comScore

Ne Kadıköy, Ne İnönü, Ne de Ali Sami Yen!

10 Temmuz 2014, Perşembe 12:25

Dünya Kupası yarı finalinde Arjantin, Hollanda'yı epnaltılar sonucunda elemeyi başardı.

Sağdan- soldan, üstten-alttan neresinden bakarsanız bakın;
Hakemlere olan yaklaşımınız hangi açıdan olursa olsun;
Boncuk aramak istediğiniz neresi olursa olsun;
9 Temmuz 2014'te BİR TARİH YAZILDI…


 
2014 yılında düzenlenen Dünya Kupası organizasyonunda bir Türk hakem triosu görev aldı. Cüneyt Çakır düdük çaldı, Bahattin Duran ve Tarık Ongun bayrak salladı… Hem de 3 maçta… Sonuncusunda ise maçın adı da halliceydi: Hollanda-Arjantin…
 
Yıllar öncesinin milli takımlar bazında Azerbaycan-Lichtenstein, San Marino-Letonya veya kulüpler bazında da Kazakistan, Azerbaycan, Arnavutluk takımlarının seviyesinden, bugün Dünya Kupası yarı finallerinde düdük çalan, Şampiyonlar Ligi'nde 2 hakemiyle görev alan, milli maçlarda İtalya, İngiltere, Fransa, İspanya takımlarının maçlarına çıkan bir Türki hakemliği seviyesine gelindi. Emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkürler… Verilen görevleri de bunca zaman süresince layığıyla yerine getiren FIFA hakemlerimize başta Cüneyt Çakır olmak üzere tebrikler!
***
 
Almanya'nın 7-1'lik tarihi zaferinin ardından hiç şüphesiz yarı finalin diğer ayağı merakla beklenir olmuştu. Atmosfer nefisti. Hele ki Arjantin'in finale yürüyor olması, hem seyirci açısından, hem de Messi'nin “Maradona gibi Dünya Kupalarında da tarihe geçebilmek” hayali açısından merak uyandırıyordu…

 
Turnuva başından beri hakemlerin kart cimrisi olduğunu yinelemeye gerek yok. Kart kontrolü konusunda böyle bir talimat verildiği aşikar ve sağır sultan duydu artık. Bu nedenle gerek yayın esnasında, gerek de genel eleştiri anlamında “hakem kartları es geçti” demek, işgüzarlıktan öteye gitmiyor artık, bırakın bu mevzuyu. Hakemlerin tamamı, %1 bile vermeme mazereti bulduğu an kartlarını göstermedi.
 
Oldukça kontrollü oynayan 2 takımın maçında “şeklen” hakeme çok iş düşmedi gibi gözükse de bu seviyede bir karşılaşmada, bu oyun tarzını kabul eden 2 takımın 90 dakikasını herhangi bir hakem lüzumsuz düdükleriyle“hiççekilmez” hale getirebilirdi.Sözün özü ismi dev maçın, futbolu tırsak olsa da böyle bir maça basit düdükler yakışmazdı.
 
Genel itibariyle hakemler, maçın ilk 10-15 dakikasında takımların oyun anlayışlarını ve niyetlerini gözlemleyip, maçın ilk stratejisini belirler. Sonrasında da skordaki değişim, takımların oyun anlayışlarındaki farklılaşmaya göre de tedbirlerini alırlar.
 
GELELİM MAÇIN DAKİKA SAYACINA…

2. dakikada güzel bir avantajla mesajı verdi Çakır maçı oynatma isteğine. Top, Hollanda ceza alanı önündeydi ve avantajın devamı Arjantin kalesinde pozisyonla sonuçlandı…
 
Maçın ilk doğru ofsayt tespiti 4.44'te Tarık'tan geldi. Ardından Messi'nin 8.dakikada ceza alanı önünde faul beklediği pozisyonda Çakır'ın devam kararı doğruydu.
 
Dev maçın ilk faul düdüğü 10.dakikada geldi. Lavezzi'ye yapılan itmede karar doğruydu.
 
13.dakikadakiorganize ve şık Arjantin atağında Perez ceza alanı sağ çaprazı önünde indirildi ve faul doğruydu. 20 metreden Messi vurdu ancak sonuç alamadı.
 
18.dakikada maçın tehlikeli hareketten kaynaklananilk endirektserbest vuruşu geldi. Indi'nin ayağı biraz fazla havaya kalkmıştı.
 
19.dakikada yardımcı hakemler için zor aut-korner pozisyonlarından biri vardı ki, Higuain'in ikili mücadelesinde Tarık'ın korner işareti doğruydu.

 
24. dakika ise hakemin otoritesi ve ceza alanı içi kontrolü açısından önemli bir andı. Kornerlerdeki çekme ve itmelere yaptığı ilk uyarıydı.
 
25.dakika aslında güzel birhakem-yardımcı hakem iletişimi örneği ile karşımıza çıktı. Hollanda atağında Van Persie'denauta çıkan topta Bahattin önce yanlışlıkla korner işaret etti. Hemen devamında hakemle konuşmalarının ardından aut atışına döndü ki, yanlış bir korner kararından vazgeçilmesi adına güzel bir andı. Hakem, oyunu başlatmadığı sürece son verdiği karardan geriye dönebilir. 
29. dakika ise Mascherano'nun kafa kafaya çarpışması nedeniyle sakatlık geçirdiği sıkıntılı bir andı. Neyse ki önemli bir sorun olmadan tedavi edildi ve oyunda dönebildi.
 
32.dakika şık bir ofsayt değerlendirmesi geldi Bahattin'den.Karambol pozisyonlarda doğru oyuncu takibinin güzel örneklerindendi. Hangi oyuncunun ceza alanından geriye kaçıp, sonra topla buluştuğunu iyi tespit etti.
 
Bu kez sahnede Tarık vardı. 33'te Messi'nin ve 35.dakikada Higuain'in pozisyonundaki milimetrik ofsaytlardaki tespitleri fevkaladeydi.
 
Son çağrı dakikası idi 37… Artık rakibi stratejik olarak veya tatlı sert durdurma düşüncesi içeren faullerin limiti bir noktaya gelmişti ve Çakır'dan Indi'ye “kart öncesi” son uyarı geliyordu.Indi'ninMessi'yeyaptığı  engellemefauldü ve daha güzeli ise pozisyonu önce avantaja bırakıp, ardından avantaj kaybolunca faulü çalması yerindeydi.

VE İLK SARI…

44.dakikada Indi, 7 dakika önceki uyarıyı unutmuş olmalı ki artık sayısı artan faulleri, Messi'ye yaptığı hareket sonrasında “devamlı kural ihlali yapmak” cezasının karşılığı olarak sarı kartla cezalandırıldı. 
 
Tabii burada karşımıza “sürekli itirazları” ile birden bireSneijder çıktı. Hollanda takımında 90 dakika boyunca hakeme tek itiraz eden, pozisyonların devamında soluğu Çakır'ın yanında alan sadece o idi. Havamızdan, suyumuzdan bulaşıyor, yapacak bir şey yok. Kuyt'ta ise benzer bir durum gözlemlemedim açıkçası. 


 
2.YARI

İlk yarının son dakikalarında siftah yapılan kartların devamı 48. dakikada Demischelis'in Robben'e yaptığı hareketle doğru bir şekilde devam etti.
 
50. dakika ise topsuz alanda iken bile yardımcı hakemlerin ne kadar konsantrasyonlarını yüksek tutmaları gerektiğinin önemli örneğiydi. Rakip alandan beklenmedik şekilde Hollanda yarı alanına gelen topta, orta yuvarlağa yakın duran Messi birden topa döndü ama Bahattin'in ofsayt bayrağı doğruydu. Tebrik edilecek bir pozisyon.
 
50'den 63'e kadar sahada hakemler yoktu desek yeridir. 63.dakikada faule kadarÇakır hiç düdük çalmadı, oyun kendini idare etti..Kontrollü oyunun doğal sonucu gerçekleşti aslında. De Jong çıkıp,Clasie girerken, gayet de güzel yağmur sahayı süslüyordu.
 
66.dakikada maçın en anlamsız top kaybını yaptı 5 numaralı Blind. Kendi yarı alanındanken oyunu sağa yönlendirme çabası, neredeyse kornere gidecek bir uzun pasa dönüştü ve Arjantin'e taç ikramı oldu.
 
71'de kontrollü giden oyunu,  gereksiz düdükle kesmediği ve yine güzel bir avantaj oynattığı andı Çakır'ın. 73'de  Higuain'e hemen taç çizgisi üzerinde yapılan faulde Bahattin'in yardımı çok iyi idi. 74. dakikada Van Persie'nin şık vuruşunun öncesinde Tarık'ın doğru ofsayt tespiti vardı.
 
75'te şık bir avantaj oynatan Çakır, belki de futbolseverleri maç başından bu yana en heyecanlandıran pozisyonun doğmasına neden oldu. Sağ çizgiden gelen ortaya Higuain kale alanı içinden vurdu ancak top az farkla auta gitti.
 
75-81 arası  yine hakemsiz gitti karşılaşma.Bu sırada Higuain-Agüero değişikliği geldi Arjantin'den.Agüero, girdikten sonraki ilk faulünükaleciCillessen'in önüne geçerek 83'te yaptı.

 
Robben'in son anlardaki pozisyonunu Maschareno önlerken, 92.40'da maçın son anlarında Tarık'ın ofsayt tespiti de fevkalade idi.
Koca 90 dakika Higuain ve Robben'in 1'er tanecik heyecan verici pozisyonu ile noktalandı…
 
UZATMALAR

Çakır, 93.26'da yine avantaj oynattı ancak bu kez beklediği avantajın oluşmaması nedeniyle ilk pozisyona dönüp, Hollanda lehine faul verdi ki güzel bir uygulamaydı.
 
Robben'inönceki maçlardaki gibi “faul alma” faaliyetine 102. dakikada Çakır itibar etmedi.
 
Huntealaar'ın arkadan yaptığı harekette faul ve sarı kart doğru karardı. Tabii bu sırada yineSneijder itiraz ediyordu.
 
2.uzatma sakatlıklarla başladı.109'da yine güzel bir avantaj vardı Sneijder'ayapılan  müdahaleye rağmen oyunun devam etmesiyle.

 
115.dakikada Palacio, belki de Arjantin kaybetse idi unutulamayacak bir pozisyonu kaçırdı.Çok rahattı, kafa ile iyi aşırtamadı. Tarık'ın ofsayt açısından zor pozisyondaki devam kararı da güzeldi.
 
116'da Messi'nin kendi yarattığı pozisyonda Rodriquez iyi vuramadı.119.dakikada Bahattin'den fevkalade bir aktif-pasif yorumu vardı. Top ortalandığında Huntellaarbariz ofsayt iken,hemen yakınındaki Robben topu alınca Bahattin'in güzel yorumu ve devam kararı maçın son anlarına heyecan kattı.
 
Kosta Rika maçında sizlerle yine bu satırlarda paylaşmış olduğum ve Van Gaal'in yaptığı hareketin dahiyane bulunmasına anlam veremeyip, hiç katılmadığım Krul hareketine de bu kez fırsat kalmayınca Cillessen bir penaltı dahi kurtaramadı ve penaltılar sonunda gülen Arjantin oldu.Final çok daha renkli olacak buna eminim.
 
VE SON…

Kaleyi bulan isabetli şuttan daha çok sayıda avantaj oynatılan bir maç izledik. Yardımcıların bu kadar ofsayt pozisyonunda hata yapmadığı mükemmel bayraklara tanıklık ettik. Türkiye imajına katkılarından, hakem dünyamıza getirdikleri vizyondan, bizlere yaşattıkları heyecandan ve başarılarından dolayı Cüneyt-Bahattin-Tarık üçlüsünü yürekten kutlarım…
 
Hakemlik bir sevdadır. Futbol tutkusunun bir başka ifa şeklidir. 90 dakikaya renk katmak, oyun kurallarını uygulamak ve böyle bir sevdayı yönetme hazzını hissetmektir. 
 
2000 öncesinde, futbol sevdasını kalbinde taşıyıp, futbolcu olamasa da çimlerin üzerinde bir şekilde yer almak isteyenler, bu tutkuyu yaşamak isteyenler hakem oluyordu. Veya futbolculuk sonrasında hakemliğe geçiş yapıyorlardı.Benzer şekilde eş, dost, akraba yönlendirmesi ile futbol sevdalısı olup hakemliğe başlayanlar da oluyordu. 2000'li yıllarda futbolun endüstrileşme katsayısı yükseldikçe, hakemliğin şöhret ve para kazanma boyutu da farklılaşınca hakemliği talep eden kesim de genişledi. Hatta öyle ki amatör seviyelerde futboldan nasibini almadığı halde işin sadece maddi boyutunu düşünüp başvuranlar peydahlanmaya başladı.

 
Hakemlik Türkiye'de icrası en zor alanlardan biridir. Çünkü fikrimiz, zikrimiz futbol açısından ne yazık ki beyaz değil. Bu noktaya gelmesinde payı olan herkesi Allah'a havale ediyorum. Kuralsızlık ve cezasızlık, herkesin fütursuzca at oynattığı ve dolayısıyla dilinin kemiklerini tamamen aldırdığı bir kaosa sürükledi.
 
En kolay saldırılabilir müessesenin hakemlik olması; maçlar başlamadan “vali”, maçlar başladıktan sonra ise “sürekli bir art niyet aranan” muameleye sahip biricik ülkeyiz!
 
Hakemliğe başlayan herkes, gözlerini kapatıp Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın, İnönü Stadı'nın, Ali Sami Yen Stadı'nın sahaya çıkış tünelini hayal eder. On binlerin coşkusunu, büyük takımların atmosferini, sahadaki futbolun keyfini, arkasına sıralanan muhteşem 11'leri, formalarını düşünür… O rüyayla yola çıkar, emek verir… Hedef hep o çimlerdir.
 
Ancak son yıllarda 3 büyük maçları, hakemlerimizin artık çıkmak istemedikleri maçlar haline geldi. İnfazın haddi hesabı kalmadı, boyutu aşıldı. Her çıkan karalandı, her düdük çalana en ufak hatada saldırıldı... 
Rüyalar karartılmaya başlandı…
 
Derken… Gerçek rüya başladı… Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi derken, Avrupa Şampiyonası heyecanlandırırken bu işin tarifsiz nirvanası Dünya Kupası geldi çattı…
 
Artık rüyaları 2018-2022-2026-2030-2034-2038-2042 Dünya Kupaları süsleyecek… Asla Kadıköy, Sami Yen, İnönü değil…
 
Murat Fevzi TANIRLI
Twitter: @mftanirli

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!