comScore

Arsenal Arsenal

Arsene Wenger'in Arsenal kariyerini analiz ettik

05 Eylül 2015, Cumartesi 20:09
Arsene Wenger'in Arsenal kariyerini analiz ettik

Arsene Wenger gerçeği ve bu sezona dair derinlemesine bir analiz yaptık.

FutbolArena Analiz - Bu analiz yazımızda öncelikle Arsene Wenger'i daha sonra ise onun döneminde 2004'ten bu yana yani 11 sezondur Premier Lig şampiyonluğu tadamayan bir Arsenal'ı ele alacağız. 2003-2004 sezonunda namağlup şampiyon olan bu ekibe senelerdir ne oldu ya da neden bu hale geldi, biraz irdeleyelim istedik. Ancak şöyle de bir gerçek var ki, Arsenal denildiğinde ya da Arsenal analizi yapılmak istenildiğinde önümüze Arsene Wenger gerçeği çıkıyor. Arsenal'ı övecek yahut eleştireceksek bu bir nevi Arsene Wenger'i övmek yahut eleştirmekle eşdeğer kanısındayız.
Arsene Wenger'i yakından tanıyalım
 
O halde gelin Arsene Wenger'i yakın mercek altına alalım. 1949 doğumlu Fransız teknik adamın oyunculuk kariyerine dair pek fazla birşey söylenemez. Teknik adamlık kariyerine doğduğu Strasbourg'un altyapısında hocalık yaparak başladı. Daha sonra ilk ciddi deneyimi olan Nancy'nin başına geçen Fransız teknik adam, 1987-1988 sezonunda Monaco'ya şampiyonluk yaşattı.
Arsene Wenger - Arsenal buluşması
 
Arsene Wenger'in Arsenal ile ilk buluşması da aslında o sezona dayanır. 1988 senesinde Arsenal kulübünün yetkilileri tarafından Londra'ya davet edilen Arsene Wenger, Highbury'de oynanan Arsenal – Queens Park Rangers maçını izlemişti. Ancak Wenger'in bir sonraki durağı Japonya olacaktı. 1994 eylülünden 1996 eylülüne kadar Japon temsilcisi Nagoya Grampus ekibinin başında olan Arsene Wenger, Bruce Rioch'tan boşalan Arsenal menajerlik koltuğuna Johan Cruyff getirilecek diye beklenirken sürpriz bir şekilde tercih edilmişti.
 
Basında " Arsene Who? " gibi alaycı manşetlerin bile atıldığı bu tercihin, Arsenal adına kulübün gelecek 20 senesine damga vuracağını o günlerde tahmin etmek oldukça güç olsa gerek.

Arsenal'de yemek listesini bile değiştirdi
 
Arsene Wenger takımın başına gelir gelmez başta maç öncesi yenilen yemek listesinden tutun da saha içi ve dışındaki herşeyi kendi kurallarına göre yeniden dizayn etmeye başladı. Bu süreçte oynattığı ve birçok kez 1-0 biten maçlar yüzünden ' sıkıcı Arsenal ' eleştirileri de alıyordu.
Bir kulüp efsanesi olacak Patrick Vieria'yı ilk sezonunda kadroya dahil ediyor, 2. sezonunda ise hem Premier Lig hem de Federasyon Kupası şampiyonluğuna ulaşarak kulüp tarihinde bunu 2. kez gerçekleştiren menajer oluyordu.
Arsenal defansını stoperde Tony Adams ve Steve Bould, sol bekte Nigel Winterburn ve sağ bekte Lee Dixon dörtlüsünden oluşan taş gibi bir savunma hüviyetine sokan Wenger, Martin Keown'u da bir kez daha yetiştiği kulübe geri kazandırıyor ve onu da 300'den fazla maçta defansif özellikleriyle sahaya sürüyordu.
 
Arsene Wenger defans konusunda kendini bu kadar sağlama aldıktan sonra zaman içerisinde kadrosuna Dennis Bergkamp, Marc Overmars, Nicolas Anelka, Robert Pires, Fredrik Ljungberg ve Thierry Henry gibi dünyaca ünlü hücum oyuncularını kattı. 

2003-2004 sezonunda Arsenal'i şampiyon yaptı
 
Tüm bu emeklerin en zirve yaptığı sezon ise kuşkusuz 2003-2004 sezonu idi. Arsene Wenger yönetimindeki Arsenal o sezon Premier Lig'de namağlup şampiyon olurken, ada futbolunun en üst seviye liginde 115 sene sonra bunu başaran ilk takım oluyordu.

2004 sonrası Arsenal

 
Ancak ne olduysa bu olağanüstü sezon sonrası oldu. Önce 2005 senesinde Federasyon Kupası Finali'nde ezeli rakipleri Manchester United'a penaltılarla kupayı verdiler, bir sonraki sene ise 2006 Şampiyonlar Ligi Finali'nde Barcelona'ya karşı önde girdikleri son 15 dakikada yedikleri 2 golle kaybettiler.
 
2003-2004 sezonunda namağlup kazanılan şampiyonluk sonrası ard arda 2 sezon finallerde kaybeden Arsenal için önündeki 11 sene Premier Lig Şampiyonluğu'ndan uzak geçecekti. Sadece Premier Lig Şampiyonluğu değil, birçok kulvarda hüsranla dolu sezonlar onları bekliyordu.
İşte tam da bu noktada kulübe adeta çağ atlatan Arsene Wenger de sorgulanmaya başlandı. 
 
Arsene Wenger birçok farklı dili konuşabilen, mühendislik mezunu ve entellektüel bir birey olmasının yanı sıra çok da iyi bir ekonomist olmakla bilinir. 
 
Stadın büyütülmesi ve kombine satışları sayesinde başta Manchester United olmak üzere büyük rakiplerle aynı ekonomik seviyeye gelme çabalarından tutun, anlamsız isimlere saçma sapan bonservis bedelleri ödemekten kaçınan zihniyeti kulübe aşılaması ve kulüp içerisinde uyguladığı maaş sistemiyle Arsenal kulübünü ekonomik olarak refaha ulaştırmıştır.
 
Ancak tam da bu noktada ekonomik refahlık mı yoksa şampiyon olmak mı arasında süregelen tartışmalar git gide yoğunlaşıyor.
 
Örneğin nisan ayından bu yana dizindeki sakatlıkla boğuşan Danny Welbeck'in ameliyatı sonrası 4-5 ay sahalardan uzak kalacak olması ve Arsene Wenger'in bu riski bilmesine rağmen Karim Benzema yahut Edinson Cavani isimlerinden birinin forvet hattına takviye olarak alınmaması büyük tartışma yarattı.
 
Yaz transfer döneminde 20 kulüp tam 870 milyon Sterlin gibi akıllara zarar bir transfer harcaması yaparken, Arsenal'ın yalnızca kaleci Petr Cech'i alması ve üstelik tüm oyun planını hücuma dayalı yapan Wenger'in bir golcü almaması büyük bir eksiklik olarak gözüküyor.
 
Kendi ifadesiyle sırf kadroya yeni oyuncu katılsın diye para harcamak elbette ki akıl karı değil ama bu kadronun sezonun ilk yarısı santrafor sıkıntısı çekeceği de gayet açık.
Kaldı ki Arsenal yakın zamanda takımın kaptanı ve herşeyi olan Cesc Fabregas'ı kaybetmiş, yerini dolduramamış, Robin van Persie'yi Manchester United'a kaptırmakla kalmamış, bizzat bu transfer ile şampiyonluğu kendi elleriyle sunmuştu.
Mesut Özil, Santi Cazorla ve Alexis Sanchez gibi yetenekli hücum oyuncularının transferi ve kaleye de 10-12 puanı tek başına çıkarabilecek kapasitede olan Petr Cech'i transfer ettikten sonra santrafor pozisyonuna kaliteli bir isim mutlaka eklenmeliydi kanısındayız.
 
Alexis Sanchez santrafor pozisyonun çakılı kalmayı sevmeyen bir oyuncu. O daha çok kanatlara gelip, oralarda birşeyler yapmaya çalışıyor. Israrla santrafor oynamak istediğini söyleyen Theo Walcott'un da o noktadan daha çok sağ kanatta etkili olduğunu biliyoruz. Durum böyle olunca santrafor pozisyonu için tek bir isim kalıyor, o da Olivier Giroud.
 
Olivier Giroud takımı için varını yoğunu ortaya koyan bir isim. Kendini ve kapasitesini o kadar çok zorluyor ki, bazen attığı teknik gollere belki kendi bile hayret ediyordur. 
İşte durum böyle olunca da, hem yeterliliği tartışılan hem de alternatifi olmayan Olivier Giroud harici bir golcünün transferini şart görüyoruz.

1000'den fazla maça çıktı
 
Yazımızı sonlandırırken, Arsenal'ın başında 1000'den fazla resmi maça çıkan ve bu 20 senelik döneminde 200'e yakın farklı menajerin geldiğini, emekliye ayrıldığını, gönderildiğini yahut istifa ettiğini gören Arsene Wenger gerçeğini asla inkar etmediğimizin altını çizmek isteriz.
Fransız teknik adam kimine göre çok başarılı bir futbol ekonomisti, kimine göre bir futbol filozofu kimine göre ise bir futbol dehası olarak tanımlanıyor.
 
Bu benzetmelerin ve övgülerin çoğunu haketmesine rağmen Arsenal'ın mevcut kadro derinliği ile Premier Lig'de bu sezon rakipleriyle uzun soluklu mücadele etmesinin zor olduğu gerçeğini de vurgulamak isteriz.

Selen Yakıcı İle Top 5 (16 Kasım 2020)