Takımlar arasındaki güç ve kalite farkını tartışmak yersiz belki ama mantaliteyi değerlendirmek açısından pilot kameradan sahaya bakacak şekilde bir analiz yapmak daha doğru olacaktır.
Şeklen en zayıf ve dolayısıyla en şanslı gruba düşen Fransa için Honduras maçı, biz futbolseverler adına aslında Jamaika ile oynayıp 8 attıkları hazırlık maçındaki rakibinden bir basamak daha üzerindeki kategoride turnuvaya merhaba anlamı taşımaktan öteye gitmiyordu.
Brezilya'lı hakem Sandro Ricci'nin düdüğüyle başlayan maçın ilk anlarından itibaren Valbuena, Cabaye, Pogba üçlüsünün etkinlikleri ve yaratacılıkları ile Fransa yüklenmeye başladı. Önce Valbuena'nın ortası Matuidi'nin vuruşu ile başlayan 16. dakikadaki direkten dönen toplar, 24.dakikada ikilendiği an artık herkes golün gelme zamanının yaklaştığını hissediyordu. Amaçsız direnen ve topu uzaklaştırmak dışında bir varyasyon gösteremeyen Honduras'tan başka bir aktivite beklemek yersizdi.
2 topun direkten dönmesi şanssızlıktı belki ancak kanatlardan da Evra, orta alandan da milimetrik paslarla Griezman, Honduras'ı kendi sahasının ortasına kadar bile çıkartmıyorlardı. 25. dakikadaki nefis atak organizasyonunda Griezman –Valbuena-Benzema üçlüsü şık bir pozisyon izlettiler. FIFA'nın “Heat Map” olarak detaylandırdığı oyun alanının kullanıldığı bölgelere baksak Lloris'in bembeyaz karlar altında kaldığını görebilirdik.
MANTALİTE FARKI
Pogba ile Palacio'nun sarı kart gördükleri an, ilerleyen turlardaki Fransa için bana mesajı verdi. Hoduras gibi rakibiniz olmayan bir takıma karşı bile en ufak bir müdahalede kart görmeme sükuneti ve ilerleyen maçları düşünemeyecek vizyonda iseniz, zorlu ve çok daha profesyonel rakiplere karşı ilerleyen turlarda sinirlerini kontrol etmenizin çok daha zor olacağı aşikar.
30-35.dk'lar arası Honduras'ın “orta sahadan kaleyi tutturma” gol yarışmasındaymışçasına anlamsız aşırtma vuruşlarını Lloris'i uyanık tutma denemesi olarak algıladık.38'den sonra birkaç dakikalık da olsa Honduras oyuncu sayısının rakip alanda “5” olduğunu gördük. Konsantrasyon olarak basit top kayıpları gözlemledik Fransızlarda.
30-35.dk'lar arası Honduras'ın “orta sahadan kaleyi tutturma” gol yarışmasındaymışçasına anlamsız aşırtma vuruşlarını Lloris'i uyanık tutma denemesi olarak algıladık.38'den sonra birkaç dakikalık da olsa Honduras oyuncu sayısının rakip alanda “5” olduğunu gördük. Konsantrasyon olarak basit top kayıpları gözlemledik Fransızlarda.
41. dakikada Honduras ceza alanında, Honduras'lı yerde yatan bir oyuncu olduğu halde Fransızların atağı sürdürmeleri Fair-Play adına yakışıksız bir görüntüydü. Zaten önemli olan 3-0 öndeyken topu taca atmak değil, skordan bağımsız bu düşünceye, vizyona sahip olmaktır.
MAÇIN BİTTİĞİ AN
Dünya genelindeki hakemlerin genel hastalığıdır penaltıyı kartla desteklemek işgüzarlığı. Daha çok da “penaltısına güvenmeyen, hala aklında şüphe olan” hakem gösterisidir. Neticede bir orta yapılmış ve arkadan bir müdahale var. Karar doğru, penaltı. Peki kart niye ve hangi sebeple?
Dolayısıyla zaten en az 10 gömlek fark olan iki takım arasında, gereksiz ve hatalı bir kartla tüm direnci düşünen 2. sarı kart Brezilyalı hakemden geldi ve takımın sarı kartlı tek oyuncusu Palacio oyundan atıldı. Benzema da topu ağlara bıraktı.
2.yarı tamamen 45 dakikalık formaliteden öteye gitmedi. Benzema'nın şık golleriyle biten bir 90 dakika izledik. Her ne kadar FIFA 2. golü Honduras'lı kaleciye yazsa da kesinlikle katılmıyorum. Benzema'nın hat-trick yaptığı bir gece, Fransızlar için skor olarak güzel ama stres ve gerginlik için olumsuz bir tablo ile başladı. Rakip tek devreyi 10 kişi oynayan Honduras iken 90 dakikanın genelinde böyle oynarlarsa, Hollanda olduğunda ne yapacaklar diye düşünmeden edemiyor insan…
Maçın Adamı: Brezilyalı hakem Sandro Ricci
