comScore

Fenerbahçe Fenerbahçe

Fenerbahçeli Luis Neto: "Beşiktaş derbisini unutamıyorum."

16 Aralık 2017, Cumartesi 00:00
Fenerbahçeli Luis Neto:

Fenerbahçe'nin yeni transfer Luis Neto, FB TV'ye konuştu ve birçok önemli konu hakkında açıklamalarda bulundu. 

FutbolArena - Fenerbahçe'nin sezon başında Zenit'ten transfer ettiği Luis Neto, FB TV'ye konuştu. Kariyeri, transfer süreci, takımın durumu ve Beşiktaş derbisi hakkında konuşan Portekizli futbolcu özel hayatıyla ilgili de birçok soruya samimi yanıt verdi. DHA'nın derlediği Luis Neto röportajı şu şekilde:

NASIL FUTBOLCU OLDUN?
Tüm ailem, kuzenlerim, amcalarım, tabii ki babam, dedem, tam bir futbol ailesiydik. Her birinin futbol ile bir şekilde bağlantısı vardı. Sanırım bu sebeple benim de içimde var. Genci, yaşlısı her zaman nerede olursa olsun bir futbol oynama isteği vardı. Daha sonra şehrimin takımını temsil edebileceğim yaşa geldiğimde o dönem için 8 yaş grubu kategorisi yoktu. Çocuk kategorisi henüz oluşturulmamıştı. Ben de kendimden yaşça büyükler ile oynamaya başladım ve o günden beri hiç bırakmadım. Bunun tadına vardım. Kulüp ve okul arasında rutinimi oluşturdum. Kulüp, okul, kulüp okul, kulüp okul, antrenmanlar, maçlar ve her seferinde daha fazlasını vermek istedim.

"KİM SENİ FUTBOLCU OLMAYA MOTİVE ETTİ"

Dediğim gibi ailem. Amcam şehrimin takımı olan Varzim'in A takım teknik direktörüydü. Dedem de kulübe büyük bir tutku ile bağlıydı. O'nun sayesinde kulüp adına oynamaya başladım diyebilirim çünkü daha önce de dediğim gibi yaşım küçüktü ve benim yaş grubum yoktu. Üçüncü faktör olarak kuzenlerimi söyleyebilirim. Yavaş yavaş içimdeki futbol oynama tutkusu büyüdü ve beni devam etmem konusunda motive etti. Annem her zaman hemfikir olmadı çünkü anneler önce eğitime önem verirler ki haklıydı. Babam da daha önce oynadığı için, hem de baba-oğul futbol oynayabilme durumundan dolayı her zaman iyi bir fikir olarak gördü. Babam kendi de futbolu sevdiği için daha çok yanımda oldu, annem daha çok işin eğitim tarafını düşünüyordu.

"KARAKTERİNİ BİRAZ TANIMLAR MISIN?"

Saha dışında saha içinde olduğumdan biraz farklıyım. Belki de pozisyonum gereği biraz öyle olmak gerekiyor. Saha dışında görebileceğiniz gibi sakin biriyim. Kendi alanımın olmasını seven biriyim. Bazı zamanlarda sadece kendi dünyamda oluyorum. Futbol mesleğini biraz fazla yaşıyorum, bazen kişisel ve ailevi hayatımdan ayıramıyorum. Henüz bunu değiştirebilecek bir yöntem bulamadım. Saha içinde biraz da mecburiyetten daha ciddi, daha konsantre, maçı yaşayan, 90 dakika boyunca dinlenmeden maçın içinde olan işini en iyi şekilde yapmaya çalışan biriyim.

"HAYATA BAKIŞIN NASIL?"

Sanırım bir mücadele, mücadeleden ziyade hayat, bir devamlı mutluluk arayışıdır. Planlı mutluluğa ulaşmanın zor olduğunu düşünüyorum ama gerçekleştirmek istediğimiz, ulaşmak için elimizden gelen her şeyi yaptığımız bir sürü plan vardır. Herkesin kendi farklı planı vardır, kendisi, ailesi ve arkadaşları için olabilir. Ben de ailem, arkadaşlarım ve profesyonel kariyerim ile ilgili en iyi dengeyi bulmaya çalışıyorum. Her gün her şeyi daha da iyi yapma isteği ile uyanmaya çalışıyorum. Yaptığım şeyden mutlu olmaya çalışıyorum. Herkes sevdiği işi yapamıyor. Biz profesyonel futbolcular ayrıcalıklıyız. Tabii ki bizden aldığı çok şey var ama bize kattığı şeyler de çok fazla. 15-18 sene boyunca yoğun bir tutku yaşıyoruz ki, bu da futbol.

KARİYERİMDEKİ DÖNÜM NOKTASI....

Portekiz'deyken evden ilk ayrılışım. Bu her zaman iz bırakan bir şeydir. Çünkü biz her zaman küçük şehrimizde yaşamaya alışıktık. Oradan ayrıldım ve bundan sonra kararları kendim tek başıma almam gerekti. Büyük, küçük her şeyi üçüncü kişilerin yardımı olmadan kendim için yapmalıydım. 1. ligdeki ilk ve tek kulübüm olan (Nacional) Madeira'ya gidişim de bende iz bıraktı çünkü ev ile olan bağlarımı biraz gevşetmeye başlamıştım ve ilk adımları atmaya başladığımda benim için, tabii ki bazı yardımlar alan ama çoğunlukla bağımsız, adada tek başına yaşayan bir yetişkin denebilirdi. Ayrıca İtalya'ya gidişim, ki ilk defa yurtdışına çıkıyordum ve Rusya'ya gidişim diyebilirim. İtalya'da 6 ay geçirdim. Kısa bir süre de olsa işler yolunda gidiyordu fakat daha sonra Zenit Kulübü'nden davet aldım. Son olarak Türkiye'de Fenerbahçe gibi büyük bir kulübü temsil etme fırsatı geldiğinde geri çeviremezdim. 



İDOLLERİN VEYA HAYRAN OLDUĞUN İSİMLER VAR MI?

Küçüklüğümden beri hayalim İtalya'da oynamaktı. İtalya Ligi'ni izlediğimde her şey oradaydı, stoperler için bir futbol okulu. Tüm iyi stoperler oradaydı. Cannavaro, Nesta, Maldini. Hepsi oradaydı. İdollerimdi diyemem ama izlemekten zevk aldığım isimlerdi. Daha sonra birlikte oynadığım için şanslı olduğum stoperler vardı. Bruno Alves ile Portekiz Milli Takımı'nda olma ayrıcalığını yaşadım. Sadece Rusya'da değil, milli takımda da çok yardımcı oldu. Yeni yetişen oyuncuları izlemeyi seviyorum. Benim tarzımın Ricardo Carvalho ile benzediğini söylerler. Bana oynaması inanılmaz keyif veren bir oyuncuydu. Ama idol diyebileceğim bir isim yoktu. Pek çok isim verebilirim ama bana büyük bir referans olmuş biri yok.


"ZENİT'DE PORTEKİZLİLERİN OLMASI SEBEBİYLE ŞANSLIYDIM"

Siena'dayken 22 veya 24 maç oynamıştım ve kulübün de paraya ihtiyacı vardı. İtalya'da daha iyi bir kulübe gitme imkanım vardı ama kulüp beni ülke dışına satmak istiyordu çünkü daha yüksek bir teklif alabilirlerdi. O dönem Zenit ve Dinamo Kiev ilgileniyordu ama Zenit'de karar kılındı ki doğru bir karardı. Transfer dönemi bitmişti, 31 ya da 30 Ocak olabilir emin değilim. Transfer dönemi kapandığı için gidebileceğimi düşünmemiştim. En azından sezon sonuna kadar kalırım diye düşünüyordum ama Rusya'da transfer sezonu henüz kapanmamıştı. Ertesi gün kulübün direktörü beni aradı ve antrenmanda izinli olduğumu Milano'ya kontratımı görüşmek için gidebileceğimi söyledi. Kariyerimde hep olduğu gibi her şey çok çabuk, 1-2 gün içerisinde gerçekleşti. Zenit'in Avrupa Ligi için oyuncu listesini netleştirmesi gerekiyordu ve büyük bir sıçrayıştı. Zenit'de Portekizlilerin olması sebebiyle şanslıydım. Dani vardı, Bruno vardı ki bana çok yardımcı oldular ve bu da iyi bir karardı.



"TÜRKİYE'DE İNSANLARIN FUTBOLA ÇOK BÜYÜK BİR TUTKUSU VAR VE BU BÜYÜK BİR FARK YARATIYOR"

Herkesin bildiği gibi burada daha önceden oynayan arkadaşlarım olduğu için bazı bilgilerim vardı. Fenerbahçe için var olan bu büyük tutkuyu artık sadece anlatılanlardan duymuyorum, yakından yaşama fırsatı buluyorum. Henüz benim için biraz erken ama, futbol burada çok daha fazla yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde evime giderken, Suadiye bölgesinden geçerken oradaki tüm restoran, kafe ve barlarda Türkiye'nin maçı izleniyordu. Rusya'da böyle bir şey yok. Rusya çok büyük bir ülke ve orada insanların sevdiği pek çok farklı şey var. Basketbol, buz hokeyi ve futbolu da seviyorlar ama sanatı da seviyorlar. Fenerbahçe'nin de pek çok farklı branşı var ama Türkiye için konuşuyorum, insanların futbola çok büyük bir tutkusu var ve bu büyük bir fark yaratıyor. İnsanlar daha çok futbolu yaşıyor ve konuşuyor. Burası gerçekten çok büyük bir şehir ama herkes aynı şeyi konuştuğu için aslında küçük oluyor. Bu benim için büyük bir fark. Ayrıca gerçekten çok geniş kitlelere sahip, büyük bir geçmişi ve hiç kuşkusuz büyük bir geleceği olan bir yerde, böyle büyük bir kulübün parçası olmak da gelmek istememde etkili oldu.

"BEŞİKTAŞ KARŞISINDA ALDIĞIMIZ ZAFER GERÇEKTEN MUHTEŞEMDİ"

-Kısa süre oldu geleli ama mutlaka vardır anlatmak istediğin bir anı Fenerbahçe veya burayla ilgili?

İstanbul'da hayat şimdiden çok güzel. Böyle köklü bir değişiklik ile bir yerden başka bir yere taşındığımız zaman ilk günler biraz zor gelir. Otelde olmak, kendi evimizin ve başka bir şehirde alıştığımız düzenin olmaması sebebiyle. Ama profesyonel anlamda çok iyi destek gördüm Çünkü geldiğim andan itibaren oynamaya başladım ve hiç bir fikrim olmamasına rağmen sahaya çıktığım ilk andan itibaren kendime geldim. Çünkü daha önce oynadığım takımlarda ısınmak için sahaya çıktığımızda çoğu zaman taraftarlar henüz gelmemiş oluyordu, belki çalıştıkları için veya henüz erken olduğu için. Ama burada ısınmak için tünele geldiğimizde stadın yarısı dolmuş, taraftarlar bağırıp şarkı söylemeye başlamış oluyor. Bu benim futbol anlamında yaşadığım çok büyük bir deneyim oldu. Beşiktaş karşısında aldığımız zafer gerçekten muhteşemdi ve umarım ilerde daha da fazla güzel anılar biriktirdiğim yeni bir röportaj yapma fırsatımız olur çünkü çok fazla mutluluk yaşatma imkanı olan bir ekip olduğumuzu düşünüyorum.



"ISINMAYA ÇIKTIĞIMIZDA HER MAÇ SANKİ FİNAL MAÇIYMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUZ"

-Fenerbahçe Stadı'na ilk çıktığın an hissettiklerini soralım?

Açıklamaya çalışayım ama harikaydı, şahaneydi gibi kelimelerin bazen futbolun klişesi olabileceğine inanıyorum. Futbolcular genelde hep büyük maçlarda, dolu statlarda oynamak ister. Sonra daha küçük takımlara karşı oynadığında motive olmak zorundadır. Ama burada rehavete kapılmak mümkün olmuyor. Taraftarlar tüm maçlarda maksimum motivasyon ve konsantrasyonu sağlıyorlar. Isınmaya çıktığımızda her maç sanki final maçıymış gibi hissediyoruz. Taraftarlarımızda bu sene çok iyi bir başlangıç yapmamamıza rağmen şahaneydi. Umarım böyle devam eder. Fenerbahçe ile içerde ve dışarıda oynadığımız maçlarda yaşadığım his ve duyguların çok büyük olduğunu söyleyebilirim çünkü her yerdeler ve hep şahaneydiler.

-Fenerbahçe taraftarı senin stilini çok sevdi. Bir mesajın var mı?

Kendi açımdan, Fenerbahçe ailesi ile bir arada olduğum için çok mutluyum. Bu kulübün bir parçası olmak benim için en iyi karardı. Bu yıl birlikte önemli şeyler başarabiliriz. Sadece onların yardımları ile mümkün çünkü onlar bizim her yerde 12. oyuncumuz. Gerçekten her yerdeler. Galatasaray'ın sahasında şahaneydiler. Bizi maksimum derecede desteklesinler. Bazen işler yolunda gitmeyebilir ama eminim ki sonunda mutlu olabileceğiz.

"FENERBAHÇE BÜYÜK BİR AİLE"

-Fenerbahçe'yi nasıl tanımlarsın?

Büyük bir aile. Son yılları çok başarılı geçirmemesine rağmen bir kulüp için bu kadar büyük bir tutkuyu görmek normal değil. Herkes her zaman kazanmasını, kupalar için mücadele göstermesini istiyor. Bunu biliyoruz ve bunun mümkün olması için çalışıyoruz. Ama kesinlikle büyük bir aile olarak tanımlardım. Sadece futbol değil pek çok çeşitli alanda. Instagram'da Fenerbahçe sayfalarında baktığınız zaman görebiliyorsunuz ki Voleybol, basketbol, atletizm hepsi bu kulübün etrafında büyük bir tutku ile birleşiyor.

-Peki Türkiye'de neler hoşuna gitti?

Yemekler biraz değişik Portekiz ile kıyasladığımda. Benzer şeyler var fakat farklı şeyler de var. Burada denediğim yemekler ağırlıklı olarak tatlılar çünkü genelde pastane alanında ürünler çok güzel. Ama genel Türk yemekleri anlamında, çok fazla her şeyi deneyen biri değilim. 

-Çok sevdiğin şeyler nedir?

Baklava çok seviyorum. Son idmanda İsmail'in getirdiği (künefe) tatlı da çok güzeldi. 

-Türkiye'nin senin için farkı nedir?

Burada insanlar iletişime daha açık. Çocuklarla çok sevecenler. Aile bağları kuvvetli insanlar. Bu da değer verilmesi gereken bir konu. Ama burada olmak benim için bir zevk oldu.

Sarı Lacivertli takımla ilgili tüm gelişmelere Fenerbahçe Haberleri sayfasından ulaşabilirsiniz. 

FutbolArena haber turu (19 Ekim 2018)


Canlı iddaa sonuçları için tıklayın.