comScore

Beşiktaş Beşiktaş

Forvetlerin korkulu rüyası Ali Eren Beşerler...

03 Mart 2014, Pazartesi 17:18

Süper Lig'de uzun yıllar boyunca adından söz ettirdi. Sert mizacı ve oyun yapısıyla forvetlerin korkulu rüyası oldu.

FutbolArena | Süper Lig'de uzun yıllar boyunca adından söz ettirdi. Sert mizacı ve oyun yapısıyla forvetlerin korkulu rüyası oldu.

Konuğumuz Ali Eren Beşerler... İşte o söyleşi;

Defansif özelliğinin agresif tarafta olduğuna katılıyor musun? 
Defans oyuncusunun zaten biraz agresif olması lazım. Çünkü oynadığı mevkii bakımından yani kesicisin sonuçta topa sert oynaman lazım… 
 
Peki saha dışında da agresif bir yapıda mısın? 
Mizacım biraz sert tabi, insanlarla ilk tanıştığımızda öyle bir izlenim bırakıyorum ama beni tanıdıktan sonra fikirleri değişiyor.  
 
Forvetlerin oynamaktan korktuğu isimlerden bir tanesisiniz, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Mesela bizim Erdem var; bana “gölgesine tekme atan adam” der. Forvetlerle aram çok iyidir. Bilerek kasıtlı bir şekilde kimseye hareket yapmadım. Topa sert oynuyordum. Mesela ben Beşiktaş'ta 5-6 sene oynadım tek kırmızı kartım var o da Fenerbahçe maçında gördüm.  İnsanlar beni gördüklerinde “Abi çok kırmızı kart görüyorsun” diyorlardı. Hal bu ki görünürde 5-6 senede tek kırmızı kart gördüm ve o karttan sonrada ceza almadım zaten. 
 
Peki, sizin müdahaleniz sonucunda sakatlık geçiren oyuncu var mı? 
Yok. Çok şükür isteyerek ve bilerek kimseye kasıtlı bir hareketim olmadı. Karşımda yani benim müdahalem sonucunda öyle büyük bir sakatlık geçiren de olmadı.  Ben inceden ameliyat ediyordum. 
 
Bir teknik direktörlük koşturması var. Bu süreç nasıl ilerliyor bize biraz ondan bahseder misiniz? 
Tabi ki, futbolu bıraktıktan sonra her futbolcunun yapmak istediği gibi bende bu işin içerisinde olmak istedim.  Bununla alakalıda düşündüm hoca olarak devam edebilirim dedim. İlk olarak futbol federasyonunun açmış olduğu kurslar var onlara katıldım. Biliyorsunuz UEFA'nın getirdiği bir kriter var artık lisans alır almaz istediğiniz takımları çalıştıramıyorsunuz. Alt liglerde ve alt yapılarda çalışmak zorundasınız ve belli bir süreç var o süreci doldurmak zorundasınız. Bu sürecin sonunda tekrar sınavlara girerek lisansınızı yükseltiyorsunuz. Bizde işte en alttan başladık bakalım yukarıya doğru çıkacağız. 
 
33 yaşında futbolu bıraktınız, erken bir yaş mı? 
Tabi ki ben psikolojik bir rahatsızlık geçirmiştim. 2 sene kadar onun tedavisi yapıldı. 2000 yılında sol dizimden çok büyük bir ameliyat geçirdim. Bunlar etkiledi biraz ve Gençlerbirliği'nde başladım Beşiktaş'la devam ettim bundan sonra aşağıya inmek birazda beni bırakmaya itti.  
 
Şu an Türkiye'de oynadığı oyuna bağlı kalan oyuncular var mı? 
Türkiye'de futbol 96 yılından sonra iyi bir çıkış yakaladı ve 2003 yılından sonra bir düşüş yaşadı, sonra da toparlayamadı benim görüşüme göre. Önceden genç futbolculara önem veriliyordu şu an transferlere önem veriliyor. Eskiden 3 tane yabancı vardı, şu an 10 tane var. Bu gençler nereye çıkacak siz söyleyin.  Biz özümüze dönmeden gençlere önem vermeden bizden bir şey olmaz. Galatasaray 3-4 tane yabancıyla UEFA kupasını aldı. Şimdi 9 tane yabancısı var hesabını siz yapın. 
 
Altyapı dersek Gençlerbirliği'ni konuşmak lazım futbola başladığınız yer, şu anla farkı var mı?
Şu an altyapıları görüyorum. Benim 19 sene önceki Gençlerbirliği altyapım şu an ki altyapıların hepsinden iyidir. Başkanımız İlhan Cavcav gelip bizim altyapı maçlarımızı izliyordu. Bize prim bile veriyordu ve her türlü ilgileniyordu. 
 
Sizin zamanınızla bu zamanı kıyaslamak istiyorum; altyapı ve eğitim çok önemli bunu nasıl çözeriz? 
Seninle ikimiz kurtaramayız onu söyleyeyim. 3.lig altyapısını çalıştıran biri 500 TL maaş alıyor. Bu zamanda ve bu paraya çalışan biri ne kadar eğitimli biri olabilir ki ya da çocuklara yeterli eğitimi nasıl verebilir. Bana göre yukarıdaki takımların hocalarına ne kadar maaş veriliyorsa altyapı hocalarına daha fazlası verilmeli çünkü o adam sana oyuncu hazırlıyor. Sen hazır oyuncularla devam ediyorsun.
 
Hocam eski günleri özlüyor musunuz? 
Özlüyorum tabi özlemez olur muyum? 6 yıl Beşiktaş'ta kaldım. 3-4 sene Gençlerbirliği ama daha öncesinde altyapıda var.
 
Beşiktaş'a transferiniz nasıl gerçekleşti? 
Rıza hoca benim Ümit Milli Takım'dan hocamdı. Gençlerbirliği ile aramızda o dönem biraz sorunlar yaşandı. Beni göndermelerini istedim. Rıza hocadan teklif geldi ve sonrasında Beşiktaş'a transfer oldum.
 
Maç sırasında seyirciden tepki alıyor muydunuz? 
Çok fazla tepki almıyordum ama herkesin olduğu gibi benimde bir tane sevenim vardı. Tribünde yaşlı bir amca bağırıyordu “Ali Eren ne içtin?” diye.
 
Şu ana kadar çalıştığın en iyi hoca kim?
Teknik olarak Lucescu. 
 
2002-2003 döneminde Beşiktaş'taydın. Şampiyonluğu gördün; nasıl bir duygu? 
Bu anlatılmaz. Çok özel bir yıl 100. yıl. Muhteşem bir kadromuz vardı ve 85 puanla şampiyon olduk. Ama ilk sezon başlamadan önce bir Yunan takımından 5 gol yemiştik ve vatandaş tedirgin olmuştu ama lig başladığında bir tane mağlubiyetimiz vardı. O da Diyarbakır'a 1-0 yenilmiştik. 
 
Kime karşı oynamak istemezsiniz? 
Ben uzun boylu forvetleri kolay tutardım. Kısa boylu çabuk oyuncularla oynamak istemezdim. Saffet Akyüz mesela onunla oynamak istemezdim. 
 
Rize, Kocaeli, Sebat dönemleri nasıl geçti? 
Türkiye turuna çıktım ondan sonra. Benim Beşiktaş'tan sonra en güzel günlerim Kocaeli de geçti 6 ay falan oynadım orada Kocaeli ve Kocaelispor taraftarını çok seviyorum. 
 
Büyük takımlarla Anadolu kulüpleri arasındaki farktan biraz bahsedebilir misiniz?
Ben diğer takımları bilmem. Beşiktaş gibi büyük bir camiada oynadıktan sonra başka bir takıma gittikten sonra çok büyük farklar var tabi ki.
 
Şu an teknik direktörlük yapıyorsunuz. Peki Beşiktaş'a teknik direktörlük yapmaya hazır mısınız? 
Yok, daha değil. Tabi ki yapmak isterim ama o işler o kadar kolay değil. Beşiktaş kendi takımımız tabi ki yapmak isterim ama o iş öyle kolay değil. Ama isterim ilerde öyle bir olanak olursa neden olmasın. Şu an için zaten ben hazır değilim. 
 
İyi futbolcuların iyi antrenör olamayacağı düşünülür sizce böyle mi? 
Yok asla. Zaten sahada sistem bellidir. Futbolcuyla arandaki ilişkilerin iyiyse futbolcu senin için çıkar oynar. Önemli olan onunla diyalogundur. Futbolcu seni seviyorsa, sana saygı duyuyorsa oynar ama seni sevmiyorsa hayatta oynatamazsın.
 
Futbolcularına yaptırmayacağım ya da yaptırmayı istemiyorum dediğin şeyler var mı? 
Benim elimde olsa kamp yaptırmam. Çünkü içerdeki maçlarda senin en rahat edeceğin yer kendi evinde kendi yatağındır.
 
Futbolcuyken kendine iyi bakıyor muydun?
Elimden geldiği kadarıyla yani hafta sonuna doğru dikkat etmek zorundayım. Büyük takımla oynamak kolay değil biraz kötü oynarsan kulübeye çekerler seni daha kötü oynarsan gönderirler.  
 
Profesyonel destek alsaydınız farklı olur muydu? 
Çok farklı olurdu. Bunun her futbolcuya yapılması lazım. Futbolcunun 3-4 tane ayrı ayrı profesyonel insanlardan yardım alması lazım…
 
Şu an ki futbolculara yapmayın diye önerdiğiniz bir şey var mı? 
Biz zamanında çok yanlış yaptık. Araştırsınlar her şeyi, bilmedikleri konuda hocalarına sorsunlar… 
 
En sevdiğin golün hangisi? 
Hep arkada durduğum için benim gol atmaya pek fırsatım olmadı. Bir kere Kocaeli de önüme top düştü ona da Tayfur abi dokundu döndüm; ‘Ya bırak bir tane de ben atayım' demiştim. Ben gol attırmamak için doğmuşum, kısmetsizlik. 
Röportaj: Yetkin Etkin