Metin Oktay'ı efsane yapan gerçekler
Galatasaray’ın efsanesi Metin Oktay yalnızca Galatasaraylıların değil, tüm futbolseverlerin gönlünde taht kuran bir isim.Taçsız Kral Metin Oktay efsanesi2 Şubat 1936 doğumlu olan Oktay, 13 Eylül 1991’de bir trafik kazasında hayata gözlerini yumdu. O zamanların Galatasaray muhabiri olan Talay Erker “Metin Oktay sahip olduğu özellikleriyle, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ya da Brezilya gibi ülkelerden birinde dünyaya gelseydi Pele’den, di Stefano’dan daha çok konuşulan bir isim olurdu. Bir forvet oyuncusu için onda yok yoktu” diye anlatıyor büyük efsaneyi. Beraber Metin Oktay’ı Metin Oktay yapan gerçekleri inceleyeceğiz.
1 Eşiyle yaşadığı Ben mi Galatasaray mı polemiği

O günleri Metin Oktay’ın kendi ağzından dinleyelim:
"Eşim ve ailesinin sürekli baskısı altındaydım. Evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. Gülüp geçmiştim bu sözlere. Ben nasıl aç susuz yaşardım ki? Futbol benim dünyamdı. Topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım: ’Galatasaray’ı bırak, İzmir’e dön...’ diye diretiyorlardı. Galatasaray’ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. Nasıl bırakırım Galatasaray’ı? Evet İzmir’i eşim kadar severim. Ama benim bir de sevdiğim Galatasaray’ım vardı.
O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. Eşim Oya, kafasındaki acı planı İzmir’de uygulamaya koymuş. Benim adımı ve imzamı kullanarak, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bir mektup götürmüş. Gazetecilere de "Metin Galatasaray’ın onu satışa çıkarmasını istedi." demiş. Aman yarabbim... Böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve ’Peki efendim’ demiş. "Mektubu hemen Ankara’ya yolluyorum."
Bu mektubu ciddi zanneden Galatasaraylıları bir telaş almış. Ben Rusya’da iken bir yardım kampanyası açılmış. Amaç para toplayıp benim Galatasaray’da kalmamı sağlamak. Bunu duyunca Oya İzmir’den feryadı basmış. "Metin 500 bin liraya bile Galatasaray’da kalmayacak."
Haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım: "Galatasaray’da kalmaya ailece karar vereceğiz. İzmir’i, eşim Oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray’ım var." dedim.
Ama Oya, Topağacı’ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir’e götürmüş. Olacak iş mi? O eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. Ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben? Rusya’da artık daralmaya başlamıştım. Nihayet Yeşilköy’e inmiştik. Ama gözlerime inanamıyordum. İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi. Hem de bavul dolusu para ile. Ama Galatasaraylılar da korumaya. Meğer biz Rusya’dayken kamuoyu ikiye bölünmüş. Oya mı kazanacak, ben mi diye. Ben Galatasaray’ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı ve Rüçhan Atlı’nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. Kayınvalidem "Buraya Galatasaraylılar giremez." diyip kapıyı Rüçhan ağabeyin yüzüne kapattı. Hava elektriklenmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. Bir basın toplantısı düzenleyerek "Ben parayı Galatasaray’a tercih etmem." diyor ve Galatasaray’da kalıyordum. Avukatım Süha Özgermi ise Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile..."
"Eşim ve ailesinin sürekli baskısı altındaydım. Evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. Gülüp geçmiştim bu sözlere. Ben nasıl aç susuz yaşardım ki? Futbol benim dünyamdı. Topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım: ’Galatasaray’ı bırak, İzmir’e dön...’ diye diretiyorlardı. Galatasaray’ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. Nasıl bırakırım Galatasaray’ı? Evet İzmir’i eşim kadar severim. Ama benim bir de sevdiğim Galatasaray’ım vardı.
O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. Eşim Oya, kafasındaki acı planı İzmir’de uygulamaya koymuş. Benim adımı ve imzamı kullanarak, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bir mektup götürmüş. Gazetecilere de "Metin Galatasaray’ın onu satışa çıkarmasını istedi." demiş. Aman yarabbim... Böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve ’Peki efendim’ demiş. "Mektubu hemen Ankara’ya yolluyorum."
Bu mektubu ciddi zanneden Galatasaraylıları bir telaş almış. Ben Rusya’da iken bir yardım kampanyası açılmış. Amaç para toplayıp benim Galatasaray’da kalmamı sağlamak. Bunu duyunca Oya İzmir’den feryadı basmış. "Metin 500 bin liraya bile Galatasaray’da kalmayacak."
Haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım: "Galatasaray’da kalmaya ailece karar vereceğiz. İzmir’i, eşim Oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray’ım var." dedim.
Ama Oya, Topağacı’ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir’e götürmüş. Olacak iş mi? O eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. Ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben? Rusya’da artık daralmaya başlamıştım. Nihayet Yeşilköy’e inmiştik. Ama gözlerime inanamıyordum. İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi. Hem de bavul dolusu para ile. Ama Galatasaraylılar da korumaya. Meğer biz Rusya’dayken kamuoyu ikiye bölünmüş. Oya mı kazanacak, ben mi diye. Ben Galatasaray’ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı ve Rüçhan Atlı’nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. Kayınvalidem "Buraya Galatasaraylılar giremez." diyip kapıyı Rüçhan ağabeyin yüzüne kapattı. Hava elektriklenmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. Bir basın toplantısı düzenleyerek "Ben parayı Galatasaray’a tercih etmem." diyor ve Galatasaray’da kalıyordum. Avukatım Süha Özgermi ise Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile..."
2 Fenerbahçe maçında ağları delişi.

1959 yılında oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde bir pozisyon sonrası hakem Markovic, Metin Oktay’a kırmızı kart göstererek onu oyundan attı. Bu kararın ardından saha karıştı, sonrasında ise hakem kararını geri alarak Oktay’ın tekrar oyuna girmesini sağladı. 37. dakikada sol kanattan ilerleyen Metin Oktay’ın çektiği şut golle sonuçlanırken, kalenin ağlarını da deldi. Önce aut kararı verilse de sonrasında karar, gol olarak değiştirildi. Bu golle Galatasaray, Fenerbahçe’yi 1-0 yeniyor ve bu maç tarihe bu şekilde geçiyordu.
3 Fenerbahçe’ye bir maçta 4 gol atması

Galatasaray’ın 5-0 kazandığı bir Fenerbahçe derbisinde Metin Oktay rakip kaleye tam dört gol bırakıyordu.
4 Avrupa kupaları maçlarında gol atan ilk Türk oyuncu olması.

26 Ağustos 1956’da, deplasmanda Dinamo Bükreş ile oynanan ve Galatasaray’ın 3-1 kaybettiği Şampiyon Kulüpler Kupası eleme maçı, Türk takımlarının Avrupa kupalarındaki ilk maçı olarak tarihe geçti. Bu maçta Galatasaray’ın tek golünü atan Metin Oktay ise Avrupa kupalarında gol atan ilk Türk oyuncu oldu.
5 Avrupa kupaları maçlarında hat-trick yapan ilk Türk oyuncu olması.

7 Kasım 1962 tarihinde oynanan Polonia Bytom maçını Galatasaray 4-1 kazanıyor, bu maça 3 gol birden atan Metin Oktay damga vuruyordu.
6 Jübilesinde Fenerbahçe forması giymesi.

Metin Oktay, 23 Ağustos 1969 tarihinde jübilesini yaptı. İnönü Stadyumu’nda Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan ve 1-1 sonuçlanan maçın son dakikalarında Fenerbahçe oyuncusu Can Bartu ile formalarını değiştirdi ve bu iki oyuncu kalan dakikaları karşı takımlarda oynadı.
7

8

9
