***
Olic ve Kovacic Hırvatlarda, Paulinho ise ev sahibinde ilk dakikaların pozisyon üretme gayretindeki isimleri olarak dikkat çekti. Ancak Kovacic'in kontraya çıkışlarda topu ayağında tutma isteği Hırvatların hızlı çıkışını ve sahaya daha iyi yayılmasını engelledi. Elbette takım üzerinde de ev sahibinin kadrosundaki yıldızlarına karşı oynuyor olmanın da takım savunması anlamında etkisi vardı ama Olic, rakip kanadı ve açıklarını tek başına da olsa gayet verimli kullandı.
***
Hırvatların sakinliği, akıllı kapanıp topu kaybetmeden çıkmaları oyunuilk etapta iyi kontrol etmelerini sağladı. Brezilya'da ise yalancı bir baskı vardı. Baskı dediğiniz zaman bir organizasyon, bir varyasyon, bir atak kimliği görürsünüz. Rakip takımın yarım saatlik dilimde sergilediği oyuna karşı yeni bir strateji yaratabilirsiniz. Defans yönü kuvvetli ve kanatları etkili Brezilyalılar'da bu anlamda olumlu bir oyun göremedik. Bunda da Hırvatlar adına en önemli avantaj, yapılan her orta, atılan her şutun önüne bir ayak koyabilmiş olmaları idi. Doğal olarak da Brezilyalılar, ileri uç oyuncularıher mevkide oynayabilecek yetenekte olmalarına rağmen oyunu yönlendirme imkanını sağlayamadılar. İmdada ise Hırvatların kaçırdığı pozisyonun ardından kaleci Julio Cesar'dan “hızlı” topu oyuna sokup, Hırvatların orta alanını seri şekilde geçen ve faulle durdurulması dahi başarılamayan bir Neymar golü geldi.
***
İlk yarının kalan sürelerini gol yemeden tamamlayıp, devreyi “önde” kapatmak Hırvatlar içiniyi bir direnç ve moral sağlayacaktı. İlk yarıdan akıllarda kalan güzel enstantanelerden biri de Oscar'ın müthiş vuruşu ve ardından Pletikosa'nın mükemmel kurtarışı idi.
***
25.dakikalar geride kaldığında 162 pas yapan Brezilya, 42 pas yapan Hırvatlar varken, aslında isabet %lerinin her iki takım için de 60'larda olmasının Türkçe meali, artık dünya üzerindeki maç analiz sistemlerinde isabetli pas kavramının yerini verimli pas, hücuma yönelik pas, rakip alanda oyun kurucu pas gibi daha anlamlı ve futbola katkısı gerçekçi değerlere dönüşmesi gerektiğini gösterdi.
***
İlk 45'te 8 faul yapan Hırvatistan, 1 faul yapıp maçın tek sarı kartını gören Brezilya ilginçliği vardı. .Japon hakem Nishimura, Neymar'ın pozisyonunda hava topunda rakibinin yüzüne elle temasını ve itmesini doğru kararla sarı kartla cezalandırdı.Turnuvanın ilk ofsayt bayrağı hatalı bir karar olarak 44.dakikada karşımıza çıktı.
***
Özellikle 30.dakikadan sonra Hırvatların savunma çıkışında kaptırdığı toplar da beklenmedik pozisyonların doğmasına neden oldu Brezilyalılar adına. Bu pozisyonlar asla organize atak içermedi belki ama daha çok driplingle rakip oyuncuları geçip, Neymar, Hulk, Fred gibi oyuncuların yarattıkları boş alanda topla buluşma çabası idi.
Bu organizasyonlukta en büyük etken, her ne kadar geriye yaslanıyor gibi gözükse de aslında Hırvatların pres yapmaya dayalı defans anlayışı idi.
***
Futbolseverlerin bir maçın hakkını sonuna kadar almaları, maç keyfini sürmeleri adına hakem Nishimura'nın 2 dakika eklemesi fevkalade önemli bir mesajdı. Çünkü maçta ne bir sakatlık, ne de önemli bir duraklama sözkonusuydu.


Japon Nishimura da muhtemeldir ki basından önemli desteğini alacaktır. Aslında ilk yarıdaki “gizli” pres görünüme sahip defansif yerleşen Hırvatlar, ikinci devrede daha umutlanmaya başlamışlardı ki yanlış penaltı maçın gidişatını da değiştirdi. Oyunun son bölümlerinde her iki takım da hızlı bir şekilde rakip yarı alana geçebilme niyetinde idi. Kısmen başardılar ancak her kaptırılan top özellikle Hırvat defansı açısından tehlike sayısını artırıyordu.
İLK YARIDAN SAYILAR

2.YARI
Olic'in artısıyla eksisiyle Hırvatlar adına başrolde olduğu bir maç izledik genel anlamda. İlk yarıda çok daha fazla olumlu katkısı varken, 2.yarıdaki top kayıpları daha fazlaydı. Maçın tamamına baktığımızda takımının hem ataklarında, hem rakip oyuncularla mücadelede öne çıkan isimdi.
***
60. dakikadaki görünüm, belki de ilk kez Hırvat takımının çok fazla oyuncuyla rakip yarı alana yerleştiği bir andı. “Oyun dengeleniyor mu?”sorusu akıllara gelmeye başladıki Scolari müdahalesi, oyunu ilk yarının son 20 dakikalık bölümündeki gibi Brezilya'nın çok verimli olmayan ama baskın gözüken haline çevirmek niyetindeydi ancak bunu tam anlamıyla başarabildiğini söylemek zor.
***
Oyun alanında 61 ve 63'teki oyuncu değişikliklerinde Inter'liler başroldeydi. Hırvatlarda Kovacic çıkarken yerine Brozovic şans buluyordu. Brezilya'da da Paulinho yerini 63'te Hernanes'e bıraktı ama Scolari açısından istenilen sonuç gelmedi.
***
İşte bu sırada da maçın seyrini değiştiren isim sahnedeydi: Japon hakem Nishimura. Sanki müthiş bir penaltıyı yakalamış edasıyla atraksiyonlar, el kol işareti yaptı ama ilk maça yakışmadı böyle bir alakasız penaltı.Fred'in düşüşü zaten yapılan müdahaleye göre o kadar ters ki. Ev sahibine karşı mücadele veren Hırvatlar açısından gerçekten yazık oldu.
***
Pozisyonun klasik tabirle uzaktan yakından penaltıyla ilgisi yok. Fred'in sol omzuna doğru Lovren'in bir teması var ama Fred sanki ayakları yerden kesilmişçesine yıkılan bir kule edasıyla penaltıyıkoparmayı başarıyor.
***
Nishimura, bu hareketiyle açıkçası bizleri 12 sene öncesine götürdü. Rivaldo'nun hareketleri, penaltı pozisyonları… 2002 Dünya Kupası'nda Türkiye-Brezilya maçında Güney Kore'li hakem de benzer bir tabloyu çizmişti bize karşı. Hatta Brezilya basını bile objektif davranıp, gerçeği aşağıdaki karikatürle yansıtmıştı.

Japon Nishimura da muhtemeldir ki basından önemli desteğini alacaktır. Aslında ilk yarıdaki “gizli” pres görünüme sahip defansif yerleşen Hırvatlar, ikinci devrede daha umutlanmaya başlamışlardı ki yanlış penaltı maçın gidişatını da değiştirdi. Oyunun son bölümlerinde her iki takım da hızlı bir şekilde rakip yarı alana geçebilme niyetinde idi. Kısmen başardılar ancak her kaptırılan top özellikle Hırvat defansı açısından tehlike sayısını artırıyordu.
***
Uzatma anlarında da maçın yıldızı Oscar'dan son söz ve açılışta 3-1'lik ev sahibi galibiyetinin haberi gelmiş oldu…
MAÇ SONU İSTATİSTİKLER

NOTLAR
-1998 Dünya Kupası açılış maçında Brezilya adına İskoç oyuncu Boyd kendi kalesine gol atmıştı. Marcelo açılış maçında kendi kalesine gol atan 2. oyuncu oldu.
-Brezilya, 1978'deki Dünya Kupası'nın ilk maçında İsveç ile 1-1 kaldıktan sonra turnuvaların ilk maçlarında hiç puan kaybetmedi.
Murat Fevzi Tanırlı

