayamadım. Bayer Leverkusen'de 3.5 yıl kaldıktan sonra Fortuna Düsseldorf'a döndüm, çünkü biraz eksiklerim vardı. 17 yaşına kadar Düsseldorf'ta oynadıktan sonra Mönchengladbach'a transfer oldum.
Bu transfer nasıl gerçekleşti, seni nerede izlemiş ve beğenmişler?
Suat Tokat isminde çok samimi bir arkadaşım var. Fortuna'da birlikte oynamıştık ve benden 1 yıl önce Mönchengladbach'a transfer olmuştu. Hocaları bizim maçlarımızı takip ediyordu. Suat, hocalarına benim için "Onu dikkatli izleyin" demiş. Onlar da izledikleri maçlarda beni beğenmişler ve transfer teklifinde bulundular. Mönchengladbach'ın ikinci takımında oynadım. Orada 3. Lig'den 4. Lig'e düşme üzüntüsünü de yaşadım, ertesi sezon şampiyon olup geri dönme mutluluğunu da. Şunu da söylemem gerek, Almanya 3. Ligi'nin kalitesi bence burada PTT 1. Lig'e eşdeğer. Sözleşmem bittiğinde Mönchengladbach benimle profesyonel mukavele imzalamak istedi ama ben orada oynama şansı bulamayacağımı düşünerek Duisburg'a gittim.
Bütün bu süreçte ailenin futbolcu olman için sana desteği var mıydı?
Şunu çok net söyleyebilirim, eğer ailemin verdiği destek olmasaydı ben bugün burada olamazdım. Babam hep arkamda durdu. Profesyonel olana kadar bir idmanımı bile kaçırmadı. Ehliyetimi aldıktan sonra bile beni antrenmanlara o getirip götürdü.
Futbola abinle birlikte başladığını söylemiştin, o ne yaptı daha sonra?
3. Lig'e kadar futbol oynadı ama çapraz bağları kopunca bırakmak zorunda kaldı. Şimdi menajerlik yapıyor. Benim menajerim de abim zaten.
Ailenden söz eder misin, Almanya'ya nereden göç etmişler?
Annem aslen Sivaslı ancak Almanya'ya gitmeden önce uzun yıllar Sarıyer'de yaşamış. Babam ise Kayserili. Çalışmak için önce Londra'ya gitmiş, sonra dönüp Almanya'ya yerleşmiş ve hayatını orada kurmuş. Benim bir maçımı izlerken kalp krizi geçirdiği için babama çalışmayı bıraktırdım.
Sen sahadaydın ve baban tribünde kalp krizi geçirdi öyle mi?
O dönemde Duisburg'da oynuyordum. İkinci yarı yeni başlamıştı, ilk dakika dolmadan hoca beni oyundan aldı. Şaşırdım tabii... Oyuncu değişikliği yapılacak bir dakika değildi çünkü. Saha kenarında bana, "Çok iyi oynadın, ama seni çıkarmam gerekiyordu. Başkanın sana söyleyeceği bir şey var" dedi. Başkan da o sırada saha kenarına inmişti. Bana, "Baban bir rahatsızlık geçirdi, hastaneye kaldırıldı" dedi. O anda çok kötü bir şey olduğunu anladım, çünkü babam beni orada bırakıp da gitmezdi. Kalp krizi geçirmiş. Neyse ki şimdi durumu iyi Allah'a şükür.
Altyapı döneminde bir çok kulüpte oynadın. Futbol karakterini en fazla şekillendiren kulüp hangisiydi?
Bayer Leverkusen'di. Orada çok fazla oynama şansı bulamasam da Almanya'nın en iyi altyapısına sahip kulüplerinden birinde eğitim alma fırsatı buldum. Fortuna Düsseldorf'taki hocam da bana çok destek verdi. Takım antrenmanlarının dışında bana özel antrenmanlar yaptırırdı.
Futbolcu olacağını, bu işten para kazanabileceğini ne zaman anladın?
19 yaşına geldiğimde... Futbolun para kazanabilecek bir iş olduğunu başlangıçta bilmiyordum. Aslında 8 yaşından beri futboldan para kazanıyorum. Bayer Leverkusen'e transfer olduğumda bana aylık 500 mark veriyorlardı. 300 markı benim için, 200 markı ise beni ve bir oyuncu arkadaşımı Düsseldorf'tan getirip götüren babam için. Arabayı da babama kulüp vermişti. Tabii 9 yaşındayken benim o parayla bir işim yoktu. Mönchengladbach'a gittiğimde bu işten para kazanabileceğimi anladım. Öncesinde sadece zevk için, arkadaşlarımla keyif alacağım bir şeyler yapmak için futbol oynuyordum.
Ardından Duisburg'a transfer oluyorsun. O kulüpte neler yaşadın?
Duisburg'da çok güzel günlerim de oldu, kötü günlerim de. Ancak bu kötü günlerin futbolumla bir ilgisi yoktu. Hocalarla anlaşamadım. Başlangıçta genç ve tecrübesiz olduğum için oynatılmadım. Birkaç maç oynadıktan sonra hocamız değişti ve ben o dönemde ilk maçımda iki gol atarak kapıları açtım. Sonrasında sürekli oynamaya başladım. Ardından takıma yeni ve isim yapmış oyuncular getirdiler ve ben yine yedek kaldım. Sonra yine bir hoca değişikliği yaşandı ve takımın başına Milan Sasic getirildi. Onun dönemindeki son iki sezonumda sarı kart cezalısı bile olmadan bütün maçlarda oynadım.

