Maça iyi başlayan taraf ev sahibiydi. E.Frankfurt daha çok yarı alanında kabul ederek hızlı toplarla çıkma çabasında başladı. Karşılaşmanın kırılma anı ise 34.dakikada Matmour'un atılması oldu. Daha 2 hafta önce Schalke maçında kırmızı kart gören ismin cezasından dönüp yine takımını yalnız bırakması inanılır gibi değildi. Bu dakikadan sonra rölanti oynamak zorunda kalan E.Frankfurt kendi ipini kendi çekti. Savunması güven vermeyen ekip, Reisinger'in topu sürmesini adeta izledi ve 38.dakikada yenik duruma düştü. Hemen ardından sakatlıktan dönen Oliver Fink sahneye çıktı ve güzel vuruşla takımını 2-0 öne geçirdi. İlk yarı bu skorla biterken ikinci 45 dakikada ev sahibinin dominant oyunuyla devam etti. 58.dakikada Balogun'un güzel ortasında Rafael farkı 3'e çıkardı. 85.dakikada ise Bellinghausen, defansın ikramını geri çevirmedi ve skoru belirleyen golü attı.
MAİNZ – HANNOVER 2-1
Tuchel, geçtiğimiz haftanın flaş ismi Parker'ı ilk 11'de başlatarak inancını gösterdi. 93 doğumlu isim maça iyi de başladı. 10.dakikada vuruşu direkten dönmesine rağmen Müller tamamladı ve Mainz 1-0 öne geçti. Golden sonra geri kabul eden Mainz bunun bedelini 28.dakikada duran top sonucu ödedi. Yaşanan karambolde Schulz ile Hannover eşitliği yakaladı. Bu dakikadan sonra Mainz yeniden oyunda üstünlüğü ele alsa da skor üretemedi ve ilk yarı böyle sonlandı. İkinci yarının hemen başında ise Mainz kaleci Wetklo'nun atılmasıyla 10 kişi kaldı. Tuchel bir oyuncu çıkarmak zorundaydı ve bu genç oyuncu Parker oldu. Bu dakikadan sonra daha kontrollü futbola dönen Mainz hızlı hücumlarla gol aradı. Nitekimde aradıkları gol bitime saniyeler kala Szalai'nin kafa golüyle geldi. Hannover'de savunma zaafları yine dikkat çekerken genel anlamda tutuk bir mücadele geride kaldı. Mainz ise her hafta daha iyiye gittiği gösteriyor. Parker'ın da kaldığı süre zarfında peformansı oldukça iyidi. Szalai ile beraber iyi bir ikili olacaklarına inanıyorum.
BAYER LEVERKUSEN – NÜRNBERG 1-0
Maça iyi başlayan Bayer Leverkusen olmuştu. İlk anlardan itibaren rakip kalede gol aramaya başladılar. Nürnberg'in de arada kontralardan etkin olmaya çalışan atakları olsa da oyun hakimiyeti Leverkusen'de oldu. 37.dakikada Kiessling ile öne geçen Leverkusen'in farkı daha da açması bekleniyordu. Ancak fırsatlar kaçtıkça skoru koruma iç güdüsü daha ağır bastı ve 2.yarının genelinde tempoyu daha düşük tuttular. Yine de hak ettikleri bir galibiyeti kolay aldılar diyebilirim. Nürberg açısından ise ofansif verimsizliğin devam etmesi dikkat çekiciydi. Hoffenheim maçında atılan 4 gol aldatıcıydı ve bunun göstergesi de Leverkusen maçı oldu. Ofansif açıdan forvete daha efektif bir isim alınmazsa sorunlar devam edecek gibi.
FÜRTH – STUTTGART 0-1
Büskens kalede Grün yerine Hesl ile başlayarak oldukça şaşırttı. Bu sezon ilk kez forma giyecek kalecinin nasıl performans sergileyeceği merak konusuydu. Karşılaşma tempo olarak düşüş başladı. İlk yarının sonlarına doğru Stuttgart, İbisevic'in düşürülmesiyle penaltı kazandı. Topun başına geçen İbisevic, topu kaleci Hesl'a nişanladı fakat topu iyi takip eden Okazaki kafa vuruşuyla deplasman ekibini 1-0 öne geçirdi. Fürth, maç boyunca en tehlikeli atağını 47.dakikada karambol pozisyonunda buldu. Çizgiden çıkan direkten dönen pozisyonda oldukça şanssızlardı. 53.dakikada ise Stuttgart kaptanı topu önünden çok açınca kontrolsüz girdi ve oyundan atıldı. Bu dakikadan sonra duran topta direğe takılan Fürth bir şanssız an daha yaşasa da 10 kişi kalan takıma karşı yeterli baskıyı kuramadı ve kaybeden taraf oldu. Takımda bir özgüven eksikliği olduğu aşikar. Gol yollarında hala sorunlar devam ediyor ve Büskens bunu bir türlü çözemiyor. Stuttgart ise kazanmasına rağmen pek iyi gözükmedi. Son haftalarda düşüş yaşıyorlar ancak çabuk ayağa kalkacaklarına inanıyorum. Ne olursa olsun 10 kişi kalıp bunu korumaları önemliydi.
SCHALKE – GLADBACH 1-1
Maça Schalke daha iyi başlamış gözükse de pozisyon anlamında Gladbach daha rahattı. Hızlı çıkışlarda final paslarını iyi yapsalar erken anlarda öne geçebilirlerdi. Schalke ilk tehlikeli atağını 18.dakikada Huntelaar'ın sert vuruşunda yakaladı fakat ter-Stegen başarılıydı. İlk yarı genel anlamda zevksiz geçerken 2.yarının hemen başında Schalke, Farfan ile tehlike yaratmayı başardı. 61.dakikada Schalke topla çıkmaya çalışırken Matip'in hatalı pasıyla Gladbach önemli fırsat yakaladı. Kaleciyle karşı karşıya kalan Camargo için gol yapmak zor olmadı ve deplasman ekibi 1-0 öne geçti. Golden hemen sonra gelişen Schalke atağında Draxler'in plasesini ter-Stegen mükemmel çıkardı. 65.dakikada ise ani gelişen Gladbach atağında Herrmann önemli fırsattan yararlanamadı. 70.dakika ise Stevens ilginç iki değişiklik yaptı. Huntelaar ve Holtby'i kenara alan teknik adam Pukki ve Marica'yı oyuna aldı. Oyuna sonradan giren Pukki ‘nin al da at pasında Draxler 86.dakikada Schalke'nin beraberlik golünü atarak Stevens için olası eleştirileri engelledi. Gladbach'ın son dönemde kaybedilen takım olgusunu yeniden kazanmaya başladığını belirtmek lazım. Geçtiğimiz sezon ki görüntülerine yaklaşmaya başladılar. Schalke'de ise düşüş devam etti ve özellikle Afellay'ı çok aradıklarını düşünüyorum. Ofansif açıdan son dönemde hiç olmadıkları kadar vasatlar.
HOFFENHEİM – BREMEN 1-4
Karşılaşma öncesi esame listesinde Hunt'ı göremeyince Bremen adına zor bir maç olabileceğini düşünmüştüm. Kuşkusuz haftalardır takımın en iyisi olan isimiydi ve yokluğu sıkıntı yaratabilirdi. Ancak 20.dakikada duran top organizasyonunda Prödl ile öne geçen Bremen adına kalan dakikaların kolay geçeceği açığa kavuşmuştu. Hoffenheim'lı Schröck'ın, kontra yemeyelim diye taktik faul yapması takıma pahalıya mal oldu. Zaten oyundan çok çabuk düşen Hoffenheim bu dakikadan sonra performans olarak geriye gitmeye başladı. 28.dakikada Hoffenheim savunması yine iş başındaydı ve Bremen'in yaptığı baskı işe yaradı. Duvar pasında Elia'nın topun üzerinden atlamasıyla Arnautovic bom boş kaldı ve durumu 2-0'a getirirken zorlanmadı. 44.dakikada Hoffenheim savunması yine çıkarken top kaybı yaptı fakat kaleciyle karşı karşıya kalan de Bruyne zor olanı yaptı ve topu dışarı attı. Bu pozisyonun hemen ardından Petersen boş kale yerine topu kaleciye nişanladı ve Bremen bir mutlak golden daha oldu. İkinci yarının hemen başlarında Hoffenheim, Salihovic ile farkı 1'e indirdi. 63.dakikada Joselu'nun mutlak golü cömertçe harcaması maçın kırılma anı oldu. 73.dakikada ise maçın tartışmasız yıldızı Arnautovic'in frikik golüyle Hoffenheim oyundan iyice düştü. 78.dakikada bir kez daha sahneye çıkan Arnautovic karşılaşmanın skorunu belirledi ve Bremen, 4-1'lik skorla deplasmandan mutlu ayrıldı. Hoffenheim'da bu maç sonrası Babbel ile yollar ayrılsa da kısa vade de sorunların çözüleceğini sanmıyorum. Savunmada çok bariz hatalar yapıyorlar ve bu sorunların düzelmediği sürece takımın maç kazanması gerçekten zor. Bremen ise maçı ilk yarıdan bitirebilirdi. 3-4 farklı önde tamamlamaları içten değil 2-1'den sonra bir dönem sıkıntı yaşamaları olumsuz notları oldu. Ancak Hunt'sız alınan 3 puan her açıdan önemliydi.
BAYERN MÜNİH – DORTMUND 1-1
Bundesliga'da haftalardır beklenen maç temposuz başladı diyebiliriz. Bayern Münih ilk yarıda özellikle çok fazla kontrollü oynamayı tercih etti ve genel anlamda Dortmund daha fazla oyunu isteyen taraftı. Bunun da arada oluşan farktan normal karşılamak gerekir. Ancak 2.yarının özellikle ilk 20 dakikadan sonra oyun hakimiyetini tamamen lehlerine çevirdiler. 67.dakikada Kroos'un golüyle öne geçen Bayern Münih, kurduğu baskının meyvesini almıştı. Golden 5 dakika sonra ise Dortmund, kullanılan korner sonucu Götze'nin boş durumda kalmasıyla eşitliği yakaladı. Bu dakikadan sonra galibiyet arayan Bayern Münih'e ise tecrübeli file bekçisi Weidenfelder dur diyordu. Önemli pozisyonlarda kalesinde devleşen isim takımın 1 puan almasında büyük pay sahibi oldu. İki takım adına da beklentiler altında kalınan bir maç diyebiliriz. Bayern Münih'de Badstuber'in sakatlanması ve 5 ay sahalardan uzak kalacak olması puan kaybından çok daha fazla üzdü. Dortmund ise rakibi karşısında son 2 sezon ki dominantlığından uzaktı ve pozisyona girme konusunda sıkıntı çekti. Bayern kazanamasa da bu sezon şampiyonluğu bırakmayacağının net mesajını vererek sahadan ayrıldı.
WOLFSBURG – HAMBURG 1-1
İlk yarıda genel itibariyle istediklerini yapan Hamburg oldu. Wolfsburg oyun kurmakta zorlanıyor ve özellikle Dost'un etkisiz oyunuyla oyunu ileride tutmakta sıkıntı çekiyordu. 25.dakikada savunma arkasına iyi sarkan Beister, karşı karşıya kaldığı Benaglio'yu mağlup ediyor ve deplasman ekibini öne geçiriyordu. 29.dakikada Naldo'nun mükemmel vuruşta direk izin vermiyor ve Wolfsburg mutlak golden oluyordu. İlk yarının son anlarında ise Hamburg, Badelj ile çok net fırsattan yararlanamadı ve ilk 45 dakika 1-0 Hamburg'un üstünlüğü ile sonlandı. İkinci yarının ilk net fırsatını da Hamburg buldu. Beister ile oldukça net pozisyonu harcayan ekip rahatlama fırsatını kaçırdı. 67.dakikada ise Schafer'in ortasında Kjaer'in kafa vuruşu durumu 1-1'e getirdi. Beraberlik golünden sonra kendine gelen Wolfsburg, rakip kalede galibiyet golü aramaya başladı. 76.dakikada Vieirinha'nın topu direkten döndü, 78.dakikada önce Olic ardından Schafer ile fırsatlar yakaladılar. Maçın son saniyesinde ise Lakic'in kafa vuruşunda Adler başarılı oldu ve karşılaşma 1-1'lik eşitlikle sonlandı. Açıkçası Hamburg'un bu kadar önemli isimlerinden yoksun mücadelesi takdir edilecek cinstendi. Maçı erken de bitirebilirlerdi, son anlarda yedikleri baskıyla kaybedebilirlerdi. Ancak genel anlamda oyunlarını beğendiğimi söyleyebilirim. Keza Wolfsburg'da oyun anlamında kötü değildi onlar da Dost'un çok vasat olmasının sorununu yaşadı ve ileri uçta uzun süre sıkıntı çekti.
AUGSBURG – FREİBURG 1-1
Augsburg son dönemde olduğu gibi maça iyi başladı. Werner ile öne geçmesini de bilen ekip oyunu daha çok isteyen taraf olsa da yediği golle dengesi bozuldu. Freiburg genel itibariyle beraberliğe razı oyun ortaya koyarken oyunun tempo olarak düşük kalmasını sağladı. Augsburg oyunun sonlarına doğru baskı kursa da pozisyonları değerlendiremedi ve beraberliğe razı oldular. Freiburg'da kuşkusuz eksikler takımı etkiledi. Ancak mücadele anlamında yine iyi olduklarını belirtmek lazım. Augsburg ise gol yollarında hala üretkenlik sıkıntısı çekiyor. Yaratıcı oyuncu eksikliğini fazlasıyla hissediyorlar. Devre arasında buna çözüm bulamazlarsa Bundesliga'da kalmaları hayalden öte olur.
