comScore

Galatasaray Galatasaray

Sinan Yılmaz yazdı: "Geçmişte Yaşamak"

05 Aralık 2019, Perşembe 14:22
Sinan Yılmaz yazdı:

Galatasaray'ın Tuzlaspor ile oynadığı Türkiye Kupası maçını FutbolArena yazarı Sinan Yılmaz kaleme aldı.

FutbolArena Analiz - Aslında hazırlık ve kupa maçlarını çok severim. Fazla forma şansı bulamayan yedeklerin ve gençlerin oynamasının yanı sıra, teknik adamların bilinçaltında olan fantastik denemelerini de bu tip maçlarda görebiliyoruz. Örneğin bu yaz Augsburg maçında Ömer Bayram'ın ilk kez merkez orta saha denenmesi ve çizgi oyununa göre burada daha verimli olması gibi... Bu tip, oyuncular özelindeki denemeler kadar, teknik adamların oyunla ilgili planları da en iyi bu maçlardaki tercihleriyle anlaşılır. Gelecek planları da bu maçlarda görülür... Bu sebeple hava soğuk da olsa dünkü Galatasaray - Tuzlaspor maçına gitmek istedim. Peki, ne gördün derseniz... Anlatayım...
 

Erencan'ın santrforda başlayacağını düşünüyordum. Hatta maç günü bir sakatlık vs oldu da hiç oyuna girmedi herhalde diyorum. Zira maç günü Galatasaray twitter hesabından Erencan için çok güzel bir görsel yapılmış ve maçın anonsu o görselle verilmişti. Fatih hocanın şimdiye kadar hazırlık maçlarında en güvendiği genç forvet Erencan. Hem Andone, hem Falcao, hem de Babel sakatken bir dakika bile süre almadıysa bu işin altında anormal bir durum olmalı... 

 

Nagatomo, Galatasaray formasıyla ilk kez sağ bek oynadı. Kanatta kaptırdığı toplar ve yapmadığı savunma yardımı nedeniyle beklerine sorun çıkaran Emre Mor en uçta denendi. 4-3-3'ten vazgeçilmeyeceği, küçük rakiplere karşı Seri'nin 6 numara olacağı gibi başka denemeler de gördük. Ayrıca Mustafa Kapı ve Atalay Babacan'ın hiç kadroya alınmaması da yüksek ihtimalle sözleşme yenilememeleriyle ilgiliydi. 

 

Galatasaray A takımında olduğu gibi B takımında da benzer bir oyun gördük. İsimler değişti ama kapanan takımlar karşısında kolayca boğulan oyun değişmedi. Yedek ve genç ağırlıklı B takım da, A takım gibi 'topa sahip olma' oyununda sınıfta kaldı. Öyle ki bu amaçsız paslaşmalar sizin futbol sevginizi öldürüyor. Hatta o soğukta bu paslaşmaları izlerken uyuyakalıp donabilir ve gerçekten ölebilirsiniz! O kadar tehlikeli paslaşıyor bu Galatasaray!

 

Sezon başında Levent Şahin'e "Savunma arkasına ve aralarına topsuz koşu atan Onyekuru gibi bir tane bile hücum oyuncunuz yok. Acaba yaz transfer döneminde planlama hatası yapmış olabilir misiniz?" diye sorduğumda, "Biz pas takımıyız. Daha hızlı pas yaptığımızda bu sorunlar giderilecek" demişti. İstediğin kadar hızlı pas yap, topsuz gol koşusunu yapan hücum oyuncun olmadığı sürece A takımın da B takımın da bunu yaşayacak. Dün Galatasaray'ın en tehlikeli organize pozisyonuna giren oyuncu Emre Taşdemir'di. En doğru topsuz koşuyu dün sol bek yaptı ve kaleciyle karşı karşıya çok kötü vurduğu için golü atamadı ama o pozisyona sadece sol bekin girmiş olması bile golden ne kadar uzak hücumculara sahip olduğunu gösteriyor.

 

Dolayısıyla bu kupa maçının en iyi göstergesi yine aynı şey oldu. Devre arasında sadece Onyekuru değil, onun gibi bir tane daha topsuz gol koşusu yapan forvet şart. Eğer Ocak'ta gelen Onyekuru 2 ay sakatlanırsa hiçbir hedefe ulaşamazsın. Galatasaray Onyekuru dışında bir tane daha bu tipte oyuncuya muhtaç. 

 

Şimdi gelin isim isim oyuncu performanslarını değerlendirelim...
 

Emre Taşdemir & Nagatomo: Dinamik ama yaratıcılığı düşük iki bek. Onlara uygun bir maç değildi. Rakip kendi kalesine kapandığında tekniği yüksek bekler fark yaratır. Emre ve Nagatomo daha yüksek tempolu, git-gel yapılan maçlarda ön plana çıkan tipte bekler. Mesela bu maçta sol bekte Süleyman'ı izlemek isterdim. Ondan tekniği ve yaratıcılığı ile öne çıkan bir genç olarak bahsediliyordu çünkü.

 

Emin Bayram: Özgüveni çok yüksek ve fiziksel olarak da yaşına göre çok iyi durumda. 16 yaşındayken Ozan Kabak bile bu kadar iyi fiziğe sahip değildi. Doğal olarak pozisyon hataları yaptı, ilk golde hamlesi geç kaldı ama bunlar 16 yaş için normal. Emin'in oyununu dün Gökay Güney oynasa, "Bu çocuk da 20 yaşına geldi, altta onlarca maça çıktı ama hala çok dağınık" diyebilirdik. Emin ise 16 yaşında ve bu yaş, U19 için bile çok küçük. Daha önünde çok yol var ve o yolda pozisyon bilgisini de geliştirecektir. Emin şüphesiz dünkü maçın tek kazanımıydı.

 

Ahmet Çalık: Rakibin kapandığı ve topa sahip olunan maçlarda çok sırıtıyor çünkü büyük takım stoperi değil, küçük takım stoperi. Hem top kullanma becerisi çok düşük olduğu için, hem de savunma hattını ileri çıkarmak zorunda kaldığında çok yavaş olduğu için...

Dün yanında iyi organize etmesi gereken 16 yaşındaki Emin de vardı. Savunma liderliğini ve organizasyonunu da hiç beceremedi. Bence Emre Mor ve Jimmy'den sonra Galatasaray'ın en kötüsüydü. (Selçuk'u hiç saymıyorum)

 

Seri: Geriden oyunu hızlı kurmak, pas hızını arttırmak göreviydi. Bunu yaptı ama ekstra olarak hiç sorumluluk almadı. Ceza sahası içinde önü boşken şut atmaktan bile çekindi. Seri'nin özgüven olarak desteğe ihtiyacı olabilir. 

 

Selçuk: Top sürerken düşüp sakatlandığı pozisyon içinde bulunduğu durumun özeti. İçler acısı halde. Hagi 36 yaşında futbolu bıraktığı son maçta Trabzonspor'a karşı 2 gol atmıştı. Biri 30 metreden... Maç sonrası "Hala sahanın en iyisi sensin. Neden bırakıyorsun? Son 45 dakika, 30 dakika oynayamaz mısın?" dediklerinde... "Oynarım ama beni maçlar değil antrenmanlar yoruyor. Maçlarda o kadar iyi oynayabilmeniz için antrenmanlarda acı çekmeniz gerekiyor. Bu antrenmanları yapmazsam maçlarda etkisiz kalırım. İnsanların beni, 'yapamıyorken' görmesini istemiyorum. İyi hatırlanmak istiyorum" demişti. İşte Selçuk'u kimse iyi hatırlayamıyor. İyi dönemlerinin üzerinden 4-5 yıl geçti ve nedense hala oynuyor. Hala neden oynadığını bence kendisi de bilmiyor. Paraya ihtiyacı yok. Şan, şöhret, kaptanlık hepsini elde etti. Çok sayıda kupa da kazandı. Her geçen maç daha rezil olmak dışında eline hiçbir şey geçemez. Onu oynatan Fatih Terim için de aynı şey geçerli. Son olarak Gençlerbirliği maçında oynamış bir sürü tepki çekmişti şimdi Tuzla maçında oynadı yine aynı. Bir insanın bu eziyetten zevk alması için mazoşist falan olması lazım. İsmine, geçmişine yazık. 

 

Taylan: Fiziksel olarak diğerlerinden kötü değildi. Bu da bana sadece şunu düşündürüyor. Demek ki Taylan, Fatih Terim'in istemediği bir transferdi ki hiç süre alamıyor. Yoksa Taylan sağlam görünüyordu. Erzurum'da da böyleydi. Hazır değilmiş, kamp yapmamış, hazırlanıyormuş gibi mazeretler hikaye, zaten Erzurum'da oynayarak geldi. Beğenirsin beğenmezsin ayrı mesele, o zaman neden alındı bu adam kardeşim?

 

Yunus Akgün: Etkisizdi ama geçen senelere göre ikili mücadelelerde daha iyi gördüm. Etkisiz kalması da kendisi kadar takımın da problemiydi. Sahadan ilk çıkan oyuncu olmasına üzüldüm. Celta Vigo'nun vurdumduymaz gencine 90 dakika veriyoruz, kendi gencimize 55 dakika... Ne diyeyim? 

 

Jimmy&Emre Mor: Sayısız top kaybı ile oynadılar. Sık sık yer değiştirdiler. Bazen en uca bazen sağ kanada geçtiler ve hiçbir şey üretemediler. Dünkü Galatasaray'ın en kötü iki oyuncusu Jimmy ve Emre'ydi. 

 

Adem&Belhanda&Donk: Sonradan girenler arasında en etkisiz Donk'tu. Pivot olarak girdi ve takım orta kesmedi! Adem de benzer şekilde etkisiz kaldı. Belhanda sola geçti ve topla içeri girerek etkili olmaya çalıştı. İstekliydi ama yine skor üretemedi. 

 

ANLAMSIZ BASIN TOPLANTISI

 

Maç 0-2 bitti. Tribünde yeterince üşüdük. Basın toplantısına geçtik. Aklımda Selçuk'u sormak vardı ama basın toplantısında tek soru alındı. Basın toplantılarında ilk kez gördüğüm birine soru hakkı verildi ve o da 20 sene önce Finlandiya - Türkiye maçından, hocanın saha parselasyonu terimini ilk kez kullanan kişi olmasından, gegenpressingi ilk bulan kişi olmasından bahsetti. Ağzım açık sorunun bitmesini bekledim. Yaklaşık 5 dakika Fatih Terim'in 20-25 sene önceki başarılarını anlatan bir soru soruldu ama soru da değildi! Yeri değildi, zamanı hiç değildi. Fatih Terim de kalktı buna teşekkür etti "20 sene evvel sahayı bölgelere ayırdık, sonra parselizasyon yaptık, sonra kaptırdığımız topa baskı yaptık... Sonradan herkesin yaptığı mucitlik oldu, bizimkiler unutuldu." dedi. Doğrudur da sırası mı yahu?

 

Şimdi herkes sosyal medyada haklı olarak "Bunun yeri ve zamanı mı, sen de geçmişte kaldın" hoca diye tepki gösteriyor. 

 

Dün basın toplantısı sonrası şunu düşünüyordum. "Bu adama kraldan çok kralcıları kadar zarar veren kimse yok"

Fatih Terim'in etrafında ona aşırı sevgisiyle zarar veren insanlar var. Dün bu zamansız soru da Fatih Terim'e nasıl zarar verildiğinin en absürt göstergesiydi. 

Neyse efendim. Galatasaray'ın geleceğini görmek için gittiğimiz Tuzla maçında, 20 sene önceki Finlandiya maçını ve hocanın sahayı bölgelere ayırmasını öğrenerek evlerimize dağıldık.

Son dakika Galatasaray Haberleri FutbolArena'da!


FutbolArena Haber Turu (26 Mart 2020)