Hırvatistan - Türkiye yorumları

2018 Dünya Kupası Elemeleri’nde Türkiye, Hırvatistan ile deplasmanda karşılaştı. Spor yazarları bu maçı değerlendirdi.

1 Rıdvan Dilmen
Rıdvan Dilmen
80’lerde Ümit Milli Takım’da iki tane yaşı yüksek oyuncu oynatabiliyordunuz, iki ekstra kontenjanınız vardı. Hatta benim oynadığım bir takımda kulakları çınlasın Raşit (Çetiner) abiyle Necdet (Ergün) abi oynamıştı. Dünkü maçta ise çocukların Mehmet (Topal) abileri vardı. Ümit Milli Takım kontenjanını o doldurdu. Rakip Hırvatistan hem birbirlerine çok alışık bir takım, hem de bayağı iyi oyunculardan kurulu bir ekip. Tek avantajımız maçın seyircisiz oynanmasıydı ki Hırvatlar Avrupa’nın en etkili taraftarına sahip.
Nasıl puan veya puanlar alabiliriz?
Soru net... Kolektif oyun beklemek zor, genç ve yeni bir takımız.
Hakan Çalhanoğlu’yla frikik golü atabiliriz, Emre’nin oyunun belli bölümlerinde Messi’vari dalışlarıyla gol bulabiliriz.
Başka da bir şansımız yok gibi gözüküyordu maçtan önce, ki öyle de oldu. Nasıl yemeyiz? Bir, çok mücadele edeceğiz. İki, çok gömülmeyeceğiz.
Üç, kalecimiz de iyi oynayacak.
Dört, rakip de beceriksiz olacak. Bunların hepsi gerçekleşti.. (Fotomaç)
2
Erman Toroğlu: Milli takım yapabileceğini yaptı.
Zaman zaman ezik oynadık. Az zamanlarda da iyi işler yaptık. Fazlaca topa vurduk ileriye. Onlar da tenis topunun duvara vurduğu gibi tekrar bize döndü. Şansımız da yaver gitti maçı berabere bitirdik. Ama şu gözüktü daha alacağımız çok yol var.
Emre Mor kabiliyetli bir çocuk.
Ama ona birilerinin şunu söylemesi lazım; Ceza alanına 35 40 metre kala dripling yaparsan süratin ve özellikle çabukluğun hiçbir işe yaramaz.
Bu çabukluk sana nerde lazım veya bizim milli takıma, ceza alanı civarında.
Ya frikik kazandırırsın ya da ceza alanı içinde penaltı yaptırırsın.
Ama gücünü haybeye dışarda harcarsan bizim için avantajlı olan rakibin ceza alanı civarında güçsüz kalırsın.
Orta alanda iyi top yapamadık. Geriye fazla yaslandık. Zaten orta alanda iyi top yapamadığımız için rakip çok daha kolay bizim üstümüze geldi. Yani rakip bizden top kapmaya, top çalmaya fazla uğraşmadı. Biz zaten topu aldık ben oynayamıyorum arkadaş al sen oyna diye adamlara verdik.. (Fotomaç)
3
Ahmet Çakar: Maçı seyretmesek alınan 1 puan kesinlikle başarı deriz. Aslında Hırvatistan gibi bir takıma karşı alınan 1 puan tabii ki büyük bir başarı. Ama ortaya koyduğumuz futbola baktığımızda çok iyimser olamayacağız. Bence şansımıza dua edelim. Özellikle ilk yarıda direkten dönen 3 top var. Bir de son dakikalarda Volkan Babacan’ın kurtardığı yüzde 100 gol pozisyonu. Yine attığımız gole baktığımızda da Hırvat barajından seken top diğer köşeye gol olarak gidiyor. Topyekün baktığımızda dün gece futbolun ilahları bize 1 puan getirdi. (Sabah)
4
Şansal Büyüka: Bu kadro, Fatih Hoca’nın radikal değişimi ile dışarıda kalan bazı ustalarla örülürse, açıkçası çok daha iyi işler yapılabilir... Açıkcası Hoca’nın bu cesaretini de kutluyorum... Her Babayiğit’in cesaret edeceği bir değişim değil bu... Fatih Hoca için "idam sehpasını" kuranlar, ipini çekmek için bir başka maçı bekleyecekler... Umarım milli takım hep kazanır ve bu şansı bulamazlar... Unutulmasın, bu milli takım Fatih Terim’in değil, bu ülkenin takımı... (Milliyet)
5
Metin Tekin: Öncelikle şunu söylemek lazım. Gerçekten bir kere daha anladım ki; deplasmanda seyircisiz oynamak büyük avantaj. Gerçekten kendi sahasında oynayan takım o tempoyu seyirci coşkusu ile yakalayabiliyor. Eleştirilen milli takım dendi, genç milli takım dendi. Evet doğru... Ben de çıkan 11’e bakınca ’Bu maçtan nasıl puan alınacak?’ diye çok düşündüm. Ama 1 puanı kazanan milli takım oldu. Evet, bu takım grubun en zorlu deplasmanından puanla dönüyor ama bundan sonraki maçlarda da puanlar alır mı, o da soru işareti. Bu tip grup maçlarında ilk karşılaşmaların her sonuca açık olduğunu bilmek gerekir. Aynı zamanda da sonucu bir kenara bırakıp oyuna bakmak gerekir. Bu genç diyeceğimiz milli takımdan çok iyi oyunlar görebilir miyiz? Buna ’Evet’ demek hiç de kolay değil açıkçası. Dün akşam ’Ne yaptık?’ diye bakarsak; sonuna kadar savunduk... İlk yarıda Emre ile kaleye gitmeye çalıştık. Sonunda da duran bir topla beraberliği bulduk. Dün akşam bütün yaptığımız buydu esasında.(Sabah)
6
Atilla Gökçe: Ozan, Kaan Ayhan, sonradan oyuna giren Okay Yokuşlu çok iyi mücadele ettiler. Şener’in özellikle ikinci yarıda hücuma katkısı skoru koruma adına yararlı oldu. Zaman zaman maçı kazanacak pozisyonlara da tanık olduk. Ama kabul edelim ki Hırvat defansı alanı çok iyi kapattı.

Eleme gruplarına girişte çoktandır böyle başlangıçları özlemiştik. Yeniden umuda döndük.

Yaşadığımız sıkıntılı durumun atlatılması adına çok şanslı olduğumuzu söyleyebilirim.

Hayır... Kadro dışı kalanlar, onların yerini alanlar... Eğri-doğru kararları tartışmak istemiyorum. Egolarıyla oradan beslenmek isteyenler mi? Kimsenin keyfine kahya değilim! (Milliyet)
7
Levent Tüzemen: Grubun favorisi Hırvatistan’dan 1 puan almak, yenilenen ve gençleşen Milli Takım için büyük bir moraldir. Ama bu beraberlik, Milli Takım’da taşların yerine oturduğu anlamına gelmez. Çünkü Hırvatlar düşük viteste oynadıkları maçta bile üstelik seyirci desteği olmadan kalemizde ciddi pozisyonlar ürettiler. Napolyon şöyle demiş; "Şansı olanın, horozu da yumurtlar." Bu pozisyonlardaki şansımız horozun yumurtlama şansına benziyor! Milli Takım, Volkan Babacan, Mehmet Topal’a, Hakan Çalhanoğlu’na ve özellikle Emre Mor’a endeksliydi. Volkan yine müthiş kurtarışlar yaptı. Kaptan Topal, defansta çok başarılıydı. Kademeye akıllı girdi, tecrübesi ile hata yapmadı. Arda ve Oğuzhan’la birlikte iken "Ben yerimde oynayamıyorum" diyen Çalhanoğlu, Milli Takım’da artık oyunun iplerini elinde tutuyor. Ancak Hakan, yeterli çabukluğa sahip olmadığı için final pası vermekte zorlanıyor, sadece duran topları kovalıyor. Hakan daha fazla sorumluluk almalı, liderlik kimliğine de soyunmalı. Yani üzerinde giydiği 10 numara gibi oynamalı. (Sabah)

Futbolarena anasayfasından devam...