Fenerbahçe-Galatasaray derbisi sonrası spor yazarları ne dedi?
1 Baskını bozan Fenerbahçe (Ercan Güven)

Geçen asırdan beri Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenemeyen Galatasaray’ın özlemi bir başka bahara kaldı ama yıllar sonra bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi sadece futbol sınırları içinde başlayıp biterek tarih yazdı.
Kulüp başkanlarından başlayarak, hocalara, futbolculara, tribündeki ve Saracoğlu dışındaki on binlerce insana futbol adına teşekkür etmeliyiz her şeyden önce.
Sonra, temposuyla, coşkusuyla, arzusuyla ve mücadelesiyle maçı hak edip şampiyonluk yarışından kopmayan Fenerbahçe’yi kutlamak lazım.
Kazanan haklı olduğu için değil...
Rakibin iniş çıkışlarından etkilenmeyip bildiğini oynamak isteyen, bekleyen, zamanı gelince vites arttırarak sahayı parselleyen ve takıma akıllı rötuşlar yapan taraf olduğu için.
Kadıköy’e ofansif bir kadroyla gelen Hamza Hocanın Galatasaray’ı 1,5 saatlik maratona 100 metreci atlet gibi başladı. Kimine göre saçma, kimine göre bir gol bulup maçı sağlama alma denemesiydi ama patlamaya dayalı anaerobik spor değildi ki bu!
Kanat bekleri Sabri ve Olcan’ı top Galatasaray’a geçtiği anda ileri süren Hamzaoğlu, teknik direktör değil de Fenerbahçe’ye baskın planlayan kurmay subaydı sanki.
İşe de yaradı...
Yirmi dakika boyunca soldan Olcan ve Telles’in taşıdığı, sağdan Selçuk’un buluştuğu her top tehlike olarak indi Fenerbahçe ceza alanına. Tabi bu arada Fenerbahçe’nin paslı oyun ezberinden eser kalmadı.
80 dakika beklediler
Ofansif Diego ile ikiye düşüp kırılgan hale gelmiş Fenerbahçe orta sahasında Mehmet Topal’ın çabaları Galatasaray baskısı sırasında yeterli olamadı.
Lakin İsmail Kartal’da veya Fenerbahçeli futbolcularda suç aramak gereksiz; çünkü karşılarında varıyla yoğuyla sürdürülemeyecek hücum anlayışında Galatasaray vardı yirmi dakika boyunca.
Maçın ilk çeyreğinde Galatasaray’ın 2-0 öne geçmesi işten bile değildi. 4. ve 11. dakikada Selçuk ve Burak iki gol fırsatı yakaladı, biri Volkan’da kaldı diğeri az farkla dışarı çıktı. Kalan dakikalar Fenerbahçe’nindi ama ilk yarıyı golsüz kapatan, hatta gol atma şansı bulan Hamzaoğlu 45 dakikayı istediğini almış olarak tamamladı.
Ancak, sadece ilk devre için!..
Artık Fenerbahçe bildik pas oyununa dönmüş ve sabırla özenle kendi yarı alanına hapsetmişti Galatasaray’ı. Savunma sırasında işe yaramayan Fenerbahçe orta sahası ve forveti Emre’nin de maça tam girmesiyle en iyi örneklerinden birini verir hale gelmişti. Emenike’nin yerine giren Alper, ev sahibinin ataklarını zenginleştiriyor, güç katıyordu.
Fenerbahçe kazanmasa ikinci yarının 62. dakikası maçın önüne geçecekti belki de. Olcan ceza alanına gelen pasla buluşmak üzere koşan Emenike’yi çekerek indirdi ve sarı kart gördü. Oysa Emenike’nin bariz gol şansı vardı. Uzun süre kırmızı kart istedi Fenerbahçeliler... Haklıydılar.
Üstüne üstlük serbest vuruşu Emre kullandı ve top direkten döndü ve pozisyon iyice hafızalara kazındı. Neyse ki, Fenerbahçe kazandı.
Maçın golü için 80. dakikaya kadar bekledi Fenerbahçe. Ve haklı bir galibiyetini ilan etti ki, bu sadece bir derbi galibiyeti değil, belki de şampiyonluğun son köşesiydi.
(Milliyet)
Kulüp başkanlarından başlayarak, hocalara, futbolculara, tribündeki ve Saracoğlu dışındaki on binlerce insana futbol adına teşekkür etmeliyiz her şeyden önce.
Sonra, temposuyla, coşkusuyla, arzusuyla ve mücadelesiyle maçı hak edip şampiyonluk yarışından kopmayan Fenerbahçe’yi kutlamak lazım.
Kazanan haklı olduğu için değil...
Rakibin iniş çıkışlarından etkilenmeyip bildiğini oynamak isteyen, bekleyen, zamanı gelince vites arttırarak sahayı parselleyen ve takıma akıllı rötuşlar yapan taraf olduğu için.
Kadıköy’e ofansif bir kadroyla gelen Hamza Hocanın Galatasaray’ı 1,5 saatlik maratona 100 metreci atlet gibi başladı. Kimine göre saçma, kimine göre bir gol bulup maçı sağlama alma denemesiydi ama patlamaya dayalı anaerobik spor değildi ki bu!
Kanat bekleri Sabri ve Olcan’ı top Galatasaray’a geçtiği anda ileri süren Hamzaoğlu, teknik direktör değil de Fenerbahçe’ye baskın planlayan kurmay subaydı sanki.
İşe de yaradı...
Yirmi dakika boyunca soldan Olcan ve Telles’in taşıdığı, sağdan Selçuk’un buluştuğu her top tehlike olarak indi Fenerbahçe ceza alanına. Tabi bu arada Fenerbahçe’nin paslı oyun ezberinden eser kalmadı.
80 dakika beklediler
Ofansif Diego ile ikiye düşüp kırılgan hale gelmiş Fenerbahçe orta sahasında Mehmet Topal’ın çabaları Galatasaray baskısı sırasında yeterli olamadı.
Lakin İsmail Kartal’da veya Fenerbahçeli futbolcularda suç aramak gereksiz; çünkü karşılarında varıyla yoğuyla sürdürülemeyecek hücum anlayışında Galatasaray vardı yirmi dakika boyunca.
Maçın ilk çeyreğinde Galatasaray’ın 2-0 öne geçmesi işten bile değildi. 4. ve 11. dakikada Selçuk ve Burak iki gol fırsatı yakaladı, biri Volkan’da kaldı diğeri az farkla dışarı çıktı. Kalan dakikalar Fenerbahçe’nindi ama ilk yarıyı golsüz kapatan, hatta gol atma şansı bulan Hamzaoğlu 45 dakikayı istediğini almış olarak tamamladı.
Ancak, sadece ilk devre için!..
Artık Fenerbahçe bildik pas oyununa dönmüş ve sabırla özenle kendi yarı alanına hapsetmişti Galatasaray’ı. Savunma sırasında işe yaramayan Fenerbahçe orta sahası ve forveti Emre’nin de maça tam girmesiyle en iyi örneklerinden birini verir hale gelmişti. Emenike’nin yerine giren Alper, ev sahibinin ataklarını zenginleştiriyor, güç katıyordu.
Fenerbahçe kazanmasa ikinci yarının 62. dakikası maçın önüne geçecekti belki de. Olcan ceza alanına gelen pasla buluşmak üzere koşan Emenike’yi çekerek indirdi ve sarı kart gördü. Oysa Emenike’nin bariz gol şansı vardı. Uzun süre kırmızı kart istedi Fenerbahçeliler... Haklıydılar.
Üstüne üstlük serbest vuruşu Emre kullandı ve top direkten döndü ve pozisyon iyice hafızalara kazındı. Neyse ki, Fenerbahçe kazandı.
Maçın golü için 80. dakikaya kadar bekledi Fenerbahçe. Ve haklı bir galibiyetini ilan etti ki, bu sadece bir derbi galibiyeti değil, belki de şampiyonluğun son köşesiydi.
(Milliyet)
2 Tarihi pranga (Uğur Meleke)

Bu maçı, son15 yıllık seriden bağımsız okumak bence mümkün değil: Galatasaray ilk 20’de cesur hücumlar geliştirip iki net pozisyon üretti ama sonra her geçen dakika stadyum ve tarih baskısı sarı-kırmızılılarda hissedildi. Real Madrid 3 kere Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu, Ronaldolu Figolu Zidanelı kadrolar kurdu ama 18 yıl Riazor’da Deportivo’yu yenemedi. Tarihsel baskıyı kaldırmak, genç adamlar için gerçekten zor iş.
İlk 11’ler elimize geldiğinde Kartal’ın Diego tercihinin başına iş açabileceğini düşünmüştüm. Zira aynı 11, Antep’te bir devrede 5 pozisyon vermiş, ancak Diego-Selçuk değişikliği sonrası maçı kotarabilmişlerdi. Dünse aynı senaryoyu iki sebeple yaşamadılar: Birincisi, Diego on numara pozisyonunda oynamadı, aynen Meireles gibi orta üçlünün sağında yer aldı. İkincisi de, Hamit’le Melo arasındaki kilometrelerle ifade edilebilecek fark. Hamit Erciyes maçının yıldızıydı diyebilirsiniz, ama bir detayı gözden kaçırmamak gerek: Tempo arttıkça Hamit düşer. Tempo düştükçe Hamit yükselir. Dünkü tempo, Hamit’ten çok yukarıdaydı. Fenerbahçe de maçı, orta alanda kazandı zaten.
Şu devşirme konusu
Türk futbolunda 2010’lu yılların trendi bu: Forvet orijinli bek merakı... Şu anda ligde bir takıma antrenör olup bekte forvet oynatmayanı dövüyorlar: Caner, Yusuf, Olcan, Eren, Ömer Ali, Cenk Ahmet, Bertul...Bence hâlâ tek kusursuz örnek Caner... Onun da muazzam bir savunma bilgisi var, üstelik Rusya’da 40 maç ön libero oynamanın getirdiği bir vizyon da cabası. Gökhan Gönül’ü saymıyorum, çünkü çok erken yaşta beke devşirildi.
Dünün devşirme öyküsünün kahramanıysa Olcan’dı. İkinci yarının başında Emenike sağa geçer geçmez Olcan’ı yerle bir etti: 48’de geçti ortaladı, Kuyt vuramadı. 63’te yine rahat ekarte etti, Cüneyt Çakır son adam Olcan’ı atmadığı için şanslıydı Galatasaray... Üstelik ilk yarıda da iki yüksek topta 1,84’lük Kuyt, 1,76’lık Olcan’ın üstünden rahat vurmuştu kafayı.
Eğer son 4 maçta Emenike’de lüzumsuz ısrar eden İsmail Kartal, dehasını bir kez daha sergileyip 65’te Nijeryalı’yı bu kez iyi oynarken çıkarmasa, daha da zor durumlara düşebilirdi Olcan.
3 dakika 1 frikik
Dakika 32... Fenerbahçe tehlikeli bölgeden serbest atış kazanıyor. Topu biraz öne koyan Emre’yle Chedjou itişiyor; klasik bir hırgür... Serbest atışın yeri hâlâ belli değil, çünkü Çakır spreyi sıkıp kenara çekilmek yerine oyunculardan topu istiyor. Bu arada Emre-Chedjou barışıyor; Çakır bu kez de ısrarla iki oyuncuyu uyarmak istiyor! Hani sonuna kadar ısrar edip samimi bir şekilde uyarsa gam yemeyeceğiz; gelmeleri için bir dakika uğraşılan oyuncular hakemin yanına göstermelik olarak iki saniye uğruyorlar sadece.
Sıra geliyor barajı yerleştirmeye... Bu kez iterek barajı yerine çekmeye çalışıyor Çakır... Geçenlerde Hıncal Abi söyledi, sen spreyi doğru yere sık ve çekil. Niye barajı illa yerine götürüyorsun?
Ve dakika 35... Üç dakikadır hakem ilgili yerlere spreyi sıkıp çekilmediği için duruyor oyun. Bir frikik atılamıyor! Sadece bu pozisyonda oyun 3 dakika duruyor ama ilk yarının sonuna da eklenen 1 dakika. Bizim en iyi hakemimiz Cüneyt Çakır. Ama maalesef Türkiye’ye özgü bu garip vakit kayıplarını çözemiyoruz. Maalesef.
(Milliyet)
İlk 11’ler elimize geldiğinde Kartal’ın Diego tercihinin başına iş açabileceğini düşünmüştüm. Zira aynı 11, Antep’te bir devrede 5 pozisyon vermiş, ancak Diego-Selçuk değişikliği sonrası maçı kotarabilmişlerdi. Dünse aynı senaryoyu iki sebeple yaşamadılar: Birincisi, Diego on numara pozisyonunda oynamadı, aynen Meireles gibi orta üçlünün sağında yer aldı. İkincisi de, Hamit’le Melo arasındaki kilometrelerle ifade edilebilecek fark. Hamit Erciyes maçının yıldızıydı diyebilirsiniz, ama bir detayı gözden kaçırmamak gerek: Tempo arttıkça Hamit düşer. Tempo düştükçe Hamit yükselir. Dünkü tempo, Hamit’ten çok yukarıdaydı. Fenerbahçe de maçı, orta alanda kazandı zaten.
Şu devşirme konusu
Türk futbolunda 2010’lu yılların trendi bu: Forvet orijinli bek merakı... Şu anda ligde bir takıma antrenör olup bekte forvet oynatmayanı dövüyorlar: Caner, Yusuf, Olcan, Eren, Ömer Ali, Cenk Ahmet, Bertul...Bence hâlâ tek kusursuz örnek Caner... Onun da muazzam bir savunma bilgisi var, üstelik Rusya’da 40 maç ön libero oynamanın getirdiği bir vizyon da cabası. Gökhan Gönül’ü saymıyorum, çünkü çok erken yaşta beke devşirildi.
Dünün devşirme öyküsünün kahramanıysa Olcan’dı. İkinci yarının başında Emenike sağa geçer geçmez Olcan’ı yerle bir etti: 48’de geçti ortaladı, Kuyt vuramadı. 63’te yine rahat ekarte etti, Cüneyt Çakır son adam Olcan’ı atmadığı için şanslıydı Galatasaray... Üstelik ilk yarıda da iki yüksek topta 1,84’lük Kuyt, 1,76’lık Olcan’ın üstünden rahat vurmuştu kafayı.
Eğer son 4 maçta Emenike’de lüzumsuz ısrar eden İsmail Kartal, dehasını bir kez daha sergileyip 65’te Nijeryalı’yı bu kez iyi oynarken çıkarmasa, daha da zor durumlara düşebilirdi Olcan.
3 dakika 1 frikik
Dakika 32... Fenerbahçe tehlikeli bölgeden serbest atış kazanıyor. Topu biraz öne koyan Emre’yle Chedjou itişiyor; klasik bir hırgür... Serbest atışın yeri hâlâ belli değil, çünkü Çakır spreyi sıkıp kenara çekilmek yerine oyunculardan topu istiyor. Bu arada Emre-Chedjou barışıyor; Çakır bu kez de ısrarla iki oyuncuyu uyarmak istiyor! Hani sonuna kadar ısrar edip samimi bir şekilde uyarsa gam yemeyeceğiz; gelmeleri için bir dakika uğraşılan oyuncular hakemin yanına göstermelik olarak iki saniye uğruyorlar sadece.
Sıra geliyor barajı yerleştirmeye... Bu kez iterek barajı yerine çekmeye çalışıyor Çakır... Geçenlerde Hıncal Abi söyledi, sen spreyi doğru yere sık ve çekil. Niye barajı illa yerine götürüyorsun?
Ve dakika 35... Üç dakikadır hakem ilgili yerlere spreyi sıkıp çekilmediği için duruyor oyun. Bir frikik atılamıyor! Sadece bu pozisyonda oyun 3 dakika duruyor ama ilk yarının sonuna da eklenen 1 dakika. Bizim en iyi hakemimiz Cüneyt Çakır. Ama maalesef Türkiye’ye özgü bu garip vakit kayıplarını çözemiyoruz. Maalesef.
(Milliyet)
3 Yine hüsran (Osman Şenher)

Galatasaray, bu sefer Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yenmek için şartlanmıştı. Hamza Hoca’nın sahaya sürdüğü kadrodan bu çok rahat anlaşılıyor. Ufak maçlarda bile Burak-Umut-Sneijder üçlüsü ilk 11’de başlamıyor, Umut sonradan oyuna giriyordu. Maça böyle bir ileri üçlüyle başlayınca ilk 20 dakika Hamzaoğlu’nun düşündükleri sahada gerçekleşiyor gibiydi. Selçuk’la, Burak’la ilk 20 dakika 2 gol pozisyonu yakaladılar.
Bu dakikadan sonra oyun Fenerbahçe lehine döndü. Galatasaray hücuma çıkamadı, Hamit ve Selçuk’lu orta saha, Mehmet Topal- Emre-Kuyt presi karşısında dağıldı, çok hata yaptı. Kuyt maçın yıldızı olurken, Sneijder ne boş alan bulabildi, ne de şut çekecek pozisyona girebildi.
Caner soldan, Gökhan sağdan bindirmelere başlayınca Sabri ve Olcan’dan oluşan iki bek çok açıklar verdi. Cüneyt Çakır iyi bir maç yönetmesine rağmen, Olcan’ı atmaması Galatasaray’ın şansıydı. Ama ikinci yarı daha da istekli arzulu, maçı kazanmak isteyen bir Fenerbahçe vardı. Umut ve Selçuk tamamen etkisizleşti. Sneijder resmen kayboldu. Oyun tek taraflı, Fenerbahçe lehine döndü. Emenike’yle, Kuyt’la, Diego’yla, Egemen’le kaçan sayısız gol pozisyonuna girdi Fenerbahçe, Emre’nin topu direkten döndü. Bunlar Fenerbahçe adına şanssızlıktı; ta ki 81. dakikaya kadar. Kuyt kendini Galatasaray’ın sağ tarafında unutturdu. Galatasaray’ın kaptanı ’Sabri Reis’ Kuyt’ın 20 metre gerisindeydi! Kuyt da topu sürdü, kafasını kaldırdı, direği yalarcasına Muslera’nın kurtaramayacağı noktadan golünü attı.
Bu dakikadan sonra Yasin ve Hamit’le Galatasaray’ın gol denemelerine kalesinde devleşen Volkan müsaade etmedi. Sonuçta Galatasaray Kadıköy’de yine kazanamadı. Futbolcuları Hamza Hoca’yı yanılttı, sahaya kazanmak için çıkan takım daha çok mücadele eder. Ayrıca Galatasaray’ın yerli futbolcu kalitesi Fenerbahçe’nin çok altında.
Sarı-kırmızılılar için şampiyonluk yarışı devam ediyor. Burak, dün gece gördüğü sarı kartla Başakşehir maçında oynamayacak. İşin doğrusu, Galatasaraylı futbolcular şampiyonluk şansını ellerinin tersiyle ittiler.
(Milliyet)
Bu dakikadan sonra oyun Fenerbahçe lehine döndü. Galatasaray hücuma çıkamadı, Hamit ve Selçuk’lu orta saha, Mehmet Topal- Emre-Kuyt presi karşısında dağıldı, çok hata yaptı. Kuyt maçın yıldızı olurken, Sneijder ne boş alan bulabildi, ne de şut çekecek pozisyona girebildi.
Caner soldan, Gökhan sağdan bindirmelere başlayınca Sabri ve Olcan’dan oluşan iki bek çok açıklar verdi. Cüneyt Çakır iyi bir maç yönetmesine rağmen, Olcan’ı atmaması Galatasaray’ın şansıydı. Ama ikinci yarı daha da istekli arzulu, maçı kazanmak isteyen bir Fenerbahçe vardı. Umut ve Selçuk tamamen etkisizleşti. Sneijder resmen kayboldu. Oyun tek taraflı, Fenerbahçe lehine döndü. Emenike’yle, Kuyt’la, Diego’yla, Egemen’le kaçan sayısız gol pozisyonuna girdi Fenerbahçe, Emre’nin topu direkten döndü. Bunlar Fenerbahçe adına şanssızlıktı; ta ki 81. dakikaya kadar. Kuyt kendini Galatasaray’ın sağ tarafında unutturdu. Galatasaray’ın kaptanı ’Sabri Reis’ Kuyt’ın 20 metre gerisindeydi! Kuyt da topu sürdü, kafasını kaldırdı, direği yalarcasına Muslera’nın kurtaramayacağı noktadan golünü attı.
Bu dakikadan sonra Yasin ve Hamit’le Galatasaray’ın gol denemelerine kalesinde devleşen Volkan müsaade etmedi. Sonuçta Galatasaray Kadıköy’de yine kazanamadı. Futbolcuları Hamza Hoca’yı yanılttı, sahaya kazanmak için çıkan takım daha çok mücadele eder. Ayrıca Galatasaray’ın yerli futbolcu kalitesi Fenerbahçe’nin çok altında.
Sarı-kırmızılılar için şampiyonluk yarışı devam ediyor. Burak, dün gece gördüğü sarı kartla Başakşehir maçında oynamayacak. İşin doğrusu, Galatasaraylı futbolcular şampiyonluk şansını ellerinin tersiyle ittiler.
(Milliyet)
4 F.Bahçe daha çok istedi (Güntekin Onay)

SONDAN başlayalım. F.Bahçe haketti. 2. yarının tamamında büyük bir baskı kurdu ve gol için her varyasyonu denedi. İlginçtir, golü G.Saray’ı hapsettiği bölümde değil de hızlı bir çıkış ile buldu. G.Saray’ın kaybetmeye hakkı var ancak bu kadar mahkum oynamaya, pasif kalmaya hakkı yok.
HAMZA Hoca kontrolü tamamen kaybettiği bölümlerde hamle yapmadı. Belki Dzemaili hamlesi can simidi olabilirdi. Bu maç yeniden oynansa Hamza Hoca’nın aynı kadro ile çıkacağına inanmıyorum.
HÜCUMA çıkmakta bu kadar zorlanan G.Saray’ın 3’ü net 4-5 pozisyon bulmasıydı. F.Bahçe ise baskılı oyununu büyük pozisyon zenginliğine dönüştüremedi.
MODERN futbolda güçlü takımlar 2 kanat bekini de hücuma çıkarıyor. G.Saray ilk 15 dakika Olcan ve Sabri’yi hazırlık pasları esnasında rakip yarı alana yolladı. Önde baskı yapmak isteyen F.Bahçe ne yapacağını şaşırdı.
ASLINDA bu F.Bahçe’nin en büyük sırrı. Caner ve Gökhan rakip yarı alanın ortasına kadar gidiyor 2-3 kısa pasın ardından F.Bahçe oyunu kanatlara çeviriyor. Rakip kanat hücumcuları da Caner ve Gökhan’ı kovaladıkları için sarı-lacivertliler otomatikman rakip yarı alana yerleşiyor. G.Saray topu kazansa bile rakip yarı alana çıkmakta zorlandı.
LİG YENİDEN BAŞLADI
TOPALdün de maçın kahramanlarından biri oldu. F.Bahçe’de Emenike haricinde görevini yapmayan oyuncu yoktu. Sarı-lacivertliler büyük efor sarfetti. Volkan çok önemli 3 kurtarışla galibiyette pay sahibi oldu.
G.SARAY’DA ise Chedjou ve Hamit iyi oynadı. Burak, Sneijder ve Umut’u ise sahada göremedik. Hakan Balta’nın yerine giren Koray ise henüz bu seviyenin oyuncusu değil.
CENTİLMENCE geçen derbide daha çok isteyen, ihtiyacı olan ve iyi oynayan kazandı. Sezonun bitimine 11 hafta kala da lig yeniden başladı.
HAKEM Cüneyt Çakır ise kariyerine yakışır iyi bir maç yönetti.
(Vatan)
HAMZA Hoca kontrolü tamamen kaybettiği bölümlerde hamle yapmadı. Belki Dzemaili hamlesi can simidi olabilirdi. Bu maç yeniden oynansa Hamza Hoca’nın aynı kadro ile çıkacağına inanmıyorum.
HÜCUMA çıkmakta bu kadar zorlanan G.Saray’ın 3’ü net 4-5 pozisyon bulmasıydı. F.Bahçe ise baskılı oyununu büyük pozisyon zenginliğine dönüştüremedi.
MODERN futbolda güçlü takımlar 2 kanat bekini de hücuma çıkarıyor. G.Saray ilk 15 dakika Olcan ve Sabri’yi hazırlık pasları esnasında rakip yarı alana yolladı. Önde baskı yapmak isteyen F.Bahçe ne yapacağını şaşırdı.
ASLINDA bu F.Bahçe’nin en büyük sırrı. Caner ve Gökhan rakip yarı alanın ortasına kadar gidiyor 2-3 kısa pasın ardından F.Bahçe oyunu kanatlara çeviriyor. Rakip kanat hücumcuları da Caner ve Gökhan’ı kovaladıkları için sarı-lacivertliler otomatikman rakip yarı alana yerleşiyor. G.Saray topu kazansa bile rakip yarı alana çıkmakta zorlandı.
LİG YENİDEN BAŞLADI
TOPALdün de maçın kahramanlarından biri oldu. F.Bahçe’de Emenike haricinde görevini yapmayan oyuncu yoktu. Sarı-lacivertliler büyük efor sarfetti. Volkan çok önemli 3 kurtarışla galibiyette pay sahibi oldu.
G.SARAY’DA ise Chedjou ve Hamit iyi oynadı. Burak, Sneijder ve Umut’u ise sahada göremedik. Hakan Balta’nın yerine giren Koray ise henüz bu seviyenin oyuncusu değil.
CENTİLMENCE geçen derbide daha çok isteyen, ihtiyacı olan ve iyi oynayan kazandı. Sezonun bitimine 11 hafta kala da lig yeniden başladı.
HAKEM Cüneyt Çakır ise kariyerine yakışır iyi bir maç yönetti.
(Vatan)
5 Tek hata... (Serhat Ulueren)

SAHANIN en tecrübeli ismi olması gereken Hamit Altıntop özellikle ilk yarıda tam bir acemi futbolcu gibiydi. Yıllar geçtikçe Hamit Altıntop hem ağırlaşmış hem de geç düşünmeye başlamış. 43. dakikada yine hatalı pas verince hem arkadaşı Hakan Balta’nın sakatlanmasına hem de sarı kart görmesine sebep oldu. 40. dakikada yine Mehmet Topal’a faul yaptı, hakem Cüneyt Çakır vermedi.
CÜNEYT Çakır zorluk derecesi maksimum olan maçı iyi yönetmedi. 62’de Olcan Adın, Emenike’yi çekip düşürdü, Çakır pozisyonu gördü, faul verdi ve çıkan kart sarı oldu. Madem faulü veriyorsun o zaman kartın rengi kırmızı olmalıydı. İkinci yarının başında da yine Emenike ceza sahasına girerken Koray Günter, Nijeryalı oyuncunun ayağına basıyor ama Çakır’a göre faul yok.
GEÇİT VERMEDİ
HER şeye rağmen tribünler de futbolcular da iyi niyetliydi. Volkan ve Muslera adeta hatasız oynadı. G.Saray’da uzun haftalar sonra Selçuk İnan’ı beğendim. Hırslı, dikkatli ve sakindi. Pas trafiğini iyi yönetti. G.Saray’ın bu kadar iyi oynayacağını tahmin etmemiştim. Chedjou karşılaşmanın 54’üncü dakikasında yaptığı tek hata dışında iyi oynadı. Havadan, yerden hiç geçit vermedi. Wesley Sneijder sahanın en kötü ismi olurken, Olcan, Sabri, Burak, Umut iyi mücadele ettiler.
F.BAHÇE’DE tüm olumsuz eleştirilere rağmen Emmanuel Emenike çok çalıştı ve kritik toplar kaptı. Moussa Sow hiçbir şey yapmadı.. F.Bahçe’nin kaleci Volkan Demirel’den sonra en iyi futbolcuları Diego Ribas ve Mehmet Topal’dı.
MUSLERA’NIN HATASI
77’DE Diego’nun oyundan alınmasına şaşırdım. Üstelik Emenike de oyunda kalmalıydı. F.Bahçe’de oyundan ilk çıkması gereken oyuncular Moussa Sow ve Dirk Kuyt olmalıydı. Evet F.Bahçeliler Dirk Kuyt’a çok kızacak. Çünkü Holandalı oyuncu 54. dakikada Emmanuel Emenike’nin kafasını ve 65. dakikada da Emre Belözoğlu’nun direkte patlayan frikiğini kaleye gönderemedi. Dirk Kuyt yorgun ve konsantre değildi ama işte bu Holandalı oyuncu karşılaşmanın tek golünü attı. Topa çok iyi vurdu ve Fernando Muslera’nın da hatasıyla F.Bahçe, Şükrü Saracoğlu Stadı’nda 3 puanı aldı.
(Vatan)
CÜNEYT Çakır zorluk derecesi maksimum olan maçı iyi yönetmedi. 62’de Olcan Adın, Emenike’yi çekip düşürdü, Çakır pozisyonu gördü, faul verdi ve çıkan kart sarı oldu. Madem faulü veriyorsun o zaman kartın rengi kırmızı olmalıydı. İkinci yarının başında da yine Emenike ceza sahasına girerken Koray Günter, Nijeryalı oyuncunun ayağına basıyor ama Çakır’a göre faul yok.
GEÇİT VERMEDİ
HER şeye rağmen tribünler de futbolcular da iyi niyetliydi. Volkan ve Muslera adeta hatasız oynadı. G.Saray’da uzun haftalar sonra Selçuk İnan’ı beğendim. Hırslı, dikkatli ve sakindi. Pas trafiğini iyi yönetti. G.Saray’ın bu kadar iyi oynayacağını tahmin etmemiştim. Chedjou karşılaşmanın 54’üncü dakikasında yaptığı tek hata dışında iyi oynadı. Havadan, yerden hiç geçit vermedi. Wesley Sneijder sahanın en kötü ismi olurken, Olcan, Sabri, Burak, Umut iyi mücadele ettiler.
F.BAHÇE’DE tüm olumsuz eleştirilere rağmen Emmanuel Emenike çok çalıştı ve kritik toplar kaptı. Moussa Sow hiçbir şey yapmadı.. F.Bahçe’nin kaleci Volkan Demirel’den sonra en iyi futbolcuları Diego Ribas ve Mehmet Topal’dı.
MUSLERA’NIN HATASI
77’DE Diego’nun oyundan alınmasına şaşırdım. Üstelik Emenike de oyunda kalmalıydı. F.Bahçe’de oyundan ilk çıkması gereken oyuncular Moussa Sow ve Dirk Kuyt olmalıydı. Evet F.Bahçeliler Dirk Kuyt’a çok kızacak. Çünkü Holandalı oyuncu 54. dakikada Emmanuel Emenike’nin kafasını ve 65. dakikada da Emre Belözoğlu’nun direkte patlayan frikiğini kaleye gönderemedi. Dirk Kuyt yorgun ve konsantre değildi ama işte bu Holandalı oyuncu karşılaşmanın tek golünü attı. Topa çok iyi vurdu ve Fernando Muslera’nın da hatasıyla F.Bahçe, Şükrü Saracoğlu Stadı’nda 3 puanı aldı.
(Vatan)
6 Kaldığı yerden (Ersin Düzen)

G.SARAY, Kadıköy’de şok bir başlangıç yaptı. F.Bahçe’yi kendi silahıyla vurup önde baskıyla erken bir gol bulmak istedi. Nitekim önce Selçuk sonra Burak’la gole yaklaştı. Ama 20’den sonra kontrol F.Bahçe’ye geçti. Şoku atlatan sarı-lacivertliler, pas yapıp rakibin rüzgarını kesti, ardından yüklenmeye başladı. Hamza Hoca, Umut ve Olcan’ın tecrübelerinden faydalanıp Caner ve Gökhan’ın etkisini azaltmak istemiş. Kısmen başarılı oldu, özellikle Caner’i durdurdu.
İSMAİL Kartal’ın Meireles yerine Diego’yu oynatması F.Bahçe orta sahasını yumuşattı. Melo’nun yokluğunda her ne kadar Hamit ve Selçuk çok iyi oynasalar da Meireles tercihi sonucun daha kolay gelmesini sağlayabilirdi. Buna karşın Emre, tecrübesi ve oyun zekasıyla, M.Topal ise fizik gücü ve kalitesiyle orta sahayı ayakta tuttu.
2. yarı F.Bahçe galibiyetle neler kazanacağını çok iyi bildiği için yüreğini koydu. Sürekli eleştirilen Emenike bile takım savunmasına yardımcı oldu. Geçmiş maçlarda sarı-lacivertliler gol bulamadığı için panik yapıyor ve şuursuz ataklar yapıyordu ama bu kez aynı senaryoyu görmedik.
G.SARAY’A ŞAŞIRDIM
F.BAHÇE, takım disiplininden asla kopmadı ve Yasin’in pozisyonuna kadar kalesinde tehlike yaşamadı. Bu tür derbilerde ne kadar iyi oynasanız da bazen ekstra işler yapacak isimlere ihtiyacınız olur. F.Bahçe’de 3 kişi ön plana çıktı. Emre, Kuyt ve tabii ki Volkan. Volkan maçın başı ve sonunda yaptığı inanılmaz kurtarışlarla takımının bu yarışın içinde kalmasını sağladı.
İSMAİL Hoca, son 2 maçta eleştirilmişti ancak bir tebrik de kendisine. Alper ve Webo’yu zamanında aldı ve galibiyette teknik adam olarak da pay sahibi oldu.
G.SARAY’IN bu kadar mahkum oynamasına şaşırdım. Ligin en iyi fiziğine sahip takımıyla oynadılar fakat başta Sneijder olmak üzere birçok isim hayâl kırıklığıydı.
İKİ takım bizlere tempolu ve heyecanlı bir derbi izletti. Her şeyden önce sahada kötü niyetli ve gerginliğe yol açacak kimse yoktu. Bu sonuçla şampiyonluk yarışı kaldığı yerden devam ediyor...
(Vatan)
İSMAİL Kartal’ın Meireles yerine Diego’yu oynatması F.Bahçe orta sahasını yumuşattı. Melo’nun yokluğunda her ne kadar Hamit ve Selçuk çok iyi oynasalar da Meireles tercihi sonucun daha kolay gelmesini sağlayabilirdi. Buna karşın Emre, tecrübesi ve oyun zekasıyla, M.Topal ise fizik gücü ve kalitesiyle orta sahayı ayakta tuttu.
2. yarı F.Bahçe galibiyetle neler kazanacağını çok iyi bildiği için yüreğini koydu. Sürekli eleştirilen Emenike bile takım savunmasına yardımcı oldu. Geçmiş maçlarda sarı-lacivertliler gol bulamadığı için panik yapıyor ve şuursuz ataklar yapıyordu ama bu kez aynı senaryoyu görmedik.
G.SARAY’A ŞAŞIRDIM
F.BAHÇE, takım disiplininden asla kopmadı ve Yasin’in pozisyonuna kadar kalesinde tehlike yaşamadı. Bu tür derbilerde ne kadar iyi oynasanız da bazen ekstra işler yapacak isimlere ihtiyacınız olur. F.Bahçe’de 3 kişi ön plana çıktı. Emre, Kuyt ve tabii ki Volkan. Volkan maçın başı ve sonunda yaptığı inanılmaz kurtarışlarla takımının bu yarışın içinde kalmasını sağladı.
İSMAİL Hoca, son 2 maçta eleştirilmişti ancak bir tebrik de kendisine. Alper ve Webo’yu zamanında aldı ve galibiyette teknik adam olarak da pay sahibi oldu.
G.SARAY’IN bu kadar mahkum oynamasına şaşırdım. Ligin en iyi fiziğine sahip takımıyla oynadılar fakat başta Sneijder olmak üzere birçok isim hayâl kırıklığıydı.
İKİ takım bizlere tempolu ve heyecanlı bir derbi izletti. Her şeyden önce sahada kötü niyetli ve gerginliğe yol açacak kimse yoktu. Bu sonuçla şampiyonluk yarışı kaldığı yerden devam ediyor...
(Vatan)
7 Hak eden kazandı (Mehmet Ayan)

ÖNCELİKLE iki büyük camianın derbi öncesindeki olgunluklarına teşekkür ederek başlamalı. Başkanlarından malzemecilerine hiçbir unsuru maça ve ebedi dostluğa halel getirecek davranışlarda bulunmadılar. Sahadaki futbolcular da sadece top oynamayı düşününce hepimizin futbolu düşünüp konuştuğu bir 90 dakika yaşadık. Maçı da hak eden kazandı.
İLK 15 dakikayı bir kenara bırakacak olursak, maçın tümünde üstün olan, çeşitli futbol doğrularıyla galibiyeti arayan takım F.Bahçe’ydi. Selçuk İnan, Hamit Altıntop ve Yasin’in şutlarını harika çelen kaleci Volkan Demirel’e bir büyük tebrik parantezi açmalı. Burak’ın 11.dakikadaki aşırtması G.Saray’ın maçta akılda kalan öteki pozisyonuydu.
F.BAHÇE’YE gelince! İlk 15 dakikada yediği baskıdan olanca deneyimiyle çıkmayı başaran sarı-lacivertliler, hücumun tüm yönlerini eşit ağırlıkta kullandılar. Bilhassa Gökhan-Caner kanatlarından elbette bindirmeler söz konusuyken, ortaya ’ortadan’ Diego Ribas çıktı; ortalara Kuyt geldi. F.Bahçe, birçok şut atarak rakibini boğdu.
OLCAN’I ATAMADI!
DEVRE sonunda Hakan’ın sakatlanıp çıkması ikinci yarıda F.Bahçe’nin maçın hakimi olmasını sağladı. Ne kadar yetenekli olursa olsun Koray’ın deneyimsizliği savunma balansını 46’dan itibaren iyiden iyiye bozdu. Sonrasında söz, Muslera’nın ve F.Bahçe forvetlerinindi! Mehmet ve Emre müthiş organizasyonlarıyla öndeki arkadaşlarının atak devamlılığını sağladılar. Topal’ın goldeki zihin parlaklığı görülmeye değerdi. Kuyt, müthiş bir enerji gösterdi; yanına yaratıcılığını koydu, bitiriciliğini ilave etti.
MAÇIN 1-0 bitmesinde, yani F.Bahçe’nin tek golde kalmasına etkenlerden biri de Cüneyt hoca oldu. Olcan’ın pozisyonunda vermesi gereken kartın rengi sarı değil, kırmızı olmalıydı. Kalan haftalar şimdi çok daha heyecanlı geçecek.
(Vatan)
İLK 15 dakikayı bir kenara bırakacak olursak, maçın tümünde üstün olan, çeşitli futbol doğrularıyla galibiyeti arayan takım F.Bahçe’ydi. Selçuk İnan, Hamit Altıntop ve Yasin’in şutlarını harika çelen kaleci Volkan Demirel’e bir büyük tebrik parantezi açmalı. Burak’ın 11.dakikadaki aşırtması G.Saray’ın maçta akılda kalan öteki pozisyonuydu.
F.BAHÇE’YE gelince! İlk 15 dakikada yediği baskıdan olanca deneyimiyle çıkmayı başaran sarı-lacivertliler, hücumun tüm yönlerini eşit ağırlıkta kullandılar. Bilhassa Gökhan-Caner kanatlarından elbette bindirmeler söz konusuyken, ortaya ’ortadan’ Diego Ribas çıktı; ortalara Kuyt geldi. F.Bahçe, birçok şut atarak rakibini boğdu.
OLCAN’I ATAMADI!
DEVRE sonunda Hakan’ın sakatlanıp çıkması ikinci yarıda F.Bahçe’nin maçın hakimi olmasını sağladı. Ne kadar yetenekli olursa olsun Koray’ın deneyimsizliği savunma balansını 46’dan itibaren iyiden iyiye bozdu. Sonrasında söz, Muslera’nın ve F.Bahçe forvetlerinindi! Mehmet ve Emre müthiş organizasyonlarıyla öndeki arkadaşlarının atak devamlılığını sağladılar. Topal’ın goldeki zihin parlaklığı görülmeye değerdi. Kuyt, müthiş bir enerji gösterdi; yanına yaratıcılığını koydu, bitiriciliğini ilave etti.
MAÇIN 1-0 bitmesinde, yani F.Bahçe’nin tek golde kalmasına etkenlerden biri de Cüneyt hoca oldu. Olcan’ın pozisyonunda vermesi gereken kartın rengi sarı değil, kırmızı olmalıydı. Kalan haftalar şimdi çok daha heyecanlı geçecek.
(Vatan)
8 Sonuna kadar hak ettiler (Levent Kalkan)

Porto (59 maç, 7 gol), Werder Bremen (121 maç, 51 gol), Juventus (47 maç, 7 gol), Wolfsburg (85 maç, 24 gol) ve Atletico Madrid’de (61 maç, 8 gol) toplamda 10 yıl forma giymiş bir yıldız da olsanız futbol öyle enteresan bir oyun ki bütün kariyeriniz bir maça düğümlenip kalabiliyor. Ne Volkan ne Emre ne Selçuk ne ilk kez Saracoğlu’na çıkan Sneijder... Derbinin kadrosunda yer alan 36 oyuncudan işi en zor olan Diego Ribas’tı... Ya sırtındaki bu ağır yükü taşıyacak ya da Fenerbahçe’den ayrılmak için gün saymaya başlayacaktı. Açıkçası kimse onun yerinde olmak istemezdi...
Derbi müthiş başladı. Önce Selçuk’un ardından Burak’ın gole çok yaklaştığı pozisyonlarda Volkan kalitesini ve tecrübesini konuşturdu. Hamzaoğlu’nun sahaya sürdüğü cesur kadro özellikle ilk 20 dakikalık bölümde hem iyi pas yaptı hem de kararlıydı. Fenerbahçe bu sürpriz baskıya enerjisiyle yanıt verdi.
Gökhan’ın nefis hareketlerle Kuyt’a hazırladığı pozisyonun hemen ardından Fenerbahçe vites artırdı ve oyundaki psikolojik üstünlüğü bir anda ele geçirdi. Ancak Umut’un Sabri’ye, Sneijder’in de Telles’e yaptığı kesintisiz yardımlar, Fenerbahçe’nin rakip savunmayı eksik yakalamasını engelledi. Sarı-lacivertli takım bu nedenle Diego, Emre ve Mehmet Topal’la merkezden gelmeyi denedi fakat bu kez de Selçuk ve Hamit’in yardımı bunalan savunmayı ayakta tutan faktörler olarak öne çıktı.
*****
Galatasaray ilk yarıda düşündüklerini büyük ölçüde sahaya yansıttı, kazanmaya mecbur olan Fenerbahçe için aynı şeyleri söylemek zordu. Kilidi açacak bir anahtar lazımdı ama İsmail Kartal ikinci yarıya sürpriz biçimde öndeki üçlünün yerlerini değiştirerek başladı.
Sow sola, Emenike sağa, Kuyt da merkeze geçince Fenerbahçe’nin etkinliği ikiye katlandı. Sow ve Emenike’nin üst üste yakaladığı fırsatlar büyük bir iştahla aranan golün sinyallerini verdi. Hamzaoğlu, Emenike’nin sağ kanattaki hızını kesmek için Olcan’ı beke çekip, Yasin’i kanada monte etti ve bu hamle kısa süre için de olsa işe yaradı.
Galatasaray ceza sahası üzerine yığılan oyun dengelenir gibi olurken, son adam Olcan, Emenike’yi indirdi herkes ’kırmızı’ beklerken Cüneyt Çakır harika kariyerine kara bir leke olarak geçecek sarı kartını çıkardı. Pozisyonu Metin Şentürk’e anlatsanız o bile düşünmeden ’kırmızı’ derdi...
İsmail Kartal, alkışlar arasında kenara gelen Diego ile Webo’yu değiştirerek kazanmak adına bir risk daha aldı ve en doğruyu yaptı. Hemen ardından da Fenerbahçe fazlasıyla hak ettiği gole kavuştu. Harika adam Mehmet Topal orta sahada bitmiş bir atağı yeniden başlattı, kusursuz profesyonel Kuyt da topu adeta iğne deliğinden geçirip, sarı-lacivertli takımı üstünlüğe taşıdı.
Uzun lafın kısası, sonuna kadar hak edilmiş bir zafer bu... Kazanmaya kilitlenen ve 3 puanı resmen söküp alan Fenerbahçe’yi de inancını hiç kaybetmeyen ve hala ligin zirvesinde olan Galatasaray’ı da tebrik etmeliyiz.
(Milliyet)
Derbi müthiş başladı. Önce Selçuk’un ardından Burak’ın gole çok yaklaştığı pozisyonlarda Volkan kalitesini ve tecrübesini konuşturdu. Hamzaoğlu’nun sahaya sürdüğü cesur kadro özellikle ilk 20 dakikalık bölümde hem iyi pas yaptı hem de kararlıydı. Fenerbahçe bu sürpriz baskıya enerjisiyle yanıt verdi.
Gökhan’ın nefis hareketlerle Kuyt’a hazırladığı pozisyonun hemen ardından Fenerbahçe vites artırdı ve oyundaki psikolojik üstünlüğü bir anda ele geçirdi. Ancak Umut’un Sabri’ye, Sneijder’in de Telles’e yaptığı kesintisiz yardımlar, Fenerbahçe’nin rakip savunmayı eksik yakalamasını engelledi. Sarı-lacivertli takım bu nedenle Diego, Emre ve Mehmet Topal’la merkezden gelmeyi denedi fakat bu kez de Selçuk ve Hamit’in yardımı bunalan savunmayı ayakta tutan faktörler olarak öne çıktı.
*****
Galatasaray ilk yarıda düşündüklerini büyük ölçüde sahaya yansıttı, kazanmaya mecbur olan Fenerbahçe için aynı şeyleri söylemek zordu. Kilidi açacak bir anahtar lazımdı ama İsmail Kartal ikinci yarıya sürpriz biçimde öndeki üçlünün yerlerini değiştirerek başladı.
Sow sola, Emenike sağa, Kuyt da merkeze geçince Fenerbahçe’nin etkinliği ikiye katlandı. Sow ve Emenike’nin üst üste yakaladığı fırsatlar büyük bir iştahla aranan golün sinyallerini verdi. Hamzaoğlu, Emenike’nin sağ kanattaki hızını kesmek için Olcan’ı beke çekip, Yasin’i kanada monte etti ve bu hamle kısa süre için de olsa işe yaradı.
Galatasaray ceza sahası üzerine yığılan oyun dengelenir gibi olurken, son adam Olcan, Emenike’yi indirdi herkes ’kırmızı’ beklerken Cüneyt Çakır harika kariyerine kara bir leke olarak geçecek sarı kartını çıkardı. Pozisyonu Metin Şentürk’e anlatsanız o bile düşünmeden ’kırmızı’ derdi...
İsmail Kartal, alkışlar arasında kenara gelen Diego ile Webo’yu değiştirerek kazanmak adına bir risk daha aldı ve en doğruyu yaptı. Hemen ardından da Fenerbahçe fazlasıyla hak ettiği gole kavuştu. Harika adam Mehmet Topal orta sahada bitmiş bir atağı yeniden başlattı, kusursuz profesyonel Kuyt da topu adeta iğne deliğinden geçirip, sarı-lacivertli takımı üstünlüğe taşıdı.
Uzun lafın kısası, sonuna kadar hak edilmiş bir zafer bu... Kazanmaya kilitlenen ve 3 puanı resmen söküp alan Fenerbahçe’yi de inancını hiç kaybetmeyen ve hala ligin zirvesinde olan Galatasaray’ı da tebrik etmeliyiz.
(Milliyet)