comScore

Galatasaray Galatasaray

8 Ağustos'taki Süper Kupa öncesi Galatasaray son hazırlık maçına çıktı

03 Ağustos 2015, Pazartesi 01:53
8 Ağustos'taki Süper Kupa öncesi Galatasaray son hazırlık maçına çıktı

İşte Galatasaray'ın İnter maçından notlar... 

FutbolArena Analiz - Galatasaray - İnter maçı izlenimleri 
 
* 2015-2016 sezonunda Galatasaray'ın metro sorunu devam ediyor. Hazır yapılmış metronun problemi 1.5-2 yıldır giderilemedi. Binlerce taraftar, Sanayi Mahallesinden stada kadar yürüyor. 
 
*  İnter maçında yaklaşık 10-12 civarı bir seyirci topluluğu vardı. Maçtan önce protesto bekleyenler umduklarını bulamadılar. Sosyal Medya henüz statları ele geçirememiş diyebiliriz. Taraftarlar 2 kupalı, 4 yıldızlı takımlarına sahip çıktı. "Alemin kralı geliyor" tezahüratlarıyla karşıladılar. Sadece Sercan Yıldırım ıslıklandı ki, o da Galatasaray'a attığı gol sonrası yaptığı hareketle pek masum sayılmaz. Ben bir gazeteci olarak, işimi iyi yapamadığım zamanlarda ıslıklanmak veya yuhalanmak istemem, eminim siz de istemezsiniz. O yüzden bir sporcunun da ne olursa olsun yuhalanmasına karşıyım. Fakat bir sporcu da Galatasaray'ı, Fenerbahçe'yi, Beşiktaş'ı sadece yöneticilerinden ibaret sanacak kadar cahil olmamalı. Bu kulüpleri büyük yapan taraftarlarıdır ve siz "Ben Galatasaray'a gol atınca o hareketimi taraftara yapmadım, başkasına yapmıştım aslında" diyemezsiniz. Hamza Hamzaoğlu protesto sırasında kollarını tribüne açarak "yapmayın" demek istedi. Maç sonu da biraz gergindi. Aslında gördüğüm en sakin teknik adam... Ancak ilk defa, hem de kazandığı bir maçtan sonra bu kadar gergindi. Tabi Galatasaray'ın bir basın sözcüsünün olmaması ve tüm eleştirileri özellikle başkanın verdiği ama tutacak durumda olmadığı yıldız sözlerini dahi o göğüslediği için bu kadar gerilmiş olmalı. 
 
* Roberto Mancini maçtan önce onore edildi. Stat ekranlarında hoş bir klip yayımlandı. Sonra da kağıt olayı. Futbolcuların 4. yıldızı biraz da ona armağan etmesi güzel. Gel gelelim İnter neden bu kadar kötü hiç anlayamadım. Galatasaray çok rahat oyun kurdu çünkü İnter pres'in p'sini yapamadı. Milyon Euroluk yıldızları olan İnter, bir takım görüntüsünün çok uzağındaydı. Transfer yapmayı, oyuncu alıp-satmayı çok seven Mancini yaklaşık 70 milyon Euro harcamasına rağmen bu isimleri yine bir takım haline getirmekte zorlanıyor. Halbuki İnter'in sorunu yıldız oyuncu almak mıydı yoksa takım olmak mıydı? Misal elinizdeki Shaqiri'yi kazansanız o minvalde bir yıldızı transfer etmekten çok daha mantıklı bir iş yapmış olmaz mısınız? Uzun lafın kısası İnter, kaliteli ama tamamen bireysel oynayan çok kötü bir takımdı. Galatasaray ortasaha ile hücum elemanlarının iyi görünmesini İnter'in yapamadığı pres sağladı. Topu alan Galatasaraylı oyuncu elini kolunu sallaya sallaya oyun kurdu. O yüzden Galatasaraylılar için bu performans çok da ölçü olmamalı. 
 
* Galatasaray'ın yaz dönemindeki hazırlık maçlarının tamamında olduğu gibi, bu maçta da geri dönüşlerinde büyük sorunlar vardı. Hem ortasaha, hem kanat hem de bek oyuncuları geri dönüşlerde çok laubali davranınca ilk 20 dakikada 4 tane çok tehlikeli kontra atak verildi. Bu ataklar daha ciddi bir maçta ve daha büyük bir rakibe karşı verilirse, misal Şampiyonlar Ligi'nde... Ne olduğunu anlamadan kötü sonuçlar doğurabilir. Orta ikilinin Selçuk,Bilal,Hamit hatta kalmış olsa Melo ile dahi çok ağır olduğu ortada ve rakip hızlı çıktığında yetişemiyor. Podolski deseniz savunma yardımı gerçekten çok düşük. Yasin daha çok yardım ederken Podolski top rakipteyken sadece Burak Yılmaz kadar geri geliyor. Henüz hazır olmayan Sneijder de buna eklenince Galatasaray geride eksik yakalanabiliyor. Öte yandan beklerin de 2.'si birden hücuma katılıyor. Geçen sene Telles Sabri'den çok daha kalifiye bir oyuncu olmasına rağmen, Sabri çok çıktığı için fazlasıyla geride beklemek durumunda kalıyordu. Hazırlık maçlarında pek öyle olmuyor. Biraz daha kendisini göstermek istiyor. PSG, İnter, Juventus gibi takımlarla adının geçtiğini biliyor ve geçen yıla oranla daha büyük bir özgüvenle oynuyor ve daha çok hücumda görünmek istiyor. Fakat tüm bu sebepler sık sık Hakan ve Chedjou'yu 2'den 3'ten fazla rakip oyuncu ile başa baş bırakabiliyor. 

 
* Scout arkadaşlarımın söylediğine göre Carole disiplinli bir bek oyuncusuymuş ve hücuma yerli yersiz çıkmayan bir isimmiş. Eğer Alex Telles transferi gerçekleşirse, o daha çok savunmada kalıp stoperleri üçleyebilir. Doğrusu fiziği de Abidal'i andırıyor... Fakat bence başından beri Galatasaray sağ beke genç, stoper gibi oynayabilen, potansiyelli bir oyuncu almalı ve Dany'i de ona yedek yapıp Tarık'ı kiralık göndermeliydi. Sabri ile de hiç sözleşme imzalamamalıydı. Zira hem tasarruf edilirdi, hem takım gençleşirdi, hem kaptanlık sorunları ortadan kaldırılırdı, hem de daha dengeli bir savunma kurgusu inşa edilebilirdi. İsmi geçen Thomas Meunier bu tip bir sağ bek... Fakat sanırım öncelik bir stoper ve yedek kaleci. Bu iki transferden sonra bütçe kalırsa sağ bek mi bakılır yoksa defansif ortasaha mı? O da soru işareti. 
 
* Podolski güç olarak hazır görünse de, dayanıklılık yani kondisyon olarak hiç hazır değil. Yani ikili mücadelelerde ayakta kalabilir ama takım savunmasına katkısı yok ve dinamik değil. Belki ilk etapta kenarlarda Yasin - Emre Çolak ikilisiyle oynayıp Podolski'yi sonradan oyuna soka soka hazırlamak daha mantıklı olur. Golde tabi kalitesini de gösterdi. Topu önüne alışı ve kafasını kaldırıp boştaki Sneijder'e çıkarışı çok güzel ancak daha ciddi maçlarda bu gibi güzel işler kadar dayanıklık da lazım edecek. Öte yandan vücut dili çok agresif. Rakiplerine girişleri çok sert. Bu şekilde hemen her maç sarı kart görmeye müsait... 
 
* Maçın başında Hakan Balta ve Chedjou birbirlerine uzak oynadılar. Bu ikili nedense birlikte oynadıklarında hep bu sorunu yaşıyor. Göbeği açtıkları pozisyonunda 13. dakikada İcardi kaleci ile karşı karşıya kalmıştı. O pozisyonda Chedjou neden taç çizgisine yakın pozisyon aldı anlamadım. Yine bir konsantrasyon sorunuydu sanırım. 
 
* Selçuk oldukça sağlamdı, iyi bir yaz kampı geçirmiş. Bilal ne kadar düzgün bir ayağı olduğunu gösterdi. Ki onun üzerinde bile büyük bir baskı vardı. Neyse ki o baskıdan kurtuldu ve keyif verdi. Hamza hocaya küçük bir eleştiri... Eğer golden hemen sonra Bilal'i çıkarmayıp 2 dakika bekleseydi. Muhtemelen Bilal alkışlarla kenara gelecek ve sonraki maçlar için özgüveni çok daha yükselecekti ancak golden hemen sonra çıkınca gole sevinen taraftar bu değişikliği fark edemedi. 
 
* Burak Yılmaz bildiğimiz gibi güçlü deparlar atıyor ve birebir mücadelelerde diri ancak o da kondisyon olarak hazır değil. Toplu oyunda güçlü görünse de topsuz oyunda pres gücü olarak yoktu. Rakip savunmaya top çıkarırken baskı yapamadı. 
 
* Sneijder'in de birkaç kilo fazlası var gibi. Ben Hamza Hamzaoğlu'nun bu kararını anlayamadım. İnsanlar Türklere karşı pozitif ayrımcılık yapıyor falan diyor ama Sneijder, Chedjou, Melo ve Muslera 20 Temmuz'da kampa katılıyor. 20 Temmuz kampa katılmak için çok geç bir tarih değil mi? 6 gün sonra Süper Kupa finali var ve Sneijder hazır değil. Geçen yaz oynanan Süper Kupa finalinde de hazır değildi ama o zaman Dünya Kupası vardı. Muslera da Copa America oynadı diyeceksiniz ama ona da Türkiye Kupası finaline çıkmaması konusunda bile müsamaha gösterildi. Bence yerliyi değil aksine yıldızı koruyor Hamza hoca... Ki bence bu sefer biraz fazla korudu.  
 
* Jose Rodriguez son 20 dakika oynadı. Rakibin iyi pres yapamadığı bu maç, oynayan tüm ortasahalar için olduğu gibi onun için de bir nimetti ve kötü görünmedi. Yine de çok sorumluluk almaktan kaçındı. İdare etti.
 
* Ben en çok Jem Karacan'ı beğendim. 2-3 ay sakatlanmadan idman yapsın 2 tane Yekta'yı cebinden çıkarır. Bir kere sert oynuyor, agresif ve cesur giriyor. O kadar sakatlığa rağmen gözünü budaktan sakınmıyor. Galatasaray ortasahasına da tam bu tipte bir oyuncu lazımdı. Takımda ortasaha oyuncularından herkes topu iyi kullanıyor, oyun kuruculuk yapıyordu ama kimse topu çalmak için tekmeye kafa sokmuyor, adamın ayağına kayarak sert oynamayı bilmiyordu. Dzemaili'ler, Yekta'lar Galatasaray ortasahasını yeterince agresif kılamıyordu. Jem ise o eksiği giderecek bir oyuncu. Bu, idman kalitesini bile arttıracak bir durum. Antremanlarda Selçuk'u, Sneijder'i, Bilal'i karşılarına Yekta'yı, Dzemaili'yi koyarak zorlayamazsınız. Karşılarında iyi basan, sert oynayan oyuncu koyarsanız zorlanırlar ve onları bu şekilde daha zinde, daha güçlü tutarsınız. İkinci olarak Jem'in oyun bilgisi iyi. Çünkü İngiltere'de öğrenmiş. Nerede durup, nerede basacağını iyi biliyor. Bizim Türk ön liberolar gibi rakip topla gelince hemen stoperlerin arasına gömülmüyor. Pozisyonun olgunlaşmasını bekleyip gerektiği anda girmeye çalışıyor. Eğer sürekli savunmanın içine girerse 1- Savunma oyuncularının işlerini yapmasına izin vermez. 2- Topu savunma oyuncusu kazanınca pas verecek adam (yani Jem) sadece 2 metre ötesinde olur. Bu da doğal olarak baskıyı sürekli yemenizi sağlar. Melo da böyle değildi fakat dinamizmi düşünce bu şekilde stoperlerin arasına girerek zaaflarını gizlemeye başladı. Galatasaray'ın Beşiktaş ve Bursaspor'dan çok uzun süreli baskı yeme nedenlerinden biri buydu. Ortasaha ileri çıkmıyordu, stoperlerinin kucağından ayrılmıyordu ki baskı son bulsun... Melo sonuçta 10 km'den fazla koşamıyordu... Jem'i tabi ki Melo ile kıyaslamıyorum. Jem onun kalitesinde değil, henüz hazır da değil. Ancak 2-3 ay içinde önemli bir rotasyon olabileceğini düşünüyorum.  
 
* Maçtan aldığım notlar bu kadar. Hamza Hamzaoğlu'nun ilk iş, geri dönüşlerdeki sıkıntıları çözmesi gerekiyor. 
SİNAN YILMAZ

Selen Yakıcı İle Top 5 (16 Kasım 2020)