comScore

Beşiktaş Beşiktaş

İngiliz müzik adamı Beşiktaş hayranı!

18 Aralık 2012, Salı 09:31

Cuma günü İstanbul Kongre Merkezi'ndeki konseri zihin açıcıydı. Ama klasik müziğe minimalizm kavramını getiren, film müziği piri Michael Nyman'ın dünyası müzik ve sinemayla sınırlı değil, işin içinde futbol da var.

Yaptığı film müzikleri ile tanınan dünyaca ünlü sanatçı Michael Nyman, İstanbul Kongre Merkezi'nde verdiği konser sonrasında Radikal'e konuştu. Futbola olan ilgisiyle de tanınan Nyman, özellikle Beşiktaş taraftarına duyduğu hayranlığı vurguladı. 68 yaşındaki sanatçı, Türkiye'deki arkadaşlarının kendisini bir pazar gecesi Beşiktaş maçına götürdüğü ve orada taraftarlara hayran kaldığını ifade etti. Kendisinin de sıkı bir Queens Park Rangers taraftarı olduğunu dile getiren Nyman, belgesel yönetmeni olsaydı futbol taraftarları üzerine bir çalışma yapacağını dile getirdi. İstanbul 'a sık sık geliyorsunuz... "İstediğim kadar çok değil. Her geldiğimde de İstanbul'un farklı parçalarını, yönlerini görüyorum. Taksim'de her şey karman çorman... Bir anlamda korkutucu. Ortam çok daha sofistike sanki. Daha fazla sanat galerisi var etrafta. İstanbul'u sadece bir turist olarak değil de ünlü bir sanatçı olarak ziyaret etmenin başka ilginçlikleri de var tabii. Mesela bu sene başında bir konuşma için geldim, etkinliğin organizatörleri büyük bir futbol hayranı olduğumu biliyorlardı. Beni bir pazar akşamı Beşiktaş maçına götürmüşlerdi." Beşiktaş'ı biliyor muydunuz zaten? "Tanıyordum. Bir İngiliz futbol yıldızı kariyerinin sonunda İstanbul'a Beşiktaş'ta ya da ne bileyim Fenerbahçe'de oynamaya gelir. Ben de koyu bir Queens Park Rangers taraftarıyım. QPR oyuncularından Les Ferdinand da Beşiktaş'ta oynamıştı. Ya böyle bir bağlantı var ya da İngiliz taraftarlarla ve Türk taraftarlar arasında gerginlikten doğan talihsiz bir bağlantı var. Futbol gitgide daha da uluslararası bir hal almaya başladı. Ama uluslararası boyut sahada. Değişmeyen ve ilgi çekici olan, taraftarların tutumu. Türkiyeli bir futbol hayranı olmanın belli bir stili var. Belki bu sadece Beşiktaş'a özgüdür, belki tüm ülkeye yayılmıştır. Ama çok şaşırmıştım, hayran kalmıştım. İnönü'de sanki hiç bitmeyen bir konser gördüm. Hiç bitmeyen bir şarkı vardı. İngiltere'deki ilkel ve saldırgan tezahüratlara hiç benzemiyordu. Bir koro gibiydi. Hatta sahaya arkasını dönen bir taraftar, bu koroyu idare ediyordu." Evet, amigolar... Pek inanılır bir iş yapmıyorlar gerçekten... "Evet, ilk olarak futbol sahasında böyle bir şey gördüğüme, ikincisi bu kadar organize olmalarına, üçüncü olarak ise bu kadar barışçıl bir ortam olmasına inanamadım. Sonra beni maça götürenlere şarkıların anlamını sordum. Onlar da "Bu tezahüratların bir kısmı bayağı kaba" dedi. (Gülüyor) Ama futbol tutkunu bir müzisyen olarak, bu tezahüratların içeriğini bilmeden önce duruma hayran kalmıştım. Ve futbol kitlelerini konu alan filmler çekmek istiyorum. Marracana'da da, Brezilya'da da, 1970 sonlarında Franco faşizmi hüküm sürdüğü sırada İspanya'nın küçük kentlerinde de maça gittim. Orada kitle tabii ki büyük bir kontrol altındaydı." Orada da tezahürat var mıydı? "Hayır hayır, izinleri yoktu. O da ilginçti. İspanya'da Valladolid diye küçük bir şehir vardı. Seyircide ufak bir hareketlenme olduğunda yüzleri onlara dönük polisler ayağa kalkıp hemen sakinleştiriyorlardı. Eğer bir belgesel yönetmeni olsaydım, ki değilim, başka türden filmler çekiyorum, futbol kitleleri üzerine bir film çekmeyi isterdim. Toplumun hem bu kitleye hem de insanlar bu kitlenin dışındayken davranışları üzerine nasıl yansıdığına bakardım. Çünkü beni Beşiktaş maçına götürmeden önce semtte biraz dolaştırmışlardı. İnsanlar şarkı söylüyor, tezahürat ediyorlardı. Türkiye'de, İstanbul'da, Beşiktaş'ta takımına sadakatini göstermenin çok farklı yolları var. Bir yanıyla da çok ilginç. İngiltere futbol ortamında bir çeşit kabalık, çirkinlik var. Bunun büyük bir kısmı ırkçılıkla alakalı. Sadece karşı takıma değil, kendi takımına karşı da..." Aynısı Türkiye'de de oluyor yalnız... "Tabii ki, Sırbistan'da da oluyor. Bunu yapan insanlar istisnai deyip geçebilirsiniz de ama bu olaylar, saman alevini hatırlatır bir anilikte toplumla ilgili bir şeyler de söylüyor. Çünkü bu olayların bir bölümü – özellikle İngiltere'de– alkole, bir bölümü de bir grubun üyesi olma haletiruhiyesine, o grup içinde fark edilmez olunabileceği savına dayanıyor. Bir yanıyla Twitter gibi... Orada da kabalığın hangi boyutlara gelebildiğini biliyorsunuz. Yüz yüze gelince söylenemeyecek şeyler yazılıyor. Korkaklığın bir çeşidi bu da..."

Not: Erman Ata Uncu imzalı röportajın tamamını Radikal gazetesinde okuyabilirsiniz.