comScore

Beşiktaş Beşiktaş

Haftanın hakem değerlendirmesi - 'Cenaze Amiri Aydınus'

09 Mayıs 2017, Salı 19:26
Haftanın hakem değerlendirmesi - 'Cenaze Amiri Aydınus'

Eski hakemlerden Murat Fevzi Tanırlı, Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta yaşanan olayları kaleme aldı.

FutbolArena - Spor Toto Süper Lig'in 30. haftasında Beşiktaş ile Fenerbahçe 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmada Anderson Talisca ile Volkan Demirel arasındaki tartışma gündem yarattı. Eski TFF hakemlerinden Murat Fevzi Tanırlı, derbide yaşanan olayları değerlendirdi.

İşte Murat Fevzi Tanırlı'nın değerlendirmeleri:
Vodafone Arena'da sezonun en zor ve kritik derbisi Pazar günü oynandı. Son haftaların en formda isimlerinden Fırat Aydınus, BJK-FB maçıyla 3 büyükler arasındaki 25.derbisine çıkmış oldu.

***

Maçtan sonraki gün, spor basınınısabah saatlerinden itibaren taradım. Eski hakem olmayıp, maç kritiği yapmak üzere köşe sahibi olan spor yazarlarının geneline baktığımızda çok çok azı hakemden sert şekilde bahsediyor ki buna Beşiktaşlı kategorisindeki pek çoğu dahil. Yaklaşım olarak sevindirici bir durum bu. Ivan Bebek örneğinde ya da Dinamo Kiev deplasmanındaki gibi skandal hakem hataları olmadığı sürece de bir spor yazarından beklenen, yazısının temelini “futbol analizi”ne oturtmasıdır. %90'ını futbola ayırması, kalan %10'unda ise hakemden belki bahsetmesi normal denilebilir. Hakem üzerinden maçı okumak, “kolaycı” yazarlıktan veya skora göre “taraf” yazarlığından öteye gitmez. Bizlere maçı değerlendiren, göremediğimiz ilginç ayrıntıları paylaşan ve hakemle ilgili birkaç cümle “bel-üstü” yorum yazarak noktalayan tüm yazarlara sevgi ve saygıyla…

***

PEKİ, ESKİ HAKEMLER NELER YAZDI?

Bir konuda analiz yaparken, o konuya ait yaşanmışlıkların, tecrübenin yeri elbette bambaşkadır. Kısacası, damdan düşenin halinden yine damdan düşen anlar. Onun dışındaki yorumlarda, “nezaket” ve “had bilme” sınırında gezip, sahip olunan bilgi çerçevesinde kalarak analiz yapmak emeğesaygı ve etik anlamda önemli olsa gerek. Hakem camiasına hizmet etmiş pek çok değerli insan, bunca yıllık hakemlik tecrübesinin yanında, derbi heyecanına, atmosferine, Türkiye'nin gözü önündeki bir maçta düdük çalma şerefine nail olmadan veda etmişlerdir. Çünkü derbilerin her kategorisindeki maçlar bileçok özeldir, vitrindir, her hakem atanamaz, kural kitabına bakarak yönetilmez, yönetilemezler. Hepsinin ayrı hikayeleri vardır tarihte.  Nasıl ki unutulmazlar arasında Şifo Mehmet'in son saniye golü varsa; 3-0'dan 4-3'e dönen GS-FB derbisi varsa; GS'ın Kadıköy'de karanlıkta aldığı şampiyonluk varsa; Kadıköy Panteri Pancu varsa; Mustafa Çulcu'nun yönettiği 6-0'lık FB-GS varsa, Ali Aydın'ın GS'dan 4 kırmızı kart ile attığı derbi varsa bu maç da FB'nin 9 kişiyle son saniyede beraberliği kurtardığı maç olarak tarihe geçecek.

Dönelim eski hakemlere:

AHMET ÇAKAR:



Hakem Fırat Aydınus'a kızamıyorum. Sarı kart standardını düşük tutayım dedi, buna rağmen birçok sarı ve iki kırmızı çıktı. Bence ilk yarıda Babel'e yapılan hareket penaltıydı. (Sabah Gazetesi maç kritiğinde hakem bölümü)

***

ERMAN TOROĞLU:



Hakem Fırat Aydınus, aynı pozisyonlara bazı yerlerde sarı kart verdi, bazı yerlerde vermedi. Ama tıpa tıp aynı pozisyonlarda… Bu işi iki takıma karşı da yaptı. Yani eyyam yaptı. Sonlara doğru baktı ki olmuyor. İşler artık öyle örtbas edilecek gibi değil. Futbolcular "Nasıl olsa hoca vermiyor" diye göstere göstere yapacaklarını yapıyor. Bu sefer kartlarını kullanmaya başladı. Öyle olunca kırmızılar da geldi. (Sabah Gazetesi)

***

BÜLENT YAVUZ:


 
Maçın skoru 1-1 olunca, hakem otomatik olarak gündemden çıktı. Mücadelenin ilk devresi gergin, stresli ve bol faullü geçti. Bu arada da Tolgay, Hasan Ali, Atınç, Oğuzhan ve İsmail'in çıkmayan sarı kartları var. 9. dakikada Skrtel, Aboubakar'ı ceza alanında çekiyor ama burada penaltıyı gerektirecek bir durum yoktu. Hakemin devam kararı doğru. 36. dakikada Hasan Ali, ceza alanı içerisinde Babel'in koşu yolunu vücuduyla engelliyor. Kurala göre penaltı olması gerekirdi. Hakem oralı bile olmadı. Maçın ikinci devresi hakem adına daha derli topluydu. Fenerbahçeli Souza ve Skrtel'e çıkardığı her iki kırmızı kart da doğruydu. Fırat Aydınus, çok gergin ve tansiyonu yüksek mücadeleyi bana göre iyi yönetti.Her ne kadar sarı kartlarda eksiklikler yapsa da böyle bir maçla ancak bu şekilde başa çıkılabilirdi.(Habertürk Gazetesi)

***

MUHİTTİN BOŞAT:



Bu tür derbilerde hakem adına oyunu kontrol altında tutmak çok önemlidir. Kontrolü kaçırırsanız herşey biter, oyuncular da hakem ile oynamaya başlarlar. Dün ise Aydınus oyunu çok iyi kontrol etti,gerektiğinde güzel avantajlar oynattı, ikili mücadele ve faullerin bol olduğu bu zor derbide ufak tefek bazı hatalarına rağmen sınıfı geçti. İlk yarıda Lens'i düşürerek umut vadeden bir atağı kesen Atınç'a sarı kart göstermek yerine ikaz etti. Alper'in topa sahip olmak isterken kolu ile Tolgay'ın suratına yaptığı darbeye sarı kart göstermeyerek hata yaptı. Skrtel ile Marcelo arasındaki mücadelede Beşiktaş lehine penaltı kararı verse, kimse ‘Niye verdin!' demezdi ancak oyunu devam ettirmesi bana göre de doğruydu. Sow'un yerde kalıp penaltı beklediği pozisyonda devam kararı doğruydu. Kaleci Volkan'a göstermiş olduğu sarı kart doğruydu.

F.Bahçe ceza alanı içinde Babel ile Hasan Ali arasındaki mücadelede Babel'in yerde kaldığı pozisyondaki devam kararı bana göre de doğruydu. Topa vurmak isterken ayağını tehlikeli bir şekilde kaldırıp Lens'e temas eden Tolgay'a gösterdiği sarı kart yerindeydi. Kolu ile Cenk'in yüzüne kural dışı şekilde faul yapan Skrtel'e doğru bir sarı kart gösterdi. Sarısı olan Skrtel'in kayarak sert ve kontrolsüz şekilde Quaresma'ya yapmış olduğu faul için gördüğü 2. sarı ve kırmızı kart çok doğruydu. Josef ve Emenike'ye gösterdiği sarı kartlar yerindeydi. Sarısı olan Josef'e sert faulünden dolayı gösterdiği ikinci sarı ve kırmızı kart doğruydu. (Star Gazetesi)

***

MUSTAFA ÇULCU:



Fırat Aydınus derbiyi "Tatlı, sert oynatacağım" diyerek yönetiyor. Tolgay Arslan ve İsmail Köybaşı'nı peş peşe yaptıkları fauller nedeniyle uyardı ikaz etti. Böyle bir tasarruf uyguladı.Farklı bir taktikle derbiyi yönetiyor. Ancak, Atınç'ın Lens'e, Alper'in de Tolgay'a yaptığı hareketler net sarı kartlık. O kartları çıkarması gerekirdi. Hasan Ali ile Babel arasındaki pozisyona ben penaltı düdüğünü çalarım. Çünkü, Hasan Ali, Babel'in koşu yolunu tıkıyor. Babel üzerinden atlayabilir ama Hasan Ali o hareketi yapmayacak. Hasan Ali topla oynamıyor çünkü. Pozisyon da penaltı.İlk yarıda Volkan'ın gördüğü bir sarı kart var. Orada Volkan neden çıldırdı çünkü Talisca'nın bir el hareketi var ve Talisca mutlaka sarı kart görmeliydi.Hadi Fırat Aydınus o hareketi görmedi ama yardımcı kaçırmamalıydı. Hele ki bir de Volkan'a, Talisca tarafından sözlü bir eylem de varsa kartın rengi değişik olurdu. (Hürriyet Gazetesi)
 
***

SELÇUK DERELİ:



Maçın hakemi Fırat Aydınus şahane bir yönetim gösterdi. Maçta çok doğru ve yerinde düdükler çaldı. Hasan Ali ve Babel arasında yaşanan ve tartışılan penaltı pozisyonundaki devam kararı da doğruydu. Oyuncularla sağladığı iletişimle ve otoriteyle “sahanın hakimi benim” dedi.  (Sözcü Gazetesi)

***

DENİZ ÇOBAN:



İlk yarı süresince; 5'de Tolgay'ın Hasan Ali'ye, 7'de Atınç Lens'e, 13'te Oğuzhan'ın Robin van Persie'ye, 17'de Alper'in Tolgay'a, 21'de Tolgay'ın Alper'e yaptığı faullerin ardından sarı kart çıkmalıydı, ancak Aydınus elini cebine atmadı. 27'de Volkan kendisine orta parmağını gösteren Talisca'ya sinirlenince, itirazdan sarı kart gördü. Aydınus bu hareketi görse Talisca'yı oyundan atması gerekirdi. Kartı gören Volkan ileride birine bir şeyler söyledi. Hasan Ali'nin, Babel'e yaptığı penaltıydı. gidişata göre düdük çalan Aydınus, başarısız bir maç yönetti.

İkinci yarıda 65'te Oğuzhan'ın Salih'e, 83'te Quaresma'nın Josef'e hareketleri de sarı kartı gerektiriyordu. Tüm bu sarı kartları göstermeyen Aydınus'un kart standardına göre, Skrtel-Cenk mücadelesinde Skrtel asla sarı kart görmemeliydi. Tüm bunlara rağmen Skrtel'in ikinci sarısı ve Josef'in gördüğü iki sarı kartın da doğru olduğunu belirtelim. Bu kadar kart hatası yapan, oyunun gidişatına göre düdük çalan Aydınus'un; dünya standartlarının çok uzağında, başarısız bir maç yönettiğini söyleyebiliriz.(Fanatik Gazetesi)

***

SONUÇ OLARAK?

Derbileri yönetenlerin tecrübesi ve diliyle;
Yeri gelir, Ahmet Çakar'ın dediği gibi sarı kart standardını yüksek tutarsın…
Yeri gelir, Erman Toroğlu'nun doğru ifade ilebelirttiği kısmındaki gibi her iki tarafa da “tıpa tıp aynısı” denilen pozisyonlarda kart kullanmazsın. (--Toroğlu, eyyam tanımında bu maç özelinde kendisi ile çelişmiş ama olur ara sıra böyle hatalar.Eyyam, “skora göre” maç içindeki karar standardını ve özellikle “tarafını” değiştirme yaklaşımıdır. Halbuki, Erman Toroğlu kendisi söylüyor: “Hakem Fırat Aydınus, aynı pozisyonlara bazı yerlerde sarı kart verdi, bazı yerlerde vermedi. Ama tıpa tıp aynı pozisyonlarda… BU İŞİ İKİ TAKIMA KARŞI DA YAPTI.”... Sevgili hocam bunun tarifi eyyam değil ki--)
Yeri gelir, Bülent Yavuz'un dediği gibi “bu seviyede bir maçla böyle başa çıkabilirsin…”
Yeri gelir, Mustafa Çulcu'nun dediği gibi “tatlı sert yönetmek istersin…”
Yeri gelir, Muhittin Boşat'ın dediği gibi “derbilerde hakem adına oyunu kontrol altında tutmak çok önemlidir”
Yeri gelir, Selçuk Dereli'nin dediği gibi “oyuncularla sağladığı iletişimle ve otoriteyle sahanın hakimi benim dedi…”
Yeri gelir, elbette basit ya da kritik hatalar da çok olur…
Yeri gelir, çok zor geçmesini beklediğiniz derbi al gülüm-ver gülüm biter…

***

NE DÜŞÜNÜYORUM DERSENİZ…

Sahada olsaydım ve birebir hemen arkalarında olsam Babel-Hasan Ali pozisyonuna penaltı verirdim. Diğer yandan Hasan Ali'nin hareketi, Babel'in önüne doğru geçişi ve hakemin o anda görüş açısını düşündüğümde ise kararsız kalıp devam diyebilirdim. Çünkü ekranda canlı izlerken bile “tekrarını bekleyelim” dedim maç cemaatine. Babel'in sanki pozisyon icabı bir mücadele sonucu doğal düşmüş gibi direkt kalkıp oyuna devam etmesi bile hakemin o anki değerlendirmesinde verdiği karara dair yorumunu desteklemiş de olabilir.Günün sonunda baktığında penaltı.



Futbolarena.com farkıyla TV ekranlarında yer bulan Talisca'nın yakışıksız parmak işareti, zaten “sana göre-bana göre” olmayan ve sahada herhangi bir hakem görmüş olsa tartışmasız atılması gereken net bir pozisyondu… Talisca bu noktaya gelme konusunda hangi ara “zehirlendi” anlamak ve inanmak gerçekten zor. Van Persie'nin kupadaki yaptıklarından pek geri kalmadı açıkçası. Hareketin ilk yarıda olduğunu da ayrıca hatırlatırım. Hali hazırda derbilerde psikolojisi normal olmayan Volkan Demirel'in bu hareketten sonraki tavırlarının “normal” kalmasını beklemek ise hayal ötesi! Yine ağızdan tehditler uçuştu. Usandık kere usandık.
Maç stratejisi kapsamında ilk yarıda verilmeyen kartları çok iyi anlıyorum, mantıklı da buluyorum.Ancak 2.yarıdakilerde birkaç eksik olan var. Son saniye gelen golde, Emenike'nin hareketindeki faul tartışmasını zaten ne BJK'li oyuncular gördü ne de ilk etapta ekran başındaki bizler.

***

Sözün özü hakemlik bir yönetim sanatıdır.

Maçın öncesindeki puan durumu ve kritiklik seviyesi, gerilimi, ortamı;
maçın içinde ise oyuncuların niyeti, maçın kaldırabileceği diyalog toleransı, ikili mücadelelerin bu seviyede bir maçtaki yansımalarının ne şekilde olacağı, tribünler gibi pek çok faktör sayabiliriz maça etkiyen. Maçın ilk bölümünde kart toleransını yüksek tutarsın, kontrolü kaybetme riski taşıyacağınıyavaş yavaş hissetmeye başladığın anda kartlarına başvurursun. Her biri bir yönetim stratejisidir, sanatıdır. Maçın başında vermediğin bir kart esnasındaki stratejinle, sonlara doğru iki takıma da aynı paralelde davranacak şekilde verdiğin kartlar elbette farklılık gösterebilir. İşte bunun dengesini hangi hakemler süzebilir,kontrol edebilir, bu kısmıçokdeğerli. Çünkü bu dengelerin hele hele derbilerde bazen istemeden nasıl değiştiğini bizzat bu heyecanı tadanların tecrübelerinden izledik, dinledik, dinlemeye de devam ediyoruz.



Her kimdakika dakika yazıp, OYUN KURALLARI kitabındaki DİSİPLİN CEZALARI veya FAUL ve FENA HAREKETLER başlığındaki tanımlara bakarak, “bu sarı kart doğru, bu faul yanlış, şu penaltı doğru, yardımcının işareti hatalı” gibi bir yönetim değerlendirmesi yaparsa hakikaten komik kaçar. O ancak video eğitim çalışmalarında veya VAR hakemliği geldiğinde faydalı olur. Yıllarca her ülkedeki üst düzey maçların farklı havası ve yönetim anlayışı olmuştur, hele derbilerimizde de fazlasıyla… Derbi olup hakem yönetimine homurdanılmayan5maçbelki zor buluruz.Türk futbolundaki ritüeldir bu!
Neticede, her daim zor olan derbi dönemlerinde, hakemlik literatüründeki karşılığı ilecenazeleri kaldırma göreviAydınus'a verildi. 2 haftalık süreçte gerek GS-FB, gerek BJK-FB maçlarında da cenaze amiri olarak bu yükü “karşılıklı” hatalarıyla sevabıyla başarıyla çekti. Sezon başından bu yana hem MHK başkanı, hem Hakem Atama Komisyonu Başkanı, hem de  “9 kişilik kurul” olan sayın Namoğlu da “tek kişilik dev kadro” olarak sanırım mutlu olmuştur.

***

SİYAH-BEYAZ VE SARI-LACİVERT İTİRAZLAR…

Başlığım “renklerin itirazları” belki ama buradaki kastım daha çok taraftarların sosyal medya itirazları üzerinde. 

Gerçekten gerek kulüp yöneticileri, gerek oyuncular, gerek teknik adamlar, hatta ve hatta genelde çok sert tepki vermesi beklenen spor yazarlarının ciddi oranda çoğu bile direkt hakem üzerinden okumadılar oyunu, böyle bir maçtan sonra kronikleşen “hakem infazını” maç sonu demeçlerinde kullanmadılar. Çok net bir şekilde şaşırarak takdir ettim. Hepsine teşekkürler. Sığ tartışmalar, sosyal medya üzerindekisığ zihniyetli taraftarların sanki Cüneyt'in, Fırat'ın, Bülent'in, Halis'in, Hüseyin'in, Ali'nin, onların takımlarının ilk maçını yönetiyormuşçasına KOMİK yaklaşımlar sergilemelerine kaldı ortalık:

BEŞİKTAŞLI İTİRAZLARDAN GÖZE ÇARPANLAR…

-Babel-Hasan Ali pozisyonunda penaltımız verilmedi…
-Son saniyede gelen golde kaleci Fabri'ye faul var… Maç esnasında gol pozisyondaki oyuncular Fabri-Marcelo dahi itiraz etmemişken, kimsenin dikkatini çekmemişken, kale arkası görüntüsü çıkardı ortaya Emenike'nin hareketini…
-Fırat hep bunu yapıyor! (--Not: Fırat Aydınus'un yönettiği 10 adet BJK-FB maçında 4 galibiyet BJK, 4 galibiyet FB var--)
-Hepsine cevap verin ey F.Bahçeliler… :)



FENERBAHÇELİ İTİRAZLARDAN GÖZE ÇARPANLAR...

-Daha maçın ilk yarısında hakemlerden biri Talisca'nın parmak hareketini yakalayıp atılsaydı Beşiktaş uzunca bir süre 10 kişi oynayacaktı. 9 kişiyken 1 gol bulduk, belki de yenecektik…
-Tolgay'ın Lens'in karnına vurduğu pozisyon kırmızı verilmeliydi…
-Oğuzhan'ın basmaları kartsız kaldı…
-Hepsine cevap verin ey Beşiktaşlılar… :)

***

Uzar gider…
Özellikle sosyal medyada Beşiktaşlılar'ın anlamsız bir mağduriyet edebiyatını görüyorum. Son saniyede 9 kişiyle istediği skoru alan F.Bahçeliler ise 1-1'in hatrına çok ses etmiyor. Futbol oynamadan, “bir” adet Emenike pozisyonuyla tamamladıkları maçta yenilselerdi emin olun onlar da, hem BJK'ye verilmeyen kart pozisyonlarını, hem de kendi 2 kırmızı kartı kaşıyacaklardı.

***

İşin özünde kim olduğumuzu unutmamak yatıyor. Biz kimiz? Hakemler konusunda yeryüzünün en hoşgörüsüz milleti olmanın yanı sıra, her zaman “hep bana hep bana olsun” diyen bir futbol kültürüne sahibiz.
Cezalandırma konusunda“bize çok az, başkalarına ise kallaviolsun” tarafındayız…
Skor tabelasında “bir şekilde önde olalım da, gerisi umurumuzda olmasın” tarafındayız…
Kendini bilmek dünyanın en güzel özelliğidir… O yüzden, en iyi bildiğimizden sapmadığımızı taraftar nezdinde görmek fevkalade!

***

Derbilerin ülkedeki iki gediklisi Cüneyt Çakır da, Fırat Aydınus dane zaman derbi yönetse “futbol kültürümüz” gereği hakem performansını linç etme aboneliği devam edecek.
Onu istemezük, bunu istemezük diyecekler yine…
Peki biz?
Bizler ise sizler gibilerinin zihniyetini hiç istemezük!


 
Sonrası mı? Balık hafızası…
Neredeydiniz yahu hakemlerin lehinize yaptığı hatalarla puan kazandığınız maçlardan sonra?
Çıt yok…
Bir daha sorarsınız, yine çıt yok…
Niye?
Çünkü sizin için varsa yoksa “ben” ve“tabela aşkı”… Futbol aşkı değil…
 
***

MADRİD DOĞRU TAHMİN

Geçtiğimiz Perşembe günü Süper  Lig'deki hakem atamaları yapıldığında twitter adresimden sizlerle bir anket paylaştım: “Cüneyt Çakır, G.Birliği-Adana maçına antrenman niyetiyle atandığına göre sizce haftaya Avrupa'da hangi maçı yönetecek?”



Gönderdiğiniz oylardan görüleceği üzere en yüksek oranda Madrid derbisi cevabı çıkmıştı.Pazartesi günü hakemler açıklandığında anladık ki sizlerin seçimine UEFA da kulak vermiş ve Atletico Madrid-Real Madrid yarı finalindeCüneyt Çakır'ı görevlendirmiş.Sanırım takvim kullanabilme sıkıntısından ya da habersizlikten olsa gerek, ”Çakır, eskisi kadar görev almıyor, gözden düştü” gibi trol haberler okuyoruz. Ya UEFA sayfasında maçlarına bakmıyorlar ya da Atletico ile Real Madrid müsabakasını Meksika Clasura maçı zannediyor olabilirler.Alıştığımız Cüneyt-Bahattin-Tarık-Emre-Hüseyin-Barış kadrosunda, Hüseyin Göçek'in Nisan başındaki sakatlığının sürmesi nedeniyle bir değişiklik olup, Ali Palabıyık'ın geçtiğini görüyoruz. Keyifli ve dev randevuda başta Cüneyt Çakır olmak üzere hakemlerimize sonsuz başarılar.

***

İKİ YÜKSEK KONSANTRASYON BAŞARISI…

Hakemlerin maça yüksek konsantrasyonlarının ne kadar önemli olduğunu gösteren 2 güzel örnek yaşandı bu hafta. İlki, Cumartesi günü TFF 1.Lig'de Denizli-Eskişehir maçında idi. Defans oyuncusu ile forvet oyuncusu topla birlikte yan yana iken, ceza alanı içinde şeklen ofsayt pozisyonunda olup top bekleyen forvet oyuncusuna atılan pas sonucunda, yardımcı hakem doğal olarak ofsayt bayrağı çekti. Hakem Volkan Bayarslan ise yan yana duran 2 oyuncudan, pası atan oyuncunundefans oyuncusu olduğunu tespit ederek bayrağa uymayıp atağı devam ettirdi. Zor pozisyonda güzel bir uygulama oldu.



Diğeri de Ç.Rizespor-Bursaspor maçında idi. Ev sahibi takımın hızlı atağında yardımcı hakem, forvet oyuncusuna yapılan faul için bayrağını çektiği sırada, atağın hızlı şekilde devam ettiğini gören hakem Serkan Çınar, bayrağa riayet etmeyip, pozisyonu devam ettirerek golle sonuçlanan şık bir avantaja imza attı. 1 saniye beklemenin, maçı iyi takip etmenin hakem adına ne kadar önemli olduğunu gösterir nitelikteydi.

***

KİBİR…

1990'da Almanya'nın Dagersheim takımında teknik direktörlük kariyerine başlayıp, kariyerinin büyük bölümünü yurt dışında geçiren, Sivas ve Trabzon'da ise 1'er sezon göreve gelen Muhsin Ertuğral o lafları etse dersiniz ki gayet normal. 
Ya da sanırsınız Türkiye'den çok  daha üst düzey bir ligde teknik direktörlük deneyimi yaşadı da, şimdi bize o ligleri övüyor. Ekonomi süper, para bol, kalite belli, standartlar belli Katar Ligi.
Kimden bahsediyorum diyeceksiniz? Bülent Uygun'dan efendim. Gaziantepspor'un geldiği nokta ortadayken, bir hafta Türkiye'deki yabancı sayısını eleştirdi, sonraki hafta bilirkişi edasında ülkemizin futbol kalitesini eleştirdi, bir sonraki hafta Katar Ligi'ne dönmeyi düşündüğünü, orada huzur olduğunu belirtti.

***

Değerli hocam, Eskişehir, Buca gibi takımlardan yaptıklarınızın benzerini zaten 2-3 teknik adam daha yapsa Türkiye'de futbolun neden bu halde olduğunu anlamak zor olmaz. Bu şartlar siz gitmeden de böyleydi. Siz Katar'da iken de hemen hemen hiç değişmedi, hatta Finansal Fair Play nedeniyle daha zor günler geldi.Ancak siz Katar'da iken acaba yayıncı kuruluşlardan Türkiye Süper Lig diye Premier Ligi mi izleyip de mi karar değiştirip Gaziantep'e döndünüz?

Herkes mutlu olduğu yerde,gönlüne göre yaşasın inşallah sevgili hocam, Katar'a selamlar, uğurlar ola…



BAŞKA SÖZE NE HACET!

“Fabri'yi Beşiktaşlılar çok sevdi. Biz de sevdik. Yetenekleri olan bir kaleci ama üst seviye oynamak, Avrupa Kupası oynamak, derbi oynamak ve bu seviyelerin oyuncusu olabilmek farklı bir şeydir.”

ALİ GÜLTİKEN-HABERTÜRK GAZETESİ

***

HEYECAN SON NOKTADA…

Süper Lig zaten malum. Rize son ataklarını yapıyor ligde kalma adına. 3 maçta 16 gol yiyen Bursa öyle bir fikstüre sahip ki düşmez denilemiyor. TFF 1.Lig ise tam bir sürprizler ligi. Antep Belediye kalma umutlarını artırdı. Eskişehir fırsat tepti. Malatya'ya hoş geldin deme zamanı. İrfan Buz'a da sonsuz tebrikler. 2.Lig ve 3.Lig'lerde de play-off heyecanı sürüyor. Altay, Kocaeli, Sakarya maçlarından coşkulu kareler internette geziyor.
Zorlu haftalarda hakemlerimize bol şans!
 
Murat Fevzi TANIRLI
Twitter: @mftanirli

ARKADAŞINI GETİR 50 TL BİLYONPUAN AL!