comScore

Serie A'da 12.hafta

01 Ocak 1970, Perşembe 02:00

İtalya Serie A'da 12.hafta geride kaldı. Juventus, Pescara deplasmanında 6-1'lik galibiyetle şov yaptı. Erdi Olcay, haftanın karşılaşmalarını yorumladı. 

 PESCARA 1-6 JUVENTUS
 
Inter karşısında 49 maçlık yenilmezlik serisi biten Juventus'un, bu maç öncesi reaksiyonu merakla bekleniyordu. Inter mağlubiyetinin bir iş kazası olduğunu Pescara maçında kanıtladılar. 6-1'lik farklı skorun da yansıttığı gibi çok rahat bir galibiyet aldılar. Maçın başından sonuna dek üstün olan taraflardı. 9. dakikada Vidal, kilidi açan isim oldu. Pescara, savunmadan topla çıkarken hata yaptı ve hazırlıksız yakalandıkları pozisyonda Vidal topu ağlara gönderdi. 21. dakikada sağ kanatta Isla'nın pasında topla buluşan Quagliarella, şık bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. 24. dakikada Pescara'nın Quintero ile kullandığı frikik direkten dönerken, hemen bir dakika sonrasında Cascione, kafa vuruşuyla skoru 2-1'e getirdi. Bu golün ardından 5 dakikalık bölümde biraz daha hareketli bir Pescara izledik fakat bunu maçın geneline yayamadılar. Çünkü kapasiteleri Juventus gibi güçlü bir takım karşısında buna izin vermedi. 29. dakikada Asamoah, rövaşata golüyle farkı yeniden ikiye çıkardı. 37'de Giovinco müthiş bir gole imza atarken, ilk yarının son dakikasında Pirlo'nun uzun mesafeli pasna iyi hareketlenen Quagliarella, kendisinin 2., takımının 5. golüne imza attı. Juventus'un 6. golünde de Pirlo-Quagliarella işbirliği vardı. 53. dakikada Pirlo'nun kullandığı köşe vuruşunda penaltı noktasında bulunan Quagliarella, harika bir rövaşatayla hat-trick yaptı. Yazının başında da dediğim gibi Juventus çok rahat bir galibiyet aldı. Durum 6-1'e geldikten sonra biraz frene bastılar fakat Quagliarella, Giovinco ve Marchisio ile net pozisyonlardan yararlanamadıklarını da belirteyim. Pescara ise golü bulduktan sonra geçen 5 dakika haricinde yine etkisiz bir futbol oynadı. Savunmada rakiplerini durduramadılar, hücum hattında da hiç yaratıcı değillerdi. Birçok maçta takımını tek başına sırtlayan ve puanlar kazanmasını sağlayan kaleci Perin'in kötü performansı, 6-1 gibi farklı bir yenilgiyi beraberinde getirdi. Juventus, maç boyunca %61 topla oynarken, 608 pas yaptı ve bunların %87'sinde isabet sağladı. 
 
PALERMO 2-0 SAMPDORIA
 
Roma deplasmanında çok kötü bir görüntü ortaya koyan ve farklı kaybeden Palermo için bu müsabaka bir nevi taraftardan özür dileme amacı taşıyordu. Nitekim bunu başarmasını bildiler. Formsuz rakipleri karşısında maça çok iyi başladılar. Karşılaşmanın ik yarısında Dybala, Ilicic ve Barreto ile birçok net gol pozisyonundan yararlanamadılar. Bu baskısını ikinci yarıya da taşımasını bilen Palermo, genç yıldız adayı Paulo Dybala'nın birbirinden güzel 2 golüyle kazanmayı başardı. Takımın kaptanı ve golcüsü Miccoli'nin sakatlığında forma giyme şansı bulan Dybala, attığı gollerle sınıfı geçti. Palermo, bu galibiyetle birlikte sıralamada 3-4 basamak birden yükseldi. Gian Piero Gasperini'nin ekibi Roma yenilgisi dışında sürekli olarak olumlu sinyaller verdi. Bu tırmanışlarını sürdürebilecek kapasiteye fazlasıyla sahipler. Sampdoria'da ise keskin düşüş sürüyor. Ligin ilk 5 maçında 3 galibiyet, 2 beraberlik alan Sampdoria, ardından oynadığı 7 maçın tamamını kaybetti. Bu süreç içerisinde özellikle iç sahada iyi oynadıkları maçlar da oldu fakat hiçbirinde puan alamadılar. Bu kötü gidişatta eksik oyuncuların fazlalığının da büyük bir rol oynadığını belirtmek lazım. Çünkü çoğu maçta ideal kadrolarından yoksun bir şekilde mücadele ettiler. Üst üste alınan kötü sonuçların ardından teknik direktör Ciro Ferrara'ya yönelik eleştiriler artmaya başladı ve yakın zaman içerisinde Sampdoria cephesinde teknik direktör değişikliği yaşanabilir. Palermo maçına geçecek olursak; karşılaşmanın genelinde etkisiz bir futbol oynadılar. Maxi Lopez'in yokluğunda takım ofansif anlamda sınıfta kaldı.

CHIEVO 2-2 UDINESE
 
Öncelikle karşılaşmanın yoğun bir yağış altında oynandığını ve zeminin epey bozulduğunu belirteyim. Maçın ilk bölümlerinde Chievo, daha etkili olan taraftı. Thereau ve Pellissier ile önemli pozisyonları değerlendiremediler. Attıkları gol epey ilginçti. Luciano'nun kullandığı köşe vuruşunda top bir anda kaleye doğru yöneldi, kaleci Brkic'in müdahalesiyle top Dainelli'nin önünde kaldı ve Dainelli de topu ağlara gönderdi. Udinese'nin bu gole cevabı gecikmedi. Duran topta Angella'nın kafa vuruşuyla skoru eşitlediler ve ilk devre beraberlikle sona erdi. Maçın ikinci yarısı ise daha ziyade orta alan mücadelesi şeklinde geçti. Chievo'nun Luciano ile bir penaltı atışından yararlanamadığnıı belirteyim. Tecrübeli Brezilyalı oyuncu, penaltı vuruşunda topu direğe nişanladı. Maçın son dakikasında Chievo, bir penaltı atışı daha kazandı. Penaltıya sebebiyet veren Danilo, ikinci sarı kartını görerek oyun dışı kaldı. Penaltıda bu kez Paloschi topun başına geçti ve attığı golle takımını öne geçirdi. Tıpkı ilk golde olduğu gibi ikinci golde de Udinese'nin cevabı gecikmedi. İlk golün sahibi Angella, maçın uzatma bölümünde de sahneye çıktı ve takımına 1 puanı kazandıran isim oldu. Chievo, saha ve seyirci avantajıyla biraz daha etkili göründü. Bunu skora da yansıttılar fakat 2 kez öne geçmelerine rağmen bu üstünlüklerini koruyamayıp sahadan beraberlikle ayrılmak zorunda kaldılar. Udinese ise ligde sadece 3. kez şans bulan Angella'nın attığı gollerle 1 puanın sahibi oldu. Karşılaşmanın genelinde çok da iyi olmadıklarını ve alınan beraberliğin kendilerini mutlu ettiğini belirteyim. 

GENOA 2-4 NAPOLI
 
Maça daha hızlı başlayan taraf konuk takım Napoli idi. Karşılaşmanın ilk bölümlerinden 2 tane net gol pozisyonundan yararlanamadılar. 23. dakikada Napoli savunmasının zincirleme hatası sonucunda topla buluşan Immobile, attığı golle Genoa'yı 1-0 öne geçirdi. Bu golün moraliyle Genoa, baskısını arttırdı. Biri direkten dönen pozisyon olmak üzere 2 gol kaçırdılar. İkinci yarının başında Napoli, Mesto'nun golüyle eşitliği yakaladı. Bu golün hemen ardından Genoa, Bertolacci'nin golüyle bir kez daha öne geçti. İkinci yarıda bir pozisyonda direğe takılan Cavani, bu kez affetmedi ve skoru yeniden eşitledi. Ardından 90. dakika ve uzatmalarda gelen gollerle skoru 4-2'ye getirip kazanmayı başardılar. Her iki tarafa da gidebilecek bir maçtı. Genoa, iki kere öne geçmesine rağmen bu üstünlüğünü koruyamadı ve sahadan yenilgiyle ayrıldı. Gerek 1-0, gerekse 2-1'den sonra oyunu tutmayı başarabilselerdi, puan veya puanlar almaları içten bile değildi. Bu sonuçla birlikte ligde üst üste 5. yenilgilerini aldılar. Napoli cephesine geçecek olursak; puan kaybının eşiğinden döndükleri maçta kaliteli isimler devreye girdi ve önemli bir galibiyet elde ettiler. 
 
LAZIO 3-2 ROMA
 
Haftanın en önemli maçı olan başkent derbisinin inanılmaz bir yağmurun altında oynandığını belirteyim. Roma, maça golle başladı. 9. dakikada köşe vuruşunda Totti'nin ortasına kafayı vuran Lamela, takımını 1-0 öne geçirdi. Fakat bu gole Laziolu oyuncular faul itirazı yaptılar -ki, bence de haklılardı. Lamela, kafa vuruşunu yapmadan önce Lulic'i iterek hem rakibinin dengesini bozdu, hem de kendisine pozisyon açılmasını sağladı. Kısacası hakemin hatalı kararı sonucu Roma, 1-0 öne geçti. 35. dakikada bu sezonun formda ismi Candreva sahneye çıktı. Yaklaşık 30 metreden serbest vuruş kullanan Candreva, mükemmel bir şut çıkardı, kalecinin de katkısıyla top ağlarla buluştu. Ardından Hernanes'in kişisel becerisi sayesinde oluşturduğu pozisyonda penaltı noktası üzerinde topla buluşan Klose, takımını öne geçiren isim oldu. İlk yarının son dakikasında Lazio kaptanı Mauri'ye vurarak kırmızı kart gören ve oyun dışında kalan De Rossi, takımını 10 kişi bırakmasının yanı sıra maçın da gidişatını değiştirdi. İkinci devrenin hemen başında yine Roma savunması inanılmaz bir hata yaptı ve ceza sahasında topla buluşan Mauri, farkı ikiye çıkaran isim oldu. Maçın son bölümünde ise ilginç bir gol daha oldu. Orta saha çizgisinin 3-5 metre kadar önünde kazanılan serbest vuruşta topun başında Pjanic geçti. Pjanic'in kullandığı serbest vuruş rüzgarın da etkisiyle kaleye doğru yöneldi ve kaleci Marchetti'nin müdahalesi yetersiz kalırken top ağlarla buluştu. Fakat bu gol sadece maçın skorunu belirledi. Roma, başkent derbisinde boynu bükük ayrıldı. Bu maçta da savunmada yaptıkları hatalar maçın kaderini belirledi. Yedikleri 3 golde de gerek kaleci, gerekse savunma hattı bireysel hatalar yaptılar. Son dönemde takılmaya başlayan Lazio için ise derbi galibiyeti müthiş bir zamanda geldi.
 
MILAN 1-3 FIORENTINA
 
 
Karşılaşmaya Fiorentina daha hızlı başladı. İlk dakikalarda Roncaglia ve Ljajic'in uzaktan şutlarıyla etkili olmaya çalıştılar. Milan adına ise ilk girişim son haftaların formda golcüsü El Shaarawy'den geldi fakat genç yıldız etkisiz bir son vuruş yaptı. Toni'nin kafayla indirdiği topta ceza sahasında bomboş kalan Eski Milanlı oyuncu Aquilani, yerden sert bir şut çekerek topu ağlara gönderdi. Daha sonrasında Milan adına kazanılan penaltıyı Pato gole çeviremedi. Eğer skor 1-1 olsaydı maçın gidişatı çok daha farklı olabilirdi. Fiorentina'da bu kez bir diğer orta saha oyuncusu Borja Valero sahneye çıktı ve iki şık çalımın ardından farkı ikiye çıkaran isim oldu. Fakat bu golde de Milan savunmasının bariz bir hata yaptığını belirteyim. İlk yarı Fiorentina'nın 2-0'lık üstünlüğüyle sonuçlanırken, ikinci devreye Milan biraz daha etkili başladı. Özellikle köşe vuruşlarıyla çok etkili oldular. İlkinde Boateng'in kafa vuruşu direğin dibinden dışarı giderken, ikincisinde Pazzini ile golü buldular. Mexes'in direkten dönen vuruşunu iyi takip eden Pazzini, topu boş ağlara gönderdi ve skoru 2-1'e getirdi. 2-1'den sonra beklenen performansı gösteremeyen ve beraberliği yakalayamayan Milan, El Hamdaoui'nin son dakikada attığı enfes gole engel olamadı ve sahadan yenilgiyle ayrıldı. Bu sonuçla birlikte bu sezon Sansiro'da oynadıkları 7. maçta 4. yenilgilerini almış oldular. Fiorentina ise son dönemde yakaladığı olumlu havayı sürdürdü. Ligde oynadıkları son 6 maçın 5'ini kazanmayı başardılar. Kendi sahalarında sonuca gitmekte zorlanmıyorlar, ilk haftalarda deplasmanda sıkıntı yaşadıkları için, dış sahada alınacak puanların çok önemli olduğunu söylemiştik. Nitekim son 2 deplasman maçını kazanarak üst sıralara tırmanışlarını sürdürdüler. 
 
PARMA 0-0 SIENA
 
 
12. haftanın golsüz sona eren ikinci karşılaşmasıydı. Beklendiği gibi, saha ve seyirci avantajıyla Parma daha baskılı bir futbol oynadı. Birçok gol pozisyonuna da girdiler fakat hem son vuruşlardaki beceriksizlik, hem de rakip kalecinin kurtarışları nedeniyle galibiyet golünü bulamadılar. Siena ise karşılaşmanın genelinde etkisiz bir performans sergiledi. Özellikle hücum hattında hiçbir şey yaratamadılar. Maçın büyük bölümünü savunmada bekleyerek geçirdiler. Buna karşın pozisyonlar verseler de şanslarının da yardımıyla 1 puanın sahibi oldular. Parma, 3 maçlık galibiyet serisinin ardından oynadığı son 2 maçta 5 puan kaybetti fakat hem Pescara hem de Siena maçlarında iyi oynadıklarını belirtmem lazım. Sadece son vuruşlarda şanssızlardı ancak bu da kendilerine çok pahalıya patladı. Parma, topa sahip olma oranlarında %62'ye %38'lik üstünlük sağlasa da bu olumlu istatistik skora yansımadı. Siena adına bu deplasmandan alınan 1 puan dahi önemliydi. Ligin dibinden kurtulabilmek adına alınacak her 1 puana ihtiyaçları var. Fakat oynadıkları futbolun ilerleyen haftalar için ümit verdiğini söylemek çok güç. 
 
TORINO 1-0 BOLOGNA
 
 
Mücadelenin ilk 45 dakikalık bölümü karşılıklı ataklarla geçti. Fakat her iki takım da gol bulamadı ve devre 0-0'lık skorla sonuçlandı. Maçın ikinci yarısında Torino baskısını biraz daha arttırdı. 65. dakikada duran topta D'Ambrosio'nun attığı golle 1-0 kazanmayı başardılar. Bologna, 1-0 geri düştükten sonra rakip kaleye yüklenmeye başladı. Diamanti ve Gilardino ile pozisyonlara girseler de bunları değerlendiremediler. Torino, 5 maç aradan sonra kazanarak rahat bir nefes aldı ve 12. sıraya kadar yükseldi. Bologna cephesinde ise kötü gidişat devam ediyor. Ligde oynadıkları son 6 maçın 5'inden yenilgiyle ayrıldılar. Lige fırtına gibi bir giriş yapan Gilardino, son dönemde suskunluğa büründü ve gol yollarında epey zorlanmaya başladılar. Diamanti dışında başka bir skor opsiyonları yok ve bu durum da işlerini epey zorlaştırıyor. 
 
ATALANTA 3-2 INTER
 
 
Inter'in 7 maçlık galibiyet serisi geçen hafta Atalanta deplasmanında sona erdi. Sakatlıkları nedeniyle oynamayan savunmanın as ikilisi Ranocchia ile Samuel'in yokluğunu epey hissettiler. Yedikleri 3 golde de savunma hattında basit hatalar yapıldı. 10. dakikada takımını 1-0 öne geçiren Bonaventura, ceza sahası içerisinde bomboş bir kafa vuruşu yaptı. Inter, geriye düştükten sonra rakip kaleye yüklenmeye başladı. Casssano ve Palacio ile önemli gollük fırsatlardan yararlanamadılar. Ardından gelişen Atalanta atağında penaltı noktası üzerinde bomboş bir şekilde topla buluşan Denis, zor olanı yaptı ve topu tribünlere gönderdi. Skor 2-0'a gelseydi maç ilk yarıdan kopabilirdi. İkinci yarıda Guarin'in frikikten attığı nefis golle skoru eşitleyen Inter'in beraberlik sevinci çok kısa sürdü. Golden 5 dakika sonra Denis sahneye çıktı ve attığı golle takımını öne geçirdi. Daha sonrasında ise yine Denis, kazanılan penaltı vuruşunu gole çevirdi ve farkı ikiye çıkardı. Palacio'nun son dakikada attığı gol ise sadece skoru belirledi. Atalanta'nın form grafiği artarak devam ediyor. Aldıkları sonuçlar kadar oynadıkları futbol da tatmin edici. Nitekim kötü gittiklerinde dahi kısa zamanda toparlanabilecek potansiyele sahip olduklarını belirtmiştik. Uzun bir aradan sonra kaybeden Inter ise yine de iyi bir futbol oynadı fakat savunmadaki eksikler ve yapılan hatalar mağlubiyeti de beraberinde getirdi.

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!