comScore

Serie A'da 8.hafta

25 Ekim 2012, Perşembe 13:36

İtalya Serie A'da 8.hafta geride kaldı! Lazio, Milan'ı da geçerek galibiyet serisi 3 maça çıkardı. Erdi Olcay, haftanın karşılaşmalarını değerlendirdi.  

JUVENTUS 2-0 NAPOLI


7 haftası geride kalan Serie A'da 8. haftanın perdesi Juventus – Napoli maçı ile açıldı. Juventus, beklendiği gibi kazanan taraf oldu ve liderliğini averajla değil puan farkıyla yaşama zevkini tattı. Diğer maçlarda olduğu gibi yine son derece üstün bir performan sergilediler. Skor üstünlüğünü ilk yarıda ele alabilirlerdi fakat Giovinco ile Marchisio net fırsatlardan yararlanamadılar. Maçın ikinci yarısı ortada geçerken, Juventus'un geçici teknik direktörü Massimo Carrera'nın yaptığı oyuncu değişiklikleri maça damgasını vurdu. Vidal'in yerine Pogba, Asamoah'ın yerine Caceres oyuna dahil olurken, kimse bu isimlerin kurtarıcı olabileceğini tahmin etmiyordu. Fakat 80. dakikada köşe vuruşunda Pirlo'nun ortasına 6 pas çizgisinde iyi yükselen ve şık bir kafa vuruşuyla topu ağlara gönderen Caceres, takımını 1-0 öne geçirdi. Bu golün hemen 2 dakika sonrasında, oyuna yine sonradan giren Pogba, ceza yayı üzerinden güzel bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. Böylece Juventus, hak ettiği galibiyeti maçın son bölümünde oyuna sonradan giren oyuncularıyla elde etti. Napoli ise karşılaşmanın genelinde vasatı aşamadı. Diğer deplasman maçlarında olduğu gibi Juventus karşısında da üretkenlik ve pozisyona girme sıkıntısı yaşadılar. Maçın ilk yarısında Cavani'nin direkten dönen frikiği haricinde net bir pozisyon yakalayamadılar. İkinci yarıda da son derece tutuk bir performans sergilediler.
LAZIO 3-2 MILAN


Maça çok hızlı bir başlangıç yapan Lazio, önce Hernanes, ardından Candreva'nın attığı mükemmel gollerle ilk devreyi 2-0 önde kapattı. İkinci yarının başında ise Milan savunmasının basit hatası sonucu penaltı noktası üzerinde bomboş kalan Klose, farkı 3'e çıkardı. Bu dakikadan sonra çoğu kimse oyunun kopmasını ve Lazio'nun farkı açmasını bekliyordu. Fakat hiç de öyle olmadı... 3-0'lık skoru avantaj bilen Lazio, maçın temposunu düşürmek ve oyunu rölantiye almak istedi. Hal böyle olunca oyunun üstünlüğünü Milan'a kaptırdılar ve rakiplerinin topla daha fazla oynamasına engel olamadılar. De Jong ve El Shaarawy'nin golleri Milan'ı umutlandırsa da devamını getiremediler ve sahadan yenilgiyle ayrıldılar. Bu sonuçla birlikte üst üste 3. galibiyetini alan Lazio, başarılı gidişatını sürdürüyor. Milan'da ise Ibrahimovic ve Thiago Silva'nın gidişinin ardından geçen seneki performanslarına ulaşmaları beklenmiyordu fakat hiç kimse de bu denli düşüş yaşayacaklarını tahmin etmemişti. Kesinlikle tanınmayacak haldeler ve ne oynadıkları futbol ne de aldıkları sonuçlar Milan gibi büyük bir camiaya yakışmıyor. El Shaarawy'nin haricinde diğer golcülerin formsuzluğu, geçen sene skor üretme konusunda takıma ciddi katkılar sağlayan Boateng ve Nocerino ikilisinin beklentilerin altında kalması, vasat oyunculardan kurulu olan savunma hattı Milan için hiç de olumlu gelişmeler değil.

ATALANTA 2-1 SIENA


Üst üste 3 maç kaybeden Atalanta'nın, özellikle Torino ve Roma maçlarında rakiplerine kıyasla daha iyi oynadığını ve puan ya da puanlar almayı hak ettiğini daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Milli takım arası Atalanta'ya iyi geldi ve 105. kuruluş yıl dönümünden sonra oynadıkları ilk iç saha maçında Siena'yı mağlup etmeyi başardılar ve taraftarlara en büyük hediyeyi verdiler. Karşılaşmanın ilk yarısı hem temposuz hem de pozisyonsuz geçti. Maçın ikinci yarısında ise Siena, rakip kaleye gittiği ilk ve tek pozisyonda Reginaldo ile golü bulup öne geçti. Bu gol Atalanta'yı şoke etti fakat hemen 2 dakika sonrasında Cigarini, attığı nefis frikik golüyle takımının maça tutunmasını sağladı. 82. dakikada ise Moralez'in yerine oyuna dahil olan Bonaventura, ceza yayının üzerinde attığı şık golle takımını öne geçirdi ve galibiyetin mimarı oldu. Siena'nın kötü performansı bu maçta da devam etti ve üst üste 3. yenilgilerini aldılar. Kazandıkları maçlarda da iyi bir futbol ortaya koymadıklarını sürekli belirtiyorum. -6 puan ile başlama cezası olmasa çok daha farklı bir konumda olacaklardı fakat yine de ilerleyen haftalar için ümit vermediklerini belirteyim. Atalanta ise 3 maç aradan sonra hak ettiği galibiyeti almayı başardı. Alt sıralarda bulunmayı hak etmeyecek bir kadroya sahipler ve daha iyi bir konumda olmaları gerekiyor. Bunun için de geçen seneki istikrarı yakalamaları lazım.

CHIEVO 1-1 FIORENTINA


İki takım da maça çok hızlı bir başlangıç yaptı. Önce Chievolu Luciano, ardından Fiorentinalı Pasqual net pozisyonları gole çevirmeyi başaramadılar. 17. dakikada rakip savunma ve kalecinin hatasını iyi değerlendiren Thereau, Chievo'yu 1-0 öne geçirdi. Fakat bu gole Fiorentina'nın cevabı hiç gecikmedi. Gonzalo Rodriguez, duran topta şansının da yardımıyla attığı golle hemen 1 dakika sonrasında skoru eşitledi. Beraberlik golünün gelmesiyle birlikte Fiorentina, oyunun kontrolünü ele aldı. Maçın ilk yarısında Jovetic'in kafa vuruşunun direkten döndüğünü belirteyim. Fiorentina, maçın ikinci yarısına da hızlı bir başlangıç yapıp topla daha fazla oynayan ve daha çok pas yapan bir görüntüye bürünse de diğer deplasman maçlarında olduğu gibi yine 3. bölgede zorlandı. Fiorentina'da, sağ kanat oyuncusu Cuadrado'nun oyunda kaldığı 82 dakika boyunca çok iyi bir performans sergilediğini belirtmeden geçemeyeceğim. Deplasmanda biraz daha üretken olmaları ve kazanma alışkanlığı edinmeleri durumunda, üst sıralar için daha iddialı bir ekip haline gelebilirler. Chievo ise 5 maçlık yenilgi serisinin ardından yeni teknik direktörü Eugenio Corini yönetiminde oynadığı 2 maçta 4 puan toplasa da ortaya koydukları futbol ilerleyen haftalar için ümit verici değil. Orta sahada yaratıcı oyuncu eksikliği ve hücum hattındaki oyuncuların istikrarsız bir dönem geçirmesi gol yollarında zorlanmalarına neden oluyor.

INTER 2-0 CATANIA


Catania, zorlu Inter deplasmanında golü yiyene kadar başabaş bir oyun oynadı. Maçın henüz 5. dakikasında penaltı noktasında müsait bir durumda topla buluşan Almiron, iyi bir son vuruş yapıp takımını öne geçirebilse maçın seyri değişebilirdi. Yine maç golsüz beraberlikle devam ederken Marchese, sol kanattan etkili bir bindirme yapsa da son vuruşta başarılı olamadı. Inter, rakip kaleye yüklendiği ilk ciddi atakta Cambiasso'nun akıl dolu ortasına iyi yükselen Cassano'nun kafa vuruşu sonucu bulduğu golle 1-0 öne geçti. İkinci yarının büyük bölümünde ayağa paslarla oyunu soğutan ve sadece kontra ataklarla pozisyona girme çabası içerisinde olan bir Inter izledik. Maçın son bölümünde Milito'nun pasını çok güzel kontrol eden Palacio, şık bir vuruşla topu ağlara gönderdi ve skoru 2-0 yaparak takımını rahatlattı. Inter, bu sonuçla birlikte üst üste 4. galibiyetini aldı ve bu 4 maçın 3'ünü gol yemeden kazanmayı başardı. Catania ise bu kez diğer deplasman maçlarına göre biraz daha derli toplu oynadı fakat başta Bergessio olmak üzere Gomez, Barrientos ve Lodi gibi hücum hattına destekte bulunması beklenen oyuncuların etkisiz bir 90 dakika oynaması nedeniyle skor üretemedi.

PALERMO 0-0 TORINO


Karşılaşma golsüz sona erse de özellikle Palermo'nun birçok gol pozisyonundan yararlanamadığını belirteyim. Gerek uzaktan şutlar, gerekse de karşı karşıya kalınan pozisyonlarda Torino kalecisi Gillet'i geçmeyi başaramadılar. Ilicic, Kurtic ve Barreto gibi orta saha oyuncuları galibiyet şanslarını sonuna kadar zorladılar fakat Torino'nun filebekçisi Gillet, kalesinde devleşti ve gole izin vermedi. Palermo'da, teknik direktör Gian Piero Gasperini'nin forvet hattında Miccoli yerine genç Dybala'yı tercih etmesi pek beklenen bir gelişme değildi. Nitekim genç oyuncu fazla varlık gösteremedi ve 55. dakikada kenara alındı. Yine de kendini sürekli oynayacakmış gibi hazır tutması gerekiyor çünkü Hernandez'in uzun süreli sakatlığında kendisine yine şans gelebilir. Torino cephesine geçecek olursak; ilk yarının ortalarında Bianchi'nin karşı karşıya kaçırdığı gol haricinde net bir pozisyona giremediler desem yeridir. 4-2-4 gibi ofansif bir sistemle oynasalar da aldıkları sonuçlar bu taktiğin hakkını vermiyor. Gerek aldıkları sonuçlar, gerekse de oynadıkları futbolla istikrar yakaladıklarını söylebilmek oldukça güç.

PARMA 2-1 SAMPDORIA


Parma – Sampdoria karşılaşması 34. dakikaya kadar pozisyon açısından kısır ve temposuz geçerken hakem Sebastiano Peruzzo'nun penaltı ve kırmızı kart kararı maçın seyrini değiştirdi. Penaltı kararı doğruydu fakat Sampdoria kalecisi Romero'yu direkt olarak kırmızı karttan oyun dışında göndermek bana göre hatalı bir tutum oldu. Parma'da, Amauri penaltı vuruşunu gole çevirdi ve ilk yarı 1-0'lık skorla neticelendi. İkinci yarının başında yine Amauri sahneye çıktı ve attığı golle farkı ikiye çıkardı. 10 kişi kalıp 1-0 geriye düştükten sonra oyundan kopan Sampdoria adına 2. golü yedikten sonra oyun tamamiyle bitmiş oldu. 81. dakikada Eder'in attığı penaltı golü sadece skoru belirledi. Parma, uzun süre sonra galip gelirken hem futbolcular hem de teknik direktör Roberto Donadoni rahat bir nefes aldı. Amauri de 2 gol birden atarak üzerindeki baskıyı kırmış oldu. Yine de aldıkları bu galibiyetin bir çıkış belirtisi olmadığını belirteyim. Sampdoria'da ise kötü gidişat sürüyor. Ligdeki ilk 3 maçını kazanan Sampdoria, daha sonrasında oynadığı 5 maçta galip gelemedi ve ciddi bir düşüşe geçti. Bu düşüş süreci içerisinde eksik oyuncu sayısının artması ve golcü Maxi Lopez'in form düşüşü önemli ayrıntılar olarak gözler önüne geliyor.

UDINESE 1-0 PESCARA


Tıpkı Parma – Sampdoria maçına olduğu için Udinese – Pescara karşılaşmasına da hakemin gösterdiği hatalı kart damga vurdu. Hakem Antonio Giannoccaro'nun Udineseli savunma oyuncusu Danilo'ya gösterdiği ilk sarı kart doğruydu fakat kırmızı kartı getiren ikinci sarı kart kelimenin tam anlamıyla fiyaskoydu. 30. dakikadan itibaren tam 1 saat boyunca 10 kişi oynayan Udinese, buna rağmen kalesinde net bir pozisyon vermedi. Pescaralı Quintero'nun direkten dönen frikiği haricinde konuk ekip hatırda kalan bir pozisyon yakalayamadı. Her zaman Serie A standartlarının altında bir takım olduğunu söylediğimiz Pescara, sayısal avantajına rağmen bunu skora yansıtamadı. Udinese ilk devrede birkaç atak yapsa da son vuruşlarda başarı sağlayamadı. İkinci yarının başlarında rakip savunmanın yaptığı inanılmaz hatayı iyi değerlendiren Maicosuel, Udinese'yi 1-0 öne geçirdi ve karşılaşma bu skorla sonuçlandı. Di Natale'nin geçen seneki formunun çok uzağında olması ve diğer hücum oyuncularının beklentilerin çok ama çok altında kalması nedeniyle gol yollarında zorlanan bir Udinese takımı izliyoruz.



GENOA 2-4 ROMA


Serie A'da 8. haftanın kapanış maçı müthiş bir karşılaşmaya sahne oldu. Maçın ilk 15 dakikasında Kucka ve Jankovic'in güzel golleriyle 2-0 öne geçen Genoa'nın, açık bir futbol oynayan ve savunma hattı güven vermeyen Roma karşısında farka gitmesi bekleniyordu. Fakat ilk 15 dakikanın ardından Genoa fırtınası dindi ve sahneye başkent temsilcisi Roma çıktı. Totti ve Osvaldo'nun golleriyle ilk yarıyı 2-2 beraberlikle noktalayan Roma, ikinci yarıda da yine Osvaldo ve Lamela'nın golleriyle sahadan galibiyetle ayrıldı. Kendi sahasında ilk 15 dakikada üstünlüğünü koruyamayan Genoa'da, yenen bütün gollerde savunma zaafları dikkat çekiciydi. Alınan bu skorun ardından Luigi Di Canio'nun görevine son verildi ve teknik direktörlüğe Luigi Del Neri getirildi. Roma cephesinde ise kaptan Totti attığı golün yanı sıra saha içerisindeki varlığıyla bile maçın gidişatını değiştirdi. Ayrıca 2 gol atan Osvaldo ve 2 asistle oynayan genç oyuncu Piris de galibiyetin mimarlarından oldular. 

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!