comScore

Galatasaray Galatasaray

Sinan Yılmaz yazdı: "Seneye Yeniden"

23 Ekim 2019, Çarşamba 03:41
Sinan Yılmaz yazdı:

Galatasaray sahasında ağırladığı Real Madrid'e 0-1 yenildi. Bu maçı FutbolArena yazarı Sinan Yılmaz ele aldı.

FutbolArena Analiz - Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'ndeki 3. hafta, Real Madrid'e karşı çok ilginç bir maç oynadı. İlk 30 dakika 3 net gol pozisyonu bulan, Real Madrid'in golü öncesi 2 net pozisyon kaçıran Galatasaray, rakip golü bulduktan sonra dakikalar geçtikçe daha kötü oynadı. Bunda hem taraftarın kalmayan sabrı, hem takımın düşük özgüveni, hem de düşük fizik gücü etkili oldu. Taraftar Fenerbahçe derbisidir, Anadolu takımlarına karşı maçlardır, PSG maçıdır uzun süredir sabrediyor ve bu sabır artık nispeten daha iyi oyunlarda bile daha beter tepkilere neden olabiliyor. Örneğin Galatasaray hücumda, Fenerbahçe derbisinden çok daha etkili oynamasına rağmen hücum oyuncularının pas hatalarında veya top kayıplarında taraftarın siniri hemen hissediliyordu.

REAL MADRİD GOLÜ BULANA KADAR
18. dakikada Kroos ile Real Madrid golü bulana kadar dengede, hatta Galatasaray lehine bir oyun oynanıyordu. Bir önceki maç ıslıklanan Belhanda da maça çok iyi başlamıştı. Rakip savunma önünde kendisini çok iyi boşa çıkarıp, Andone'yi kaleciyle karşı karşıya bırakan bir pas verdi, Courtois kurtardı. Ardından Babel'e orta sahadan uzun ve normalde pek beceremediği, yetenek gerektiren bir pas verdi. Babel direkt vuruşu denemeyip kötü kontrol edince bu pozisyon da buhar oldu. Galatasaray bu kadar iyi başlamışken, savunmada yine çok kolay pozisyon verme geleneğini sürdürdü. Haftalar geçtikçe alışkanlıklarını arttırıp daha iyi savunma yapmasını beklediğiniz bir takımın her hafta daha kötü savunma yapması da anlaşılır değil. Nitekim yine basit bir gol yenildi. Bu gol hem maça çok kötü başlayan Real Madrid'i rahatlatacak, hem de son dönemde gol atmakta çok zorlanan ve çok kolay gol yiyen Galatasaraylı futbolcuları demoralize edecekti. 


Real Madrid öne geçtikten sonra Belhanda'nın ilk top kaybında homurdanma başladı ve Belhanda o dakikadan sonra oyundan düştü. Fatih hocanın bunu görüp, oyuncu değişikliğini krize dönüşmeden önce devre arasında yapması gerekirdi. İlk küçük tepkide oyundan düşen Belhanda da, karakter olarak zayıf. Zaten Fatih hoca, etkilenmese ne kadar tepki olursa olsun çıkarmazdım dedi ama en küçük tepkiden etkilenen Belhanda bir de gitti üstüne taraftara karşılık verdi ki, sanırım bu onun için artık geri dönülmez bir yolun son adımı oldu.


İlk devre sonunda Belhanda çıksa, bir iki deplasman maçında oynatılır, iç sahada bir süre oynatılmaz ve tekrar kazanılabilirdi ama son dönemde Belhanda'nın bu süreci yaşamasında hocanın da hatası var. İlk hatası herkes rotasyona gidip dinlenirken Belhanda'yı ve Babel'i dinlendirmemesiydi. Özellikle Gençlerbirliği maçına 3 gün arayla çıkan Belhanda çok bitkindi ve bu da sosyal medyalara kadar düştü. Belhanda'nın ısrarla maskeli oynatılması da bu süreci getirdi. Bu rotasyonsuzluk sonrası bezginlik yüzünden yarın sıra Babel'e de gelir. Nihayetinde gençler hariç 26 kişilik çok geniş bir kadro kurdunuz ve Taylan gibi oyuncuları bunun için aldınız. Yok pestili çıkana kadar bir oyuncuya yüklenince oyuncuyu kaybedebiliyorsunuz. 


Ayrıca Terim'in basın toplantısında taraftar - seyirci ayrımı yapması da dikkat çekiciydi. Sosyal medyanın değiştirdiği taraftar profilini tam olarak anladığını sanmıyorum hocanın. Son dönemi 2013'ten 2019'a kadar bile çok değişti. 2009'da maça gittiğimizde cep telefonumuzu çıkarıp tweet atmıyorduk. 10 yılda oyunu izleme şekli bir baştan sona değişti. Bu akşam biri bana şöyle bir şey yazmış mesela. "Beni engellemiştin. Yeni hesap açtım sırf senin saçmalıklarını okumak için ve uğraştığıma değdi." Yani adamdaki linç azmine bakar mısınız? :) Benim gibi sıradan birine hakaret etmek için bile bu kadar uğraşan biri size neler yapmaz? Bu insanlardaki kini, öfkeyi dindirmek, hele siz taraftar değilsiniz, seyircisiniz diye onlara tepki göstererek dindirmek imkansız. Aksine bu tepkinin boyutunu daha da arttıracak ve tepkiyi size doğru çekecek bir açıklama. 

Belhanda konusunda bunlar yaşanırken takım golü yedikten sonra hem mental, hem fiziksel olarak maç bitene kadar adım adım geriledi. İlk yarıdaki 5-3-2'den 4-2-3-1'e dönülmesi ve +1 hücumcu daha sokulması da fayda değil zarar getirdi ve direnç biraz daha düştü. Nihayetinde 72 dakika önde olan Real Madrid sadece 4 tane faul yaptığı bir maç oynadı. Zira onlarla boğuşacak güçte bir rakipleri yoktu. Bu Galatasaray'ın rakiplerini ne kadar zorlayamadığını gösteren acayip istatistiklerden biri. Tıpkı iki sezondur bu ligin en az koşan takımının Galatasaray olması gibi.

Fatih hocaya maç sonunda bunu sordum. Tek ve en büyük derdim de bu. Galatasaray'ın Bir Arap takımı haline getirilmesine karşıyım. Rakip sadece 4 faul yapmış ve en az koşan takımsınız. Fiziksel olarak görüntü çok kötü ve aksine siz UEFA Kupasını kazanırken takımınızın en bariz üstünlüğü fizikseldi. En çok koşan, her topa üç kişi basan takım kurmuştunuz. O takımdan sonra da yani 2000'den sonra bir Doğu Avrupa takımı daha çıkmadı Avrupa'da kupa kazanan. O takımla şimdiki takım neden bu kadar tezat? (Shakhtar - Zenit, 2008-2009'larda da UEFA Kupası'nı almıştı. Bunlar da Doğu Avrupa takımları ama bunları unuttum soruyu sorarken. Unutma nedenim de zaten bunlar paralı oligark takımları olmasıydı. Benim demek istediğim Kızılyıldız, Steaua Bükreş ve 2000 Galatasaray'ı gibi parasız Doğu Avrupa takımlarından birinin, paralı Batı Avrupa takımlarına futbol öğretmesiydi. Bunu son olarak Fatih Terim'in 2000 Galatasaray'ı yapabilmişti ve bu 4. döneminde kurduğu Katar Ligi takımına benzeyen Galatasaray, 2000 Uefa Kupasını alan Galatasaray'ın tam zıttı bir takım!)

Hocanın soruya cevabı çok uzundu ve mazeret olarak söylemek istemiyorum diyerek sayısız şey saydı. Hatta bir ara UEFA bizi bu şekilde Şampiyonlar Ligi'ne almasa daha iyiydi bile dedi. Maalesef bunlara katılmıyorum. Hoca acele etti ve bu kiralık sözde yıldız, özde takımlarının elden çıkarmak istediği pahalı isimlere gidildi. Bu transferlerle yöneticiler ve çalışanlar çok maharet gibi şov yaptı. Buna zorunlu değildiniz. 2 senedir 2000 jenerasyonu altyapı oyuncuları üzerine gidebilir, onları geliştirebilirdiniz. Anadolu'dan genç potansiyelli isimlere yatırım yapıp tıpkı 2000'de UEFA Kupası kadrosunu kurduğunuz gibi bir kadronun temelini atabilirdiniz. İlk 2-3 sene acı çekerdiniz, Real Madrid'e ve PSG'ye 0-1 yenilmez de 0-5 yenilirdiniz ama sonra gelişim, olgunlaşma başlardı. Bunlara gidilmedi. Gençlere değil kiralık başkasının yıldızlarına güvenildi. Şimdi bu kararı, mecburen böyle vermek zorundaymış gibi yorumlamak doğru değil. Bu bir tercihti ve bu tercihin ceremesi çekilecek. Hocanın da söylediği gibi seneye yeniden sıfırdan takım kurulacak ve bunda suçlu, bu kararı verenlerdi. 

Maç sonunda taraftarın bir kısmı futbolcuları tribünlere çağırıp alkışladı, bir kısmı da stadı küfürler ederek terk etti. Yani tam bir çorba oldu. Oyun, tribün, teknik heyet... Kimse ne yapacağını, neye kızacağını bilmiyor gibiydi.

Son dakika Galatasaray Haberleri FutbolArena'da!

MAÇ GÜNÜ | Türkiye - İzlanda maçı canlı iddaa, uzman yorumlar ve istatistikler