comScore

Beşiktaş Beşiktaş

Beşiktaş'ın Galatasaray'dan farkı ne?

14 Aralık 2015, Pazartesi 02:40
Beşiktaş'ın Galatasaray'dan farkı ne?

Galatasaray daha çok para harcayıp, daha büyük yıldızlarla takım kurmuş olmasına karşın, Beşiktaş daha iyi bir takım oyunu oynuyor. Bunun sebebi ne?

FutbolArena Analiz - Fernando Muslera, Aurelien Chedjou, Selçuk İnan, Wesley Sneijder ve Lukas Podolski. Galatasaray kadrosunda, Beşiktaşlı mevkidaşlarına göre daha çok para kazanan ve daha ünlü yıldız isimler olmasına karşın, Beşiktaş rakibinden daha iyi bir takım oyunu oynuyor. Bunun sebebi ne? 

Galatasaray ve Beşiktaş, benzer oyun anlayışını güden iki takım. Paslı oyun ve topa hakimiyet konularında ligin en üstün iki ekibi olan Galatasaray ve Beşiktaş, Pazartesi akşamı derbide kozlarını paylaşacak. 
Vitor Pereira, Fenerbahçe'de fizik kapasitesi üstün, zor gol yiyen, sağlam bir savunma takımı yaratmak isterken, Şenol Güneş ve Hamza Hamzaoğlu ise Beşiktaş ve Galatasaray'da pasla oynayan ve bol hücum eden takımlar yarattılar. 

Melo ve Atiba farkı...

Buna karşın Galatasaray, Beşiktaş'ın aksine hücumdaki üretkenliğinin yanında, savunma zaafları ve çok fazla kontra atak vermesiyle dikkat çekti. Bunun birinci sebebi şüphesiz Felipe Melo'nun yerinin doldurulamamasıydı. Felipe Melo'nun ayrılık süreci, transferin son güne kadar uzaması Galatasaray'ın belki de takım olma yolunda en önemli pozisyonunu kaybetmesine yol açtı. Melo'nun ayrılışından önce Hamit'in de ilk devreyi kapatması bu sorunu daha da büyülttü. 

Melo yaşlanıp, koşu dayanıklılığını yitirmesine karşın, bu kontra ataklarda nerede duracağını çok iyi bilerek takımın göbekte kümelenmesini sağlıyor ve Galatasaray hücum dönüşlerinde bu kadar pozisyon vermiyordu. Melo yerine kaliteli bir ortasaha alamayan Galatasaray'ın aksine Beşiktaş'ta ise o bölgede oynayan Atiba Hutchinson var. Atiba Hutchinson bu sezon sözleşmesi biten bir oyuncuydu ve Beşiktaş kendisiyle sadece 1.2 milyon Euro'ya sözleşme imzaladı! Eğer Pazartesi derbide Beşiktaş'ın kalesinde Tolga olursa, 22 oyuncu arasında en ucuza oynayan futbolcu İsmail'den sonra Atiba olacak! Üstelik Beşiktaş bu 1.2 milyonu da performansa bağladı. 1 milyonu peşin, 200 bini de performansa dayalı... 

Yaz aylarında yaklaşık 3 milyon Euro kazanan Felipe Melo takımdan ayrılmak isterken, sözleşmesi biten Atiba Hutchinson'ı Galatasaray'ın alması gerektiğini yazmıştım. Eğer genç, defansif yönü kuvvetli ve çift yönlü, çok koşan bir ortasaha alınamazsa ligi de iyi bilen Atiba'yı Galatasaray'ın alabileceğini hem de Melo'nun yarı fiyatına getirebileceğini yazmıştım. Gerçekten Galatasaray ona 1.3 milyon verse şimdi bu kadar ciddi sorunları olan bir takım olmayacaktı! Galatasaray bunu yapamadığı gibi Melo'nun yerini genç bir oyuncuyla da dolduramadı. Doğrusu Melo'nun 32 yaşında o kadar maaş alırken ve bonservisine de bu kadar para ödenirken satılması doğruydu. 2'li merkez ortasaha için çok az koşan ve çok fazla geride bekleyen bir oyuncuydu ama yerinin doldurulamaması Galatasaray adına çok kötü oldu. Peki Galatasaray neden yerini dolduramadı? Öncelikle geç kaldı. Melo ile lig biter bitmez yollar ayrılması gerekirken transferin son gününe kadar beklendi. Bundan başka FFP tehlikesi vardı. Elini attığı oyuncuları başka takımlara kaptırdı. Örneğin Ozan Tufan Fenerbahçe'ye gitti. Galatasaray ancak bonservissiz ve 0.6, 0.7 ve 0.8 milyon maaşa gelen çok ucuza Jem Karacan, Bilal Kısa ve Jose Rodriguez gibi isimleri transfer edebildi. Eğer transferin son gününde Alex Telles kiralanıp, Melo da satılmasıydı Grosskreutz için de girişimde bulunulamazdı zira satış ve alış dengesi yine birbirini karşılayamıyor olurdu! 

Peki, Galatasaray bu duruma nasıl geldi?

Cevabı çok basit. Ünal Aysal ilk iki senesinde ne kadar büyük işler başardıysa, sonraki iki senesinde de o kadar büyük hatalar yaptı. Galatasaray bugün Sivasspor'da bile kadroya girmekte zorlanan Yekta Kurtuluş'a, Beşiktaş'ın Atiba'ya verdiğinden çok maaş veriyordu! 

Son 2 yıl yapılan geri dönüşsüz ve aşırı harcamalar, FFP tehlikesini gün geçtikçe arttırdı ve Galatasaray bu yaz, Sneijder ve Podolski gibi yıldızlarını taşıyabilecek hamal transferleri bile yapamadı. Tabi bir isim hariç! Grosskreutz! Eğer Grosskreutz'ta o imza sorunu olmasaydı. Galatasaray'ın aşağıda ayrıntılı belirttiğim sorunları olmayacaktı. 

Günümüz futbolunda yıldızlar pahalı da hamallar ucuz değil! Hamalların da kalitesi ile kalitesizi arasında çok fark var! En az Elmander ile Umut arasındaki fark kadar! İşte Grosskreutz'da aynı mevkide olmasalar da Galatasaray'ın yeni hamalı olacaktı. Eğer o oynasa Sneijder ve Podolski daha da verim verebilecekti. 

Yani tek sorun Melo'nun yerinin doldurulamaması da değildi. Galatasaray'ın hücum oyuncularının savunmaya katkısı da çok düşük. Hücum oyuncuları geri dönüşlerde etkisiz olunca, Galatasaray savunmada daha da eksik kaldı, daha da aksadı... 



Olcay Şahan farkı...

Olcay Beşiktaş'lıların şuan en kızdığı oyuncuların başında ama aslında Beşiktaş'ın hücum bölgesinde baskı kurabilmesini sağlayan isimlerin de başında. Türk futbolsever sadece topla oynanan oyunu dikkate aldığı için topsuz fayda sağlayan futbolcuların değeri bilinmiyor. Beşiktaş bugün rakip kale önünde bu kadar baskı kurabilen bir takımsa, bunun nedeni, orada kaptırdığı topları tekrar kazanabilmesinden geçiryor! Galatasaray ve Beşiktaş'ın forvet arkasında oynayan hücum oyuncularının savunma iştahlarını squawka'nın istatistiklerinden maç maç derledim. Ele aldığım istatistikler; top kapmak için yapılan hamleler artı pas kesme artı şut ve pas bloklama artı top uzaklaştırma... Bu verilerde en yüksek çıkan oyuncu en az süreyi almasına karşın Olcay Şahan'dı. Yasin Öztekin, Wesley Sneijder, Lukas Podolski, Jose Sosa, Ricardo Quaresma, Gökhan Töre ile birlikte istatistiğini çıkardığım 7 isim arasında en az süre alan Olcay, açık ara farkla en çok defansif müdahale yapan oyuncuydu. 

Olcay bu sezon oynadığı 1037 dakikada toplam 98 defansif müdahale yaparken, Galatasaray'da en çok defansif müdahale yapan ofansif ortasaha Yasin'di. Yasin Olcay'dan 240 dakika fazla oynamış olmasına rağmen 87 defansif müdahalede bulundu.



Sneijder ve Sosa arasındaki fark... 

Wesley Sneijder, Sosa'dan 3 kat daha fazla maaş alırken, (Sneijder 4.5, Sosa 1.5 milyon Euro) tüm dünyada tanınırlığı ve bitiriciliği de Sosa'dan üstün. Peki çalışkanlığı?



Geçtiğimiz günlerde Hamzaoğlu'nu ve takım arkadaşlarını "Yeterince çalışmıyoruz" diyerek eleştiren Wesley Sneijder, kendisinin taşınması gerektiğinin farkında. O kadar iyi teknik direktörlerle çalıştı ki, futbolu çok çok iyi bildiğini düşünüyorum. Kulübe genç oyuncuların transfer edilmesi gerektiğini de savunan Sneijder 1556 dakikada sadece 54 defansif müdahale ile oynadı. Sosa ise ondan yaklaşık 500 dakika az oynamasına rağmen 67 defansif müdahale ile 13 fazla defansif müdahale yaptı! 



Podolski hücumda çok iyi ama...! 

Sağ kanatta oynayan Lukas Podolski bu sezon Galatasaray'ın gol yükünü çekiyor. Forvetleri gol atamayan Galatasaray'ı adeta ayakta tutan isim olan Podolski, buna karşın savunmada ise Sneijder'den farksız.



Hem Sneijder, hem de Podolski'yi Galatasaray taşımakta zorlanırken, santrforda Burak da savunmaya yardımını düşük tutunca Galatasaray kompakt oynamaktan oldukça uzaklaştı. Hamzaoğlu'nun Umut'u ısrarla ilerde kullanmasının bence en önemli ve doğru nedeni, ön tarafta Sneijder ve Podolski'yi biraz olsun taşımaya çalışmasıydı. Bence Yasin yerine Sinan da solda daha çok oynamalıydı. Sinan da oyunu henüz çok bilmeyen, amatör bir oyuncu olsa da tek ilk 11'de başladığı maç olan Medipol Başakşehir maçında 62 dakikada 8 defansif müdahale yapmış. Bu müdahalelerde sadece bir kez top kazanabilmiş ama yaptığı baskı bile çok önemli. Galatasaray geçtiğimiz sezon hücumda sadece Sneijder'i taşırken, solda Yasin, sağda genç Bruma veya Emre Çolak'ı kullandı ve defans sorunu bu kadar ortaya çıkmamıştı. Emre ve Bruma'nın defansif katkısı Podolski'den çok daha fazlaydı. Hamzaoğlu veya Denizli, Emre Çolak'ı geçen seneki gibi sağ kanatta kullanıp, Podolski'yi santrfora koymayı da pek denemedi. Podolski'nin oynadığı 1599 dakikada defansif müdahale sayısı sadece 60!



Ondan 550 dakika az oynayan Ricardo Quaresma ise 51 defansif müdahalede bulunmuş. Kaldı ki Quaresma savunmaya çok az yardım ettiği için sürekli eleştirilen bir oyuncu. 

Beşiktaş'ın Galatasaray'da olmayan rotasyon zenginliği ve Gökhan Töre'deki düşüş! 

Beşiktaş toplam 4465 dakikayı 4 ofansif ortasaha arasında paylaşmış durumda. Olcay Şahan, Gökhan Töre, Quaresma ve Sosa bin dakikanın üstünde süre alırken, Galatasaray Podolski, Sneijder ve Yasin'den pek vazgeçebilmiş değil. Gökhan Töre'nin geçen yıla nazaran yaşadığı düşüş ise, savunmaya yardımına da yansımış durumda. Gökhan Töre diğer üç Beşiktaşlı hücumcudan yaklaşık 200 dakika fazla oynamasına rağmen diğerlerinden daha az savunmaya yardım etmiş. 

 
Töre'deki bu düşüşe rağmen, Beşiktaş'ın Galatasaray'a attığı fark büyük! Özellikle Olcay Şahan ve Sosa'nın savunmayı en önde başlatması, Galatasaray ile Beşiktaş arasındaki kalite farkını ortaya koyuyor. Beşiktaş her ne kadar Avrupa'dan elense de Sporting Lisbon bugün Portekiz'in en iyi takımı ve Beşiktaş oynadığı futbolla çok daha iyi bir görüntü sergileyebiliyor. 

Beşiktaş hücum ettikten sonra topu rakip yarı alanda Olcay ile, Sosa ile hatta Oğuzhan ile kazanırken, Galatasaray hücum ettikten sonra kaybettiği topu uzun süre kazanamıyor ve baskısı daimi olmuyor. 

4 Beşiktaşlı hücumcu Olcay, Sosa, Quaresma ve Gökhan'ın oynadığı toplam dakika 4465. Yaptıkları toplam defansif müdahale 261! 

Galatasaray'ın 3 hücumcusu Yasin, Sneijder ve Podolski'nin ise oynadıkları dakika 4429. Yaptıkları toplam defansif müdahale ise 201! Tablolarda olmayan son Astana maçını eklersek 268 dakika daha eklenmiş olur ve süre 4697'ye çıkar. Astana maçında Podolski'nin savunma yardımı 4, Yasin'in 7 ve Sneijder'in de 4.

Yani Beşiktaş'ın hücumcularından 232 dakika fazla oynayan Galatasaray hücumcuları toplam 216 defansif hamle yaparken, 232 dakika az oynayan Beşiktaş hücumcuları 261 müdahale ile Galatasaray'dan 45 daha fazla defansif müdahale yapmış oluyor 


Tahminim...

Derbi ile ilgili tahminime gelirsek... Beşiktaş'ın oyun üstünlüğünü ele alacağını düşünüyorum. Buna karşın Galatasaray tecrübeli bir takımken, Beşiktaş tecrübesiz bir takım. Bu gibi derbilerde de özellikle saha zemini ve iklim futbol oynamaya müsait değilse, tecrübeli takım lehine dönüyor işler. Dikkat edin Beşiktaş son Fenerbahçe ve Galatasaray derbilerinde, genç oyuncularının amatörce hatalarıyla sürekli 10 kişi kaldı. Olcay, Veli gibi oyuncular son derbilerin çoğunda kırmızı kart görüp maçın seyrini rakip lehine değiştirdi. Trabzonspor maçında Quaresma da bunu yapmıştı. Son Fenerbahçe maçında ise buna hakem engel oldu. Maç ortadayken Ersan Gülüm'ün sarı kartı vardı ve tam 2 kez net sarı kartlık faul yaptı ama hakem bunları es geçti. Eğer 2. yarının başında Ersan diğer maçlardaki, diğer tecrübesiz takım arkadaşları gibi atılsaydı bence o maç da Fenerbahçe lehine dönerdi. Yani bu derbide de Beşiktaş bir kırmızı görüp maçı Galatasaray'a amatörce verebilir ama eğer bunu yapmaz, soğukkanlı kalırlarsa, oynadıkları oyunun kalitesi Galatasaray'ın 1 kademe üstünde. Aynı oyunu oynayan iki takımdan Galatasaray 3. seviyedeyse, Beşiktaş 2 seviyede! 

Galatasaray bence Hamzaoğlu döneminde bu savunma zaafını dar oynayarak kısmen kapatabiliyordu. Umut'un oynadığı maçlarda da Galatasaray Burak'lı maçlara göre çok daha iyi takım oyunu oynayabiliyordu. Buna karşın Hamzaoğlu gönderildikten ve Denizli takımın başına geldikten sonra Galatasaray bu özelliğini de kaybetti. Sahaya, otlamaya çıkmış gibi şuursuzca yayılan bir Galatasaray var artık ve Burak'ın da kadroya girmesiyle savunma direnci iyice düştü.

Hakemler oyuna izin vermiyor! 

Türkiye'de hakemlerin çok kurnaz olduğunu düşünüyorum. İkili mücadelelerde çok kolay faul çalarlar, düdükleri adeta emzik gibidir, dudaklarından hiç düşmez ama çok sert bir ligde hakemlik yapmalarına rağmen çok az kart çıkarırlar. Kasti faullere ve sert faullere izin verir, 2. sarı kart sıkıntısı yaşamasın diye bu ilk sarı kartları görmezden gelir. Çok faul çalarak oyunu durdurması, soğutması hakemin lehinedir. Oyun hızlandıkça, pozisyonlar arttıkça hakem için zorlaşır çünkü. Öte yandan çok kart çıkarmak da hakem için işleri zorlaştırır. İkinci sarı kart verilmeli mi? Verilmemeli mi? itirazlarına izin veremezler... 

Ersun Yanal uzun süre 'Yugoslav faulü' ile hücumdan savunmayı geçişlerde başarılı olmuştur. Kalabalık hücumların dönüşünde hemen faul yaptırır. Normalde bu fauller kasti olduğu için sarı kart olmalı ama Türkiye'de hakemler bunu es geçer. Bakın futbolu fizik gücünü yüksek tutarak, rakibi oynatmamak üzerine kurulmuş üç takım 1. Kasımpaşa, 2. Medipol Başakşehir ve 3. Fenerbahçe bu sezon yaptıkları faul başına en az kart gören takımlar. Yaklaşık 10-11 faulde 1 sarı kart görüyorlar. 

Öte yandan oynamaya çalışan, pas ve topa hakimiyetle futbol oynamaya çalışan hücumcu takımlar Beşiktaş 14. sıradayken, Galatasaray 18. sırada. Galatasaray her 4 faulde 1 kart görmüş! Hamzaoğlu eğer hücumdan eksik dönüşlerde kontra atak yemek yerine faul yaptırsaydı şüphesiz daha başarılı olurdu! Belki Denizli bunun üzerinde durmalı... Bu Şenol Güneş için de geçerli. Olcay Şahan kendisini boşa paralıyor olmalı!

Analiz: Sinan Yılmaz

FutbolArena haber turu (19 Mayıs 2018)


Canlı iddaa sonuçları için tıklayın.