Pozisyon olarak fazla zengin olmasa da her iki takıma da gidebilecek bir maçtı. Parma, beraberliği son dakikada Valdes'in penaltı golüyle kurtarırken, yine Valdes 55. dakikada penaltı kaçırdı. Fiorentina'da ise 88. dakikada Jovetic penaltı atışından faydalanamadı. Ayrıca iki takımın da birer topunun direkten döndüğünü belirteyim. Parma cephesinde yaratıcılık probleminin devam ettiğini bir kez daha gördük. Giovinco'nun gidişinin ardından '10 numara' rolünü üstlenebilecek yetenekte bir futbolcuya sahip olmamaları işlerini zorlaştırıyor. Fiorentina ise oyuna daha hakim gözükse de topu 3. bölgeye taşımakta zorlandı. Hücum hattında Jovetic'e sayısal anlamda yardımcı olabilecek bir isim daha buldukları takdirde skor üretme konusunda epey rahatlayabilirler. Orta alanda geçtiğimiz sezona nazaran rüya gibi bir değişim var. Montolivo gitmesine rağmen yapılan takviyeler takıma birkaç sınıf birden atlatmış durumda.
JUVENTUS 2-0 CHIEVO
Chievo karşısında geniş çaplı bir rotasyona giden Juventus'ta, 5 as futbolcu kulübede oturdu. (Barzagli-Lichtsteiner-Pirlo-Vidal-Giovinco) O kadar kaliteli bir kadroya sahipler ki, oynayanla yedek bekleyen isimler arasında uçurum yok ve sahada yine alıştığımız Juventus vardı... Maçın ilk dakikasından itibaren rakip kaleyi abluka altına aldılar ve son ana kadar üstün bir futbol oynadılar. İlk 45 dakika boyunca net 4-5 gollük pozisyonu değerlendiremediler. Gerek Quagliarella, gerek Vucinic, gerekse de Giaccherini rakip kaleci Sorrentino'yu geçemedi. Juventus, ikinci yarıya da fırtına gibi başladı ve Chievo ancak 63. dakikaya kadar direnebildi. Giaccherini'nin kullandığı kornerde Quagliarella, penaltı noktası üzerinde nefis bir rövaşata gölüyle takımını öne geçirdi. Bu golün hemen 5 dakika sonrası Asamoah'ın pasıyla ceza sahasında topla buluşan Quagliarella, yine şık bir vuruşla gol attı ve takımını rahatlattı. Skor 2-0 olduktan sonra oyunu rölantiye aldılar ve kalan süre boyunca aktif dinlenerek maçı noktaladılar. Chievo için de birkaç kelam edelim: 90 dakika boyunca takımın en çok göze batan ismi kaleci Sorrentino ise aslında daha fazla söz söylemeye gerek yok. Tecrübeli kaleci özellikle ilk yarıda yaptığı kritik kurtarışlarla hem maçın erken kopmasını, hem de oluşabilecek farkı engelledi. Savunma hattı güven vermezken, orta alanda yine yaratıcılık problemi yaşadılar. Pellissier de ilerde hiçbir varlık gösteremedi. Aynı oyun anlayışı sürdüğü müddetçe Chievo'nun toparlanması pek mümkün gözükmüyor.
SAMPDORIA 1-1 TORINO
Hem Sampdoria, hem de Torino maçın ikinci yarısında buldukları penaltı golleriyle 1'er puanın sahibi oldular. Karşılaşmanın genelinde üstün olan taraf Sampdoria idi. Skoru lehlerine çevirebilecek net gollük pozisyonlardan yararlanamadılar. Özellikle maçın ilk devresinde ciddi bir baskı kursalar da rakip kaleciyi geçemediler. Takımın Serie A'ya yükselmesinde çok büyük bir paya sahip olan Pozzi'nin golle dönmesi hem kendi, hem de takımı adına olumlu bir gelişme. Torino ise geride kalan haftalara nazaran etkisiz bir 90 dakika oynadı. Bu vasat oyuna rağmen formda rakiplerinden alınan 1 puan önemli sayılabilir. 4-2-4 gibi çılgın bir sistem ve Torino çapındaki bir takıma göre iyi sayılabilecek forvetlere rağmen Pescara maçı haricinde beklenen skor sayısı ortaya çıkabilmiş değil.
ATALANTA 1-0 PALERMO
Son derece zevksiz bir 90 dakika izledik. Gerek Atalanta'da geçen sezon gol yollarında takımı sırtlayan Denis-Moralez ikilisinin formsuzluğu, gerekse Palermo'nun deplasman zafiyeti nedeniyle kısır bir maç oldu. İlk 45 dakikalık bölüm orta saha mücadelesi şeklinde geçerken, ikinci yarıda baskını arttıran Atalanta, maçın son bölümünde bulduğu golle kazanarak önemli 3 puanı hanesine yazdırdı. Böylece Milan deplasmanında alınan galibiyeti daha anlamlı hale getiren Atalanta'da, kötü başlangıcın ardından moraller yükselmiş oldu. Arjantinli oyuncuların devreye girmesi ve geçen sezon oyuna sonradan dahil olarak çoğu maçta kurtarıcı kimliğine bürünen Marilungo'nun iyileşmesiyle daha komplike bir takım olacaklarına inanıyorum. Palermo ise Miccoli'nin durgunluğu nedeniyle sıradan bir takım hüviyetine büründü. Genç yetenek Hernandez de henüz beklentileri karşılayabilmiş deği. Geride kalan periyotta sadece 1 gol atabilmeleri epey şaşırtıcı.
BOLOGNA 1-1 PESCARA
Roma deplasmanında müthiş bir geri dönüşe imza atan Bologna, evinde zayıf Pescara'ya 2 puan bırakarak epey şaşırttı. 90 dakika boyunca oyunun üstünlüğünü ellerinde tuttular ancak bunu skora yansıtamadılar. Takımın tek golünü atan Gilardino, 2 önemli pozisyonu cömertçe harcadı. Ayrıca 65. dakikada penaltı kaçıran Diamanti de maçın kaderini etkileyen isimlerden biri oldu. Gilardino gibi kaliteli bir golcüye sahipler fakat orta sahada yaratıcı oyuncu eksikliği bu tip kolay geçmesi beklenen maçlarda zorlanmalarına sebep oluyor. Quintero'nun şık frikik golüyle eşitliği yakalayan ve evine 1 puanla dönen Pescara ise gol yollarında yine etkisiz göründü.
CATANIA 0-0 NAPOLI
Maçın henüz 2. dakikasında hakemin son derece ağır kırmızı kart kararıyla 10 kişi kalan Catania, haliyle oyunun üstünlüğünü Napoli'ye kaptırdı ve oyunu geride kabul etmek durumunda kaldı. Buna karşın kalelerini çok iyi savundular ve Napoli'ye net bir gol fırsatı vermediler. Buna karşın maçın son bölümünde Gomez ile galibiyeti kaçırdıklarını belirteyim. Gomez'in, bir şutu direkten dönerken, bir şutunda da kaleci De Sanctis gole izin vermedi. Sicilya'da yine birçok güçlü takıma baş ağrıtabilecek kapasitedeler. Arjantinli oyuncuların yakaladığı iyi hava sayesinde daha başarılı sonuçlar alacaklarına inanıyorum. Karşılaşma sonunda her iki tarafın da beraberliğe mutlu olduğunu düşünüyorum. Catania, 10 kişiyle kaybetmezken, Napoli'de zorlu Sicilya deplasmanından 1 puanla döndü.
INTER 0-2 SIENA
Öncelikle maçın hakkının kesinlikle bu skor olmadığını belirteyim. 90 dakika boyunca Siena'nın yalnızca 3 şutu kaleyi tuttu ve bunlardan 2'si gol olunca şans eseri bir galibiyet aldılar. Maça fırtına gibi başlayan Inter, ilk yarıda birbirinden önemli pozisyonlarda rakip kaleciyi geçemedi. Baskılarını ikinci yarıda da sürdürdüler fakat bunu skora yansıtamadılar. 73 dakikada yedikleri gol kuşkusuz dirençlerini kırdı. Maçın son dakikasında da kontra atakla yedikleri gol skoru belirledi. Inter'de Sneijder'in sürekli oynamaya başlaması olumlu bir gelişme fakat Hollandalı yıldızın takımına sayısal açıdan da destek vermesi gerekiyor. Siena cephesinde ise zorlu deplasmanda alınan galibiyete rağmen işler yolunda gitmiyor. Sezona (-) puanla başlayan Siena için bu dönemde göze hoş gelen futboldan ziyade toplanacak puanlar çok daha büyük önem taşıyor. Fakat rakiplerinin baskısı karşısında ezilen ve buna cevap veremeyen Siena'nın mutlaka toparlanması gerek.
UDINESE 2-1 MILAN
Udinese, ligde ilk galibiyetini alırken, Milan ise 4. maçında 3. yenilgisini aldı ve kötü gidişatını sürdürdü. Maçın ardından Asbaşkan Adriano Galliani, teknik direktör Maximiliano Allegri'nin arkasında olduklarını açıklasa da bana göre bu formalite icabı söylenmiş bir sözdü. Her ne kadar geçen seneye kıyasla zayıflamış bir kadroları olsa da, başarısız sonuçları devam ettiği müddetçe Allegri'nin koltuğu iyiden iyiye sallanmaya başlayacaktır. Kaliteli orta saha elemanları sayesinde topa daha fazla sahip oldular fakat 3. bölgede yaratıcılık sıkıntısı çektikleri için gol yollarında etkisiz kaldılar. Orta sahada Boateng-Nocerino ikilisi geçen sezon olduğu gibi skora katkı yapabilmiş değiller. Ayrıca Pazzini'nin hat trick yaptığı Bologna maçını saymazsak geride kalan 3 maçta golü yok! Udinese ise kazanmasına rağmen güven vermedi. Kötü başlangıcın ardından güçlü rakipleri karşısında alınan galibiyet morallenmelerini sağlamıştır fakat bunun bir çıkış belirtisi olduğunu düşünmüyorum.
LAZIO 0-1 GENOA
Bu karşılaşmada da tıpkı Inter – Siena maçına benzer bir senaryo oldu. Maçı ilk dakikadan itibaren domine eden Lazio, rakip kalede birbirinden önemli tehlikeler yaratsa da gerek son vuruşlardaki beceriksizler, gerekse kalecinin kurtarışları sayesinde gol sevinci yaşayamadı. Takımın golcüsü Miroslav Klose'yi yedek bekleten teknik direktör Vladimir Petkovic, ilginç bir tercihe imza atmış oldu. Öte yandan Hernanes yine çok etkili bir oyun ortaya koydu. Inter'den geri dönen Zarate'nin mutlaka şans bulması gerektiğine inanıyorum. Büyük bir potansiyele sahip ve maç kondisyonuna sahip olduğu takdirde Lazio, hücumda daha üretken olabilir. Genoa ise rakip kaleye gittiği ilk ve tek pozisyonda 3 pas ile Boriello'nun ayağından bulduğu golle kazanarak altın değerinde 3 puanın sahibi oldu. 90 dakika boyunca şans faktörünün kendilerinden yana olduğu görüldü. Bu durumun sürekli olarak devam etmesi mümkün değil. Mutlaka oyunlarının üstüne koymaları gerekiyor.
