Ali İsmail Korkmaz ölüm yıldönümünde şiirleriyle hatırlanıyor. Ali İsmail Korkmaz şiirlerini okumak isteyenler Ali İsmail Korkmaz vurmayın öldüm sözleri ve ölmeden önceki son ifadelerine haberimizden yanıt bulabilirsiniz.
Bir polis, bir bakan, bir başbakan “Vurmayın” demediği için 19 yaşında bir çocuğu, Ali'yi döve döve öldürdüler. Geriye annesinin “Aliş'imi dövdüler tekmelediler. Çok acı çekti yavrum. Keşke kurşunlasalardı oğlumu.” sözleri kaldı. Şimdi de bir annenin yaşlı gözleriyle anlattığı bu insafsızlığı bu vicdansızlığı unutturmak için vuruyorlar.
“Vurmayın öldüm” dedi Ali… Vurdular… Ve sonra yine vurmaya devam ettiler.
“Arkadaşları dövdü” diyen Eskişehir Valisi vurdu Ali'ye
Ali hastanede ölümle pençeleşirken Başbakan “Polisimiz destan yazmıştır” diyerek tekme attı.
Vura vura öldürdüler. 19 yaşındaki bir çocuğu. Ve hala vuruyorlar. Davasını dörde ayırdılar… Güvenlik gerekçesiyle Kayseri'ye gönderdiler.
Bugün mahkemesi var Ali'nin. Ve 2 bin polis 2 TOMA ve bir helikopter güvenlik sağlamak için mahkemede hazır bulunacak.
Bir polis engelleyebilirdi oysa Ali'nin döve döve öldürülmesini. Şimdi 2 bin polis Ali'nin katilini korumak için güvenlik alacak.
Ali'nin mahkemesine katılmak için yola çıkan otobüsler durduruldu. İnsanlar tehdit edildi. Adliye önünde eylem yapmak yasaklandı. Muhtemel gözaltılar olacak. Ali İsmail için adalet isteyen insanlar gözaltına alınacak. Şiddet görecek. Ali İsmail için adalet isteyenler engellenmeye çalışılacak. Oysa Ali'ye odun sopasıyla acımazsızca vuranlar kolayca engellenebilirdi… Vuruyorlar… Öldürenin değil ölenin suçlandığı bir ülke burası. Devletin öldürenden değil Öldürenden değil, ölenden hesap sorduğu bir ülke. İlk değil elbet son da olmayacak. Çünkü Ali'nin temsil ettiği şeyi öldürmek istiyorlar. Bir halkın haklı öfkesini, inancını, umudunu ve adalet arayışını. Vuruyorlar. İstiyorlar ki unutulsun Ali… İstiyorlar ki Ali gibilere kimse sahip çıkmasın. İstiyorlar ki Ali'yi sokağa çıkaran öfke uyguladıkları şiddetle son bulsun. İstiyorlar ki herkes sussun… Vuruyorlar… Çünkü Ali'yi onun temsil ettiği şeyi hala öldüremediklerini biliyorlar. “Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük…” Vuruyorlar… Ama ölmüyoruz, bitmiyoruz, gitmiyoruz… Çünkü burası aslında bizi öldürmek isteyenlerin değil bizim ülkemiz… Çünkü burası Ali İsmail'in ülkesi. “Vurmayın öldüm” diyen ama boyun eğmeyen… Çünkü burası “Oğlum geri gelmeyecek. Hiçbir şey onu geri getirmeyecek ama katilleri cezasını çeksin.” Diyen Ali'nin annesinin ülkesi… Çünkü burası Ali için sokaklara çıkan ve yine sokaklarda düşen Ahmet'in ülkesi. Çünkü burası 231 gündür kafasına atılan gaz bombasına rağmen hayata tutunmak için direnen 15 yaşındaki Berkin'in ülkesi. Burası Abdullah'ın, Medeni'nin, Mehmet'in, Ethem'in ülkesi… Burası dün Hrant için, Roboski için bugün Ali için her ne pahasına olursa adalet arayışından vazgeçmeyenlerin ülkesi…
Vuruyorlar. Durmadan vuruyorlar…
Vuracaklar, durmadan vuracaklar… Ama ölmeyeceğiz…
Ece Ayhan- Yalınayak Şiiirdir

BeğenAntolojimYorumlarPaylaşTweetlePaylaş
"Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim,
Akar suyun, meyve çağında ağacın,
Serpilip gelişen hayatın düşmanı,
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına
Çürüyen diş, dökülen et
Bir daha geri gelmemek üzere yıkılıp gidecekler
Ve elbette ki sevgilim elbette
Dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya
Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet''
(Nazım Hikmet)
Eskişehir'de 2 Haziran 2013 gecesi, gezi eylemine katıldıktan sonra gaz maskeli bir polis tarafından kovalandı.
Bir sokağa girdi. Sopa ve coplu 5-6 kişilik bir grup kafasına, sırtına, omuzuna ve bacaklarına vurdular ha vurdular.
38 gün komada kaldı.
10 Temmuz 2013'de beyin kanamasından hayatını kaybetti.
Henüz 19 yaşında gencecik bir fidan, üniversite öğrencisi, hoşlandığı kıza söylememişti daha duygularını.
Faşist polis ve gerici sivillerin olduğu bir grup acımasızca saldırdı üzerine.
Film seyretmeyi çok severdi, haftada en az 5 film seyrederdi. En sevdiği film V for Vendetta idi. Pink Floyd'u, gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, gülmeyi,
Fenerbahçe'yi bir de ağabeyini çok severdi.
Daha rahat ders çalışabilmek için yeni bir ev tutmuşlardı arkadaşlarıyla o evi göremedi.
23 Aralık 1930'da Menemen'de Mustafa Fehmi Kubilay'ı şeriat isteriz diye katleden,
Hırant Dink'i, o güzelim insanı acımasızca öldüren,
Şeyh Bedrettin'i,
Sabahattin Ali'yi
Samet Behrengi'yi,
Ve nice aydınları
Katleden acımasız güruh,
Size söylüyorum
Irkçı,
Faşist,
Yağmacı
Atatürk düşmanı
Sevgi nedir bilmeyen
Bilmek de istemeyen
Tekbir getirerek insan katleden,
Halifelik ve şeriat yanlıları

Siz güzelliklerden korkarsınız.
Ağaçları,
Çiçekleri,
Hayvanları,
Doğayı
Sevemeyen
Kompleksli,
Korkak,
Sadece bir kaç kişi bir araya geldiğinde cesaretlenen
Karanlık savunucuları
Siz sevdalardan korkarsınız.
Kendinizle bile yüzleşemeyeceksiniz.
Diğer dinlere mensup insanlar dahi saygı duymuyor size
Öyle karanlık ki yaşamınız
Varsa cehenneminiz orası bile almayacak sizi.
Siz güzel insanları öldürerek
İnsanlığınızı öldürdünüz
İçinizde iyi ve güzele dair ne varsa onları öldürdünüz
Ve bunlar asla geri gelmeyecek sizde.
Yani kendinizi yok ettiniz ve sizden geriye hiçbir şey kalmadı.
Varsa vicdanınız
Korkun iyi, güzel ve doğru insanlardan
Kırılsın
İnsanlığa kalkan elleriniz
Yıkılsın
Karanlık ve eciş bücüş doğmalarınız
Kahrolsun cahilliğiniz ve kör inançlarınız
Hakkımız helal değil sizlere
Kahrolun faşist eller
Siz Fethullah'ı seversiniz
Siz gericiliği özlersiniz
Siz Osmanlı'ya dalkavukluk etmeyi
El etek öpmeyi
Siz Yavuz Sultan Selim'i
Siz uçkurundan başka bir şey düşünmeyen şarlatanları seversiniz.
Fasacı fisocu
Ağa babalarınızı seversiniz
Tabi bu sevgi değil yalnızca çıkar ilişkisidir.
Siz Pir Sultan'dan
Hacı Bektaş'i Veli'den
Şeyh Bedrettin'den
Yunus Emre'den
Ömer Hayyam'dan
Hatta Mevlana'dan
Korkarsınız
Köroğlu'ndan
Dadaloğlu'ndan
Karacaoğlan'dan
Ürkersiniz
Halktan
Gençlerden
Aydınlarımızdan
Çekinirsiniz
Sizin gücünüz ancak savunmasızlara yeter
Sizin gücünüz eli silahsıza yeter,
Sizin gücünüz kendiniz sürüyken bir kişiye yeter
Ama şunu bilin ki
Yüz kere, bin kere milyon kere haykırıyoruz
Ali İsmail Korkmaz ölümsüzdür
Ve asla
Eşkiya Dünyaya Hükümdar olmaz.
(Nurhan Özgel)

