comScore

Beşiktaş Beşiktaş

Feyyaz Uçar: 'Sergen, Lucescu'nun futbol konuştuğu tek oyuncuydu"

01 Mayıs 2020, Cuma 18:56
Feyyaz Uçar: 'Sergen, Lucescu'nun futbol konuştuğu tek oyuncuydu"

Beşiktaş'ın efsane futbolcusu Feyyaz Uçar, Beşiktaş Dergisi'ne Mircea Lucescu ve Sergen Yalçın hakkında konuştu.

FutbolArena - Beşiktaş'ın 100. yıl şampiyonluğunda Mircea Lucescu'nun yardımcısı olan Feyyaz Uçar, o dönem hakkında Beşiktaş Dergisi'ne açıklamalarda bulundu. Efsane futbolcu Feyyaz Uçar, Sergen Yalçın ile Mircea Lucescu'nun ilişkisi için dikkat çeken ifadeler kullandı.

Sergen Hoca'nın yuvaya dönüşünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
İmza töreninde “Çok heyecanlıyım” dedi Sergen. Bunu duymak gerçekten çok güzel. Sergen'i heyecanlandırabildiysek, Beşiktaş Camiası olarak büyük bir iş başardık. Chelsea'yi 2 -0 yendiğimiz maçı hatırlıyorum. Maça çıkıyoruz. Ben de Lucescu'nun yardımcısıyım. Sanki yine normal bir Süper Lig maçına çıkar gibi çıktı. İki golü de attı. 2-0 Chelsea'yi yendik geldik. Maçtan sonra da aynıydı. Ama Beşiktaş'ın teknik direktörlüğünün onu heyecanlandırması çok hoşuma gitti. İnşallah bu heyecanını da bize yansıtacak. Ben çok ümitliyim. Sergen futbolcuyken de futbolcuyla teknik ekip arasında bir adamdı. Bunu kafa olarak, mental olarak söylüyorum. Mesela Lucescu'nun futbol konuştuğu tek oyuncuydu. Orada bir sürü oyuncu vardı: (Federico) Guinti, (Antônio Carlos) Zago, Ranoldo... Hiçbiriyle oturup futbol konuşmazdı. Ama Sergen'i idmanda bile bazen çağırıp bir şeyler sorardı. “Bu nedir, böyle yapılsa nasıl olur” gibi... Bu şunu gösteriyor: Lucescu gibi bir teknik adam onda bir ışık gördüyse bu adam eninde sonunda başarılı olacak. Bana göre de zaten olacak. Sergen'in şu anda tek eksiği bir kupa. İlk kez bir kupayı kaldırdıktan sonra o kupaların zaten arkası gelir diye düşünüyorum.

Lucescu ile birlikte 100. yıl şampiyonluğunda çok büyük payınız var...

Estağfurullah. Orada payın çok büyüğü Lucescu'nundur. Onun başarısıdır. Biz Sinan Engin ile birlikte sadece ona yardımcı olmaya çalıştık. Gerçekten de engin bir hoca. Şampiyonluğun ayrıntılarında uzmanlaşmış bir adam. Onunla çalışmış olmak, hem çok keyifliydi hem de ondan çok şey öğrendik. Biz de elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştık. Zaten Lucescu ile çalışırken adam size öyle bir his veriyor ki her an takım için bir şeyler yapmak istiyorsunuz. “Ne yapayım, atlayayım, zıplayayım” diye düşünüyorsunuz. Bunu da hissettirmesi çok güzel bir şey. Eminim böyle bir teknik direktörle çalışan teknik ekipteki diğer arkadaşlarım da mutludur.



Lucescu'nun iyi yönettiği detaylardan bir örnek verebilir misiniz?

İsim vermeden bir hikâye anlatmakisterim. Çok önemli bir maç öncesi, bir oyuncu kardeşimiz gece yarısı saat üç gibi kamptan ayrıldı. Sabah tesis müdürünün beni uyarmasıyla olayı öğrendik. Adam panik halinde… Kendini sorumlu hissediyor. Bana, “Hocam ne yapacağız?” diye sordu. “Yapacak bir şeyimiz yok, durumu Lucescu ile paylaşmamız lazım” dedim. Müdürle beraber Lucescu'ya gittik. Oyuncunun giriş çıkış saatleri not alınmış. Lucescu, “Tamam Feyyaz, müdüre teşekkür ediyoruz, bu üçümüzün arasında kalıyor. Sen gidip kardeşimizi alıp geliyorsun” dedi. Normalde başka hocalar başka türlü davranır. O şöyle dedi: “Senin tesisten kaçtığını açıklarım, bu maçta üç de yesek kimse bana bir şey demez. Bana bir fırsat verdin. Ama ben bu fırsatı kullanmayacağım. Bunu dört kişi bilecek. Çıkıp oynayacaksın.” O adam üst üste üç maç mükemmel oynadı. Lucescu orada öyle bir şey yaptı ki oyuncuyu iyi oynamaya mecbur bıraktı. Hepimiz kazandık. Bu, Lucescu'nun konuya nasıl baktığına dair önemli bir ayrıntıdır.

Daha önce “Beşiktaş'ın üç sene üst üste şampiyon olarak rakiplerine büyük bir üstünlük sağladığı o yıllar, Fenerbahçe ve Galatasaray için önemli bir ivmeye yol açtı” demiştiniz. Bugün dört büyükler olarak bilinen takımların dışındaki kulüplerin de yarışa katılması benzer bir etki yaratıyor mu? 

O dönemde üç büyüklerin büyük maddi avantajı vardı. Başarılı oyuncular hemen transfer ediliyordu. Anadolu takımları ayda yılda bir yetiştirdikleri oyuncuları hemen kaybediyordu. Bu yüzden de dört büyüklerin kadro avantajları vardı. Şimdi bu değişti. Yabancı serbestliğinin de katkısıyla Anadolu takımları da gidip genç yetenekleri buluyor. Bu oyuncuları hem oynatıp Türk futboluna kazandırıyor hem de puan kazandırarak aradaki farkı azaltıyorlar. Her sene bir takım çıkacak. Üç büyükler eskisi gibi uzun kazanma serileri yakalayamıyor. Çünkü Anadolu kulüpleri de bazı işleri doğru yapmaya başladı. Hiçbir zaman o dönemki gibi olmayacak ve böyle olması daha güzel. Kulüplerin doğru işler yaparak, doğru squating yaparak, doğru oyuncularla başarı sağlayabileceği görülüyor. Bizim tek eksiğimiz, bu takımlara biraz daha fazla yerli oyuncu katmak.

Röportaj: Varol Erdek

Son dakika Beşiktaş Haberleri FutbolArena'da!

FutbolArena Haber Turu (26 Mart 2020)