Transfer döneminde yapılan "salakça" hatalar

FutbolArena Özel - Bu yaz hareketli bir transfer dönemindeyken, dünyaca ünlü İngiliz spor yazarı Simon Kuper ve futbolsever bir ekonomist olan profesör Stefan Szymanski’nin birlikte yazdıkları ’Futbolun Şifreleri’ kitabı aklıma geldi.Kitapta, futbolun matematiğine kafa yoran iki yazarın harika çıkarımlarına tanık olabilir ve istatistiklere doyabilirsiniz.

1 1- Yeni bir Teknik Direktör, transferlerle parayı çarçur eder; izin vermeyin...
1- Yeni bir Teknik Direktör, transferlerle parayı çarçur eder; izin vermeyin...
Buna sanırım büyük vaatlerle gelen ve hemen birçok oyuncu transfer eden Teknik Direktörlerde rastlıyoruz. Mancini döneminde Galatasaray’da rastlamıştık. Fatih Terim’in 2. dönemi de benzerdi. Kuper ve Szymanski de bu konu altında Tottenham’ın transfer geçmişini çok iyi açıklamıştı. Her gelen hoca 5-10 oyuncu gönderip, 5-10 oyuncu aldırıyordu...
2 2-Kitlelerin erdemini kullanın...
2-Kitlelerin erdemini kullanın...
Yani bir oyuncuyu transfer ederken sadece Teknik Direktöre danışmayın, Teknik Direktörler geçicidir, birçok kişiye fikrini sorup çoğunluğun düşüncesine göre hareket etmek daha az yanılma ihtimali sağlar. Yani scout ekiplerinden, futbol direktörlerinden fikir alın... Burada Lyon’un senelerdir yaptığı doğru transfer stratejisi çok iyi örneklendirilmiş. Yine keza Porto’nun da 250 tane scoutu olduğu hikayesini artık bilmeyen kalmadı.
3 3- Geçmiş Dünya Kupası ve Avrupa
3- Geçmiş Dünya Kupası ve Avrupa
Şampiyonası yıldızları ederlerinin çok üzerinde değerlenir, onlarla ilgilenmeyin!



İnter 2002 Dünya kupası ve 2004 Avrupa Şampiyonasından sonra bunu yapmıştı, 2002’de kendisini gösteren Senegal futbolcularını ve 2004’te kendisini gösteren Yunan futbolcuları transfer etmişlerdi. Fakat neredeyse hiçbirinden beklediklerini alamadılar. Kuper ve Szymanski’ye göre de Dünya Kupasında veya Avrupa Şampiyonasında tavan performans gösteren oyuncular bir sonraki sezon için hem yorgun oluyorlar, hem de doymuş oluyorlar. Üstelik en üst platformda yüksek performans gösterdikleri için bonservisleri de çok uçuk oluyor, bu hataya düşmemek gerektiği fikrinde birleşiyorlar.

4 4- Bazı ülkelerin oyuncuları ederinden fazla değerlidir.
4- Bazı ülkelerin oyuncuları ederinden fazla değerlidir.
Kuper ve Szymanski’ye göre kulüpler daha revaçta olan futbol ülkelerinden gelen oyunculara daha fazla para öderler. Örneğin transfer piyasasında Hollandalı olmanın avantajı büyüktür. Giovanni van Bronckhorst Rangers’tan Arsenal’e gitmiş fakat İngiltere’de başarısız olmuştur. Buna rağmen onu Barcelona transfer etmiştir. Yine keza Brezilyalı olmak da sizi bir adım öne çıkarır. Yazarlarımıza göre ’Brezilyalı futbolcu’ deyimi ’Fransız şef’ veya ’Tibetli rahip’ deyimleri gibi. Yani oyuncunun milliyeti, bir otoritenin ifadesi gibi. Bu yüzden oldukça sıradan Brezilyalı oyuncular menajerler tarafından Avrupa’nın küçük liglerine getirilir ve kolayca satılabilir.

Brezilyalı menajer Bellos şöyle diyor. "Söylemesi üzücü ama uyduruk bir Brezilyalıyı satmak, parlak bir Meksikalı oyuncuyu satmaktan daha kolay. Brezilyalı karşısındakine mutluluk, parti, karnaval imaji yansıtıyor. Yeteneğe bakmaksızın takımında bir Brezilyalı olması bile oldukça cezbedici"
5 5- Santraforlar yüksek ücretli, kaleciler düşük ücretlidir.
5- Santraforlar yüksek ücretli, kaleciler düşük ücretlidir.
Doğru transferin simgesi durumundaki Lyon, senelerdir yüksek ücretli santrafor transfer etmez. Kulübün başkanı bunun bir para tuzağı olduğunu düşünür. Kaleciler çok daha uzun yıllar yüksek performansla oynamalarına rağmen bonservis bedelleri düşüktür ancak santrforlar birkaç sezon yüksek performans sergilemelerine rağmen büyük paralara transfer olurlar. O yüzden Lyon senelerdir santrafor bölgesindeki oyuncuları ucuza alıp parlatmaya çalışır. Asla 20-30 milyon Euro’lara santrafor almaya yanaşmaz.
6 6- Görüntü temelli ön yargılarınızı belirleyin ve onları terk edin!
6- Görüntü temelli ön yargılarınızı belirleyin ve onları terk edin!
Yazarlarımız bu konuda yine bir İngiliz takımını örnek vermiş ve demiş ki, "X Kulübü uzun yıllardır yapılan inceleme sonucu, scoutların genelde onlara sarışın oyuncuları önerdiğini fark etti." Zira sarışın ve yakışıklı oyuncu sahada diğerlerine göre daha kolay dikkat çeker!

Sanırım Beckham’ın oynadığı kulüplerde Giggs’e göre daha çok maaş alması da biraz bundandı. Reklamlar, sponsorlar vs demiyorum. Bizzat kulüpler de aşağı yukarı benzer kalitede olsalar da Beckham’a Giggs’e göre çok daha büyük maaşlar ödediler. Bence ülkemizde de siyahi oyunculara karşı biraz pozitif ayrımcılık var. Onların fiziksel üstünlükleri, birçok Anadolu takımı tarafından çok cezbedici bulunuyor ancak fiziksel üstünlüğe sahip olan Afrikalı oyuncuların mental eksikliklerini pek fark edemiyoruz.
7 7- Bir oyuncunun en iyi dönemi, yirmili yaşlarının başıdır.
7- Bir oyuncunun en iyi dönemi, yirmili yaşlarının başıdır.
Bu konu da zaten transfer uzmanı kulüpler Porto’da, Lyon’da, Wenger’de gördüğümüz bir durum. Avrupa’da oyuncular en iyi dönemlerini yirmili yaşlarının ilk yarısında yaşarlar...

Bu başlığın Türkiye için doğru olmadığını düşünüyorum. Türkiye’de oyuncular kötü altyapı eğitimi aldıkları için, zihinsel olgunlaşmalarından sonra... Yani 20’li yaşlarının 2. yarısında, 25-30 yaşları arasında en iyi performanslarını sergiliyorlar. Buna en iyi örnek Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Volkan Demirel, Caner Erkin vb sayabiliriz.
8 8- Başka bir kulüp bir oyuncuya değerinden fazlasını verirse o oyuncuyu satın.
8- Başka bir kulüp bir oyuncuya değerinden fazlasını verirse o oyuncuyu satın.
Gitmek isteyen oyuncuyu takımda tutmak faydalı sonuç vermez, bir üstteki başlıktan devam edersek Wenger’in birçok oyuncuyu en iyi döneminde satıp onlar üzerinden iyi para kazanıp, yerlerini alttan çıkardığı oyuncularla doldurduğunu görebiliriz. Wenger Vieira’yı 29 yaşındayken 25 milyon dolara, Henry’i 29 yaşında 30 milyon dolara, Petit’i 29 yaşında 10.5 milyon dolara ve Overmars’ı 27 yaşında 37 milyon dolara sattı. Bu oyuncuların hiçbiri Arsenal’den ayrıldıktan sonra Arsenal’deki kadar iyi performans sergileyemediler. Hepsinin yaşları gelmişti, en iyi dönemlerini geçmişlerdi ve hala para ediyorlarken onları gönderdi.
9 9- En iyi oyuncularınızın yerini daha onları satmadan doldurun!
9- En iyi oyuncularınızın yerini daha onları satmadan doldurun!
Lyon’un başkanı Aulas ve Efsanevi İngiliz teknik adam Clough ve yardımcısı Peter Taylor bu konuda ortak düşünüyor. Oyunculara hiçbir zaman duygusal davranmamak gerekir ve her an satılabilecekmiş gibi planlama yapılmalıdır.

Brian Clough ve Peter Taylor transfer ettikleri oyuncuya ilk olarak şunu söylerlermiş. "Evlat, yerine koyabileceğimiz daha iyi bir oyuncu bulduğumuz an gözümüzü kırpmadan seni satabiliriz. Çünkü bize bu yüzden para ödüyorlar: En iyisini üretmemiz ve olabildiğince çok şey kazanabilmemiz için. Eğer senden daha iyi bir oyuncuyu bulur da onu almazsak sahtekarız demektir. Ama biz sahtekar değiliz!"

Aulas da bu konuda şöyle diyor. "Bir oyuncunun yerini altı ay veya bir sene önceden doldururuz. Böylece Michael Essien 43 milyon dolara Chelsea’ye gittiğinde onun boşluğunu dolduracak birçok oyuncumuz olur. Sonra Tiago’yu alma şansımız arttığında Essien’in fiyatının çeyreğine alırız"
10
10- Kişisel sorunları olan oyuncuları ucuza alarak, sorunlarıyla başa çıkmasına yardım edin!

Kişisel sorunları olan oyuncular ucuz olur ve birçok kulüp onlardan uzak durur. Brian Clough ve Peter Taylor sorunlu ama yetenekli oyuncuları tespit eder ve onların sorunlarını gidererek yıldızlaşmalarını sağlar. Alkolik, kumarbaz veya kadın düşkünü İngiliz oyuncuları birer yıldız haline döndürdükleri malumdur. Türkiye’de bu gibi oyuncuları kazanmayı hiç beceremiyoruz. Sadece bu konuda Fatih Terim’in başarılı olduğunu söyleyebilirim. Genelde Teknik direktörlerin kendi egoları bu gibi sorunlu genç sporcuları kazanmamızı engelliyor. Birçok sorunlu genç oyuncu Batuhan, Sergen, Sercan Yıldırım, Engin Baytar vs potansiyellerinin yarısına ulaşmakta çok zorluk çektiler, çekiyorlar.

Öte yandan, "Fatih Terim bu sorunlu oyuncuları toplayıp onları potansiyellerine kavuşturabiliyor" dedim ama Terim’in de hatası bu gibi oyuncularla uzun süreli 4-5 yıllık sözleşmeler yapması. Sorunlu oyuncu ile kısa, yani 1-2 yıllık sözleşme yaparsanız elinizde patlamaz ama 4 yıllık yaparsanız Engin Baytar’a, Eboue’ye son iki yılında boşa para ödemek zorunda kalırsınız.
11 11- Oyuncularınızın yerleşmesine yardımcı olun!
11- Oyuncularınızın yerleşmesine yardımcı olun!
Birçok oyuncu ülke değiştirdiğinde büyük bir adaptasyon sorunu yaşar. Kulüpler onlara tercüman ve danışmanlar tutmalıdır. Kitaptaki hikayeye göre Real Madrid transferi için 35 milyon dolar verdiği Anelka’ya Madrid’e yerleşmesi konusunda hiç yardımcı olmaz. Zaten içine kapanık bir çocuk olan Anelka da bu kurtlar sofrasında tutunamaz. Sezon ortasında France Football dergisine röportaj verir. "Takımın geri kalanına karşı yalnızım" der. Kulübe geldikten 6 ay sonra ilk golünü attığında, elinde, takım arkadaşlarının bu gole üzüldüklerine dair görüntülerin bulunduğunu iddia eder. Bu videoyu antrenörüne vermek ister fakat antrenör izlemek istemez ve Madrid, Anelka’ya, uyumsuz olduğu gerekçesiyle 45 günlük bir ceza verir. Nihayetinde 35 milyon dolara alınan bir oyuncu birkaç yüz bin dolarlık yerleşim danışmanlığından mahrum kaldığı için takıma adapte olamaz.

Drogba da Fransa’dan İngiltere’ye Chelsea’e gittiğinde yaşadığı zorlukları anlatır. "Chelsea bana hiç yardımcı olmadı. Kimse çocuklarıma okul bulmamda yardımcı olmadı, ev bulmam konusunda bana yardımcı olmadılar. Haftalarca otelde kaldım ve sokak sokak gezerek ev aradım. Chelsea’ye yüksek ücretle gelen tüm yabancılar az çok aynı tecrübeyi yaşadı. Gallas, Makelele, Kezman, Geremi ile çoğu zaman bunun geyiğini yapardık. "Sen de hala otelde mi kalıyorsun" diyerek...

Türkiye’de de bunun örneğini çok yaşıyoruz. Özellikle Trabzon’da Malouda, Musampa, Teofilo, Marcelinho, Szymkowiak ve son olarak Constant gibi birçok oyuncu takıma ve şehre adapte olamadığı için ayrılmak zorunda kaldılar ve Trabzonspor bu konu yüzünden son on yılda büyük zarar etti.

Kitabı mutlaka öneriyorum... İyi okumalar.

Futbolarena anasayfasından devam...