comScore

Galatasaray Galatasaray

Fatih Terim'in 'Açıklayamadıklarım' dediği şey ne?

07 Kasım 2019, Perşembe 03:51
Fatih Terim'in 'Açıklayamadıklarım' dediği şey ne?

Galatasaray'ın, Real Madrid karşısında aldığı ağır yenilgiyi ve Fatih Terim'in basın açıklamalarını yazarımız Sinan Yılmaz değerlendirdi.

FutbolArena Analiz - Real Madrid maçıyla ilgili çok şey yazabiliriz ama onlarca açıklama, basın toplantısı vs derken yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Kafalarda soru işareti olarak kalan sadece iki konu var artık ve ben bu yazıda onları yazmak istiyorum. 

 

TRANSFER PLANLAMASINI VE TRANSFERLERİ KİM YAPTIRDI?

 

İlk soru, aynı zamanda ilk basın toplantısında sormayı düşündüğüm soru... Fatih Terim, 3. döneminde istemediği oyuncuların da transfer edildiği bir takımı çalıştırmak durumunda kalmış ve o dönemdeki başkan Ünal Aysal ile transfer çatışmalarına girmişti. Dolayısıyla istemediği performanslar gelince "Ben aldırmadım" diyebilirdi. Bu dönemde ise öyle bir durumun yaşandığına dair hiçbir şey söylenmedi. Hoca da söylemedi ama nasıl oluyorsa, yaz transfer dönemindeki transfer planlamasını bizzat hoca eleştiriyor! Yani bizzat hoca, "Oyuncuların geçmişine değil, geleceğine yatırım yapmalıyız" diyor ve bizzat hocanın kendisi Şampiyonlar Ligi'nin en yaşlı kadrosunu kuruyor. Soracağım soru şu. "Tüm transferler ve kadro planlaması sizin onayınızla mı yapıldı? Sizin istemediğiniz herhangi bir oyuncu transfer edildi mi? Yönetimin transfer konusundaki çalışmalarından memnun musunuz?"

 

Bu sorunun iki cevabı var. Ya "Evet oyuncular bizim tercihlerimizdi diyecek ve tüm sorumluluğu üstlenecek. Yanlış planlama yaptık. Emekli sandığı gibi takım kurduk" diye itiraf edecek. Ya da bu ihanet gibi 70 milyon euroluk geri dönüşü olmayan sırf Galatasaray'ın parasını sömürmeye alınmış futbolcuları yönetim aldırdı diyecek ve biz de ona göre sorumluluğu kime yükleyeceğimizi bileceğiz.

 

"AÇIKLAYAMADIKLARIM" SÖZÜNÜN ANLAMI

 

2. soru işareti şu... Bu sorulabilecek veya daha doğrusu cevaplanabilecek bir soru işareti değil. Zaten hoca sanıyorum ki bu yüzden 'açıklayamadıklarım' var diyor.


Şimdi, Galatasaray 2 senedir 4-3-3 oynuyor. Bu sezon da aynı sistem ile gidiliyor. Feghouli ve Babel'in aynı anda kanatlarda oynadığı maçların tamamında çok çok kötü bir Galatasaray var. Bakın tek tek yazıyorum.

 

1. maç Kayserispor - Galatasaray: İlk yarı 1-0 Kayseri önde kapattı. Feghouli sağda, Babel solda, Diagne santrfordu. 46. dakikada Diagne yerine Emre Mor girdi. Babel santrfora Emre sağa, Feghouli sola geçti ve Galatasaray ciddi bir pozitif değişim gösterip maçı 3-2 kazandı. (Babel santrforda oynadığı tüm maçlarda çok daha verimli oldu hazırlık maçlarından beri)

2. maç Galatasaray 1-0 Kasımpaşa: Galatasaray sahasında oynamasına rağmen zor zahmet kazandı.

3. maç Club Brugge 0-0 Galatasaray

4. maç Galatasaray 0-0 Fenerbahçe

5. maç Gençlerbirliği 0-0 Galatasaray

6. maç Beşiktaş 1-0 Galatasaray

7. maç Real Madrid 6-0 Galatasaray

 

Evet sol kanat Babel, sağ kanat Feghouli ile oynanan 6.5 maç sonunda Galatasaray 1 gol attı ve 8 gol yedi. Nasıl hala bir kanada Babel öbür kanada Feghouli gibi iki tane sadece ayağına pas isteyebilen ve Galatasaray'ın hücumlarına rakipten iyi el freni olan bir ikili düşünebilirsin. Benim gibi genç bir gazeteci bu ikili daha birlikte tek maç oynamadan önce, daha Temmuz ayında Babel transferi yapıldığında, 'bir kanatta Feghouli gibi sadece ayağına pas isteyen, öbür kanatta Babel gibi sadece ayağına pas isteyen iki kanat ile büyük sorunlar yaşanır' diye yazıyor. Biraz futbol algısı olan herkes bunu görebiliyor, sense 6.5 maç bunu izleyip nasıl bu iki tane birbirinin benzeri iki kanadı aynı anda hala oynatabiliyorsun?

 

Kaldı ki 5'li savunma deneyleri olsun (1-0'lık PSG ve Real maçları) bir kanatta Emre Mor'lu denemeler olsun (Toplam 5 gol atılan ve en az 5 de net pozisyon üretilen Sivasspor ve Rizespor maçlarında alınan 6 puan) bu farklı denemelerden daha iyi sonuç aldığını da gördün!

 

İşte ben burada bir kehanette bulunacağım. Fatih hocanın tüm basın toplantılarını dinledim. "Hangi taktikle çıkarsak çıkalım Real Madrid ve PSG deplasmanları zor olacak" diyordu. Bence zaten mağlubiyeti biliyordu. Taylan için de "Hazırlıyoruz. Bu ortamda onu kaybetmek istemiyorum" dedi. 

 

Bence Fatih hoca, Rize maçından sonra Ömer Bayram, Donk, Belhanda vs ile daha mücadeleci bir 5-3-2 ile bu deplasmanı 1-0 kaybetmektense, "bu kadroyla ne olacaksa olsun. Parayı alan, sefayı süren bunlar, ceremesini de bunlar çeksin, 4 milyon alan oynasın 400 binlik Ömer'in kredisi burada tükenmesin" demiş olabilir. Tek mantıklı açıklama bu bence. Zaten yenileneceğini düşünüyordu ve bu maçta Ömer gibi, Adem gibi oyuncularını kullanıp en azından onların sahip olduğu krediyi de bitirmek istemiyordu. Veya Belhanda ile bir maç daha kaybedip onu geri kazanma ihtimalini daha da zora sokmak istemiyordu... Bu kadar yumuşak bir takım çıkarıp bu deplasmanı oynayarak, bu takımın bu acıyı çekmesini istiyor gibiydi. 

 

Ben açıkçası maç öncesi analizimde de umutsuz değildim. Real Madrid istikrarsız. 3 gün önce Betis'e yine sahasında tek gol atamayan takım, kedi gibi sinmiş bir takım bulduğunda da pekala 6 tane atabiliyor ama direnebilecek, fizik olarak zorlayabilecek ekipler bu sezon Real Madrid'ten puan alabildi. En basitinden genç ve atletik Club Brugge bunu başardı. Ben Luyindama - Donk - Marcao üçlüsü, sağda Nagatomo solda Ömer merkezde Nzonzi Belhanda Lemina ve ileride Babel - Andone tipli bir 5-3-2 ile Real Madrid karşısında çok daha iyi bir sonuç alınabileceğini düşünüyor ve düşük skorlu bir maç bekliyordum ancak Fatih hoca bu hezimeti gerekli görmüş gibi davranıyor ve belki de 'açıklayamadıklarım' dediği de bu. Biraz zorlama bir komplo teorisi gibi geliyor olabilir ama 15 gün önceki Beşiktaş maçı açıklamalarında söyledikleriyle, şimdi yaptıkları arasında bir neden olmaması daha zorlama. Nedensiz yerine 15 günde bir söylediklerinin zıttını yapar mı insan?


SLAVİA PRAG ÖRNEĞİ


Şimdi zaten bazı şeyler bir haftada, bir ayda olmuyor. Bugün Slavia Prag'ın oyununu oturtması uzun bir süreç. Geçen sene de iyiydiler, bu sene daha da iyi. Galatasaray da 1996'dan başlayıp adım adım gelişerek aldı 2000 UEFA Kupası'nı. Gel gelelim Fatih hocanın 4. döneminde 2 yıldır bir gelişim göremiyoruz... Barcelona deplasmanında 124 km koştu Slavia Prag ve Şampiyonlar Ligi koşu rekorunu kırdılar. Bugünse Galatasaray hem topu %69 rakibe bırakıp hem de rakibinden daha az koştu. Real Madrid 107, Galatasaray 105 koşmuş. Bu inanılmaz, akıl almaz bir istatistik. Topu bu kadar rakibine bırakan bir takım açıklarını kapatmak için ister istemez rakibinden daha fazla koşar. Yani hem %31 topla oynama hem rakibindan az koşma olamaz. Bu istatistikle 6 yemek az bile! 


Galatasaray hem topu tamamen rakibine bırakıp, hem de rakibinden daha az koşabilecek kadar acınası durumda ve hala Ömer Bayram oynamalı dediğimde bana "Bırakın Ömer'den yeni Sabri yaratma sevdanızı, Barnebeu'da ayakları titrer" diyenler oluyor. Yahu titresin! Bu artık midemi bulandıran yabancı hayranlığından tiksindim. Ayakları titremeyen sözde yıldızlar elinde bastonla oynayacak utanmasa! Sen o trilyonluk zombileri taşımak için Sabri gibi, Ömer gibi hamallara muhtaçsın!

Tabi bu şuursuz yorumları da bizim basın yaratıyor. "Koşmak önemli değil bakın Barcelona da çok koşmuyor, PSG de çok koşmuyor, Real de çok koşmuyor" diyorlar. Tamam da kardeşim onlar Messi! Senin örnek alabileceğin adamlar onlar değil. Senin örnek alabileceğin takımlar Ajax. Veya senin çeyreğin kadar bütçe ile aşağı yukarı Kayserispor kadar harcayarak Barcelona'ya kök söktüren Slavia Prag!

 

BELHANDA VE NZONZİ HAKKINDA KÜÇÜK NOTLAR

 

Fatih hoca Gençlerbirliği maçından sonra da genç ve aç oyuncuları oynatacağım dedi. Oynattı ve Sivas'ı 3-2 yendi. Ardından Beşiktaş maçında yine bu adamlara döndü. Bugünkü kadronun aynısıydı, aynı 4-3-3'tü ve sadece Seri yerine Belhanda vardı. Sonra yine basın toplantısında "Bazılarına son şansı verdim" dedi hoca, "17-18'likleri de görebilirsiniz" dedi ve yine dediğine uygun bir kadro çıkarınca Rize'yi de 2-0 yendi ama sonra tekrar Beşiktaş maçının aynısını (Belhanda hariç) çıkartıp Real Madrid'ten 6 tane yedi. Açıkçası bu maç Beşiktaş maçının aynısını çıkarsa bile daha iyiymiş. Beşiktaş maçından bile kötüsü vardı sahada. Zira en azından ilk Real Madrid maçında Belhanda, sağ içte Marcelo'nun koridoruna yardım götürürdü de Mariano - Feghouli bölgesini 10 dakikada felç eden ve ilk 10 dakika sol açık gibi oynayıp 2 asist yapan Marcelo'ya bir önlem olmayı bilmişti. Rakibin en teknik ayağı sol beki ve sen oraya Feghouli, içe de savunma desteği olmayan Seri'yi koyuyorsun. Böylece o kanadı, kadrondaki en bitik oyuncun Mariano'ya tek başına savunduruyorsun.

 

Bu arada Nzonzi de son Milli Takım arasında Fransa kadrosuna seçilmediğinden beri felaket derecede kötü. Açıkçası Brugge deplasmanında cezalı duruma düşmesine sevindim, hiç değilse ceza yayı önünde dikilip takımın ağırlık merkezini sürekli geri çeken bir oyuncu oynamaz bu müsabakada. 

 

ALTYAPI ORADA!

 

Bu arada hocanın bahsettiği 17-18'likler bugün Real Madrid U19 takımını deplasmanda 2-4 yendi. Atalay da, Yunus da, Süleyman da gol attı. Onlara da tebrikler. Bu takımın geleceği onlar ve Fatih hoca eğer bu yaz planlamasından sorumluysa bu yanlışından dönüp hemen onlara yer açacağı bir planlama yapmak zorunda. Tabi bu ortamda bir kerette oynatarak değil ama her transfer dönemi 10 tane çer çöp alıp 10 tanesini de göndermek yerine daha az transferin yanına bu çocukları da serpiştirerek! Selçuk İnan'a verdiği süreleri Atalay'a vererek! 66 yaşındaki Fatih hocanın Galatasaray geleceğine bırakacağı en büyük miras onlar ve 2000 jenerasyonunu 3. döneminde Galatasaray'a getiren Fatih Terim bundan sonra o mirası şampiyonluğun da önüne koymalı ve bu sözde yıldızları bir bir bu takımdan sepetleyip tıpkı UEFA Kupası kadrosunda yaptığı gibi bu jenerasyonun önünü açmalı.


FutbolArena Haber Turu (20 Kasım 2019)