comScore

Barcelona Barcelona

Messi'den önce Barça'nın efsanesi oydu

23 Mart 2014, Pazar 15:40

Lionel Messi geçtiğimiz hafta Osasuna'ya karşı yaptığı hat-trick ile Katalan ekibinin formasıyla 371′inci golüne ulaştı ve 369 gollü Paulino Alcántara'yı geride bıraktı. Alcántara da kim derseniz…

16 Mayıs 1916′da Barcelona Limanı'nda büyük bir kalabalık toplanmıştı. Fakat bu kalabalığın sebebi bir gösteri yürüyüşü veya bir eylem değildi. Barcelona halkı, daha dün kurulan kulüplerinin yeni yetme yıldızını Filipinler'e uğurluyordu. Her ne kadar daha 19 yaşındayken Barcelona'nın yıldızı olmayı başarsa da daha çocuk sayılırdı ve anne-babası Filipinler'e dönüş kararı almıştı. Alcántara'nın eğitimini sürdürmesi gerekiyordu. Gemiye binmeden önce kendisini uğurlamaya gelen kalabalığa “Ne zaman olur bilmiyorum ama yine görüşeceğiz.” dedi ve ailesi ile birlikte Manila'ya doğru 3 ay sürecek yolculuğa başladı. Fakat hikâye yeni başlıyordu…
 
12 pesetaya asrın transferi
7 Ekim 1896′da Filipinler'de görev yapan asker bir İspanyol baba ile Filipinli bir annenin çocuğu olarak Iloilo'da dünyaya gelen Paulino Alcántara, küçüklüğünde İngiliz denizcilerin kurduğu bir takımla yerel bir ekibi futbol oynarken izleyince bir anda futbola aşık olmuştu. Başka sporlarla da uğraşıyordu ama bu izlediği bambaşka bir oyundu. O gün yeteneklerinin farkında olmasa da futbol oynamak istiyordu. Nitekim küçük Alcántara  artık sürekli Plaça de la Universitat'daki boş arazilerde top peşinde koşuyordu. Arkadaşlarıyla takımlar kurdu, ardından Galeno'da futbol oynamaya başladı. Şans bu ya; Barcelona'yı kuran adam, kulübün ilk yıldızını da keşfedecekti. Joan Gamper daha 14 yaşındaki bu çocuktan büyülenmişti ve 2 pesetaya asrın en büyük transferlerinden birini gerçekleştirdi!
 
Alcántara, Barcelona'ya transferinin ardından elbette hemen as takımda oynamadı. Ama bir taraftan sabırsızdı. O dönem yeni kurulan küçüklerin oynadığı takımla çalışmasına rağmen as takımın formasını giyen Manolo Amecházurra'ya gidip ben de izinle oynamak istiyorum dedi. Futbolu beklenenden hızlı gelişti. Daha doğumunun üzerinden 15 yıl, 4 ay ve 18 gün geçmesine rağmen Katalonya Şampiyonası'nda FC Catala'ya karşı oynanan maçta ilk kez Barcelona formasını sırtına geçirdi. 1912′deki bu maçla birlikte Barcelona tarihinin en genç oyuncusu oldu, hatta bu rekor hâlâ kırılamadı. İlk maçında hat-trick yaptı ve Barcelona'nın resmi bir maçta gol atan en genç oyuncusu da oldu. Bu rekor da hâlâ kırılamacı. Ayrıca Avrupa'da forma giyen ilk Asyalı oyuncu da Alcántara'dan başkası değildi. Sadece 2 Katalonya Şampiyonası ve 1 Copa del Rey zaferi tatmadı, attığı gollerle bu başarılarda önemli rol oynayarak takımın en önemli futbolcusu konumuna yükseldi. Yine de Barcelona'daki ilk macerası yaklaşık 3 yıl sürdü.
 
“Ya Barça ya ölüm”
Fernando Poo Gemisi ile Manila'ya yapılan 3 aylık yolculuk, belki de Alcántara efsanesinin başlamadan sona ermesine yol açabilirdi. Singapur açıklarında ölümün kıyısından döndüler, Amerikan bandrollü bir geminin sayesinde Filipinlere ulaşabildiler. Alcántara ailesi oğullarının tıp eğitimi için böyle bir karar almış olsalar da Paulino'yu futboldan alıkoyamadılar. Bohemian'ı iki kez Filipin şampiyonu yaptı. 1917′de Tokyo'da düzenlenen Uzak Doğu Oyunları'nda (şimdiki Asya Oyunları) Filipinler'i temsil etti. Hâlâ Filipinler tarihinin en farklı galibiyeti olan maçta Japonları'ı 15-2 yenen takımın en önemli parçası oldu.
 
İşleri bir anda değiştiren şey ise Barcelona'dan gelen bir telgraftı. Paulino'nun ardından kupa kazanamayan Katalanlar, Paulino'nun geri dönmesini istiyordu. Ailesi ise çocuklarının doktor olmasını. Bu sebeple önce izin vermediler. Fakat Paulino Alcántara ailesini riskli bir şekilde iknâ etmeyi başardı. Sıtmaya yakalanmıştı ve eğer Barcelona'ya gitmesini engellerlerse ilaçlarını almayacağını söylemişti. Hal böyle olunca Alcántara ile Barcelona'nın tekrar bir araya gelmezi kaçınılmaz olmuştu.
İmkânsız gollerin adamı
 
Aslında Alcántara ‘nın Barcelona'ya döner dönmez yarattığı etki beklenilenin çok altındaydı. Eski gollerinden eser yoktu. Aradan sadece 2 yıl geçmişti, futbola Filipinler'de de devam etmişti ama atamıyordu. Bunun sebebi ise Jack Greenwell'di. İngiliz hoca da Barcelona tarihine geçecek bir diğer isimdi ama Alcántara'yı ileri uçta değil savunmada kullanıyordu. Doğal olarak da hem taraftarlar hem de kulüp üyeleri isyan etti; Alcántara tekrar ileri uca geçerek efsanevi gollerini atmaya kaldığı yerden devam etti, 369 golle kulübün tarihine geçti.
 
Alcántara'nın attığı bu 369 gol arasından iki adet son derece özel ve sıra dışı gol mevcut. İlki, meşhur ‘polis golü', 1919′da Real Sociedad ağlarına; Rivayete göre Alcántara kaleyi önüne alınca sahaya bir polis giriyor ve kalenin önüne doğru hareketlendi. Fakat oyun durmadı ve Alcántara'nın şutu kaleye giderken talihsiz bir biçimde polis engeline takıldı… Aslında takılmadı; rivayet bu ya, Alcántara topa öyle bir vurdu ki polis şutunun ardından meşin yuvarlak polisi de kaleye sokarak gol oldu.
 
Bir diğeri ise Alcántara'ya ‘ Trencaxarxes' yani ‘ağ yırtıcı' lâkabını kazandıran bir gol. Alcántara, Fransızlarla 1922′de Colombes'te oynanan ve İspanyolların 4-0 kazandığı maçta attığı golle ağları delmeyi başardı. Alcántara'yı az çok tanıyan İspanyollar gole şaşırdı mı bilinmez ama Fransız taraftarın ağızlarının açık kaldığı su götürmez bir gerçek.
 
Önce doktor, sonra futbolcu!
5 Temmuz 1927 tarihinde 19 Katalonya Şampiyonası, 5 Copa del Rey, 2 de Pireneler Kupası kazandıktan, daha da önemlisi Barcelona formasıyla 369 gol atarak kırılması güç (!) bir rekora imza attıktan sonra kramponları astı. Daha 31 yaşında olmasına rağmen artık doktorluk yapacağını açıkladı. Aslında bu karar Alcántara'yı tanıyanları çok da şaşırtmamıştır muhtemelen. Okulunu bitirmek için gireceği sınavlara hazırlanacağı için o dönemin uluslararası anlamda en büyük futbol turnuvası olan 1920 Olimpiyat Oyunları'na katılmayı reddedip ürolog olmanın kendisi için ne denli önemli olduğunu ortaya koyan biri için normal bir karar. Yine de Barcelona'dan kopmadı, 1931-34 yılları arasında direktörlük görevini üstlendi. Ta ki 1936′ya kadar…
 
Her şeye rağmen
13 Şubat 1964′te 67 yaşında vefat ettiği zaman Barcelona sokaklarında ciddi bir kalabalık Alcántara'yı son yolculuğuna uğurlarken tabutun ön tarafında bir yanda La Liga'nın gelmiş geçmiş en iyi kalecisi olarak görülen Ricardo Zamora, diğer yanda ise La Liga'nın ilk gerçek yıldızı olarak tanımlanan Josep Samitier yer alıyor. Kısacası 1920′lerde ortalığı tozu dumana katan Barcelona'dan Alcántara'nın iki takım arkadaşı. İlk bakışta gayet normal gibi gelse de 1936′da Alcántara'nın Katalanların kalbini kırması düşünülünce bu cenaze töreni bile ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu gösteriyor.
 
1936′da İspanya İç Savaşı patlak verdiğinde Barri Xino'daki kliniğinde doktorluğa devam eden Alcántara, kentin Cumhuriyetçiler'in yönetiminde olmasından dolayı Fransa'ya kaçtı. Ardından kısa bir süre sonra İspanya'ya dönüp Zaragoza'daki cephede gönüllü doktorluk yaptı. Ardından Mussolini'nin Franco cephesine yardım için gönderdiği Siyah Oklar isimli birlikte yer aldı. İç savaşta, 1916′da formasını giydiği Barcelona ile Copa del Rey Finali'nde hat-trick yarışına girdiği Santiago Bernabeu'nun bu sefer takım arkadaşı olmuştu. Rakip ise büyük ölçüde Katalanlar'dı.
 
3Barcelona'ya ikinci dönüşü de Barcelonalıların istemediği gibiydi. 1939′da zafer kazanan Franco'nun birlikleriyle kente girmişti çünkü. 1916′da kupayı üçüncü maçta Real Madrid'e kaptırdığında “Filipinler'e şampiyon olarak dönmek istiyordum ama hakemin oyunlarından dolayı Madrid'e kaybettik. Bu mağlubiyet bende çok derin bir üzüntüye sebep oldu. İlk defa çocuklar gibi ağladım…” diyen Alcántara, bu sefer Katalanlar'ın hayallerini çalarak onları üzenlerin arasındaydı. Savaşın ardından da uzun yıllar Franco için görev yaptı, Falanjların şefiydi. Ama her şeye rağmen Katalanlar ekibinin o dönemki  en büyük yıldızıydı. Messi'ye kadar Alcántara'nın yanına bile yaklaşan olmadı. FIFA'ya göre ‘tüm zamanların en iyi Asyalı oyuncusu'…

(Hayatım Futbol)

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!