comScore

Çekirge direğe sarıldı

28 Haziran 2014, Cumartesi 22:33

Murat Fevzi Tanırlı, Brezilya'nın penaltılarla Şili'yi elediği maçı yorumladı.

ÇEKİRGE DİREĞE SARILDI
Şili, kupa öncesi tüm futbolseverlerin ve spor dünyasının isimlerinin sürpriz beklediği bir takım olarak gereğini gruplarda yapan ve başarısını kanıtlayan bir takımdı. Brezilya'ya karşı da ne yapacağı merak konusuydu. Dünya Kupalarındaki makus talihini yerle bir edip yeni bir sayfa mı açacaktı, yoksa olumsuz istatistiklere bir sayı daha mı ilave ettirecekti?

Hırvatistan maçı da dahil olmak üzere defansını daha ön planda tutan, Neymar'ın ayağına ve yaratacağı pozisyonlara bakan, Hulk ve Fred'den oyun dizilişi nedeniyle tam verim alamayan Scolari'nin takımı, Meksika'ya karşı çok net pozisyonlar yakaladı ancak kaleci Ochoa'yı aşamamıştı. Kamerun maçı ise zaten her takım için kıstasa alınamayacak kadar çok kolay geçen maçlardan biriydi.


Sonuç olarak, Brezilya'nın gruplardaki performansı “dişli rakiplere” karşı SOS verir nitelikteydi. Bu yüzden de Şili maçı önemliydi. Grup maçlarında Hollanda ve İspanya'ya 5'li defans oynayan Şili, Brezilya'nın şov yapan ve golü düşünen karakteristiğinden uzak olan Brezilya 2014 formasyonuna karşı, hemen hemen kendisine benzer defansif yapısı karşısında ne yapacaktı

Kısa defans oyuncusu ortalaması nedeniyle hava toplarında Brezilyalıların etkin olması normaldi. Gol de böyle geldi. Ancak kendi attığı taçtan gol yiyen bir Brezilya olması inanılır gibi değildi. Sonrasında da Şili'nin skoru koruma ve uzun toplarla hızlı çıkma düşüncesi, Alexis Sanchez'in usanç veren bencilliği ve topa yapışması, Brezilya'nın SIFIR üretkenliği derken son saniyelerde Pinilla'nın üst direkten dönen müthiş vuruşunun ardından penaltılarda kazanan Brezilya!

Skor olarak şanslı, ancak futbol olarak beklenen çizginin ve hücum mantalitesinin çok uzağındaki Brezilya çekirgesi, bu kez de 120. dakikada üst direğe sıçrayıp sarılarak hayatına devam etti. Bakalım direğin üzerindeki yaşamı çeyrek finalde sürecek mi?

MÜKEMMEL YÖNETİM
Turnuva açılışında Hırvatistan maçında Japon hakem Nishimura'nın anlamsız, hatalı, işgüzarca penaltı kararının ardından Brezilya maçları, “ev sahibi olma” avantajının tartışıldığı bir kamuoyu yaratmıştı. Brezilya yedek kulübesi dahil olmak üzere hakem üzerinde etki kurmaya çalışırken, diğer ülkeler de ilk maçın ardından hafif hafif homurdanmalar başlamıştı.


Meksika maçında Cüneyt Çakır, neredeyse ilk maçta verilen anlamsız penaltı kararına benzer pozisyonda “devam” diyerek hem futbol otoritelerinin takdirini kazandı, hem de turnuva gidişatının daha sağlıklı olmasına önemli derecede etkidi. Meksika maçında tabir-i caizse ortadan ve gayet kontrollü yönetmişti.

Bugün ise Howard Webb, maçın sertliğini ve disiplin dengesini iyi kontrol etti. Maç içersinde belki en az 3-4 kez “evet bu maçın hakemi kesinlikle Howard Webb olmalıymış, son derece doğru atama” dediğim dakikalar oldu. Tecrübe ve sahadaki azamet böyle bir şey olsa gerek! “Endamına bayıldığım hakem” kavramıyla Anders Frisk ile 10 sene önce tanışmıştım ama bu maç ile tekrar Webb'in de bu listenin tartışmasız 2. Hakemi olduğunu hatırladım. Başka bir hakemin bu karşılaşmada gerek gerilimi ayarlayamayıp sinirleri yükseltme, gerek de penaltı kararlarında pek çok yanlış yapıp, maçı tek kelimeyle duman etme riski vardı. Webb, Hulk'un iptal edilen golünde de doğru karar verdi. Scolari'nin neredeyse taç atışlarına bile itiraz eder halini umursamamazlıktan gelirken, maç genelindeki kartları son derece yerindeydi. Sözün özü gerçekten fevkalade bir maç yönetti. 

Analiz: Murat Fevzi Tanırlı (@mftanirli)

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!