comScore

Chelsea Chelsea

Jacob Steinberg: 'Chelsea'deki düşüş kaçınılmaz oldu'

08 Nisan 2020, Çarşamba 18:24
Jacob Steinberg: 'Chelsea'deki düşüş kaçınılmaz oldu'

The Guardian Gazetesi spor yazarı Jacob Steinberg, FutbolArena için Alp Ulagay'a özel bir röportaj verdi.

FutbolArena Röportaj - Chelsea hâlâ Premier League'in altı büyük takımından birisi. Son dönemde yine şampiyonluklar, kupalar kazanıyorlar. Ama sanki Mourinho'nun ilk döneminden ya da 2012'de Şampiyonlar Ligi'ni kazandıkları sezondan biraz uzaktalar. Beş-altı yıldır Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale bile kalamayan, Premier League'de öncülüğü rakiplerine kaptıran, yıldızları kadrosuna katamayan bir Chelsea söz konusu. Tüm bunları ve mevcut sezonu The Guardian Gazetesi spor yazarı Jacob Steinberg ile konuştuk.

Her şeyden önce, Chelsea'nin son on yılı hakkında birkaç soru soracağım. Chelsea geçen 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdi. Çok sayıda lig şampiyonluğu ve kupa kazandılar. 2012'de Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldular. Buna karşılık 2014'ten bu yana Şampiyonlar Ligi'nde son 16 turunu geçemediler. Son beş-altı yılda özellikle Avrupa'daki performansta bir düşüş gözlüyor musunuz?
-    Evet kesinlikle. Birkaç sezon Şampiyonlar Ligi'ne katılamadılar bile. Mesela 2016-17'de katılamadılar. Hatta o sezon Avrupa kupalarından tamamen uzakta kaldılar. Antonio Conte'nin ilk sezonuydu. Ondan önceyse Mourinho'nun aralık ayında kovulduğu ve Hiddink'in takımı orta sıralarda tuttuğu felaket bir sezon geçirmişlerdi.O dönemdede düşüşü görebiliyordunuz. Conte'nin ikinci sezonundada ligde ilk dördün dışında kaldılar. Geçen sezon da Şampiyonlar Ligi'nde değillerdi. 2014'ten beri de yarı finale çıkamıyorlar. Sanırım o sezon yarı finale çıktılar ancak Atletico Madrid toplam skorda 3-1'le turu çok rahat geçti. Yani bu son yıllarda iki lig şampiyonluğu ve kupalar kazanmalarına karşın Avrupa'da iddialı olamıyorlar artık.

Özellikle Mourinho'nun ilk dönemi dahil 2004 ile 2012 arası durum pek böyle değildi galiba?
-    Dediğiniz gibi, Mourinho'nun ilk dönemiyle kıyaslayınca büyük bir düşüş var. Mourinho İngiltere'ye ilk geldiğinde iki kez yarı finale çıktılar ve birinde Liverpool'a şanssız şekilde kaybettiler. Sonra bu çizgi devam etti. 2009'da hakemle Barcelona'ya kaybettikleri yarı final çok şanssızdı. Sonra United'a penaltılarda kaybettikleri final maçı var. Nihayet 2012'de finale çıktılar. Açıkçası orada da şans biraz yanlarındaydı. Amu bu şansı da kendileri yarattılar. O zamandan beri büyük bir düşüş oldu. O zamanki güçlerinden aşağıdalar. Şu anda Manchester City ve Liverpool'un Avrupa'daki seviyesinde değiller.



Bu eğilim bu sezon da sürüyor mu?
-    Evet, koronavirüsün sezonu bölmesinden önce şubat ayının sonunda, Chelsea ile en iyi takımlar arasındaki kronik farkı son 16 turu eşleşmesinin ilk ayağında evlerinde Bayern Münih ile oynadıklarında bir kez daha gördük. Stamford Bridge'deki maçı 3-0 kaybettiler. Dürüst olmak gerekirse, skor burada kaldığı için şanslılardı. Çok daha ağır bir sonuç çıkabilirdi. Bayern maçın başından itibaren üstündü. Chelsea bir devre maça tutunabildi ama Bayern ilk golü attıktan sonra maç koptu.

Chelsea ile rakipleri arasındaki bu fark nasıl oluştu? Bunun ana sebebi nedir?
-    Muhtemelen en iyi seviyedeki oyunculara sahip olmadıklarından. Evet, Hazard takımdaydı ama o bile ana sahne olan Şampiyonlar Ligi'nde gerçekten büyük bir iş yapmadı. Hazard'ın İngiltere'de gördüğümüz seviyeye Avrupa'da çıktığından emin değilim. Bu da ya onun seviyesinin yetersiz kaldığını ya da yeterli desteği alamadığını gösteriyor bize. İngiltere'de harika oynayan Kante de var. Ama bunun ötesinde, bir bakıyorsunuz ve aslında en üst seviyedeki oyuncu kalitesinin olmadığını görüyorsunuz. Muhtemelen takımın geri kalmasının en büyük sebebi de bu.

2000'lerle son üç veya dört sezonu kıyaslarsanız bu kalite farkını görüyoruz galiba. Transferde hata mı yapıldı bu son dönemde?
-    Roman Abramovich kulübü ilk satın aldığında Chelsea, İngiltere'nin en çok para harcayan takımıydı. Aldıkları her oyuncunun başarı olduğunu söyleyemem ama birçoğu iyi iş çıkardı, Mourinho'nun oynatmak istediği futbola tamamen uygun çok çok iyi bir kadroya sahiplerdi. Çok çok iyi oyuncular vardı ve o takım çok uzun süre bir arada kaldı. Terry ve Lampard zaten takımdaydı ama Cech, Drogba, Carvalho, Essien ve hatta Robben gibi oyuncular bu dönem takımın parçasıydı. Tüm bu oyuncular gerçekten büyük bir katkı yaptı. Açıkçası, buradan itibaren kademeli bir düşüş oldu. Chelsea'nin bu oyuncuların yerini doğru düzgün doldurabildiğinden emin değilim. Son dört ya da beş yıldaki bazı transferlere bakarsanız, o kadar iyi değiller. Mesela 2017'deki lig şampiyonluğundan sonra o sırada Avrupa'nın en iyi forvetlerinden olan Diego Costa'nın yerini Morata ile doldurmaya kalktılar. Ondan sonra da Bakayoko, Drinkwater, Zappacosta geldi. Bu oyuncuların hiçbiri ciddi katkı yapmadı. Üstelik tüm bu oyunculara oldukça fazla para harcadılar. Tamam geçen yaz transfer yasağı geldiği için kadroyu takviye edemediler ama önceki sezon da bu kez Jorginho'ya 50 milyon Sterlin harcadılar, 72 milyon verdikleri Kepa dünyanın en pahalı kalecisi oldu. Kepa hâlâ genç, gelişebilir ama henüz iyi iş çıkarmadı. Bu para daha verimli bir şekilde harcanmış olsa, çok daha iyi durumda olabilirlerdi. Belki de Liverpool kadar iyi olabilirlerdi, ancak muhtemelen Klopp kadar iyi bir teknik direktörleri yoktu.



Beni şaşırtan bir nokta var: Chelsea niye bu kadar sık teknik direktör değiştiriyor? Kulübün sahibi Abramovich çok mu sabırsız yoksa başka bir neden mi var?
-    Bir miktar sabırsızlık var. Ayrıca soyunma odası her zaman çok etkiliydi. Chelsea teknik direktörleri bunu idare ederken çok dikkatli davranmak zorundaydı. Yani, bunu kısmen Mourinho ile de gördük. Mourinho'nun da belli zamanlarda bazı oyuncularla arası açılırdı. Açıkçası, ikinci döneminde bu öyle bir hal aldı ki onunla devam edemeyecekleri noktaya geldiler. Sanırım teknik direktörler, yeterince destek görmedikleri ve transferde istedikleri oyuncuları alamadıklarında için de hayal kırıklığına uğradılar. Mesela Conte, ilk sezonundan sonra bazı oyuncular istedi ama onlar alınmadı. Bazen de Chelsea hatalı teknik direktör seçimleri yaptı. Mesela Scolari hatalı bir seçimdi ve sanki onu kovmak doğru karardı. Villas-Boas da herkesle sorun yaşadı ve oynattığı futbol da kötüydü. Onunla devam etseler muhtemelen Şampiyonlar Ligi'ni kazanamazlardı.

Bu sabırsızlık hep Chelsea'nin aleyhine mi işledi?
-    Bu, takımı çok da etkilemiş gibi görünmüyor. Chelsea tüm bu sabırsızlığa karşın, teknik direktörleri değiştirdiğinde bile kupalar kazanabildi. Mesela 2009'da Scolari'yi kovdular ve Hiddink'le sezonu üçüncü bitirdiler. Barcelona'yı yenerek Şampiyonlar Ligi finaline çıkmalarını kötü bir hakem yönetimi engelledi, FA Kupası'nı kazandılar. Sonra 2012'de, yine sezon ortasında teknik direktör kovup FA Kupası'nı ve Şampiyonlar Ligi'ni kazandılar. Yani burada kulübün işine yarayan noktalar da oldu. Diğer yönden bakarsak, teknik direktörler Chelsea'ye geldiğinde, belki de “Kısa sürede sonuç almam lazım” diye düşündü. Bu sebeple belki bazı oyuncular oynama fırsatı bulamadı. Ayrıca hep üreten bir futbol akademisine sahipler. Buradaki oyuncular A takıma çıkamayabilir çünkü teknik direktör şöyle düşünebilir:“Niçin yetenekli ama istikrarsız gençlere vakit harcayıp kendi itibarımı tehlikeye atayım ki!” Lampard'la bu durum biraz değişti tabii ki. O, çocuklara bir yatırım yaptı. Transfer yasakları da biraz onun lehine işledi. Zaten gençler iyetiştirirseniz onlar da başarılı olabilir. Üstelik böylelikle transfere de çok fazla para harcamazsınız değil mi?



Mevcut durum hakkında bir sorum daha var. Son futbol direktörü Emenalo 2017'de Monaco'ya gittiğinden beri neden bir sportif ya da futbol direktörü yok kulüpte?
-    Onun yerini tam anlamıyla dolduramadılar, ancak birçok yetkiye sahip Marina Granovskaya var. Granovskaya etkin bir şekilde sportif direktör rolünü üstleniyor. Tüm sözleşmelerden o sorumlu, operasyonun başında o var. Oyuncu izleme departmanının başı Scott McLachlan ile çok yakın çalışıyor. Ayrıca futbol direktörü olmasa bile eski kaleci Petr Cech'in de bir görevi var. Son dönemdeki bazı transferler göz önüne alındığında, bu yapının o kadar iyi çalışmadığını söyleyebiliriz. Ama öte yandan sattıkları oyunculardan ve kiradaki oyunculardan iyi para kazanıyorlar. yani bu sistemi de iyi yönetiyorlar. Aslında son beş yılda vaziyet biraz karışıktı ama bu şimdi işler yoluna giriyor. Emenalo'nun ise o kadar popüler olduğundan pek emin değilim.

Geçen yıla gelelim. Sarri'ye ne oldu? Ondan çok daha fazlası bekleniyordu değil mi?
-    Evet. Bence de Sarri'den daha fazlasını bekliyorlardı. Aslında berbat bir iş de çıkarmadı. Sonuçta sezonu ilk dörtte bitirdiler. Avrupa Ligi'ni kazandılar. Lig Kupası'nı da kazanabilirlerdi. Herkes City onları mahvedecek zannerderken maçı penaltılara taşımayı başardılar. Ama geçen sezonun ocak ve şubat aylarına dönersek, Sarri kovulmaya çok yakın bir noktadaydı, belki de bir maç uzaktaydı. Bence evdeki kupa maçında Manchester United'a kaybettiklerinde seyirci tamamen aleyhine döndü Sarri'nin. Bence bir sonraki maçı kaybetmiş olsalar, görevden alınırdı.Sonra birkaç iyi sonuç aldı ve sezon sonuna kadar devam etti.



Oynattığı futbol da seyirciyi tatmin etmedi galiba?
-    Genel olarak, istediği futbol sahaya tam anlamıyla yansımadı. Ünlü Sarriball tarzı İngiltere'de işe yaramadı. Şu anda Juventus'ta da ne kadar iyi işlediğinden emin değilim. Ertelemelerden önce, Şampiyonlar Ligi'nde Lyon karşısında da başları dertteydi, öyle değil mi? Bence Chelsea'de fikirlerini sahaya yansıtmakta zorlandı. Taraftarlar da oyunu çok öngörülebilir ve çok yavaş buldular, açıkçası bu futbolu hiç sevmediler. Mesela Jorginho onun oyuncusu gibi görüldü ama sahada büyük bir katkısı olmadı. Ayrıca oyuncu değişikliklerini herkese ezberlemişti. Sarri ile ilgil hayal kırıklıklarından biriydi bu: 67. dakika civarında Kovacic'in yerine Barkley veya Barkley'nin yerine Kovacic. Sanki hep bu değişikliği yapıyordu.

Lampard dönemiyle bir kıyaslama yapabilir miyiz?
-    Lampard'dan daha iyi bir iş yaptığını söyleyenler çıkabilir. Ama Lampard'ın Hazard'ı yok, halbuki Sarri döneminde Hazard vardı takımda.Ayrıca Sarri, Kante'den bütün sezon faydalanabildi ama Lampard döneminde bu mümkün olmadı. En çok değinilen konulardan biri de Sarri'nin ancak seçeneği kalmadığında genç oyuncuları kullanmasıydı. Mesela Loftus-Cheek'i ancak sezonun ikinci yarısında kadroya aldı. Belki de sakatlanana kadar da Hazard'dan sonra takımın en iyi ikinci oyuncusuydu. Uzun süre Sarri tarafından görmezden gelindi. Halbuki Loftus-Cheek'in yeteneği ortadaydı. Benzer şekilde, Hudson-Odoi'yi daha fazla kullanma konusunda takıntılı davrandı. Hudson-Odoi da topuğundan sakatlanmadan önce büyük bir katkıyapmıştı. Ayrıca kulüple gerçektenbir bağ kurabildiğini düşünmüyorum. Taraftarlar onu pek sevmiyordu, tribünde pek de popüler olduğundan emin değilim. Ligi ilk dörtte bitirmiş olmalarına karşın İtalya'ya gitmesinin kimseyi üzdüğünü sanmıyorum. Kalsaydı ne olacağını görmek ilginç olurdu. Kalsaydı ve transfer yasağı olsaydı Lampard'a kıyasla ne yapardı, gençleri o kadar kullanır mıydı şüphesiz bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.



Frank Lampard'ın göreve getirilmesi şaşırttı mı? Bu görev için biraz deneyimsiz değil miydi?
-    Mevcut ortam göz önüne alındığında, transfer yasağı da olduğu için, göreve gelmesine çok şaşırdığımı söyleyemem. Geçen sezon Derby County'de çalıştı, bu sayede bir yıl teknik direktörlük yaptı. Aslında Derby'de beklentilerin üzerinde bir performans göstermedi: O gelmeden önceki sezonu altıncı bitirmişlerdi. Lampard'la da altıncı oldular. Bir önceki teknik direktör playoff yarı finali oynatıp kaybetmişti. Lampard da playoff finaline çıkardı ama bu kez Aston Villa'ya kaybettiler. Derby'de Premier League seviyesinde kiralık gençleri vardı: Chelsea'den Tomori, Mason Mountaçıkça Championship seviyesinden daha iyiydi. Ayrıca Liverpool'dan kiralık Harry Wilson da vardı. Bu sebeple Lampard için “Ne kadar iyi olduğunu görebildik mi?” diye bir düşünce oldu insanlarda.

Taraftar nasıl bakıyor Frank Lampard'a?
-    Burada mesele şu ki, o hakiki bir Chelsea efsanesi. Taraftarın gözünde John Terry'den bile daha fazla daha önde olduğu söylenebilir. Lampard'la hemen bir bağ kurmayı başardılar. Transfer yasağı ve diğer tüm belirsizlikler karşısında taraftarları sakinleştiren birleştirici bir figür oldu. Sezonun başında takım çok da iyi sonuçlar almadığında taraftarlar çok sabırlıydı. Eğer aynı durum Sarri döneminde olmuş olsaydı, mesela eylül ayında Liverpool'a karşı olduğu gibi devreyi 2-0 geride kapatsalardı tepki farklı olurdu. O maçın ikinci yarısında bir an var kitakım çok farklı kaybedecekmiş gibiydi. Eğer bu geçen sezon olsaydı, Stamford Bridge'de isyan çıkardı. Ancak Lampard ile bu iyi atmosfer devam etti ve taraftar heptakımın arkasında durdu. Bu bakımdan onu göreve getirmek akıllıca bir hareket oldu.



Onun yerine başka biri gelebilir miydi?
-    Büyük şöhrete ve kariyere sahip birini Chelsea'ye gelmeye ikna etmek çok zor olurdu. Çünkü çok para harcamak isteyen teknik direktörlerden birini göreve getirme eğilimindeydiler. Ama geçen yaz transfer yasağı sebebiyle bunu yapamazlardı. Yani Chelsea geçen yaz pek çekici bir seçim değildi. Aynı zamanda, transfer yasağının iki dönem sürmesi gerekiyordu. Spor Tahkim Mahkemesi'ndeki temyizi kazanıp durumu değiştirdiler. Böylece ocak ayında para harcayabileceklerdi. Ama sonuçta hiçbir şey yapmadılar. Lampard oyuncu almak istemiyor değildi. Takımdaki sorunları biliyordu. Ancak o, bu fırsatı değerlendirip gençleri daha fazla kullanmayı istedi. Aynı zamanda Lampard içinbüyük bir kumar olduğunu da söyleyebiliriz, çünkü bu işe sadece bir yıllık tecrübeyle girdi. Chelsea'de kupa kazanmak için hâlâ büyük bir beklenti var. Sonunda onun üzerindeki baskı da artacak. Bir süre daha kazanmadan devam edebilir veya transfer yasağı bahanesine sığınabilir. Bir yandan “Çok mu erken geldi?”diye düşünebilirsiniz. Diğer yandan da “Bu iş fırsatı her zaman orada olacak mı?” diye sorabilirsiniz. Sonuçta bu gemiyi kaçırabilirdi de. Şu ana kadar koşullar göz önüne alındığında oldukça iyi iş çıkardı.

Genç oyuncuların bu sezon bu kadar katkıda bulunması bizi biraz şaşırttı. Uluslararası Futbol Gözlemevi rakamlarına göre, kulüpte yetişmiş oyuncular toplam sürenin yüzde 30'unu almış bu sezon. Akademiden gelen bu oyuncuların çıkışını gözlemlemiş miydiniz?
-    Hayır. Ama gerçekten konuşmak gerekirse, hepsinin çok iyi oyuncular oldukları çok açık. Hudson-Odoi'yi uzun süredir konuşuluyordu. Zaten Bayern Münih'in geçen yıl ocak ayında satın almaya çalışması onun ne kadar iyi olduğunu gösteriyor. Ama Chelsea gitmesine izin vermedi. Sonunda uzun vadeli bir sözleşme imzalattılar. Mason Mount, Derby'de iyi bir kiralık sezon geçirdi. O da gerçekten bir sürpriz değil. Chelsea, dört ya da beş yıldır en iyi genç takımlarına sahip. Yani oyuncuların A takıma çıkmaları şaşırtıcı değil. Takımdaki bu yetenekleri düzgün bir şekilde kullanırsanız onlarla yapabileceğiniz çok şey vardır. Lampard bu gençlere büyük destek verdi. Bu arada bu gençler de takıma girdi ama aynı formu sürdüremediler ve ilk 11'den düştüler: Tomori bir süredir takımda değil, Mason Mount, gerçekten çok iyi bir başlangıçtan sonra kadroya girip çıkmaya başladı.Bu oyuncuların biraz yorulması da kaçınılmazdı. Alttan yeni oyuncular da gelmeye devam ediyor. Ligler ertelenmeden hemen önce bu kez 18 yaşındaki Billy Gilmour'ı gördük. FA Cup'ta Liverpool'a karşı inanılmaz bir maç çıkardı ve sonra Everton'a karşı da iyi oynadı.



Tüm bunlara karşı Chelsea bu sezon evindeki maçlarda ciddi sıkıntı çekti. Bunun sebebi neydi?
-    Evlerinde biraz zorlandılar. Geçen sezon bireysel kalite daha iyiydi ve Hazard'a sırtınızı yaslayabiliyordunuz. Kapalı savunmaları açmak için onun dehası yetebiliyordu. Bu sezon bu seçenek de yoktu uzun süre. Rakipler geride bekliyordu ve gol atılmadıkça stattaki endişe artıyordu. Southampton'la, Bournemouth'la tam da böyle oldu. Bir gol atıp bütün maç geride beklediklerini gördük. Chelsea buna bir türlü çare bulamadı. Son birkaç yıla bakınca Willian'ınve Pedro'nun da o kadar çok gol atmadığını görüyoruz. Bunun dışında kadroda bitirici eksikliği vardı. Tammy Abraham çok iyi başladı. Deplasmanlarda daha da iyiydi. Ancak Abraham biraz genç, istikrarsız ve yeterince pişmiş değil. Lampard rakipleri açmak için yeterince hızlı oynamadıklarından bahsediyordu. Bu eksikler takımı etkiledi, ayrıca bu sezon savunmanın daen üst seviyede olmaması buna eklendi. Chelsea özellikle duran toplarda rakiplere çok şans veriyor. Yani tüm bunlar bir araya gelince takım olumsuz etkilendi. Ancak son haftalarda bir çıkış yakalmışlardı, Tottenham, Liverpool ve Everton'a karşı kazanırken performansları gerçekten iyiydi. Belki de büyük takımlara karşı oynamak küçüklere olduğundan daha kolay. Onları geride bekleyebilirsiniz.

Sonunda Frank Lampard, Olivier Giroud'yu yeniden takıma almaya karar verdi. Bu konuda biraz geç mi kaldı acaba?
-    Sanırım Lampard bu konuda biraz hata yaptı. Abraham sezon başında çok başarılı olmuştu. Oynamayı hak ediyordu ama her maçta oynuyordu. Bu onu zorlamış olabilir. Giroud ise uzun bir süre hiç oynamadı. Sonra bir anda onu West Ham'e karşı sahada gördük ve pek de iyi oynamadı. Ondan sonra Giroud'nun da takımdaki işi bitmiş gibi görünüyordu. Zaten yazın sözleşmesi bitecekti. Ocakayında ne pahasına olursa olsun takımdan ayrılmak istiyordu. En sonunda başka bir forvet alamadılar ve Abraham da sakatlandığı için yine Giroud'ya sarıldılar. Ancak Lampard'ın ileride çok hareketlilik isteyen bir oyun tarzı var. Giroud'nun böyle oynayamayacağını biliyordu. Onun yerine Batshuayi'yi bile kullandı. Teoride Giroud'dan daha hızlıydı. Ama onun da bitiriciliği yok ve dürüst olmak gerekirse o da bir çare olmadı.Giroud hızlı olmayabilir ama topu ileride tutmada ve diğer oyuncularıoyuna sokmada çok iyi. Spurs maçında tam da böyle oynadı. Hem gol attı ve hem de gerçekten iyi bir maç çıkardı. Bayern'e karşı o kadar iyi değildi. Ancak Liverpool ve Everton'a karşı gerçekten iyi oynadı. Everton'a gol attı, Liverpool'a zor anlar yaşattı. Giroud'yu kulübeden çıkarıp biraz daha fazla kullanmış olsalardı, belki de bu beraberliklerin ve yenilgilerin bir kısmını galibiyete dönüşebilirdi.



Bayern maçından sonra Lampard'ın ileride ve ofansif orta saha oyuncuları istediğini yazdınız…
-    Ziyech gelecek. Potansiyel olarak Ziyech, yaratıcılık konusunda çok şeyi çözecektir. Birçok başka takım gibi Dortmund'daki Sancho'yla ilgileniyorlar, Timo Werner ile adları anılıyor. Birçok oyuncunun adı Chelsea'yle anılıyor tabii. Açıkçası öncelikle Abraham'ın daha fazla desteğe ihtiyaçları var. Belki de Tammy'den daha iyi bir forvet almaları gerekir. Belki çok iyi bir merkez savunmacı kaledeki sorunu da giderebilir. Çünkü Kepa o kadar pahalıya mal oldu ki o parayı geri almak zor olacak. Tam olarak nereye gidebileceğini söylemek zor çünkü şu anda tüm üst düzey takımların iyi kalecileri var. Belki bir çözüm de onu kiralayıp değerini korumasını sağlayarak yerine başka birini bulmak olabilir.

Gelecek sezon nerede görüyorsunuz Chelsea'yi?
-    Bence bunu şimdiden tam olarak görmek zor. Şu anda hem istikrar hem de genel kalite açısından Manchester City ve Liverpool'dan oldukça gerideler. Bunun için birkaç trasfere ihtiyaçları var. Yani hedef önce şimdiki gibi ligde ilk dörtteki yerlerini korumak ve en azından Şampiyonlar Ligi gruplarında oynamaktır. Bundan daha yukarısı dediğim gibi yapılacak transferlere bağlı. Öyle çok fazla oyuncuya gerek yok. Birkaç kaliteli isim yeterli çünkü kadroda zaten yetenekler var. Sanıyorum ki Willian ve Pedro'nun sözleşmeleri yenilenmeyecek. Bu sayede yaz aylarında kadroda biraz yenileme olacak, ancak şu anda tam hangi şekli alacağını söylemek zor çünkü transfer pazarının ne zaman açılacağını henüz bilmiyoruz.

Son zamanlarda Abramovich'in kulübü satacağına dair bir söylenti duydunuz mu?
-    Bunu sorduğumda hayır diyorlar. Geçen yıl ABD'li iş adamıTodd Boehly hakkında bir haber çıktı. Ancak kulüpten gelen mesaja göre Chelsea'nin bununla bir ilgisi yok. Satın alma talebiyle gelen herkese kulübün satılık olmadığını söylüyorlar.

Son olarak Stamford Bridge Stadı'nın yeniden inşası meselesi…İzinleri aldıktan sonra bir türlü inşaata başlayamadılar. Stamford Bridge'e ne olacak?
-    Tamamen havada kaldı çünkü planlama izninin süresi 31 Mart'ta bitti. Sanırım mart ayı sonunda bunun biteceğini ilan eden bir açklama yayınladılar ve bundan fazla bir şey söylemediler. Ama şu anda tam olarak nasıl yapacaklarını kestirmek çok zor, özellikle de mevcut ekonomik iklim çok belirsizken… Söylemesi çok zor çünkü İngiltere'de finans sistemide çok sıkıntıda olacak. Şu anda tüm kulüpler oyuncu ücretlerini erteleme yoluyla maliyetleri düşürmekten bahsediyor. Bu da herhangi bir maç olmadığı sürece nakit akışı hakkındaki büyük endişeyi gösteriyor. Açıkçası, sezonun ne zaman yeniden başlayacağını bilmiyoruz. Çünkü hiçbir maç oynanmazsa kulüpler hiç para kazanamaz

Kulüp mali açıdan sağlıklı durumda mı?
-    Chelsea'nin son mali tabloları bize Şampiyonlar Ligi'nde oynamanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Son mali yılı büyük bir zararla kapattılar. Aslında, transfere hiç para harcamadıkları için gelecek yıl daha iyi finansal sonuçlar ortaya çıkmasını bekleyebiliriz. Hatta aynı dönemde birkaç oyuncu da sattılar. Bu sezon Şampiyonlar Ligi'ndeydiler. Ancak stadyum sorununda nasıl ilerlediklerini bilmek zor. Bu, çözmeleri gereken bir konu. Çünkü Londra'daki rakiplere bakarsanız, Arsenal 60 bin kişiye oynuyor ve stadyumdan çok fazla para kazanıyor. Tottenham da şimdi o seviyeye çıktı.Stamford Bridge 42 bin kapasiteli ve eski bir stat. 1990'lı yıllarda bazı bölümleri yenilendi. Ancak modern stadyumlara kıyasla biraz eski kalıyor.

Röportaj: Alp Ulagay

FutbolArena Haber Turu (26 Mart 2020)