comScore

Galatasaray Galatasaray

Galatasaray - Mersin İdmanyurdu maçı öncesi son durum 13 Eylül 2015

13 Eylül 2015, Pazar 06:14
Galatasaray - Mersin İdmanyurdu maçı öncesi son durum 13 Eylül 2015

Galatasaray ligin 4. haftasında Mersin İdmanyurdu'nu ağırlayacak. İki takımın son durumu analiz ettik.

FutbolArena Analiz - Süper Lig, milli mesainin ardından kaldığı yerden devam ediyor. Son şampiyon Galatasaray, ligin 4. haftasında sahasında Mersin İdmanyurdu'nu ağırlıyor.

Mersin İdmanyurdu transfer yasağının ardından Teknik Direktör değişikliğine de gitmek durumunda kaldı. Esasen oturmuş bir kadroya sahip olmalarına rağmen, çok farklı bir teknik direktöre geçiş yaptılar ve bu durum Mersin İdmanyurdu'nu oldukça olumsuz etkiledi. 
 
Türkiye'de kulüp yöneticilerinin futbolu doğru analiz edemeyişi, bu gibi sorunları doğuruyor. Oyuncu kadrosunun transfer yasağı yüzünden sabit kalacağı bir yaz döneminde, oturttuğu sistemle başarılı olmuş Teknik Direktörünüzü gönderseniz bile onunla benzer anlayışta bir Teknik Direktör getirmeniz mantıklı olur. Fakat hem kadroyu sabit tutmak zorunda olup, hem de bu kadroya alıştığının tam aksi bir oyunu oynatınca geçen sene çatır çatır futbol oynayan kadro birden tökezleyebiliyor. 
 
Şöyle ki, geçtiğimiz sezon Mersin İdmanyurdu'nu çalıştıran Rıza Çalımbay aslında katı anlayışları olan bir Teknik Direktör ve eski still bir oyunu başarılı oynatmayı biliyor. Kanatları kullanmaya her zaman özen gösteriyor, her zaman iyi kanat oyuncuları bulup transfer ettiriyor (Nakoulma - Aatıf Chahechoue) Bununla birlikte hücumları kanattan organize edip ortasaha göbek oyuncularına (Murat Ceylan - Khalili) daha basit görevler veriyor. Örneğin çok koşmaları, top çalmaları ve basit oynamaları gibi. 
 
Rıza Çalımbay sisteminde hücumcular genelde sadece hücum, savunmacılar da genelde sadece savunma yapar. Nakoulma geçen sezon ortalama 9.5 km koşuyordu. Yani bir stoper kadar! Zaten çoğu maç Mersin İdmanyurdu'nun Servet Çetin'den sonra en az koşan oyuncusu oluyordu. Yani savunmaya hiç yardım etmiyor, hiç geri gelmiyor, tüm enerjisini hücuma saklayıp hücumda etkili oluyordu. Şimdi Nakoulma biraz daha savunma yapıyor. Mesut Bakkal, Çalımbay'ın aksine hücumdaki oyuncularından da savunma yapmasını isteyen, savunmadaki oyuncularında da hücum isteyen bir teknik adam. Daha kompakt bir yapıda oynatmaya çalışıyor, Ersun Yanal'ın öğrencilerinden ve yeni dönem oyun anlayışını benimseyenlerden. Ancak şuan elinde, bu modern oyunu oynatmaya yatkın isimler yok. Misal Khalili'den oyun kurmasını beklediği maçta hiç performans alamadı. 
 
Servet Çetin farkı 
 
Mersin İdmanyurdu bu yaz hiç transfer yapamadığı gibi yedek kalecisi Nihat, yedek forveti Sinan Kaloğlu ve as stoperi Servet'i de göndermişti. Ancak işler kötü gidince Servet, Sinan ve Nihat geri döndü. Bu isimler arasında en önemlisi Servet'ti. Her ne kadar çok ama çok ağırlaşsa da Servet, yer tutması ve hücumda duran toplardaki etkinliğiyle önemli bir isimdi. Şimdi nasıl döneceğini bilemiyoruz. Çok yaşlandı ve yaz kampında iyi çalışmadıysa o da Mersin savunmasına çare olamayabilir ama onun oynamadığı 3 maçta savunmada çok dağınık bir görüntü verdi Mersin İdmanyurdu. Öte yandan hücum adına Servet şöyle önemliydi. Yapılan kenar ortalara arka direkte Servet kafayı vurur ve topu karambole düşürürdü. Welliton, Oktay ve Sinan gibi oyuncular da bu karambollerde topu içeri atacak hamleleri yapıyorlardı. Galatasaray da hem uzun bir stoper alamadı, hem de hava toplarındaki en etkili oyuncusu Melo'yu kaybetti. Durum böyle olunca Galatasaray'ın duran toplarda, savunmada zayıf bir takım olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu sezon Galatasaray duran toplardan Sivas'ta ve Konya'da 2 gol çıkardı. Konya'da atılan ilk gol, Sivas'ta atılan ikinci gol ve Osmanlıspor maçında atılan gol de yine durmayan toplarda kenar ortalardan geldi. Yani atılan 7 golün 5'i kenar orta. Geri kalan 2'si de Sneijder zaten. 
 
Galatasaray'ın Melo kaybı 
 
Geçelim Galatasaray'a... Melo'nun ayrılığı ne kadar doğru olsa da yerine bir oyuncu alamadılar. O yüzden ortasaha göbeğini tutmakta ve geri dönüşlerde takım olarak zorlanıyorlar. 
 
İlk resmi maçta Galatasaray, Bursaspor karşına Süper Kupa finaline çıkmıştı. Göbekte Bilal ve Selçuk vardı. Hücum dörtlüsünde ise sağdan sola Yasin-Sneijder-Podolski ve ilerde de Burak oynuyordu. Galatasaray kazansa da oldukça kötü bir oyun ortaya koydu. Muslera yine çıkmaz denilen topları çıkardı ve Galatasaray kupaya uzandı. 
 
2. resmi maç Ligin ilk haftasındaki Sivasspor deplasmanıydı. Bilal - Selçuk ikilisi devam etti. Hücum dörtlüsü sağdan sola Olcan-Sneijder-Yasin ve ilerde Podolski şeklindeydi. Olcan da çalışkan, çok koşan, geri dönüşlerde disiplinli bir oyuncu olmadığı için yine Galatasaray göbeği yumuşak kaldı ve yine Sivasspor halısahadaki gibi 2'e 4 pozisyonlar yakalayabildi. 
 
Galatasaray ilk iki maçta gerçekten çok kötü sinyaller veriyordu. Sonraki iki maçta ise Osmanlıspor ve Konyaspor maçlarında köklü değişikliklere gidildi. Osmanlıspor maçında Jose Rodriguez - Selçuk ikilisinin önündeki dörtlü, sağdan sola Podolski - Burak - Sneijder ve ilerde Umut şeklinde oldu. Konya maçında da Selçuk - Melo ikilisinin önündeki dörtlü aynı şekilde başladı ve zaman zaman pozisyon değiştirdiler. (Umut top rakipteyken sağ kanada geldi, Podolski top Galatasaray'dan boşa çıkmak için sağa kaydı. Genel olarak Umut ve Podolski sağ kanadı değişmeli kullandı)
 
Umut'un katılımından önce ileri 4'lüde savunması kötü, çalışkan olmayan isimler çok fazlaydı. Onları tolere edebilmek için Umut eklenince Galatasaray son iki maçta 2-3 kat fazla pozisyon üreten, ilerde 2-3 kat fazla çoğalabilen bir takıma dönüşmüştü. Ancak ortasaha göbeğini doldurma zaafiyeti Podolski ve Sneijder'i kanatlara gönderince tabii ki çözülmedi. 
 
Zaten orta göbekte Jose ve Selçuk gibi savunması üstün oyuncular oynamayınca o zaafiyeti kanatlardan gidermek gerekiyor. 
 
Emre Çolak'ın önemi
 
Burada da Emre Çolak faktörü ön plana çıkıyor. Emre Çolak, Yasin'in aksine çizgiyi değil, göbeği doldurarak oynayan bir oyuncu. Süper Kupa finalinde Yasin ve Podolski çizgiye basarak oynayınca Galatasaray göbekte çok açık vermişti. O açığı Emre ile kapatmak oldukça önemli. Geçen sezon sağ kanatta oynadığı maçlarda Emre'nin faydalı olduğunu da hatırlıyoruz. 2011-2012 sezonunda 4-4-2 sistemini oynatan Fatih Terim, sağda Engin Baytar, solda Emre Çolak'ı kullanmış ve bu oyuncuların iştahıyla birlikte göbeği doldurmasıyla önde basabilen bir takım yaratmıştı. Bu iki oyuncuya Elmander'in de katkısı büyüktü. Şimdi Podolski, Sneijder gibi dinamik olmayan, çok koşup basmayan ama çok özel oyuncuları Galatasaray'ın taşıması ve ortasaha göbeğini de güçlendirmesi lazım. Bunun için de Grosskreutz alındı ama Ocak'a kadar oynatılamıyor. Öyleyse eldeki tek uygun isim Emre Çolak! 
 
O yüzden bence Mersin maçında Galatasaray'da Selçuk ve Jose ikilisinin önüne sağdan sola Emre Çolak - Sneijder - Yasin ve ilerde de Burak dörtlüsü olmalı hücumda. 

Neden Podolski değil de Yasin? 
 
Hamza Hamzaoğlu hazır olmasa da inatla Lukas Podolski'yi oynatıp hazır hale getirmeye çalışıyor. Bu kadar büyük paralar alan bir oyuncuyu da bir an önce hazırlamak için çaba harcamak doğal. Ancak geçen sezonun sürpriz kahramanı Yasin, Podolski'den daha hazır durumda! Üstelik 2 haftadır yedek kulübesindeydi. Ve hepsinden önemlisi Carole da cezalı... 
 
Carole, Podolski'nin panzehiri!
 
Lionel Carole, Telles'in aksine daha önde basabilen, daha güçlü, fiziksel olarak daha üstün bir oyuncu. Telles kadar teknik ve Telles kadar oyunu görerek oynamasa da savunma özellikleri bakımından daha üstün. Yere daha sağlam bastığı için bir nevi Trabzonspor'daki Cavanda gibi birebirde kolay kolay geçilmiyor. Bu yüzden önde Podolski gibi savunması az, çalışkanlığı düşük bir oyuncu oynarken Carole'un sağlam savunması çok değerli. Ancak Mersin İdmanyurdu maçında Carole cezalı ve savunmanın solunda Olcan oynayacak. Olcan sol bek oynadığında hücumda verimli olsa da savunmada pozisyon hataları yapabiliyor. O yüzden geriye daha çok yardım eden, daha çalışkan Yasin bu maçta ilk 11'de başlamalı. Podolski de bu maçlık duruma göre sonradan oyuna girip, skoru almaya yardımcı olabilir. 
 
Galatasaray kontrollü oynamalı
 
Galatasaraylı oyuncular transfer sezonu boyunca baskı altında kaldı. Yerlerine oyuncu bakıldığı haberleri olsun, kadronun yetersizliğiyle ilgili yorumlar olsun 3 kupa almış bir takımı psikolojik olarak yıprattı. Üstelik Melo'nun ayrılışı sonrası omurgada bir değişim yaşanacak ve Galatasaray Podolski'nin gelmesi, Melo'nun ayrılmasıyla başka bir oyun yapısına bürünecek. Bu kabuk değiştirme sırasında da Galatasaray'ın maçlara daha kontrollü başlamasında fayda var. 
 
Hamza Hamzaoğlu Osmanlıspor maçında baskılı başlayayım ilk 15 dakikada golü bulayım, farklı kazanayım ve eleştirileri bertaraf etmiş olayım diye düşündü. Ancak ters tepti, Mustafa Reşit Akçay zaten bu baskıyı bekliyordu ve takımı tamamen kapandı. Sonra yorulan ve konsantrasyonu bozulan Galatasaray anlık konsantrasyon kayıplarında golleri yedi. Geçen seneki Galatasaray oldukça özgüvenli bir takımdı. İlk yarıda baskıyı yapar, atamasa bile Konyaspor, Gençlerbirliği, Gaziantepspor maçlarında olduğu gibi 2. yarı mutlaka golü bulurdu. Son düzlükte 3 kritik maç böyle geçmişti. Şimdiki Galatasaray ise psikolojik olarak o günkü gibi güçlü değil. Daha kırılgan. Gol gelmeyince veya ters bir gol yeyince oyundan düşebiliyorlar. 
 
Hamza Hamzaoğlu Akhisar Belediyespor'da şunu çok iyi yapardı. İlk 30 dakika oyunu kafa kafaya götürür, ilk yarının son 15 dakikasında rakibinin konsantrasyonu dağılırken bir gol sıkıştırmayı iyi bilirdi. Galatasaray da ilk etapta kontrollü oynamalı ve rakibe pozisyon vermeden, oyuna net ağırlığını koyarak, az ama öz gelerek 1-0, 2-0 gibi sonuçlarla fişi çekmeyi öğrenmeli. En azından bu kabuk değişimi sırasında ligin ilk yarısında bunu uygulamak önemli. Sonra Grosskreutz'un da gelişiyle Galatasaray başka bir kimliğe bürünebilir. 
Sinan Yılmaz

Selen Yakıcı İle Top 5 (16 Kasım 2020)